<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202</id><updated>2011-09-30T13:00:34.633+03:00</updated><category term='Soru Önergesi'/><category term='Soru Önergesi Yanıtları'/><category term='Duyuru'/><category term='Yazı'/><category term='Video'/><category term='Meclis Konuşması'/><category term='Haber'/><category term='Aylık Faaliyet Raporu'/><category term='Basın Açıklaması'/><category term='Tekzip'/><category term='Röportaj'/><title type='text'>Ufuk Mecliste...</title><subtitle type='html'>İstanbul 1. Bölge Milletvekili Mehmet Ufuk Uras</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>102</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2962537336493428206</id><published>2011-01-02T20:18:00.001+02:00</published><updated>2011-01-02T20:18:26.727+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Hrant Dink Davası'na İlişkin İçişleri Bakanlığı'na Yönelik Soru Önergesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Prof.Dr. Sayın Beşir ATALAY tarafından&amp;nbsp;yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. 24.12.2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk Uras&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;l-AİHM'in Hrant Dink Davası Kararında İçişleri Bakanı'na sorulacak sorulara zemin teşkil eden kısımlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mahkeme, bir yandan Trabzon ve İstanbul Emniyetinin, diğer yandan da Trabzon Jandarmasının bu cinayet olasılığından ve hatta azmettirdiğinden şüphelenilen kişilerin kimliğinden haberdar olduğunu belirtir. (67. paragraf)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenlerden dolayı, Mahkeme, resmi makamların Fırat Dink'İn Ölümcül bir saldırıya maruz kalma ihtimalinin yüksek olduğunu bildiklerini ya da bilebilecek durumda olduklarım düşünmektedir. Ayrıca, somut koşullara bakıldığında, bu tehlike açık ve yakın bir tehlikedir. (70.paragraf)&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme, güvenlik güçleri nezdinde, üç ulusal makamın, başvuranın yaşamının korunması ile ilgili olduğunu gözlemlemiştir: cinayetin planlandığı ve hazırlandığı yerin sorumlusu olarak Trabzon Emniyeti ve Trabzon Jandarması ile cinayetin işlendiği ve mağdurun ikamet ettiği yerin sorumlusu olarak da İstanbul Emniyeti. Bu makamlardan hiçbiri, ayrı ayrı ya da birbiriyle koordoneli biçimde, planlanmasından ve yakında işleneceğinden haberdar olmalarına rağmen Fırat Dink cinayetinin engellenmesi amacıyla harekete geçmemiştir. (72. paragraf)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkemeye göre, bu açıdan, Fırat Dink'in, bir kısmı Yargıtay tarafından Türklüğe hakaret olarak nitelenen gazete yazılarından dolayı, bazı çevrelerin kendisine karşı düşmanlığım hissetmiş olsa bile, Trabzon'daki aşırı milliyetçi bir grubun kendisi hakkında cinayet planları yaptığından haberdar olma imkanı yoktur. Bu nedenle, Fırat Dink'in yaşamını koruma görevi, kendisinin talebini beklemeden sözkonusu cinayetin planlanmasından haberdar olan ulusal makamlara düşmekteydi. (74. Paragraf)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme davanın somut koşullarında, resmi makamların, Fırat Dink'in yaşamı hakkında açık ve yakın tehlikenin vücuda gelmesini engellemek için başvurması gereken önlemleri almadıkları sonucuna varmıştır.(75. Paragraf) Dolayısıyla, maddi yönden Sözleşmenin 2. maddesi ihlal edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bir cinayetin önlenmesindeki eksiklik nedeniyle, kamu görevlilerinin sorumlulukları konusunda yürütülen bir soruşturmanın etkili kabul edilebilmesi için, genel olarak, soruşturmadan sorumlu olan kimselerin ve incelemeleri gerçekleştiren kişilerin, olaylara karışan kişilerden bağımsız olmaları gerekir. Bu yükümlülük, sadece hiçbir kurumsal ya da hiyerarşik bağın yokluğunu değil; aynı zamanda somut pratik bir bağımsızlığı gerektirir. (77. Paragraf)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bağlamda, makul bir çabukluk ve özen yükümlülüğü de zımni olarak bulunmaktadır. Bir cinayet bağlamında soruşturma yürütüldüğü zaman, yasadışı faaliyetlerle ilişkili ya da bunlara karşı hoşgörülü bir görünümden kaçınmak için, ulusal makamların vereceği hızlı bir yanıt, genel olarak, yasallık ilkesine yönelik kamunun güvenini korumak adına temel nitelikte kabul edilir. Özel bir durumda, bir soruşturmanın ilerlemesini güçleştiren engel ve zorluklar ortaya çıktığında, ulusal makamların yürüteceği hızlı bir soruşturma, kamunun güvenini korumak ve hukuk devletine bağlılığım sağlamak yanında yasadışı faaliyetlere karışıldığı ya da hoşgörü gösterildiği şeklindeki görüntünün önüne geçmek için merkezi öneme sahiptir. (79. Paragraf)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme, Devlet makamlarının, şiddet olaylarım soruştururken, eylemin altında ırkçı bir gerekçenin(saik) olup olmadığım bulmak ve nefret duyguların ya da etnik kökene dayalı önyargıların olayda rol oynayıp oynamadığını tespit etmek için makul tüm önlemleri alma yükümlülüklerinin olduğunu hatırlatır. Kuşkusuz, pratikte çoğunlukla ırkçı bir gerekçenin varlığım kanıtlamak zordur. Savunma konumunda olan Devletin muhtemel ırkçı ilişkileri soruşturma yükümlülüğü, bir; sonuç yükümlülüğü değil, araçsal bir yükümlülüktür; ulusal makamlar, somut olayın şartları altında makul Önlemleri almak durumundadırlar. (81. Paragraf)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme, somut olayda, Fırat Dink cinayetinin ardından İstanbul Savcılığının, İstanbul ve Trabzon güvenlik güçlerinin bu suçun muhtemelliği konusunda edindikleri bilgileri yönetme biçimine ilişkin olarak ayrıntılı ve titiz bir soruşturma yürüttüğünü tespit etmiştir. İstanbul Savcısı, güvenlik güçleri nezdindeki olası ihmaller serisini günyüzüne çıkarmış ve bu açıdan elde ettiği bilgileri, başvuranın yaşamınm korunması yükümlülüğünün yerine getirilmesinde ihmali bulunan memurların kimliğini de belirtmek suretiyle, İstanbul ve Trabzon'daki soruşturma birimlerine iletmiştir. (82.paragraf)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Savcılığının ihbarı üzerine ve İçişleri Bakanlığının emriyle Trabzon'da başlatılan ceza soruşturmalarının sonunda, Vali, iki astsubay dışında ilgili jandarma mensuplarının Ceza Mahkemesi önüne çıkarılmasına İzin vermemiştir. (83.paragraf)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında, bir polis şefinin aşın milliyetçi fikirlerini afişe etmesi ve cinayetle suçlanan kişilerin eylemlerini olumlaması hiçbir derinlemesine soruşturmanın konusu olmamıştır (yukarıda 43. paragraf). Oysa, Devlet makamları, böylesine bir soruşturmada, etnik kökene dayalı nefret suçlarım engellemek açısından kendilerinden beklenecek bütün önlemleri alma yükümlülüklerini yerine getirmiş sayılmaları için titizlikle hareket etmeliydiler (yukarıda 81. paragraf). (90. paragraf)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme bu nedenle, Sözleşmenin 2. maddesinin usuli boyutunun da ihlal edildiğine karar vermiştir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. AİHM kararından çıkan sonuçlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki paragraflar, Türkiye Cumhuriyeti devletinin taraf olduğu Avrupa İnsan hakları Sözleşmesinin ihlal iddialarını incelemekle görevli ve yetkili olan ve yine Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yargı yetkisini kabul ettiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Hrant Dink'in ailesi tarafından yapılan başvurularla İlgili olarak verdiği 14 Eylül 2010 tarihli kararında yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AİHM, başvuranların iddialarım, Hükümetin savunmalarını, iç hukuktaki düzenlemeleri birlikte değerlendirerek verdiği bu kararında;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Trabzon Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Trabzon Jandarma Komutanlığının Hrant Dink'in öldürüleceği bilgisine sahip oldukları,&lt;br /&gt;Hrant Dink'e yönelik tehlikenin açık ve yalan bir tehlike olduğu,&lt;br /&gt;Hrant Dink'in yaşamını korumakla görevli ulusal makamların cinayetin planlandığı ve hazırlandığı yerin sorumlusu olarak Trabzon Emniyeti ve Jandarması; cinayetin işlendiği ve mağdurun yaşadığı yerin sorumlusu olarak İstanbul Emniyeti olduğu,&lt;br /&gt;Bu kurumların birbirleri ile koordineli olarak çalışmadıkları,&lt;br /&gt;Hrant Dink'in yaşamını koruma görevinin kendisinin talebini beklemeden, bu üç kurumun görevi olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Resmi makamların Dink'in yaşamı hakkında açık ve yakın tehlikenin vücuda gelmesini engellemek için başvurması gereken Önlemleri almadıkları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hiyerarşik olarak İçişleri Bakanlığına bağlı emniyet mensuplarının, yine İçişleri Bakanlığına bağlı müfettişlerce soruşturulmasının bağımsız bir soruşturma olmadığı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Böylesi bir cinayetin soruşturulması sırasında, yasadışı faaliyetlere karışıldığı ya da hoşgörü gösterildiği şeklindeki görüntünün önüne geçmenin merkezi bir öneme sahip olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Eylemin arkasında ırkçı bir etkenin olup olmadığının araştırılmasının gerekli olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Güvenlik güçleri nezdindeki olası ihmallerin İstanbul Özel Yetkili Savcılığı tarafından ortaya konulmuş, Hrant Dink'in yaşamının korunması yükümlülüğün yerine getirilmesinde ihmali olan memurlarının kimliği de belirtilmek suretiyle İstanbul ve Trabzon'daki soruşturma makamlarına iletildiğine ancak Trabzon Valisinin iki jandarma astsubay dışında diğer görevlilerle ilgili soruşturma izni vermediği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Trabzon Emniyet Müdür Yardımcısı Yahya Öztürk'ün milliyetçi duygularını açıkça ifade etmiş ve cinayet faillerini olumlayan bir görüntü çizmiş olmasına rağmen hakkında derinlemesine bir soruşturma açılmadığı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonuçlarına ulaşmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kararla birlikte, iç hukukta yürütülen idari incelemelerle ve cezai soruşturmalarla bir türlü tespit edilemeyen sorumlular ve sorumluluklar açığa çıkarılmış, kamu görevlilerinin bütün bu süreçte herhangi bir kusuru olup olmadığı sorusu yanıtlanmış ve kamu görevlilerine kusur atfetmeyen müfettiş raporları, savcılıklar tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararları, valilikler tarafından verilen soruşturmaya yer olmadığı kararlan hükümsüz hale gelmiş bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bilgi ve sonuçlara dayanarak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 1- Hrant Dink'in öldürüleceği bilgisine sahip oldukları halde cinayeti önlemek kousunda gerekli tedbirleri almayan ve Hrant Dink'in yaşamım koruma görevini yerine getirmeyen, sahte evrak düzenleyen, soruşturma makamlarını yanıltan İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlileri Celalettin Cerrah, Ahmet İlhan Güler, Bülent Koksal, İbrahim Pala, İbrahim Şevki Eldivan, Volkan Altunbulak, Bahadır Tekin, Özcan Özkan ve Trabzon Emniyet Müdürlüğü görevlileri Ramazan Akyürek, Reşat Altay, Engin Dinç, Faruk Sarı, Ercan Demir, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit, Mehmet Ayhan hakkında herhangi bir işlem yaptınız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 2- Bu şahıslar hakkında hukuki ve cezai bir yargılama sürecinin başlatılması için hangi adımlan attınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 3-: Bu konuda herhangi bir girişimde bulunmadıysanız, hükümet üyeleri tarafından AİHM karannın gereğinin yapılacağı ilan edilmiş olmasına rağmen sorumlular hakkında işlem başlatmamanızın nedeni nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 4- Her ne kadar Trabzon Jandarma görevlileri hakkında yürümekte olan bir dava olsa da, AİHM'nin, bu davayı yeterli bulmadığı, jandarma görevlileri hakkında ileri sürülen bütün iddiaları kapsamadığı ve bu anlamda AİHS'nin 13. maddesinin gereklerinin yerine getirildiğinin kabulünün mümkün olmadığı yönündeki tespiti de göz önünde bulundurularak, Hrant Dink'in öldürüleceğini bildiği halde hiçbir önlem almayan, cinayeti önlemeyen, sorumluluğunu gizlemek için sahte resmi evrak düzenleten, astlarını yalan beyanda bulunmaya zorlayan Trabzon Jandarma Komutanı Ali Öz, İstihbarat Şube Müdürü Metin Yıldız ve diğer görevliler Gazi Günay, Hüseyin Yılmaz, Hacı Ömer Ünalır, Okan Şimşek, Veysel Şahin, Önder Araz hakkında herhangi bir işlem yapmayı düşünüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksi halde, bu yargılama sonucunda verilen ve adalet duygusunu tatmin edilmeyen kararın AİHM tarafından mahkum edilmesini bekleyeceksiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 5- Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin, cinayetin arkasında ırkçı bir etken olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiği konusundaki vurgusu ve Yahya Öztürk'ün milliyetçi duygularını açıkça ifade etmiş olması ve cinayet faillerini olumlayan bir görüntü çizmiş olması yönündeki bu tespitleri hakkındaki yorumlarınız nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 6- Sorumlulukları İstanbul Özel yetkili savcısı tarafından açıkça tespit edilen sorumluların cezai olarak soruşturulmasına izin vermeyen Trabzon Valisi hakkında herhangi bir işlem yaptınız mı, yapmayı düşünüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 7- AÎHM kararıyla, haklarında yürütülen incelemelerin, iç hukukun bir parçası olan AİHS m.2'de sayılan koşullan karşılamadığı, etkili ve bağımsız bir soruşturma yürütülmediği tespit edilen ve yine bu kararla sorumluluklan açıkça tespit edilen görevliler hakkında zamanaşımı süresi dolmadan yeni bir yasal süreç başlatma girişiminde bulundunuz mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 8- Hükümetinizin, AÎHM kararma karşı itiraz yoluna başvurmadığı göz önünde bulundurularak, kararda yapılan tespitlerle hemfikir olduğu sonucuna ulaşmak mümkün müdür? Bu kararda yer alan tespitlerle hemfikir değilseniz neden itiraz etmediniz? Kararı doğru buluyorsanız bu kararda yapılan tespitlerle ilgili olarak ne yapmayı düşünüyorsunuz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2962537336493428206?