08 Aralık 2009 Salı

Ufuk Uras: ‘Ya açılım ya da katliam cumhuriyeti’ (Pazartesi Konuşmaları-Neşe Düzel) -II-

“Bu memlekette azınlıklara yönelik Kafes diye bir plan hazırlanacak ve siz bir Gestapo soğukkanlılığıyla bu suikast tertiplerini seyredeceksiniz. Böyle sol siyaset olmaz.”

devamı için tıklayın

Ne Silahla ve Ne De Parti Kapatarak Barışa Gidilmez!

Türkiye yeniden karanlık ve kasvetli bir döneme doğru çekiliyor. Barış beklentileri uçup gidiyor. Neyin provokasyon, neyin demokratik tepki olduğunun belli olmadığı günlere giriyoruz.

İstanbul’da belediye otobüslerine molotof kokteyli atarak hayatının baharında bir genç kızımızın ölümüne yol açmakla ya da Diyarbakır’da gösteri yapan bir genci tek kurşunla vurarak barış ortamı yaratılamaz.
Uzun yıllardır herhangi bir eylemin yaşanmadığı bir il olan Tokat’ın Reşadiye ilçesinde, toplumda infial yaratacak bir provokasyonla 7 askeri öldürerek de barış ortamı yaratılamaz.

Hele hele Kürt sorununun çözümü için önemli bir fırsat olan DTP’yi kapatarak barış ortamı hiç yaratılamaz. Dar görüşlü bir yaklaşımla DTP’nin kapatılması, bir fırsatın elden kaçırılmasına ve önemli bir diyalog kapısının kapanmasına yol açacaktır. Böyle anlayışlar Türkiye’yi kapatılmış partiler mezarlığına çevirdi. Ancak, hiçbir parti kapatma kararı, varolan toplumsal sorunlara çare olmadı.
Kürt sorunu bir asayiş sorunu değildir, yargının veya askerin çözeceği bir sorun da değildir. Bu, Türkiye toplumunun sorunudur. Çözüm yolu demokratikleşme ve hoşgörüdür, eşit yurttaşlık ilişkilerinin geliştirilmesidir.
Ölenlerin hepimizde yarattığı derin acı bizleri sağduyulu düşünmekten alıkoymamalıdır.
Türkiye’yi, tüm toplumu derinden yaralayacak bir tahammülsüzlük ve şiddet girdabına yuvarlamak isteyen zihniyete karşı, tüm demokrat ve barışçı güçleri birlikte mücadeleye, yasakçı zihniyeti de sağduyuya çağırıyoruz.

Ufuk URAS
İstanbul Milletvekili

8 Aralık 2009

07 Aralık 2009 Pazartesi

Ufuk Uras: ‘Seksen bir ilde meclis kurduk’ (Pazartesi Konuşmaları-Neşe Düzel) -I-

“Yeni sol parti mağdurlar hareketi olacak. AKP’ye muhalefet ancak ezilenler için daha çok demokrasi ve daha çok özgürlük isteyerek yapılabilir.”

devamı için tıklayın

02 Aralık 2009 Çarşamba

Ufuk Uras Rıdvan Akar'ın CNNTurk'teki Programındaydı

22 Kasım 2009 Pazar

Ufuk Uras, Avrupa Parlamentosunda konuştu

Avrupa Parlamentosu'nun düzenlediği Dersim konferansında konuşan Ufuk Uras, "Türkiye'de (CHP Genel Başkanı Deniz) Baykal hattı ve Avrupa'da (Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas) Sarkozy ve (Almanya Başbakanı Angela) Merkel hattı, çeşitliliği tektipleştirmeye çalışmalarıyla benzeşiyor" dedi.

devamı için tıklayın

14 Kasım 2009 Cumartesi

TBMM'de Yaptığım Demokratik Açılım Konuşması

13 Kasım 2009 Cuma

Alevi Toplumu Sorunlarına ilişkin Gündem Dışı Yaptığım Konuşma'nın Videosu

12 Kasım 2009 Perşembe

Onur Öymen, Kürt ve Alevi toplumundan özür dilemelidir

CHP yöneticisi ve Bursa Milletvekili Onur Öymen, Meclis’te yaptığı konuşma ile Alevi ve Kürt toplumunda büyük bir infial yaratmıştır.

Öymen, halen kan sızan bir yaraya sorumsuzca tuz basmıştır.

Öymen de gayet iyi bilir ki, Tuncelili olmak yıllar boyunca devletin ayrımcı zihniyeti ile bir risk faktörü olarak görülmüştür.