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2962537336493428206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/hrant-dink-davasna-iliskin-icisleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2962537336493428206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2962537336493428206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/hrant-dink-davasna-iliskin-icisleri.html' title='Hrant Dink Davası&apos;na İlişkin İçişleri Bakanlığı&apos;na Yönelik Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-946439494314785922</id><published>2011-01-02T20:04:00.004+02:00</published><updated>2011-01-02T20:07:51.871+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Hrant Dink Davası'na İlişkin Soru Önergesi</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0cm; text-align: center;"&gt;TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. 24.12.2010&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Ufuk Uras&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;İstanbul Milletvekili&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;AİHM'in Hrant Dink Davası Kararından çıkan sonuçlar:&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Türkiye Cumhuriyeti devletinin taraf olduğu Avrupa İnsan haklan Sözleşmesinin ihlal iddialarını incelemekle görevli ve yetkili olan ve yine Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yargı yetkisini kabul ettiği Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin Hrant Dink'in ailesi tarafından yapılan başvurularla ilgili olarak verdiği 14 Eylül 2010 tarihli kararında Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 2. maddesinin maddi ve usuli boyutuyla; 10. maddesinin ve 13. maddesinin Sözleşmenin 2. Maddesi ile beraber ihlal edildiğine karar vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;AİHM, başvuranların iddialarını, Hükümetin savunmalarını, iç hukuktaki düzenlemeleri birlikte değerlendirerek verdiği bu kararında;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Trabzon Emniyet Müdürlüğü,  İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Trabzon Jandarma Komutanlığının  Hrant Dink'in öldürüleceği bilgisine sahip oldukları,&lt;br /&gt;- Hrant Dink'e yönelik tehlikenin  açık ve yakın bir tehlike olduğu,&lt;br /&gt;- Hrant Dink'in yaşamım korumakla  görevli ulusal makamların cinayetin planlandığı ve hazırlandığı  yerin sorumlusu olarak Trabzon Emniyeti ve Jandarması; cinayetin  işlendiği ve mağdurun yaşadığı yerin sorumlusu olarak  İstanbul Emniyeti olduğu,&lt;br /&gt;- Bu kurumların birbirleri ile koordineli olarak çalışmadıkları,&lt;br /&gt;- Hrant Dink'in yaşamını koruma görevinin kendisinin talebini beklemeden, bu üç kurumun görevi  olduğu,&lt;br /&gt;- Resmi makamların Dink'in yaşamı hakkında açık ye yakın tehlikenin vücuda gelmesini engellemek  için başvurması gereken önlemleri almadıkları,&lt;br /&gt;- Sorumluluğu olan kamu görevlilerinin ortaya çıkarılması için etkili bir soruşturma yürütülmediği sonuçlarına ulaşmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Öte yandan, bu kararla birlikte, iç hukukta yürütülen idari incelemelerle ve cezai soruşturmalarla bir türlü tespit edilemeyen sorumlular ve sorumluluklar açığa çıkarılmış, kamu görevlilerinin bütün bu süreçte herhangi bir kusuru olup olmadığı sorusu yanıtlanmış ve kamu görevlilerine kusur atfetmeyen müfettiş raporları, savcılıklar tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararlan, valilikler tarafından verilen soruşturmaya yer olmadığı kararları hükümsüz hale gelmiş bulunmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Bu bilgi ve sonuçlara dayanarak;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Soru 1- Genel olarak hükümetiniz AİHM karardaki tespitlerde hemfikir mi? Hemfikirse bundan sonra bu karar ışığında neler yapılması planlanıyor?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Soru 2- Hemfikir değilse karara neden itiraz edilmemiştir?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Soru 3- Mahkeme tarafından tespit edildiği üzere, Hrant Dink'in öldürüleceği bilgisine sahip oldukları halde cinayeti Önlemek konusunda gerekli tedbirleri almayan ve Hrant Dink'in yaşamını koruma görevini yerine getirmeyen, sahte evrak düzenleyen, soruşturma makamlarını yanıltan İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlileri Celalettin Cerrah, Ahmet İlhan Güler, Bülent Koksal, İbrahim Pala, İbrahim Şevki Eldivan, Volkan Aİtunbulak, Bahadır Tekin, Özcan Özkan ve Trabzon Emniyet Müdürlüğü görevlileri Ramazan Akyürek, Reşat Altay, Engin Dinç, Faruk San, Ercan Demir, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit, Mehmet Ayhan hakkında;&lt;/div&gt;&lt;ol type="a"&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;AİHM kararından önce herhangi  bir işlem yapılmış mıdır? Yapılmışsa nedir? Yapılan işlem  Hükümetinizce yeterli görülmekte midir?&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;AİHM kararından sonra yukarıdaki  tespitler ışığında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?  Yapılmışsa nedir? Yapılan işlem Hükümetinizce yeterli  görülmekte midir? Yapılmamışsa neden yapılmamıştır?&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Bundan sonra herhangi bir işlem  yapmayı düşünüyor musunuz?&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Soru 4- Hrant Dink'i 24 Şubat 2004 tarihinde valiliğe çağırarak görüşme talep eden Ergim Güngör'ün yanında hazır bulunan MİT görevlilerinin, Hrant Dink'i olası tehlikelere karşı "uyardığı"nı ve dikkatli olması gerektiğini söylediklerini biliyoruz. Bu husus dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu tarafından da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine yazılı olarak bildirilmişti. Bu durumda, Milli İstihbarat Teşkilatının da, adını daha sonra bir başka soruşturma dolayısıyla öğrendiğimiz Özer Yılmaz ve adı açıklanmayan diğer MİT görevlisi vasıtasıyla de Hrant Dink'e yönelik bir saldırıda bulunulabileceği konusunda bilgi sahibi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;ol type="a"&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;MİT'in Hrant Dink'in öldürüleceği  konusunda herhangi bir bilgiye sahip olup olmadığım açıklayınız.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;MİT'in elinde Hrant Dink'in  yaşamının tehlikede olduğuna yönelik herhangi bir bilgi,  istihbarat yok ise, ulusal düzeyde istihbarat faaliyeti yürüten  bu kurumun görevinin gereğini yerine getirdiği kanaatinde  misiniz?&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;İstanbul ve Trabzon'daki emniyet  ve jandarma istihbarat birimlerine ulaşan bu bilgiye ulaşamayan  MİT görevlilerinin hala görevlerine devam ediyor olmasını nasıl  açıklıyorsunuz? Bu görevliler hakkında herhangi bir işlem  yapmayacak mısınız?   &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Hrant Dink'in yaşamını  korumakla ve cinayeti Önlemekle görevli tüm kurumların ve  özellikle istihbarat makamlarının (Trabzon Emniyet ve Jandarma,  İstanbul Emniyet ve MİT) kovuşturma ve soruşturma makamlarından  bilgi gizledikleri, gerçeğe aykırı beyanda bulundukları,  sorumluluklarını gizlemek için sahte resmi belge düzenledikleri,  astlarını yalan beyanda bulunmaya zorlandıkları AİHM kararıyla  da tespit edilmiş bulunmaktadır. Zaman zaman basma yansıdığı  haliyle başka konularda pek de anlaşamadıkları bilinen bu  kurumların, bu konuda tam bir uyum içinde hareket etmelerini nasıl  açıklıyorsunuz?&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Soru 5- AİHM kararında varılan tespitler ışığında ortaya çıkan fiiller ve faillerle ilgili olarak zamanaşımı süreleri dolmadan herhangi bir girişimde bulunmayı düşünüyor musunuz?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-946439494314785922?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/946439494314785922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/hrant-dink-davasna-iliskin-soru.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/946439494314785922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/946439494314785922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/hrant-dink-davasna-iliskin-soru.html' title='Hrant Dink Davası&apos;na İlişkin Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-1414412277064429936</id><published>2011-01-02T19:41:00.001+02:00</published><updated>2011-01-02T19:41:13.210+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Hrant Dink Davası'na İlişkin AİHM'e Gönderilen Savunmayla İlgili Soru Önergesi</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0cm; text-align: center;"&gt;TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Aşağıdaki sorularımın Dışişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Ahmet DAVUTOĞLU tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. 24.12.2010&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Ufuk Uras&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;İstanbul Milletvekili&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Hrant Dink davasıyla ilgili olarak Avrupa İnsan Haklan Mahkemesine gönderdiğiniz savunmanın basına yansımasının ardından bu savunmanın "ruhunuza birçok krizden ağır geldiğini, oruçtan bile ağır geldiğim, içinize sindiremediğinizi" ifade etmiştiniz.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Yine basından takip edebildiğimiz kadarıyla, Bilgi Edinme Hakkı Kanununu çerçevesinde, bu savunmayı hazırlayan görevlinin kim olduğu ve kendisi ile ilgili bir işlem yapıp yapmadığınız sorulmuştu. Ancak yine bildiğimiz kadarıyla bu soruya yanıt vermekten özenle imtina etmiştiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Soru 1- Bu görevli kimdir?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Soru 2- Kendisi ile ilgili herhangi bir yaptırım içeren (idari, cezai, maaş kesme, kınama, uyarma vb.) herhangi bir işleminiz oldu mu?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Soru 3- Eğer olmadıysa, bu durumu da, Hrant Dink'in yaşamının korunmaması, cinayetin önlenmemesi, gerçek faillerinin ortaya çıkarılmaması, etkili soruşturma yürütülmemesi, tüm bu yükümlülükleri yerine getirmekle görevli olan ve hiçbirini yerine getirmeyen kamu görevlilerinin bir türlü yargılanamaması sistematiği içinde mi değerlendirmeliyiz?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Soru 4- Hükümetiniz, Hrant Dink ile ilgili bütün bir süreçte herhangi bir düzeyde ihmali olan herhangi bir görevliye herhangi bir yaptırım uygulamamak konusunda ısrarlı mıdır?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Soru 5- Kararın açıklanmasının ardından gereğinin yapılacağını ifade etmiştiniz. Bu kararın gereği sizce nedir, ne yapılmalıdır?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Soru 6- Hükümetinizin, AÎHM kararma karşı itiraz yoluna başvurmadığı göz önünde bulundurularak, kararda yapılan tespitlerle hemfikir olduğu sonucuna ulaşmak mümkün müdür? Bu kararda yer alan tespitlerle hemfikir değilseniz neden itiraz etmediniz? Kararı doğru buluyorsanız bu kararda yapılan tespitlerle ilgili olarak ne yapmayı düşünüyorsunuz?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-1414412277064429936?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/1414412277064429936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/hrant-dink-davasna-iliskin-aihme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1414412277064429936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1414412277064429936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/hrant-dink-davasna-iliskin-aihme.html' title='Hrant Dink Davası&apos;na İlişkin AİHM&apos;e Gönderilen Savunmayla İlgili Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2701780764483384150</id><published>2011-01-02T01:06:00.001+02:00</published><updated>2011-01-02T01:06:49.066+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın 28. Maddesi Üzerine Yaptığı Konuşma</title><content type='html'>Sayın Başkan, değerli vekiller; bütçe görüşmelerinin sonuna doğru gelirken, bu görüşmelerle ilgili genel olarak izlenimlerimi sizle paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Bakana geçen gün takılmıştım, erkeklerden oluşan bir heyet diye. Bir rötuş yaptı ama çok değişen bir şey yok. Bu "devlet ricali" lafı -rical, adamlar demek- devlet adamları lafından mütevellit, hep böyle bir erkek egemen dünyada yaşamaya devam ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğulculuk, bütçe görüşmelerinde tabii önemli. Farklı görüşlerin olması, çok seslilik bir insani, siyasi olgunlaşmayı gerektiriyor ama çok seslilik yüksek seslilik anlamına gelmiyor. Zaman zaman bizim BDP Grubuna yüksek sesle seslenen vekillerimizi gördüğümde, aklıma hemen Hemingway'in bir hikâyesi geliyor. Konuşma yaparken kenara yazarmış "Burada fikirler zayıf, burada yüksek sesle konuşulacak." diye. Bu zayıf fikirler her zaman bizim gruba yönelik olduğu zaman gündeme geliyor ama zihnimizdeki hapishanelerin sorgulanması açısından, insanlıktan umudu kesmemek gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bütçe dediğiniz aslında kaynakların yeniden yapılandırılması faaliyeti. Sık sık "Nerede o eski bütçe?" diyen arkadaşlarımız bilmeli ki "Bütçe tartışmaları." diyen arkadaşlarımız bilmeli ki kamu kaynakları neoliberal politikalar nedeniyle eridikçe bütçe tartışmalarının da eski ağırlığı doğal olarak kalmıyor çünkü tartışılacak bir kamusal alan giderek eriyor. O yüzden, neoliberal bir bütçe yerine sosyal bir bütçeyi savunmak, aynı zamanda sosyal bir ekonomiyi, dayanışma ekonomisini savunmak anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütçe tartışmaları bizim açımızdan aynı zamanda harcama ve gelir önceliklerinin de tartışılması demek oluyor. Toplumun çoğunluğun aleyhine olan tercihler nedeniyle görüyoruz ki sosyal devletin çöküşü aslında insanın çöküşüdür. İlk on altı ekonomi arasına girip Birleşmiş Milletler İnsani Yaşam Endeksi'nde 83'üncü sırada olmamızın nedeni aslında bölüşüm politikalarına ilişkin tercihlerin vahim sonucundan dolayı oluyor. Dengeli bölüşmeyen bir toplumun bütün dengelerinin bozulduğunu görüyoruz. Bütün kamusal yükümlülüklerin piyasaya devredildiği bir ortamdayız. Unutmayın ki İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 23'üncü maddesi "Her insanın çalışmaya, mesleğini seçmeye, adil ve elverişli çalışma şartlarında ve eşitsizliğe karşı korunmaya hakkı vardır." demektedir. Yani insani siyasi haklarla sosyal ve iktisadi toplumsal taleplerin ne kadar iç içe olduğunu gösteren bir örnektir bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Mina Urgan "Bir Dinazorun Anıları" kitabında trenin camından bakarken gördüğü yoksul bir kızla kurduğu empati nedeniyle ve benzeri örneklerle açıklar niye tercihinin emekten, eşitlikten ve soldan yana olduğunu. Empati yeteneğini yitirmemek önemlidir. Belki bu şekilde her mücadele de kazanılmayabilinir ama mücadele etmeden kazanmanın mümkün olmadığını biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika'da bir siyahi diyor ki: "Biz işsiz kaldığımızda bize 'tembel' diyorlar, beyazlar işsiz kaldığında bunun adı 'ekonomik kriz' oluyor." Tekel işçileri de "Bize 'marjinal' dediler ama sonunda orijinal olduk." demiyorlar mıydı? Yılmaz Güney "Arkadaş" filminde bir karakterine "Çalışanların hâlinden çalışmayanlar anlamaz." diyordu. Burada ideolojiler ve hayatın neresinde olduğumuz son derece önemli. Sözü örgütlemenin kendisidir aslında politika. Bizim bu mücadelemizin bir tarihi var. Ta Meşrutiyet Döneminde Meclisi Mebusan da Cavit Bey Osmanlı'yı yedi düvele peşkeş çekme konuşmaları yaparken, örneğin Ermeni sosyalist Mebus Zoraf Efendi önerdiği vergi politikalarıyla toplumun çıkarını özel olarak savunarak kendi özgün farkını ortaya koyuyordu o Meclisin iş birlikçileri karşısında ama gene İttihat Terakkinin tehcirinden ve zulmünden maalesef kurtulamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, bakıyorum, kapitalist modeli benimseyen partiler farklı nüanslarla bu bütçe görüşmelerinde de aynı zeminde siyaset yapıyorlar. Daha üç gün öncesine kadar Kemal Derviş'in modelini bütün bu siyasi partiler -BDP Grubu hariç- sırasıyla uygulayan partiler değil miydi? Kimisi güler yüzlü olanı, kimisi vahşi kapitalizmi savunuyor ama nihai olarak kapitalizmi savunuyor. Kapitalizmi itiraz etmeden, nasıl muhalif ve solcu olunur, doğrusu ben bilemiyorum. Rosa Luxemburg kapitalizmi tanımlarken, "kendi kuyruğunu yiyen yılan" olarak tanımlıyordu. Ekonomide bir yatay iş bölümü var, kimisi bakkal, kimisi tellak vesaire, bir de dikey bir iş bölümü var. Dikey iş bölümü bizi ekonomik süreci denetleyen bir sınıf gerçeğiyle karşı karşıya bırakıyor.&lt;br /&gt;Bir sosyalist olarak beni sizden farklı kılan temalardan biri de, ekonomiye bakarken merkeze artı değer sömürüsünü koymamızdır. Artı değer, emekçinin kullanım değeriyle değişim değeri arasındaki farktır. Ödenmemiş emeğin maddeleşmesidir artı değer. Artı değere kim el koyuyor sorusu, iktisatta en temel sorudur. Liberal ekonomik modele itirazımızın ve ekonomide demokrasi ve katılım bütçesini savunmamızın temeli de zaten bu analize dayanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman AKP'nin gizli gündemi olduğu iddiası üzerine siyaset yapanlar da bilmelidir ki, AKP'nin var olan gündemi zaten yeterince muhalefet etmek için çok geniş bir malzeme bize sunmaktadır. Ayrı bir dedektiflik mesaisine gerek var mıdır, bilemiyorum. İşte BDP'ye ilişkin hazine yardımı konusunda alınan gayriadil tutum. Şimdi, adil bir seçimden mi yana olacağız önümüzdeki süreçte, yoksa "adil"in "l"si düşüp her türlü "adi"liğin serbest olduğu bir zeminde mi önümüzdeki süreçte siyaset yapacağız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman Mecliste yapılan konuşmalardaki mantık ve analiz hatalarını toparlıyorum. Neredeyse bir on ciltlik bir külliyat oldu. Mesela Başbakan Erdoğan'dan başlayalım. Bütçe görüşmelerinde dedi ki: "Koyun bile güdemeyenler toplumu yönetemezler." Bu cümleden birkaç sonuç çıkarılabilir. Bir tanesi, koyun güden toplumu yönetebilir. İşte Sülü, Süleyman örneğine falan baktığımızda doğru mu, değil mi takdir sizde. İki, toplumu yöneten iyi koyun güdebilir. Onu da bilemiyorum. Üç, koyun gütmeyle toplumu yönetme arasında analoji yapanlar, bilinç altlarında acaba koyun gibi toplumu da güdecek bir nesne gibi mi algılamaktadırlar sorusunu mutlaka sormalıyız. Denilebilir ki ne güden ne güdülen; insanca, özgür, hakça, demokratik bir düzen talebi geleceğimizi şekillendirmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyalizm bayrağını devralmaktan her zaman onur duyduğumuz Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar, bu kuzu-koyun mevzusunda "Kuzu postuna bürünenler ancak koyunları kandırabilir." diyordu. O yüzden, galiba, bütün bu bütçe görüşmelerinde, İbni Mukaffa'nın dediği gibi belagat uğruna fesahati, yani gönül açıklığını hiçbir şekilde kaybetmemek gerekiyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana muhalefet partisine dönelim. Sayın Kılıçdaroğlu, bütçe konuşmasında "İstihdam yaratmayan büyüme bir bizde var." demişti. Hâlbuki başta Almanya olmak üzere bütün batı kapitalizmindeki bu yapısal sorun üzerine devasa bir külliyat bulunmaktadır. Gruptaki akademik iktisatçılar aslında bunu çok iyi kendileri de bilirler. Nietzsche, ineğin huzurunu, hatırlama yetisinin olmamasına bağlar. O yüzden hep hatırlayıp kapitalizmin bu yapısal krizleri konusundaki analizlerimize dikkat ederken, sermayenin küresel saldırısı karşısında ulus eksenli değil, emek eksenli bir mücadelenin önemini de unutmayalım. Tarık Ali, bu yüzden, Medeniyet Çatışması kitabında aptalların antiemperyalizminden bahsetmektedir. Ne demektir bu? Emperyalizm, sermaye ilişkilerinin yaygınlaşması ise, antiemperyalizm otoriter militarist bir devlet hükümranlığından yana olmak anlamına gelmez; despotik devlet yapısı, ulus devlet diye savunulamaz. O yüzden militarizmin, savaşın değil, barışın bütçesini inşa etmek de bir politik tercihtir. Söylediklerinizle yaptıklarınız arasında o yüzden fark olmamalıdır. Batılıların "�"(x) dedikleri, "kirala ve at" dedikleri taşeronlaştırma karşısında, iktidarıyla muhalefetiyle taşeron işçiler konusundaki duyarlılığınızı elinizdeki yerel yönetimlerden başlayarak göstermek gerekmez mi? Kendi genel merkezlerindeki hizmetleri bile taşeron şirketlere veren partilerin listesini şimdi sıralayıp sizi mahcup etmek istemem. O yüzden, bizim hem bireysel yoksulluk hem kamusal yoksullukla ilgili önceliklerimizin değişmesi gerekmektedir. Unutmayalım, disneylandlarda, lunaparklarda, o şamatanın içinde sendikaların olmadığı gerçeğini gizleyen bir ideolojik hipnoz hayatımızın bir hakikati olarak önümüzde durmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden "devir ideoloji devri" deyip fiilen kapitalizmin propagandasını yapan vekillere inat, inadına eşitlik, inadına demokrasi, inadına sosyalizm, inadına barış, inadına "�"(xx)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2701780764483384150?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2701780764483384150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/ufuk-urasn-2011-yl-merkezi-yonetim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2701780764483384150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2701780764483384150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/ufuk-urasn-2011-yl-merkezi-yonetim.html' title='Ufuk Uras&apos;ın 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı&apos;nın 28. Maddesi Üzerine Yaptığı Konuşma'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-3258575933306167531</id><published>2011-01-02T01:04:00.001+02:00</published><updated>2011-01-02T01:04:26.216+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın 2011 Bütçe Görüşmelerinde YÖK Üzerine Yaptığı Konuşma</title><content type='html'>Sayın Başkan, değerli vekiller; 12 Eylül Anayasası’yla sorunu olanların YÖK’le sorunu olmaması mantık zincirinde kopmak anlamına geliyor çünkü Yükseköğretim Kurulu, 12 Eylül 80 askerî darbesinin ardından, üniversiteler üzerinde bir baskı ve denetim aracı olarak kurulmuştur. Gençleri anarşist, terörist, üniversiteleri de terör ve şer yuvası olarak tanımlayan bir zihniyetin aldığı bir önlemdir YÖK. Nasıl 12 Eylül Anayasası’nın ruhuna dokunmadan, onun otoriter ve demokratik olmayan zihniyetiyle hesaplaşmadan demokratik ve özgürlükçü bir anayasa yapılamazsa, YÖK’ün bu temel özelliği de değiştirilmeden özgür ve özerk bir üniversite eğitimi geliştirilemez çünkü bu YÖK, siyasi iktidarların üniversiteler üzerindeki denetimini yirmi dokuz yıl boyunca yeniden üreterek başlangıçtaki işlevini kesintisiz olarak sürdürmüştür, hâlen de sürdürmektedir. YÖK, siyasi iktidarın üniversiteler üzerinde hem kalemi hem de kılıcıdır. AK PARTİ Hükûmetinin YÖK’te ağırlığı elde ettikten, YÖK’ü kendi çöplüğü hâline getirdikten sonra bu kadar YÖK sever olmasının nedeni budur.&amp;nbsp;Evet, YÖK savar değil, YÖK sever bir İktidar var karşımızda.&amp;nbsp;Ama yine kendisi gibi düşünmeyen gençleri, üniversitelileri coplatmaya, gazlatmaya, kendisi gibi düşünmeyenleri dışlamaya ve ötekileştirmeye başlayan bir İktidar var karşımızda.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Hükûmet, tuhaf açıklamaları bıraksa aslında iyi olacak. Yok, “Öğrenciler kendilerini yere atıyormuş. Rol mü yapıyor bu gençler?” diye herkes sorarken, sanki yürürken takılıp yere düşüyorlarmış. Peki, “Yere her düşen gencin başına coplarıyla çuvallanan en az 5 memuru ne yapmak istiyor?” diye kamuoyu vicdanının sorduğunu unutmamalıyız. İyi niyetle yere düşeni kaldırma çabası gibi algılamamalıyız. Böyle bir iyiliksever kamu hizmeti olduğunu varsaymamalıyız.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Hükûmet diyor ki: “YÖK’ü kaldırmayalım, yeniden düzenleyelim.” Peki, neresini ve nasıl düzenleyeceksiniz? Bugün yapılan çok açıktır: Kışla üniversitesi hiyerarşik yapılanması YÖK ile sürdürülürken, piyasaya bağımlı şirket üniversitesi anlayışı da üniversitelerde hızla yayılmaktadır. Bakın üniversitelere: Sivil polis özel güvenlik birimleri, özgür düşüncenin mekânları olması gereken üniversiteleri güvenlik gerekçesiyle kuşatma altına almıştır. Üniversitelerde öğrenme ve öğretme özgürlüklerini güvenlik gerekçesiyle açık veya örtük bir biçimde baskılayan bu tür uygulamalara, işte bu YÖK göz yummakta ve desteklemektedir. Silahların gölgesinde bilim yaptıran anlayış ortadan kalkmadan sorunlar aşılamayacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Öte yandan, Eğitim-Sen’in bütün raporlarında da görüldüğü gibi, Türkiye’de bugün yapılan düzenlemeler Bologna Süreci’nin ürünüdür. Bu süreç, öğrencinin müşterileştirildiği, yükseköğrenimin kârlı bir sektöre dönüştürülmesi projesidir aynı zamanda. Bologna Süreci’nde tüm ana kararlara küresel sermaye örgütleri katılmaktadır. Sonra da ilgili ülkelerin bakanlar kurulunda bunlar uygulamaya uyumlu hâle getirilmektedir. Bu durum, köklü bir üniversite özerkliği, akademik özgürlük gibi geleneklere sahip olmayan Türkiye üniversitelerinde her türlü demokratik katılımı da ortadan kaldırmak anlamına gelmektedir. Bu Hükûmet YÖK’ü böyle mi değiştirecektir? Bugün, üniversite içinde üretilen hizmetlerin pek çoğu özelleştirilmiştir. Bologna Süreci, mütevelli heyetlerini öngörmektedir. YÖK ve rektörlerde merkezileşen yetkilerin mütevelli heyetleri üzerinden artırılarak sürdürülmesi planlanmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Bakın, değerli vekiller, AK PARTİ Hükûmeti, bu yılda, tıpkı geçmiş yıllarda olduğu gibi, eğitim sisteminde yaşanan temel sorunlar üzerinden değil, sadece rakamlar üzerinden hesaplamalar yaparak eğitim ve yükseköğrenim bütçesini şekillendirmiştir. 