Öymen, Tunceliler’in kendi kökenlerini yıllarca neden gizlediklerini bilmez mi? Tunceli’de otomobillerin yıllarca neden 06 plakalı kullanıldığını bilmez mi? Tunceli’de yeni doğan çocukların yıllarca nüfusa Tuncelili değil de Erzincan veya bir başka komşu il doğumlu olarak kaydedildiklerini bilmez mi?

Dersimliler büyük acılar yaşamıştır. Köyler günlerce bombalanmış, insanlar ülkenin dört bir yanına sürülmüş, onbinleri aşan sayıda insan öldürülmüştür.

Tunceli, Türkiye tarihinde adıyla kanun çıkarılan tek vilayettir.

Onur Öymen belli ki, bu ülkenin tarihinde yaşanmış acılardan bihaber bir milletvekilidir.

Onur Öymen’i Tunceli’ye davet ediyorum. Gelsin ve halkın karşısına çıkıp Meclis’te söylediklerini tekrar etsin. Halkla yüzleşsin.

Piyasada Dersim’le ilgili kitaplarda yazılanlar yetmiyorsa, Genelkurmay arşivleri açılsın, Öymen ve arkadaşları bu arşivlerdeki bilgileri toplumla paylaşsınlar.

Türkiye, yeni gerginlikleri, çatışmaları, insanların daha fazla ölmesini kaldırabilecek durumda değildir.

Bir CHP yöneticisi olarak Onur Öymen’in bu bilinçle ve sorumlulukla hareket etmesi beklenir.
Ufuk URAS
İstanbul Milletvekili

12.11.2009

Alevi Toplumu Sorunlarına ilişkin Gündem Dışı Yaptığım Konuşma

Sayın Başkan, değerli vekiller;

Hatırlanacağı gibi geçen yıl 9 Kasım tarihinde Ankara Sıhhiye Meydanı'nda Türkiye'nin dört bir yanından akın akın gelen Alevi yurttaşlar kendi tarihlerinde ilk kez çok güçlü bir miting yapmış ve barışın diliyle taleplerini kamuoyuyla paylaşmışlardı. Aradan bir yıl geçti ve geçtiğimiz hafta 8 Kasımda bu kez İstanbul Kadıköy'de on binlerce yurttaş bir kez daha taleplerini dile getirdi. Alevi-Sünni, Kürt-Türk, işçi-işsiz, öğrenci-öğretmen, yaşlı-genç, kadın-erkek on binlerce insan son derece insani, ahlaki, demokratik, meşru ve haklı taleplerini "Eşit Yurttaşlık Hakkı" başlığı altında ifade ettiler. Yani eşit haklara sahip olmadıklarını vurguladılar. Türkiye'nin cumhuriyetin kuruluşundan bu yana dönem dönem iyice yoğunlaşan tek tipleştirme ve farklı olanı asimile etme şeklindeki egemen siyaset geleneğinin bu alanda da artık işlemediğinin ve karşılığı olmadığının en güzel ifadesi oldu bu mitingler. İnsanlar kültürel farklılıklarını kendi istedikleri gibi yaşamak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara aktarmak istiyorlar; gizlenerek değil, açık açık bu farklılıkları savunmak istiyorlar; gönüllü yurttaşlık bağlarını eşitlik içinde güçlendirmek istiyorlar, yani eşitlik ve adalet istiyorlar. Artık Alevi yurttaşlarımızın kültürel talepleri ve hakları insanlık tarihinin bu konudaki kazanımlarına denk gelecek şekilde düzenlenmelidir. Yapılacak demokratik düzenlemeler Türkiye Cumhuriyeti'ni zayıflatmaz, tam tersine bağımsızlığın da, egemenliğin de, demokrasinin de, cumhuriyetin de güçlenmesine yol açar; herkesin gönüllü yurttaş olmasını sağlar, bir arada yaşama iradesini güçlendirir.

İki miting arasında, yani o günden bugüne kadar aradan bir yıl geçti. Bu bir yıllık süre içerisinde somutta hiçbir kazanım elde edilemedi. AKP Hükûmeti Alevi açılımı diye bilinen çalıştaylar düzenledi. Alevi kuruluşları bu çalışmalara katıldı. Ortaklaştırdıkları talepleri sundular. Nedir bunlar? Cemevleri yasal statüye kavuşturulsun, zorunlu din derslerine son verilsin, Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilsin, Alevi köylerine cami yaptırma politikasından vazgeçilsin, Madımak müze olsun, başta Hacı Bektaş Dergâhı olmak üzere bu türdeki değerler ve mekânlar Alevi yurttaşların örgütlerine iade edilsin; kamuda çalışan Alevilerin kimliklerinin saklanmasına neden olan dışlama, iş vermeme, emekliliğe zorlama, görevde yükseltmeme, belli görevlere atamama, belli kadrolara yükseltmeme, soruşturmalarla yıldırma, görevden uzaklaştırma ve sürgün, istisnai kadrolarda istihdam etmeme gibi durumlara Hükûmet hemen son versin. Ama aradan bunca zaman geçti, herhangi bir adım atılmadı. Bu Hükûmet döneminde de mahkeme kararları yok sayılıyor, uygulanmıyor. Biliyorsunuz, cemevleri ve zorunlu din