2011 yılı içinde yükseköğrenime ayrılan pay, aşağı yukarı millî gelirin yüzde 0,95’ine denk gelmektedir. Bu oran, ülkemizde yükseköğrenime ne kadar önem verildiğinin görülmesi açısından önemlidir. Eğitim kademelerine göre öğrenci başına yapılan harcamalarda Türkiye, pek çok konuda olduğu gibi, OECD ülkeleri arasında en son sıralarda yer almaktadır, Türkiye OECD ortalamasının da çok altındadır. Öğrenci başına yapılan eğitim harcamaları miktarının bu kadar düşük olması, ülkemizde devletin kamu eğitimine verdiği önemi de göstermektedir. AK PARTİ Hükûmeti, üniversiteleri birer ticarethane gibi işletmek istediğini geçtiğimiz sekiz yılda atmış olduğu yasal ve fiilî adımlarla pek çok kez göstermiştir. Bu anlamda, 2011 yılı eğitim ve yükseköğrenim bütçesi de bu anlayışın açık bir devamıdır. Bugün, artık üniversitelerde araştırma faaliyetleri özel ticari proje anlayışıyla fiyatlandırılarak üretilmeye başlanmıştır çünkü üniversitelere kamu bütçesinden ayrılan fonlar yetersizdir. Bu kapsamda, üniversiteler, bir yandan ikinci bir öğretim ve yaz okulları gibi süreklilik taşıyan gelir yaratma yollarına hızla başvurmaya zorlanırken bir yandan da farklı kanallarla kaynak çeşitlemesine gitmektedir. Bu durum, bilimsel çalışmalar açısından vahim bir yöne doğru evrilme demektir. Çeşitlenen gelir kaynakları sürekli eğitim, uzaktan eğitim, yaz eğitimi, gece eğitimi, yaşam boyu eğitim merkezleri ve teknoparklar gibi piyasa benzeri yapılar yoluyla artırılmak istenmektedir. Son dönem öğretmen eğitimi paralı sertifika programlarıyla üniversite içinde pazarlanmaya başlamıştır. Ayrıca, üniversitelerde yemek, ulaşım, barınma, temizlik, spor gibi pek çok kolektif hizmet belli anlaşmalarla taşerona devredilmektedir. Böylece, üniversitelerde her şeyin değişim değeri üzerinden alınıp satılır hâle getirilmesi yönünde faaliyetler hızlanmıştır. İşte, öğrencileri isyana sürükleyen gelişme budur hem de sadece Türkiye’de değil, İngiltere’de, Fransa’da, dünyanın birçok ülkesinde sorun bu ticarileşmedir. Devlet bütçesinden yeterince kaynak ayrılmayan üniversitelerimiz, son yıllarda bilimsel üretimi tehdit eden kendi kaynağını yaratma arayışlarına itilmiştir. Peki, nereye kadar? Bu böyle giderse üniversitelerin yükseköğrenim kurumları olmaktan uzaklaşması ve piyasada faaliyet yürüten şirketlerden farkları kalmaması kaçınılmazdır. Şimdi, siz öğrenci olsanız bu durumu alkışlar mısınız? Sıkıntılarını anlatmak isteyen de hangi muameleyle karşılaşıyor bellidir, ortadadır. “Ver gazı, ver gazı”ndan başka politika anlamlı değildir. Bu, coşku gazı değil, biber gazıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Üniversitelerde akademik kadroların dağıtımında keyfî ve ayrımcılık içeren uygulamaların da giderek yaygınlaştığını görüyoruz. Kadroların sağlanmasında her türden ayrımcılığı engelleyen, liyakate dayalı sistemler geliştirilmemekte, farklı özellikler ve zihniyet yakınlığıyla ön plana çıkarmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Bakın, değerli vekiller, akademik özgürlükler bakımından iş güvencesi son derece önemlidir. İş güvencesinin akademik özgürlüklerin önemli bir koşulu olduğu ve tüm statüleri kapsaması gerektiği gerçeği asla göz ardı edilmemelidir ama bu Hükûmetin de onun YÖK’ünün de artık böyle planları yoktur. Yükseköğrenim kurumlarında genel idari hizmetler, yardımcı hizmetler ve teknik hizmetler gibi kadrolarda çalışan personelin özlük hakları konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Gerçekleştirilen uygulamalar ve önümüzdeki dönem için yapılan hazırlıklar dikkate alındığında akademik olmayan personelin daha yoğun hak kaybı yaşayacağı görülmektedir. Bunları ele almayan YÖK’ü nasıl değiştireceksiniz?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Çalışanın da öğrencinin de söz ve karar sahibi olması gerekmektedir. Üniversite idari personelinin, üniversite yönetim kurullarında temsilinin sağlanması demokratik bir üniversitenin oluşmasına katkı sağlayacaktır. YÖK tartışılırken bunları konuşmadan olmaz.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Bugün, üniversite özerkliği ve akademik özgürlükler kavramının içi iyice boşalmıştır, YÖK bunu da başarmıştır. Zaten, başarsın diye kurulmuştur. Bugün üniversite özerkliğinin içeriği yönetişim anlayışıyla doldurulmuştur. Üniversitede, gerçeği arama ve ifade özgürlüğü yok edilmek istenmektedir. Üniversite yönetimleri, üniversite bileşenlerinin farklı düşüncelerine ve kendilerini ifade etme biçimlerine tahammül edememektedirler. Düşüncelerini özgürce ifade etmek, diğerlerine kendilerini anlatmak isteyen tüm üniversite bileşenleri üzerinde baskılar sürmektedir. Türkiye üniversiteleri, yaşadıkları kültür bakımından çok kültürlü ve çok dilli Anadolu coğrafyasının renklerini de yansıtmamaktadır. Temel insan haklarının biri olan ana dilde eğitim, üniversitelerde özgür bir biçimde tartışılmamaktadır. Bırakın uygulamayı, tartışılması bile baskı altına alınmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Sorunlar saymakla bitmiyor ama şu açık ki bugün YÖK demek, otoriter, baskıcı anlayışın devamı demektir. Bir de buna üniversitelerin ticarileşmesi eklenmiştir. İşte bu nedenle, YÖK’le olmaz, YÖK kaldırılmalıdır. Üniversitelerarası Kurul tüm eş güdüm işlevini yerine getirecek yeni bir örgütlenme gerçekleştirmelidir. Tüm kurul ve organlarının, üniversite bileşenlerinin, yeni üniversitede okuyanların ve çalışanların demokratik katılımıyla oluşturulması hedeflenmelidir. Bilimsel, özgür, demokratik üniversite yaratmanın biricik yolu budur, YÖK değildir. O yüzden, Marx’ın bir ifadesi “Katı olan her şeyin buharlaştığı bir dünyadayız.” şeklindeydi. Buharlaştığını fark etmeyenlerin dikkatine sunulur.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Teşekkür ediyorum&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Ufuk URAS&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;23 Aralık 2011&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-3258575933306167531?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/3258575933306167531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/ufuk-urasn-2011-butce-gorusmelerinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/3258575933306167531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/3258575933306167531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/ufuk-urasn-2011-butce-gorusmelerinde.html' title='Ufuk Uras&apos;ın 2011 Bütçe Görüşmelerinde YÖK Üzerine Yaptığı Konuşma'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-1348440323914700101</id><published>2011-01-02T01:00:00.002+02:00</published><updated>2011-01-02T01:00:54.073+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2009 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı Üzerine Yaptığı Konuşma</title><content type='html'>Sayın Başkan, değerli vekiller; önce Sayın Bakanım bir dakikanızı alacağım ama, her görüşmede söylüyorum, yine bakıyorum bürokraside bir tane kadın arkadaş yok, bir erkek topluluğu olarak görüşmelere geliyorsunuz. Hemcinslerinize gösterdiğiniz bu dayanışma konusunda sizi önce eşinize, sonra Türkiye'deki tüm kadınlara havale ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli Başkan, değerli vekiller; 2011 bütçesini tartışırken şüphesiz ki dünyanın ekonomik koşullarını göz ardı edemeyiz. Bugünün dünyası dünün dünyasından farklıdır. Dünün dünyasında ülkelerarası ekonomik koordinasyon büyük ölçüde G-7'lerce yapılmaktayken bugünün dünyasında aynı ihtiyacı "G-20" adı verilen yeni bir birlik karşılamaya çalışıyor. Bu ihtiyacın ortaya çıkışında, Çin ve Hindistan gibi geniş nüfuslu ülkelerin ucuz emek ve teknoloji yoluyla elde ettikleri maliyet avantajlarıyla birçok üründe rekabet üstünlüğü elde etmeleri yatıyor. Böylelikle, Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerin dünya ekonomik faaliyetleri içindeki payları arttıkça geleneksel G-7 ülkelerinin etkileri de azalıyor.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta, var olan uluslararası ekonomik düzenin sürdürülebilmesi için bu yeni yükselen ekonomilerin de işin içine katılması kaçınılmaz oluyor. Hatırlayın, 2008'de Amerika'da başlayan krizin yaygınlaşmaması için G-20'ler doğrudan bir koordinasyon merkezi gibi çalışmaya başlamıştı. Başta ABD ekonomisi olmak üzere, hemen hemen bütün dünya pazarlarında daralan talebin canlanması ve zora düşmüş şirketlerin batmaması, batanların da kurtarılması için genel bir mali genişleme kararı alındı ve bunun koordinasyonu da büyük ölçüde G-20'ler tarafından üstlenildi. Genişleyici politikalara bir son vermek gerekiyordu çünkü aksi durumda bütün dünyada enflasyon yeniden korkulu bir rüya hâline gelebilirdi, çünkü genişleyici politikalar talebi çok fazla tahrik ettikçe fiyatlar da yükselme eğilimine girebilirdi. O nedenle de bir çıkış stratejisine ihtiyaç vardı. Yani genişleyici politikaları durdurmak, daraltıcı politikalara geçmek gerekiyordu. Fakat bazı ülkelerde iyileşmeler beklendiği gibi gerçekleşmediğinden o ülkelerin daraltıcı politikalara geçmekte zorlandıkları görüldü. Bu ülkelerin başında da ABD gelmekteydi. Amerika bir türlü genişleyici politikalardan vazgeçmediği gibi Amerikan Merkez Bankası (FED) parasal genişlemeyi daha da arttırdı, karşılıksız dolar basmaya devam etti. G-20'ler bu işte başarılı olamadı ve bir anlamda kur savaşları da başlamış oldu. Kurların düzeyi normal olarak ülkelerin üretimdeki verimliliklerinin bir yansıması olarak onların rekabetçiliğinin bir göstergesidir. Uluslararası ticarette kurlar ancak ülkeler arası verimlilik ve enflasyon farklılığı oranında farklılaşabilirler. Fakat bu genel kabule rağmen bugün itibarıyla kur savaşları sona ermiş değildir. Amerika'dan sonra Avrupa Merkez Bankası da Yunanistan ve İrlanda'nın arkasından diğer başka Avrupa ülkelerinin de zora girebileceği kaygısıyla mali genişlemeye devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya ekonomisindeki bu gelişmelerin Türkiye'yi nasıl etkilediği meselesine gelince, açıktır ki parasal genişlemenin devam ediyor oluşu Türkiye'nin daha fazla sıcak parayla karşılaşmasına neden oluyor. Sıcak para bağımlılığı uyuşturucu bağımlılığından farklı değildir. Sıcak paranın ekonomiye girişiyle kurlar yükseliyor, ihracat azalıp ithalat artıyor ve sonunda Türkiye ekonomisinin bugün en önemli riski olan cari açık artıyor. Unutmamak gerekir ki Türkiye'nin en önemli ithalat kalemi enerjidir. Bu anlamda Türkiye enerji ithal edip bu enerjiyle üretim ve ihracat yapmaktadır. Kurların her yukarıya çıkışı üretim maliyetlerinin de yukarıya fırlaması demektir. Aynı şekilde unutmamak gerekir ki Türkiye aynı zamanda net borç alan bir ülkedir. Dolayısıyla, kurun her artışı, almış olduğu borcunu da ödediği faizinin de yukarıya fırlaması anlamına geliyor. Bu nedenle de kurların istikrarı çok önemlidir, ama ne var ki, uygulanmakta olan dalgalı kur politikası kurlar üzerinde etki etmeyi önlendiğinden, ekonomimiz dünya ekonomisindeki büyük dalgalar içinde yüzen bir tekne misali sallanıp durmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Merkez Bankasının almakta olduğu tedbirler, bir yandan parasal genişleme yaratarak faizleri düşürmek ve böylelikle sıcak paranın önünü kesmek, ama öte yandan, bazı bankacılık uygulamalarıyla da, düşen faizlerin tüketimi ve kredilerini artırmasını önlemekten ibarettir. Hiç yapılmasın diyenler piyasaya teslim olanlardır; az yapılıyor diyenler ise, yeni önlemleri tartışarak, ekonominin üzerindeki cari açık vesayetine karşı mücadele etmek isteyenler, ekonomideki adaletsizliği büyük sorun olarak görenlerdir. İktidar partisi, cari açığın yarattığı adaletsizlikleri, eşitsizlikleri ve tehlikeleri ciddiye almamaktadır. Her ne kadar bu politika akıllı bir politika gibi görünse de, Amerika'dan ve Avrupa'dan gelen sıcak para dalgalarıyla baş etmekte sınırlı etkisi olacaktır. O nedenle de cari açık hâlen ekonomide en önemli risk konusu olmaya devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Türkiye ekonomisinde iki önemli alanda sorunlar ağırlaşıyor; biri işsizlik, diğeriyse cari açıktır.&lt;br /&gt;Bütçe kanunu, hükûmetlerin bir yıl içinde gelirlerini hangi kaynaklarla elde edeceklerini ve bu kaynakları nasıl kullanacaklarını özetler. Devlet ve onu yöneten hükûmetler, faaliyetlerini geleneksel olarak merkezî bir biçimde belirlerler, bu, geçmişten bugüne süregelmiştir, ama artık her şey değişiyor. Dünya ve özellikle teknolojik gelişmelerle bilginin daha fazla yaygınlaşmasıyla bilgiye halkın ulaşımının daha fazlası olması sonucunda dünya toplumlarının kendi kaderlerini daha fazla belirleyebilecekleri bir dünya hâline geliyor. Artık bu geleneksel merkezîlik aşılmalıdır. Demokrasilerde, devletin yapacağı harcamaların büyüklüğüne ve kapsamına ve bu harcamaların yapılabilmesi için halkın ödeyeceği vergileri yurttaşlarla, çeşitli mekanizmalarla karar vermelidir. Bütçe, yurttaşların bir belgesi olmalıdır. Bir başka deyişle, kamu harcamalarına, bu harcamaların finansmanını oluşturan vergilere, bu vergilerin miktarına, süresine ve tahsil usulüne karar verme sürecine yurttaşlar kendi örgütleri aracılığıyla daha fazla katılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklar ve harcamalar dengesi yurttaşların katılımına açık hâle getirilmelidir. Yurttaşlar kendi tercihlerini kendi örgütleri aracılığıyla yansıtabilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bütçe tercihleri neye göre belirleniyor? Neye göre kararlar alınıyor? Milletvekilleri yurttaşların tercihlerini biliyor mu? Taleplerini ve ihtiyaçlarını anlıyorlar mı? Hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Hükûmet de, muhalefet de bütçe sürecine yurttaşların katılımını nasıl sağlanacağını düşünme üzerine şekillendirmelidir. Yurttaşın tercihlerinin nasıl yansıtacağının değerlendirilmediğini açıkça görüyoruz. Sorulsa görülecektir ki yurttaşların tercihleri ile hükûmetlerin tercihleri arasında büyük farklar ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;Sürekli açık veren bir bütçe, üretimin az tüketimin çok oluşu, bölgeler arasındaki dengesizlik, gelir dağılımındaki korkunç uçurum, kazançtan değil tüketimden vergi almayı alışkanlık hâline getirme, işsizlik, kayıt dışı ekonominin düzeyi, bütçenin aslan payını alan militer harcamalar yurttaşların tercihleri olabilir mi hiç?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomide de demokrasi ve katılım olmalıdır. Bu nedenle bugünün toplumlarının layık oldukları ve bütçede adaleti sağlayabilecek bütçe yapma yaklaşımının daha fazla katılım içermesi gerektiği zamanın ruhuna uygun bir yaklaşımdır. Oysa AKP Hükûmeti böyle bir katılımcı bütçe yapma arayışı içinde değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomideki düzenleyici kurulların örgütsel dizaynlarının da katılımcı olmaması, bunların ya hükûmetin ya da özel kesimin etkisi altına girmesi de aynı zihniyetin bir sonucudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratik toplumlarda bütçenin kaynağını teşkil eden vergileri veren yurttaşların, sivil toplum örgütlerinin katılımı ve denetimi esastır. Halbuki bütçe çalışmalarında milyonlarca insanı temsil eden kuruluşların, odaların, sendikaların, meslek birliklerinin, sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınmamaktadır. AKP Hükûmeti, vergi verenlerin ve kamu hizmeti almayı hak edenlerin taleplerini dinlemiyor. Ekonomide de demokrasi ve katılım gerçekleşmeden adalet ve eşitlik sağlanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomiyi anlaşılabilir kılmak, günlük yaşam ve demokrasi açısından halk için çok önemlidir. Hem ekonomik büyüme hem özgürlük ve demokrasi... İşte olması gereken budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar partisi, demokrasi ve özgürlük söz konusu edildiğinde sınıfta kalıyor. Ekonomide demokrasi ve yurttaş katılımından söz ettiğimizde, bilinmeyen bir dil konuşuyormuşuz gibi geliyor iktidar partisi milletvekillerine.&lt;br /&gt;Katılım demişken, son günlerde koparılan gürültüye de değinmeden edemeyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel yönetimlerin demokratikleştirilmesi demek, yerellerde yurttaşların daha fazla söz ve karar hakkı sahibi olması demektir. Yerinden yönetim demek, merkezî vesayetin azaltılması, süreç içinde tasfiye edilmesi ve yerinden yönetim mekanizmalarının güçlendirilmesi demektir, yani halkın yönetime katılması demektir.&lt;br /&gt;Temsilî demokrasi ile katılımcı demokrasinin birliğinin sağlanması, hem demokraside istikrarı sağlar hem de demokrasinin demokratikleştirilmesini, halkın söz ve karar sahibi olmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu tartışmak, bu konuları demokratik zeminlerde özgürce konuşmak neden rahatsız eder, neden ürkütür? Olsa olsa, demokratik olmayan alışkanlıkların sürmesinden, bu zihniyetin kalıntılarından kaynaklanmaktadır yaşadığımız tıkanıklık. Hemen savcılar ve başsavcılar harekete geçebiliyor, "kapatırız", "kapattırırız" çığlıkları atılmaya başlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba hâlâ anlaşılamadı ve hazin bir durumla karşı karşıyayız. Biz bir çınarız, ne kadar budasanız o kadar gürleşiriz. Köklerimiz çok derindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha hatırlatalım ki bu çınarı köklerinden sökerek bu ait olduğu topraklardan uzaklaştırmaya çabalayanlar, bu ait olduğu topraklarda yaşamasın diye çabalayanlar esas bölücülerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür ve demokratik bir tartışmadan korkmaya gerek yoktur. Bugün, dünyada da Türkiye'de de zamanın ruhu demokrasi, yurttaş katılımı ve özgürlüktür. Bu anlaşıldığı zaman değişim başlamış demektir. Sözde değil, özde demokrat olmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soruyorum Hükûmete ve AKP milletvekillerine, muhalefet partilerine, çığlık çığlığa dolaşan bürokratlara: Kamu Yönetimi Yeniden Yapılanma Kanunu ya da o şerhlerle doldurduğunuz Avrupa Yerel Yönetimler Şartı veya bölgesel kalkınma ajansları laflarını duyduğunuzda neleri hatırlıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuların tartışılmasıyla yerinden yönetimin gerçekleştirilmesi ve güçlendirilmesi veya yerel yönetimlerin demokratikleşmesi tartışmalarının arasında büyük bir fark yoktur. Bu tartışmaları özgürce yapmazsanız, yapanları engellerseniz, o zaman ne Avrupa Birliği ne de yeni demokratik ve özgürlükçü bir anayasa konusunda söylediklerinize kimse inanmaz, hepsi sadece yalan olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP Hükûmeti, bütün geçmiş hükûmetlerin ve kendisinin de iktidarda olduğu sekiz yıl boyunca yaptığı gibi bir kez daha vergide adaletsizliği yapısallaştıran dolaylı vergilere yükleniyor. Vergilerin yüzde 68'inin dolaylı, gerisinin, yani yüzde 32'sinin dolaysız vergilerden oluşan bir bütçe tasarısını ortaya koymuş olması bunun en açık ifadesidir. Adaletli vergi almak yerine, tüketiciden, halktan vergi alma anlayışından hiç vazgeçmeyecek misiniz? En son petrol fiyatlarındaki artışın ne denli çarpıcı olduğunu ve yurttaşlara çarptığını görmüyor muyuz?&lt;br /&gt;Büyük gelir eşitsizliği olan Türkiye'de gelir uçurumunu bütçe üzerinden daraltmak mümkünken, tersine, vergi ve harcamalarla eşitsizlik büyütülüyor. Vergilerin ağırlığı, gelir vergisi yoluyla doğrudan, tüketim harcaması yaparken de dolaylı olarak çalışan sınıflardan alınıyor. Şirketler, bankalar varlıklı sınıfın gücünün çok altında vergi ödüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vergilerdeki payı üçte 2'lik büyüklükte oluşan dolaylı vergilerin çoğunu gelirinin tümünü harcamak zorunda olan ve harcarken vergilendirilen alt ve orta sınıflar ödüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhtiyaç duyulan kaynaklar hakça bir vergileme sistemiyle toplanamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelir bütçesini büyütmeden, geliri artırmadan tabii ki gider bütçesinin artması daha fazla açık demek ve ileride daha büyük sıkıntılar demektir. O yüzden bizim öncelikle amacımız pastayı büyütmek olmalıdır. O yüzden bizim öncelikle amacımız gelir bütçesini çoğaltmak olmalıdır. Tabii ki gelir bütçesi içindeki en önemli kalemin de vergi gelirleri olduğunu biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, bu Hükûmet bunu nasıl yapıyor? Dolaylı vergileri artırarak. Yani halkın elindekine göz dikerek. Kayıt dışına savaş açarak değil. Kazanandan daha çok vergi alarak, vergi adaletini sağlayarak değil, halktan daha fazla vergi alarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelir dağılımı adaletsizdir. Yoksulluk eşit vatandaşlık temelinde çözülmelidir. Sosyal yardımlardan yararlanan yurttaşların sayısı artırılmalı, sosyal yardım politikası kapsamına alınmalı, çocuk yoksulluğuyla mücadelede özel sosyal yardım politikaları geliştirilmeli, yaşlılara yönelik sosyal yardım ve hizmet politikalarına kaynak ayrılmalı, sosyal yardım alanındaki kurumsal parçalanmışlık kaldırılmalı, insan onuruna yaraşır hâle getirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün verginin neredeyse yüzde 70'ini yine çalışan kesimlerden alıyorsunuz. Bu tehlikelidir, emekçi halkı anlamayan bir anlayıştır. Yoksullarla değil, yoksullukla, işsizlerle değil, işsizlikle mücadele etmek esas politika olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Hükûmet çalışanların örgütlenme hakkının, sendikal hakların, sosyal hakların, onurlu ücret politikalarının da sağlıklı demokrasinin temeli olduğunu anlamıyor. İşsizlik hâlâ yüzde 10-11'ler seviyesinde ki 2010 yılında büyümenin yüzde 7,5-8 gibi bir seviyede gerçekleşeceği düşünüldüğünde bunun oldukça can sıkıcı bir rakam olduğu ortadadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP Hükûmeti emek alanını ilgilendiren düzenlemelerde de benzer bir tutuma sahiptir. Çalışma barışının ve endüstri ilişkilerinin geliştirilmesinde, çalışma hayatıyla ilgili mevzuat çalışmalarının ve uygulamalarının izlenmesi amacıyla Hükûmet, işçi ve işveren konfederasyonları arasında etkin danışmayı sağlamak üzere üçlü temsile dayalı olarak kurulmuş bulunan Üçlü Danışma Kurulunu hiç bilgilendirmemektedir. Konfederasyonların görüşleri doğru dürüst alınmamaktadır. Üçlü Danışma Kuruluna İlişkin 144 sayılı ILO Sözleşmesi'ne ve sosyal diyaloga aykırı davranılmaktadır. Zaten Hükûmet, ILO kararlarına da hiç özen göstermemektedir. Özellikle sermaye kesimleri tarafından dile getirilen esnekliğin yaygınlaştırılması gibi öneriler olunca Hükûmet, hemen vaziyet almakta, bunları desteklemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin -gizli işsizlerin- sayısını arttıracak, yarı zamanlı ve geçici çalışmayı yaygınlaştıracak önerilere Hükûmet büyük bir iştahla sarılmaktadır. Halbuki hedef, insan onuruna yaraşır nitelikli ve güvenceli işler yaratmaktır, esnek çalışma biçimlerini ve gençlerin sömürüsünü yaygınlaştırmaya çalışmak değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin en büyük sorunu hâline gelen işsizliğin çözümüne yönelik emek kesiminin taleplerine karşı sessiz ve duyarsız kalan da bu Hükûmettir. Kadınların ve gençlerin istihdama katılımının artırılmasına yönelik önermeler yerine, çalışma yaşamına en acımasız koşullarda katılan bu kesimlerin iş talebini artıracak önlemler alınmamaktadır. İnsan onuruna yaraşır bir iş talebinin göz ardı edildiği koşullarda, stajyer sömürüsünün artırılması, deneme sürelerinin uzatılması, kısmi zamanlı çalışma ile eksik zamanlı ve yetersiz istihdamın yaygınlaştırılması gibi uygulamalardan geniş kesimler lehine sonuçlar çıkarmak mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Stajyerlik" adı altında işe yeni giren işçilerin daha fazla sömürülmesine olanak tanıyan düzenlemeleri de bu Hükûmet tasarlamaktadır. Meslek yüksekokullarını da stajyer sömürüsü kapsamına alan, stajyerlik için uygulanan asgari ücreti aşağı çeken anlayışlara bu Hükûmet prim vermektedir. Ucuz emek sömürüsünün bir biçimi olan stajyerlik uygulaması genişletilmekte, ödenecek ücretler ise düşürülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısmi süreli çalışmanın yaygınlaşmasını kolaylaştırıcı uygulamaları da bu Hükûmet tasarlamaktadır.