dersleriyle ilgili olarak AİM, Danıştay ve idare mahkemelerinin verdikleri kararlar Hükûmetin önünde duruyor ama yine de adım atılmıyor. Demokratik açılım tartışmalarının yapıldığı bugünlerde Alevi yurttaşlarımızın son derece haklı, demokratik ve meşru taleplerini bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Alevi toplumu yurttaşları somut adımlar atılmamasını ve çalıştaylarla vakit kaybedilmesini bir tür oyalama olarak değerlendiriyor. Geleneksel ve egemen olan devlet siyaseti anlayışının uygulandığını düşünüyor. Sorunun sürece yayılıp oyalama turlarına geçildiğini düşünüyor. Taleplerin işe yaramaz hâle getirilmeye çalışıldığını hissediyor. Çalıştaylar sorun çözme toplantısından ziyade sinir bozucu seanslara dönüşmeye başlıyor. Alevi toplumunun meşru ve demokratik kurumlarını olması gerektiği gibi muhatap almayan, onların çabalarını ve taleplerini yeterince önemsemeyen, evrensel laiklik standartlarında düzenlemelere gitmeyen, halkın farklı kültürlere sahip olan kesimlerinin eşit hak ve özgürlük çağrılarını duymayan, onların kendilerini ifade etme haklarını güvenceye almayan bir yaklaşımla yaşamak istemiyoruz artık diyorlar.

Alevi toplumuna yönelik laik ve demokratik açılımların bir an önce yapılmasına ihtiyaç vardır. Dünya değişti ve değişiyor, Türkiye de değişti ve değişiyor. Artık insan hakları, özgür düşünce, özgür ifade, din ve vicdan özgürlüğü, eşit yurttaşlık hakkı, farklılıkların zenginlik kabul edildiği, her türde asimilasyonun yasaklandığı bir dönemi yaşıyoruz. Laik ve demokratik ülkelerde farklı inançlara mensup ya da bir inanca mensup olmayan bireylerin bir aradalığını ve eşit koşullarda yaşayabilmelerini sağlayacak hukuksal zemine ihtiyaç duyuluyor. Toplumu oluşturan bireylerin farklılıklarıyla bir arada yaşaması ancak böyle sağlanıyor. Türkiye toplumundaki bireyler de tek tip değildir. Türkiye'de tek tip vatandaş yaratma özlemi duyan ideolojik çevreler olsa da Türkiye toplumu tek tip değildir ve olmamıştır. Bugüne kadar olmamıştır, bundan sonra da olmamalıdır. Farklı kültürel kimliklerden oluşan bir zenginliğe sahiptir ve bunun kıymetini bilmeliyiz. Dolayısıyla Türkiye'de dinî kimlik temelinde süregelen ayrımcılığa karşı da anayasal vatandaşlık temelinde eşitlik talebini ön plana çıkararak ülkemizde de demokratikleşmenin bütün veçheleriyle yaşanmasını istiyoruz.

Taleplerimiz, beklentilerimiz, umutlarımız ve mücadelemiz bunun içindir.

8 Kasımda Alevi yurttaşlar bir kez daha eşitlik ve adalet taleplerini dile getirdi. Bunun gereğinin yapılmasını hükûmet daha fazla ertelerse, sadece ve sadece sorunları daha fazla artırmış olacaktır.

Diyanet İşleri Başkanlığının bu yapısına son verilmesi, din dersleri zorunluluğunun kaldırılması ve isteğe bağlı hâle getirilmesi, ayrımsız tüm ibadet mekânlarına eşit hukuki güvence sağlanması, hiçbir inanç ve mezhepten yana destekleyici ve dışlayıcı yaklaşıma girilmemesi, Alevi örgütlerin diğer inanç örgütleriyle eşit bir konuma getirilmesi adımları artık atılmalıdır ve bu çok zor bir şey değildir. Berlin Duvarı'nın yıkılışının 20'nci yılında zihinsel duvarların ne zaman yıkılacağını, ne zaman özgürleşeceğini bütün yurttaşlarımız merakla beklemektedir.

Hepinize saygılarımı sunuyorum.
 
11/Kasım /2009 Çarşamba