&lt;br /&gt;Türkiye, çalışma hayatı açısından çok ciddi kuralsızlıkların ve denetimsizliklerin yaşandığı bir ülkedir. Buna rağmen, atipik istihdam biçimlerinin yaygınlaştırılma çabası iyi niyet taşımamaktadır. Esnek çalışma biçimlerinden biri olan çağrı üzerine çalışmaya ilave olarak evden ve uzaktan çalışma uygulamaları da ilave edilmektedir. Esneklik uygulamalarının İş Kanunu'na yeni çalışma biçimleriyle girmesi, esnekliğin yani kuralsızlığın bir kural hâline getirilmesini amaçlamaktadır. Kişinin çalışma yaşamına sadece kendisine ihtiyaç duyulduğunda dâhil olduğu, sosyal ve ekonomik haklarını iş gücüne dâhil oldukları bu geçici sürelerde kullanabildikleri bu tip düzenlemeler yetersiz istihdamın artırılmasını amaçlamakta, işsizliğin gizlenmesi anlamına gelmektedir. Yani işsizliği ortadan kaldıracak önlemler değildir bu Hükûmetin hedeflediği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün âdeta iki Türkiye oluşmaktadır: Birisi tuzu kuruların Türkiye'si, diğeri de toplumsal adaletsizlik pençesinde kıvranan milyonlarca insanın Türkiye'sidir. Sosyal, siyasal ve kültürel boyutları da bulunan iki Türkiye manzarası demokrasinin gelişimi açısından da son derece düşündürücü ve vahimdir. Bu durumu değiştirecek olan acil sosyoekonomik adımlara ve toplumsal adaleti gerçekleştirecek sosyal bütçelere ihtiyaç vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasarıda Hükûmetin 279 milyar gelir, 312,5 milyar Türk lirası gider planladığı ve bütçe açığının ise 33,5 milyar Türk lirası olacağı ifade ediliyor. Buradan da anlaşılmaktadır ki, 2011 yılının bütçe açığı gayrisafi yurt içi hasılanın 2,8'si olacaktır. Geçen yıl bu rakamın yüzde 4 olduğu dikkate alındığında Hükûmetin 2011 yılında daha da sıkı bir maliye politikası yürüteceği anlaşılmıştır. Ancak, bu kısılmanın merkezî yönetim giderlerinin gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 27'sinden yüzde 25,7'sine düşürülmesiyle elde edilen bir kısılma olduğu göz önüne alındığında ekonomide kamu ağırlığının azalmasıyla gerçekleşeceği anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bütçeyle bir kez daha görülmektedir ki, işçisi, emeklisi, işsizi, çiftçisi, küçük üreticisi, öğrencisi, ev kadını, yoksulu ile geniş toplumsal kesimlerin taleplerini yansıtan bir sosyal bütçe yapılması için, temsilde adaleti içeren, yeni dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen akıl dışı ve antidemokratik barajlar olmaksızın oluşturulacak yeni bir Meclise, yeni bir Hükûmete ve yeni bir Anayasa'ya ama sözde değil, sahiden demokratik ve özgürlükçü bir sosyal Anayasa'ya ihtiyaç vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engels vaktinde demişti ki: "Ne mutlu o yoksullara ki öteki dünya onlarındır, er geç bu dünya da onların olacaktır." Bu saptamanın ne kadar doğru ve haklı olduğunu görüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çerçevede, sosyal sınıfların, emekçi sınıfların talepleri doğrultusunda farklı bir bütçenin gerçekleşmesinin, özgür, demokratik, sosyal bir cumhuriyet inşa edilmesinde vazgeçilmez olduğuna inanıyorum, teşekkürlerimi ifade ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk Uras&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-1348440323914700101?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/1348440323914700101/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/ufuk-urasn-merkezi-yonetim-butce-kanunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1348440323914700101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1348440323914700101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/ufuk-urasn-merkezi-yonetim-butce-kanunu.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2009 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı Üzerine Yaptığı Konuşma'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-9178656987855250380</id><published>2011-01-02T00:54:00.003+02:00</published><updated>2011-01-02T00:56:04.139+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Dışişleri Bakanlığı Bütçesi Üzerine Yaptığı Konuşma</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Sayın Başkan, değerli vekiller; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına, Dışişleri Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü bu Genel Kurul toplantısında, Türkiye'nin dış politikasıyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisine, ulusal ve uluslararası kamuoyuna yansıyan bilgiler ve Hükûmetin pek de cömert olmayan sınırlı bilgilendirmeleri üzerinden görüş ve değerlendirmelerimizi sayın heyetinizle paylaşmaya çalışacağız. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin ne denli zorlu bir coğrafyada bulunduğunu hem tarihimiz hem de bugünümüz yeterince bize göstermektedir. Yalnız bugünün uluslararası ilişkileri ve dengelerinden kaynaklanan sorunlar değil, bünyesinden yirmi yedi devlet çıkan Osmanlıdan devraldığımız ilişkilerden de beslenen çeşitli sorunlar nedeniyle de bunu her dönemde çok sıcak bir şekilde yaşıyoruz. Yerelliğin neredeyse devrini tamamladığı, küreselleşmenin giderek hâkim eğilim hâlini aldığı günümüz dünyasında, dış politika da devletin özel alanı olmaktan çıkıp sivil siyasetin ve yurttaşların üzerinde söz söylediği ve saydamlaşma talebini yükselttiği bir açık politik zemin hâline gelmeye başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Örneğin, son Wikileaks olayının politik şahsiyetlerimiz ve ülkeler hakkında yarattığı sansasyonel sızıntılar olağanüstü ilgi gördü. Az kalsın dış politikayı bırakıp iç politikayı bu sızıntı belgelerine endeksliyorduk. Bu diplomatik depremin temel mahiyetini anladığımız hâlen şüphelidir. Uluslararası basında bu, bir tür “yeni Pearl Harbor baskını” gibi algılanıyor. Derslerle dolu bu gelişmeyi iç hesapların hırsına kurban etmek üzereyiz. Hâlbuki karakteristiğini geçtiğimiz yüz elli yılda alan, dünya diplomasisini temelden sarsabilecek bir vakayla karşı karşıyayız.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Saydamlık talebi dünya ölçüsünde önü alınamaz bir hâle gelmiştir. En son Rus televizyonunda gördüm, Dışişleri Bakanlığı Rusya’da artık elektronik daktilo yerine mekanik daktiloya geçme noktasına bile geldiğine göre, bu, paranoyanın gücünü gösteriyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Dış politikayı sadece bir devlet politikası değil, alternatif sivil seçeneklerin değerlendirilebileceği, siyasi partilerin birbirinden farklı görüşler getirebileceği bir zemin olarak ele almak gerek çünkü dış politikada ülkenin çıkarı kamu çıkarı dediğimizde bundan ne anladığımız belli olmayabilir, farklı olabilir. Örneğin Bakanlığımızla Ermeni patrikhanesinin seçiminde 6.000 imza toplayıp “Patrikhaneye biz seçmek istiyoruz patriğimizi.” diyen cemaatin görüşünü mü esas alacağız yoksa “Hayır, ben sizin ruhani liderinizi seçmenizi değil benim ilişkimi esas alıyorum.” mu diyeceğiz? Bütün bu konularda farklılıklar doğaldır, olmalıdır. İşte tezkerede bunu çok açık bir şekilde gördük. AK PARTİ’nin getirdiği tezkereye CHP karşı çıkabilecekken karşı çıkmadı CHP, AK PARTİ, MHP birleşti bir BDP grubu karşı çıktı. Bu konularda farklı görüşlerin olması doğaldır. Gününü doldurmuş anlayışların daha fazla sürdürülemeyeceği bir zemine doğru gidiyoruz. Dışişleri Bakanlığının bu gelişmelerden gereken olumlu dersleri çıkarmasını, Bakanlığın çalışma alışkanlık ve metodolojisini yeni durum üzerinden gözden geçirmesini, atılan yeni adımlar hakkında Meclis ve kamuoyunu da aydınlatmasını bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin yeni bir gelişme olarak Teşkilat Kanunu benim de içinde olduğum Dışişleri Komisyonunda görüşülürken ilk defa komisyona KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası dahil edildi, görüşlerini ifade ettiler ve bir tür bir demokrasi örneği olarak bundan mutlu olduk ama iş yeri temsilcileri bugün hâlâ diyor ki: Diğer bakanlıkların personeliyle aramızdaki makas açılıyor, 5.500 kişinin 2.500’ü hâlâ sözleşmeli personel kapsamında, çalışma koşullarının iyileştirilmesi lazım, 4/B statüsündeki personelin iş güvencesine kavuşturulması lazım gibi görüşleri sendikamız ifade ediyor. O yüzden teşkilatın kendi içinde demokratikleşmesi, özlük haklarına sahip olması çok daha nitelikli bir çalışmayı ortaya koyacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Hatırlanacağı gibi AKP Hükûmeti Türkiye’nin dış politikasının temel duruşunun komşularla sıfır&amp;nbsp;problem&amp;nbsp;olduğunu ifade etmişti. Bu politika Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu’da ülkenin istikrar ve güvenliğini riske sokan her gerilim ve anlaşmazlıklara karşı diyalog ve sivil diplomasiyle çıkış yolunun aranmasıydı. Sorunların askerî değil, sivil siyasi çözümle ele alınması anlayışına dayanıyordu. Yaklaşım böyle olmakla beraber, izlenen çizginin böyle mi olduğu, bekleneni verip vermediğini tartışmalıyız ama burada bazı vekillerin konuşmalarından görüyorum ki hâlâ şiddet politikası, nefret politikası, gerilim politikası bir alternatif olarak sürdürülüyor. Bu, kabul edilebilir bir şey değil.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Elbette ki dış politika alanı, bütün süreçlerini tek başına bir ülkenin belirlediği ve dolayısıyla basit bir başarı-başarısızlık ikilemi içerisinde ele alınabilecek bir konu değil. Çünkü belirleyeni çok, tarihsel faktörlerin hepsinin devrede olduğu, tek tek ülkelerin içinde bulunduğu bağların birçok şeyi belirlediği karmaşık bir alanda bulunuyoruz. Üstelik atılan her adımın etkilerinin hemen yirmi dört saat içinde sonuçlarının alınmayacağı, zamana yayılacağı çok açık bir gerçeklik.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;İşte, İran konusu böyle bir mesele. İran’a nükleer bahaneyle, ABD’nin kumandasında, İsrail’in açık ve bazı Arap ülkelerinin örtülü destek vereceği uluslararası bir koalisyonun askerî operasyon düzenlemesine grup olarak kesinlikle karşı olduğumuzu ifade etmek isterim. Bölgemizde ve komşularımızda elbette nükleer silah bulundurulmasını istemeyiz ama çifte standarda da düşmemeliyiz. Bu melanetin içinde Türkiye ev sahibi mi olacaktır, bu melanetin ev sahibi mi olacaktır, yoksa barışın bir aktörü mü olacaktır, buna hızla karar vermemiz gerekiyor. Sivil toplum örgütlerinde “Komşuma dokunma.” politikasına kulak verilmesi önemlidir. Nükleer silahlanmaya karşı hassasiyetin, İsrail’i de içerecek bir şekilde sürdürülmesi son derece önemlidir. Nükleer kalkan konusu bu açıdan turnusol kâğıdıdır. WikiLeaks belgeleri sayesinde, NATO mahreçli nükleer bombalar ve yarattığı riskin ortaya çıktığını yani bizim bütün iddialarımızın aslında doğru olduğunu bir kere daha görmüş bulunuyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Değerli vekiller, ana muhalefet partisi sayın konuşmacısının anti-Amerikan tutumu&amp;nbsp;son derece olumlu bulduğumu ifade ederim.&amp;nbsp;Demek ki önümüzdeki süreçte İncirlik’e ilişkin, NATO’ya ilişkin eylemlerimizde artık yalnız kalmayacağız. Yalnız, Irak yönetimine ilişkin demin de söylediğim olumsuz tutum, örneğin “Amerikan piyonu” şeklindeki yaklaşım kabul edilemez çünkü o zaman size sorarlar: “Siz NATO oyununda, NATO satrancında şah mısınız? Vezir mi sayıyorsunuz kendinizi?” diye sorarlar. O zaman gelin, NATO’ya karşı, İncirlik’e karşı kendi içimizde tutarlı olmak istiyorsak bu zeminde ortak bir hat geliştirelim.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;AKP Hükûmetinin dış politika adımlarının hem ülke içinde hem uluslararası arenada da tartışma yarattığı ortadadır, öyle ki konu Türkiye'nin ekseninin değişip değişmediği noktasına gelmiştir. Peki, önceki eksen neydi, ondan çok mu memnunduk ya da eskiden çok kötüydü de bu Hükûmet döneminde mi şaha kalktık soruları önemini koruyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Eksen dediğiniz, eksen kayması dediğiniz disk kayması gibi bir şey değil, böyle “tık” diye bir şey olacak ve ekseniniz kayacak… Ben pek eksen kaymadığını Dışişleri Komisyonu üyesi olarak gelen heyetlerin bilişiminden görüyorum. Dış ilişkilerde ne olduğunu bilemiyorum çünkü BDP grubu olarak dış gezilerde ve ilişkilerde vebalı muamelesi gördüğümüz için, ambargo yediğimiz için diğer partilerin anlaşmasıyla hiçbir dış toplantıya katılmadık. Oralarda bir eksen kayması olup olmadığını katılan milletvekillerimiz daha iyi bilirler ama Venezüella Dostluk Grubu üyesiyim, Chavez bütün Orta Doğu’yu dolaşıyor “Gelin, Chavez’i de Türkiye’ye davet edelim, hiç değilse enerji politikamızda rahatlık sağlar.” dediğimizde eksenin kaymadığını görüyorum. “Gelin, Abazalarla ilgili bir tutum alalım, 23 Nisanda Abhazya gençlerini de çağırın.” dediğimizde, bakıyorsunuz eksen sapasağlam duruyor. Zaten bizim temsilciler de Çin heyetiyle görüştüklerinde Uygur meselesinde Çin’in bütünlüğünün esas olduğunu söylüyorlar, Sırbistan’ın bütünlüğünün esas olduğunu söylüyorlar. Demek ki buralarda eksen kaymıyor. Peki, diyeceksiniz Kaddafi’den insan hakları ödülü almak nedir? Onu eksen kaymasından çok başka bir kaymayla izah etmek gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Şimdi, Kıbrıs sorunu tabii bizim açımızdan çok önemli, burada bir çıkmaza sürüklendiğimizi görüyoruz. Birleşmiş Milletlerin ve AB’nin desteklediği Annan Planı’na ne KKTC ne de Türkiye hayır dedi. Rum tarafı ve AB’nin katı tavrı nedeniyle süreç açmaza sürüklendi ama bazı limanların kısmen açılması ve KKTC’deki askerlerden bir bölümünün geri çekilmesi yoluyla acaba süreç zorlanamaz mıydı?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Şimdiki iki ayrı devlet durumunu nihai durum hâline getirmek gibi bir niyet olmadığı ifade edildiğine göre, biz üzerimize düşeni yaptık rahatlığının arkasındaki neden nedir sorusunu sormamız gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Türkiye'nin dış politikası ve AB hedefini Kıbrıs sorununa rehin vermemeliyiz. Eşit siyasal haklara dayalı iki kesimli ve iki toplumlu bir federasyon modelinde bu sorunun kısa zamanda çözüme kavuşması için inisiyatif almaktan imtina etmemeliyiz. Otuz altı yıl, kaybedilen otuz altı yıl yeter gibi gözüküyor. Tabii, ideal durum, İngiliz üsleri de dâhil olmak üzere bütün adanın demilitarizasyonunu savunmak olmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Demin söylediğim gibi, küreselleşme aslında kendi içinde karşıtını yaratıyor. Her alanda biz barışın küreselleşmesini savunabiliriz. Çok eksenlilikle küreselleşme bağdaşıyor mu bilmiyorum. Bugün Çin’in Dünya Ticaret Örgütüne girmesini sağlayan ABD’nin kendisidir. Çok kutuplu dünyadan, bazı vekiller zaman zaman “Tek kutuplu dünyaya geçtik.” diyorlar ama tek ve kutup birlikte telaffuz edilemez bir hegemonik dünya var. Hegemonya rızanın örgütlenmesiyse dünyanın bu hâline biz razı değiliz, razı olmamak durumundayız.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;“Avrasya Seçeneği” diye uydurulan seçeneğin Avrasya’ya baktığınızda merkezinde ABD ve Batı’yı görürsünüz. Türkiye'nin Avrasya ülkeleriyle Türk cumhuriyetleriyle dış ticaretinin yüzde 4 oranında olması zaten durumu yeterince özetliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Ermenistan ile ilişkilerimizin normalleşmesinde de benzer bir durumla karşı karşıyayız. Stadyumlarda atılan barışçıl adımlar bir başka ülkeyle ilişkinin kıskacına takılabiliyor. Her 24 Nisan günü ABD Başkanı “jenosit” kelimesini kullanacak mı diye ulusal endişelere sürüklendiğimizi görüyoruz. Türkiye, bu konuda diplomatik cesaretini hiçbir ülkenin ipoteği altına sokmamalıdır. Kapıların açılması hem Türkiye'nin hem de komşularının lehine olacaktır. Bölgede barış, demokrasi ve istikrar aktörü olmak istiyorsak öncelikle bize ve komşularımıza hizmet edecek olumlu adımlarımıza yönelik dış ambargolardan kurtulmalıyız. Bu mesele bizim meselemizdir, başka parlamentoların meselesi değildir.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Irak’la ve Kürt bölgesel yönetimiyle ilişkilerimizde de benzer bir sorun söz konusudur. Malum, Kürt sorunu bizim en temel sorunumuzdur. Çok can ve kan kaybettik. Acımız derindir. Henüz çözüme de ulaşmış değiliz ama ağır da olsa temel sebebin ülkenin siyasal modelinde, geleneksel anlayışlarda ve ondan kaynaklanan acımasız, kör uygulamalarda olduğunu görür gibiyiz. Hâl böyleyken, içeride yaşadığımız sorunlarla uğraşırken Kürt yurttaşlarımızın hemen yanı başındaki akrabalarıyla ve Irak Hükûmeti ve partileriyle ilişkilerin bozulması kabul edilemez. Dış politika zaten soy merkezli olamaz, yurttaş merkezli olmalıdır. Kendi içimizde demokratik ve barışçı çözüme bağlamamız gereken bu sorunu Irak’a havale etmemiz de kabul edilemez. Bu gerilimin çok uzun sürdüğünü görüyoruz, şimdilerde durumun böyle gidemeyeceğini görüyoruz. Türkiye kendi içinden kaynaklanan bir sorunu hiçbir komşusu üzerinden ve ona havale ederek çözemez. O nedenle Irak iç siyasetinin bir iç aktörü olmayı küresel bir&amp;nbsp;&amp;nbsp;despot olarak ABD uygun görebilir ama Türkiye bundan uzak durmalıdır. Bu coğrafya artık ülkesel ve bölgesel mühendislikleri kaldıramayacak kadar şişmiş görünüyor. Son Cumhurbaşkanlığı seçiminden de buna ilişkin yeterince ders çıkarılmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;O yüzden demin söylediğim gibi demokratik, diplomatik çözüm yerine hâlâ askerî operasyonlardan medet ummak kabul edilemez. Defalarca denenen kara operasyonlarının hâlâ burada savunulması kabul edilemez. Batı açısından üç tane Irak vardır arkadaşlar: Normal, süper, kurşunsuz. Biz komşumuza yani Irak’a bu gözle bakamayız. Enerji ve su politikası gibi küreselleşmenin devasa meselelerinde bir barış ortamına kavuşmamız Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünü gerektiriyor.&amp;nbsp;&amp;nbsp;O zaman, sıfır sorun politikası bizim açımızdan içimiz, dışımızın bir olması gereken, “Yurtta barış, dünyada barış” politikası olmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&amp;nbsp;İşte, ana dilde eğitim hakkı gündeme geldiğinde bir bakıyorsunuz Genelkurmay Başkanlığı hemen tepki veriyor. Beklenir ki tepkiyi Dil Kurumu versin yani Dil Kurumu desin ki mesela “Öyle değil ama böyle.” Herhangi bir çocuğunuz üç dil, dört dil bildiğinde&amp;nbsp;&amp;nbsp;“Ya, ne kadar iyi, ne kadar kültürlü bir çocuk” dersiniz, “Piyano çalıyor, keman çalıyor, şiir okuyor, çok kültürlü, çok dilli.” dersiniz, o bireyde takdir ettiğiniz topluma denk düştüğünde, bu sefer buna tepki gösteriyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Dillerimiz, kültürlerimiz, kimliklerimiz, inançlarımızın hepsi bizi zenginleştirir. Kürtlerin Kürtçe konuşması şaşkınlık yaratmamalıdır. Dili kelepçelemek doğru bir politika değildir. Yıllardan beri siyasette yasaklı, sokakta işsiz, savaşta ölü olmayalım dedik.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;NATO’ya bakalım. Bu kadar itiraz edilen askerî bürokrasi NATO’da iki dil üzerinden ilişki kurmuyor mu? Bizim Türk cumhuriyetleriyle kurduğumuz ilişkilere baktığımızda biz tercüman kullanmıyor muyuz? Yani bir kendi toplumumuzla yüzleşmeliyiz, bir de uluslararası ilişkilerdeki vazettiğimiz vakaların ne ölçüde gerçekleşip gerçekleşmediğini de sorgulamalıyız iki yanlı.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Şimdi, bilinmeyen dil konuşulduğunda “Bilinmeyen dil konuşuluyor.” deniliyor. Ben size bilinmeyen -biliyor musunuz bilmiyorum- bir şiir okuyayım, onu da “Bilinmeyen dil” diye yazacak mısınız bakalım?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;“Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Herkesi sen dost mu sandın, belki ol ağyâr olur.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Sâdıkâne belki ol âlemde bir serdâr olur.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Yâr olur, ağyâr olur, serdâr olur, didâr olur.”&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Sizin işinizi zorlamak için söylemiyorum ama, artık bunu da “Bilinmeyen dil” diye umarım yazmazsınız.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Yasaklarımızı kaldırmalıyız. Dilekçe hakkı, herhangi bir anayasal, yasal değişikliği gerekmiyor, dilekçe hakkı söz konusu olmalı her alanda.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Sayın Bakanımıza geçen gün söyledim “TRT’de Yılmaz Güney filmleri yasak, biliyor musunuz?” “Hayır, nasıl olur!” dedi. Üstelik Yılmaz Güney’in “Kasımpaşalı Recep” diye bir filmi var. “Hani, onunla başlayabilirsiniz.” dedim.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;MUHARREM İNCE (Yalova) – Kasımpaşalı Recep bir tane olur, iki tane olmaz!&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;MEHMET UFUK URAS&amp;nbsp;(Devamla) – Her türlü yasağa karşı olmamız gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;12 Eylül darbesini yapan, Kenan Evren Kışlası… Ben Fenerbahçeliyim ama, Nazizm’i savunan Saraçoğlu’nun “Saraçoğlu Stadı” diye adının verilmesi de dâhil olmak üzere bütün yasakların kalkması gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Olumlu bir şey var tabii, geçen gün Fatsa Belediyesine rica ettik. 12 Eylül deyince akla Fatsa gelir. Terzi Fikri’nin yaptığı caddeye “Kenan Evren Caddesi” adını koymuşlardı, oy birliğiyle demeyelim, MHP’nin 2 üyesinin reddi dışında, topluca Fatsa’da Sevgi Caddesi oldu, Kenan Evren Caddesinin adı değiştirildi. Darısı diğer kışlaların caddelerin, okulların adına.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;O yüzden, bu konjonktürde bütün yasakları kaldırmalı ve silahlar susmuşken, güven verici adımları atmalıyız ki, dış ülkelerle ilişkimizde de bir örnek model oluşturabilelim.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Burada, Habur konusunda herkes bir yarışmaya girdi. Biz Habur’da süreci izlemiştik. Bütün sakilliklerine rağmen, oradaki insanların sevinci “Artık çocuklarımız ölmeyecek”ti. Ama hiç kimse buraya çıkan Sevahir Bayındır ve arkadaşlarının Habur’la ilgili hazırladığı dosyaya bakmak gereksinimi duymadı. Oradaki 17 bin insan nasıl topluma kazandırılacak? Nasıl oradaki, kamplardaki insanların insanca yaşama koşulları sağlanacak?&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Siyasetse, negatif siyaset değil pozitif siyaset üzerinden adım atmamız gerekiyor. “&amp;nbsp;Kimliklerimiz ve kültürlerimiz bizi parçalar mı?” sorusuna Miloseviç “Parçalar.” dediği için Yugoslavya’da tek tipleşme oldu. Bize Yugoslavya’yı örnek verenlere söylemek gerekir ki, çok kültürlülük, çok kimliklilik bizi zenginleştirir, parçalamaz.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Bir dalga kıyıya doğru giderken önündeki dalganın sükûnetini görünce şaşırır “Görmüyor musun, kıyıya gidince yok olup gideceğiz.” der, önündeki dalga “Yanılıyorsun, biz aynı zamanda denizin bir parçasıyız, denize kavuşacağız.” der.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Kimliklerimiz birer tespih tanesiyse o tespih tanelerini oluşturan ip yani ortak değerlerimiz bizi ayakta tutuyor. Ortak değerlerimiz ile kimliklerimizi ve kültürlerimizi özgürce yaşamak asla birbiriyle çelişen özellikler değildir. O yüzden, önümüzdeki süreçte bu adımları kararlılıkla atarsak dış politikada da iç politikada da elimiz son derece rahat olur.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Orhan Pamuk İstanbul’a dünyanın merkezi diyordu. Çok kültürlü, çok kimlikli bir Avrupa ile çok kültürlü çok kimlikli bir Türkiye mücadelesinin senkronizasyonu da bizim için önemlidir. Hakikaten, Avrupa kültürünün merkezisinin aslında Bizans’ı da katarak Anadolu olduğunu söyleyebiliriz. Anadolu coğrafyasındaki değerlerin siyaseten karşılığını yaratacak reformların sağlanması ülkemizin önünü açacaktır, Türkiye’yi&amp;nbsp;demokratikleştirecektir, uluslararası ilişkilerde de örnek bir ülke olarak somut adımlar atabileceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Teşekkür ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Ufuk URAS&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0cm;"&gt;İstanbul Milletvekili&lt;/div&gt;20 Aralık 2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-9178656987855250380?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/9178656987855250380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/ufuk-urasn-dsisleri-bakanlg-butcesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/9178656987855250380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/9178656987855250380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2011/01/ufuk-urasn-dsisleri-bakanlg-butcesi.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Dışişleri Bakanlığı Bütçesi Üzerine Yaptığı Konuşma'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2625683531238699058</id><published>2010-12-16T21:26:00.002+02:00</published><updated>2010-12-16T21:37:26.324+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Meclis'te Tübitak Bütçesi Üzerine Yaptığı Konuşma</title><content type='html'>Sayın Başkan, değerli vekiller,  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben doğrusu bu dönem, geçen bütçede olduğu gibi yalnız başına olmanın  hüznü yerine siyaset arkadaşlarımla birlikte olmanın, birlikte siyaset  yapmanın mutluluğu ve onurunu taşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim insanları Aralık ayı başında çok önemli bir buluşla ilgili bir  açıklama yaptılar. Bir bakterinin arseniği sadece yemekle kalmadığını,  bu zehirli elementi doğrudan DNA’sına kattığının altını çizdiler.  Bulgular dünyadaki yaşam biçimlerinin çeşitliliği konusunda ne kadar az  bilgi sahibi olunduğunu gösterdi. Bu keşif diğer gezegenler ve uydularda  da yaşam için nelere bakılması gerektiğini ortaya koydu. Yani evrenin  başka bir yerinde yaşamın neleri mümkün kılabileceğinin anlaşılmasına  yönelik yeni kapılar açıldı. Artık, evrende yaşam yeni parametrelerle  aranacak.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şu çok açık ki, birçok alanda değişim ve gelişmenin temel uyarıcısı  teknolojik gelişmelerdir. İnsanlık bugünkü uygarlık düzeyini büyük  ölçüde teknolojik gelişmelere borçludur. Bu gelişmelerin ana kaynağı,  buluş ve yeniliklerdir. Buluş ve yeniliklerin temel kaynağı ise  araştırma ve geliştirme faaliyetleridir. Araştırma, geliştirme  faaliyetlerinin temel anlayışı ise şüphe etmek, sorgulamak, eleştirmek  ve yeniyi aramaktır. “Bilmiyorum, o hâlde inanayım.” “Bilmiyorum, o  hâlde araştırayım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorsunuz bir ülkede bilim ve teknolojiye verilen önem ve  gelişmişlik ölçüsü olarak ARGE harcamalarına ayrılan kaynağın gayrisafi  yurt içi hasılası içindeki payı ele alınıyor. ARGE harcamalarının  gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı yüzde 2’den fazla olan ülkeler  gelişmiş ülke sayılıyorlar. Bilgi, aynı zamanda bir egemenlik aracı ise  ki, öyledir, teknolojik yenilenmenin yaklaşık 15-20 kadar gelişmiş  ülkenin tekelinde bulunduğunu da unutmamak gerekiyor. Bu ülkeler dünyada  ARGE için yapılan harcamaların yaklaşık yüzde 95’ini gerçekleştiriyor.  Buna karşın dünya nüfusunun yüzde 70’ini oluşturan gelişmekte olan  ülkeler ise toplam ARGE harcamalarının yaklaşık yüzde 5’ini  gerçekleştiriyorlar. İşte, eşitsizliğin ve egemenliğin bir başka  parametresi de budur. Ülkelerin uluslararası arenada daha güçlü söz sahibi olabilmesi için,  teknolojik yatırımların geliştirilmesi gereği reddedilmez bir  gerçekliktir. Teknolojinin en temel girdisini oluşturan bilginin temeli  ise bilimsel araştırmalar yapmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın, değerli vekiller, TÜİK’in 2009 yılı ARGE faaliyetleri  araştırması sonuçlarına göre, Türkiye’de gayrisafi yurt içi ARGE  harcamasının gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı binde 8,5’tir ya da  bir başka deyişle yüzde 0,85. Evet, nispi bir artış vardır ama dünya  ortalamasına baktığınızda bunun ne kadar yetersiz olduğu çok açıktır.  Bugün, bu oran, OECD ülkelerinde ortalama yüzde 2,26’dır, AB ülkelerinde  ise yaklaşık yüzde 1,8 olarak gerçekleşiyor. Durum ortadadır, Türkiye  ARGE’ye yeterince önem vermemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünün temel sorusu şudur: Türkiye’yi teknoloji satın alan ülke  değil teknoloji üreten ülke hâline getirmeyi hedefliyor muyuz?  Gelişmekte olan ülkeler her yıl yüz milyonlarca dolar ödeyerek teknoloji  transfer ediyor ve bu yolla sanayileşme ve teknolojinin gelişmesine  çaba harcıyor, Türkiye’yi bu durumdan kurtaracak mıyız? Soru budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için iki önemli konu var: Birincisi ARGE’ye ayrılan kaynağı  daha da artırmak, ikincisi bu araştırmaların zeminini oluşturan  üniversiteleri ve diğer bilimsel kuruluşları bu hedefe uygun hâle  getirmek. “Teknolojinin en temel girdisini oluşturan bilginin temelinde  bilimsel araştırmalar yatar.” dedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişmekte olan ülkelerin teknolojik gelişmede yetkinlik kazanması ve  bu yetkinliklerini kendi ARGE’lerine dayandırmaları gerekiyor. Yıllar  itibarıyla ARGE kaynaklarının sanayiden üniversiteye kaydığını  görüyoruz. Kamu, üzerine düşeni yeterince yapmıyor. Devletin  kaynaklarının çok küçük bir kısmı bu alana ayrılıyor. Neden? Şimdi,  Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine bakıyoruz, TÜBİTAK’ın 2 katı. Böyle  mi Türkiye’de teknolojik ARGE’ye verilen önemi göstereceğiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin bilim ve teknolojideki yaklaşık kırk yıllık bir geçmişi  olmasına rağmen, olumlu gelişmelere karşın, ortaya konulan hedeflerin  gerçekleştiğini söylemek mümkün değildir. Türkiye, uluslararası düzeyde  rekabet edebilmek için teknoloji üretme olanaklarını geliştirmeli, ARGE  faaliyetlerini güçlendirmelidir. Her şeyden önce, gayrisafi yurt içi  hasıladan ARGE’ye ayrılan pay, gelişmiş ülke olmanın minimum seviyesi  olan yüzde 2’ye derhâl çıkarılmalıdır. Bu bütçe bunu öngörmüyor. Çünkü  AKP Hükûmetinin böyle bir gelecek vizyonu söz konusu değildir. O yüzden,  Türkiye vakit kaybetmeksizin teknoloji geliştirme ve uygulama konusunda  gereken adımları atmalı, daha fazla kaynağı savaşa değil bu alana  yönlendirmelidir ama iş bununla da bitmiyor. Dedik ki: Yıllar itibarıyla  ARGE kaynaklarının sanayiden üniversitelere doğru kaydığı açıkça  görülüyor. Peki, üniversitelerde ne oluyor? 12 Eylül Anayasası’nın  başımıza tebelleş ettiği YÖK bu işlevi yerine getirebilecek yetkinlikte  bir kurum mudur? Hayır. Üzerine düşeni yapabiliyor mu? Hayır. Yetersiz  ve üstelik özerk ve demokratik değildir. Bu yapıyla bu işlevin  geliştirilmesi mümkün değildir. Bu YÖK’e daha fazla tahammül edilemez.  Öğrencilerimiz haklıdır. 2011’de yapılacak yeni anayasada YÖK kökten ele  alınmalı, bu hâliyle ortadan kaldırılmalı ve katılımcı, demokratik ve  özerk bir yapı kurulmalıdır. AKP Hükûmeti YÖK sever tavrı ile  üniversitenin gelişmesine darbe vuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, ya üniversitede okuyan öğrenciler, AKP Hükûmeti bu öğrencilerle  de uğraşıyor, güvenlik güçleriyle öğrencilerin üzerine gidiyor, huzurlu  eğitim ortamını bozuyor. Bu ülke gençliğine, üniversite öğrencilerine  geçmişte de çok hoyratça davrandı. Gençliğine bu kadar hoyratça davranan  başka bir ülke var mıdır? Dün İstanbul’da, bugün Ankara’da, biraz önce  ODTÜ’de coplarla biber gazları ile polis gücüyle üniversite  öğrencilerinin üzerine gidilmesini kınıyor ve protesto ediyoruz.  Bırakınız üniversitelerde gençler eleştirilerini dile getirsinler,  şüphelerini, kaygılarını ifade etsinler. İtaatkâr öğrencilerle akademik  bir gelişme sağlayamayacağımızı görelim. Bir ülkenin gençleri heyecanla  istedikleri ülkeye ilişkin hayallerini dile getiremezlerse yarın bu  insanların yaratıcı olmalarını bekleyemezsiniz. Onları faşistlikle  suçlamaktan vazgeçelim. Öğrencilerin sözlerini engellemekten vazgeçelim.  Özgür düşüncenin önündeki engelleri hep birlikte kaldıralım. Üniversite  öğrencilerini huzursuz etmeyiniz. Yüksekova’da olduğu gibi alnının  ortasından vurmaya kalkmayınız. Unutmayınız ki başkalarını korkutmaya  çalışanlar bilin ki aslında kendileri korkuyorlardır. Başka bir atasözü  var mı böyle, bilmiyorum. “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.” diye  âdeta yalan söylemeyi teşvik eder gibi. O öğrencilerimiz köylerinden  çıktılar şehirlere, üniversiteye geldiler. Ve Ziya Gökalp’in bir tarihte  “Darülfünun emirlerle düzelmez. Onu yapar ancak serbest bir ilim. Bir  mesleğe haricinden fer gelmez. Bırakınız ilmî yapsın muallim.” dediği  gibi.&lt;br /&gt;Geçen gün, ben de aynı gün Ankara Üniversitesinde Anayasa  Konferansındaydım; öğrenciler, hocalar beni çiçeklerle, alkışlarla  karşıladılar ve hakikaten özgürleşmeyi üniversitelerden başlatmanın  yolu, onlara nasıl baktığımız, oradaki yaratıcı enerjiyi ortaya çıkarıp  çıkarmadığımızla ilgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün İsmet İnönü brifing alırken soruyor “Bu Marx, Darwin, Freud  hiç doğru bir şey söylememiş mi?” diye, danışmanları diyorlar ki:  “Söylemiş ama biraz aşırıya kaçmışlar.” İnönü de diyor ki: “Keşke ben de  doğruyu yakalasam da biraz aşırıya kaçsam.” O yüzden, doğruyu  yakalamanın yolu, gerçeğe ulaşmanın yolu üniversiteleri özgür  bırakmaktan geçiyor, siyasette gençlerin daha fazla yer almasından  geçiyor, kadınların daha fazla yer almasından geçiyor. Üniversitelere ve  buralara baktığımda, Mecliste bizim BDP Grubunu saymazsak yüzde 30’la  onurumuzdur ama Meclis yüzde 9 kadın oranına sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüyorum bürokrasimize bakıyorum, her Allah’ın günü buraya gelen  heyetlere bakıyorum; 25 kişi varsa, burada da 2-3 kadın var, yani 22’yi  2’ye vurduğumuzda yüzde 9 kadın oranını bürokrasi de tutturuyor. Olmaz  böyle bir şey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani kadınların, gençlerin, emekçilerin daha fazla söz ve yetkiye  sahip oldukları bir üniversiteyi el birliğiyle inşa edelim. Unutmayın  ki, Bulgaristan’daki kadar kütüphanemiz yok. Bilime karşı, düşünceye  karşı, bunun önündeki bütün engellere karşı durmanın yolu demokratik ve  özgür bir cumhuriyet inşa etmekte, demokrasiyi kurumsallaştırmakta  kararlı tavır almaktan geçiyor. Dün Grubumuzda söylendi; Mustafa  Kemal’in Nutku’nu bile sansür etmeye yeltenen bir geleneğe sahibiz. Bu  Meclisin tapusu kimsede yok. Ama bilin ki bu Meclisin tapusu bile yok,  bu Meclisin ruhsatı bile yok. Önce tapu ve ruhsat işini halledelim,  ötesi gerisi arkadan gelir diye düşünüyorum. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS &lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili &lt;br /&gt;15 Aralık 2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2625683531238699058?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2625683531238699058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/ufuk-urasn-mecliste-tubitak-butcesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2625683531238699058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2625683531238699058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/ufuk-urasn-mecliste-tubitak-butcesi.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Meclis&apos;te Tübitak Bütçesi Üzerine Yaptığı Konuşma'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-7788670560955579426</id><published>2010-12-02T23:17:00.003+02:00</published><updated>2010-12-02T23:17:48.356+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>BDP'den Ayrılacağım İddiası Kesinlikle Doğru Değildir.</title><content type='html'>BDP’den ayrılacağıma dair haber yalandır ve kasıtlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESK'te yaşananları haberleştiren bir gazetede, BDP'den ayrılacağım iddia edilmiştir. Bu kesinlikle doğru değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt Sorunu'nun barış ve demokrasi içerisinde, siyasal zeminde çözümüne olan ihtiyaç halen Türkiye’nin en temel meselesidir. BDP, bu doğrultuda sürdürülen mücadelenin önemli bir aktörüdür ve parlamentodaki varlığı bütün toplum açısından büyük bir imkandır.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BDP grubunun bir üyesi olmamı gerektiren politik nedenler aynı sıcaklığı ile varlığını sürdürürken, parti ile ilgili olmayan bir konu ileri sürülerek BDP'den ayrılacağımın iddia edilmesi kasıtlı olarak servis edilmiş bir saçmalıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESK'te yaşanan taciz olayı ile BDP'nin veya başka siyasal kesimlerin ilişkilendirilmesi de aynı saçmalığın devamıdır. KESK gibi büyük bir mücadelenin bağrından doğmuş bir emek örgütü, kamuoyuna yansıyan sorununu hiç şüphesiz gereklerini yerine getirerek çözecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bunun siyasal partilerle ve siyasetle ilişkilendirilmeye çalışılması anlaşılmaz bir gayrettir ve demokratik dayanışmaya hiçbir katkısı yoktur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-7788670560955579426?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/7788670560955579426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/bdpden-ayrlacagm-iddias-kesinlikle_02.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7788670560955579426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7788670560955579426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/bdpden-ayrlacagm-iddias-kesinlikle_02.html' title='BDP&apos;den Ayrılacağım İddiası Kesinlikle Doğru Değildir.'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-907799470611605111</id><published>2010-12-02T23:16:00.000+02:00</published><updated>2010-12-02T23:16:40.349+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Çeçen Sığınmacıların Durumlarıyla İlgili Soru Önergesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim. 25.11.2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1999 yılında başlayan 2. Rus-Çeçen Savaşı’ndan kaçarak dünyaya dağılan Çeçenlerin bir kısmı Türkiye’ye sığınmıştır. Gelenlerin bir kısmı İstanbul’da Fenerbahçe, Ümraniye ve Beykoz kampları ile Yalova kampında yaşamakta iken, bir kısmı da kiraları yardımlarla karşılanan evlerde barınmaktadır. Sayıları yaklaşık 2000 civarında olduğu tahmin edilen Çeçenlerin 500 kadarı kamplarda bulunmaktadır. Çeçen sığınmacıların yüzde 80’i çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, devletlerin zulümden kaçıp kendilerine sığınan “mülteci” durumunda kişilere yönelik koruma yükümlülüklerini belirleyen ‘Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne ilk taraf olan ülkelerden biridir; ancak Sözleşme’ye yükümlülüklerini “Avrupa’da meydana gelen olaylar”dan dolayı mülteci durumuna düşen kişilerle sınırlayan bir coğrafi kısıtlamayla imza atmıştır. Türkiye’nin mevcut politika ve uygulamasına göre, Avrupa Konseyi üyesi ülke vatandaşları bu kapsamda değerlendirilmekte olup, Rusya Federasyonu vatandaşı Çeçen sığınmacılara Türkiye’de 1951 Cenevre Sözleşmesi çerçevesinde koruma sağlanması gerektiği açıktır. Oysa bu grup Türkiye’de sığınma prosedürüne alınmamakta, kendilerine 1951 Sözleşmesi kapsamında “mülteci” statüsü verilmemekte ve Sözleşme kapsamında sağlanması gereken haklardan yararlandırılmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’deki Çeçen sığınmacıların bir kısmına “misafir” statüsüyle 6 aydan 6 aya uzatılması gereken ikamet tezkereleri verilirken, bir kısmının da gerek prosedürü bilmedikleri gerekse hak aramada gösterdikleri çekingenlik ve korku gibi sebeplerle ikamet tezkeresi bulunmamaktadır. İkamet tezkeresi olanların tezkere süresini uzatmak için yaptıkları başvurular, başvuru sahiplerinden kaynaklanmayan nedenlerle, zamanında sonuçlandırılmamakta ve bu durum çeşitli mağduriyetlere yol açmaktadır. Kaldı ki, bilindiği üzere “ikamet tezkeresi,” yalnızca, yabancı ülke vatandaşlarının Türkiye’de yasal olarak ikametine izin veren bir belge olup, sağlık, iş piyasasına erişim, sosyal yardımlar gibi alanlarda herhangi bir hak sağlamamakta, ayrıca kişinin ülkeden sınır dışı edilmesinin önünde herhangi bir güvence teşkil etmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, yabancıların ikamet tezkeresi alabilmek için İkamet Harcı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Uygulamada Çeçen sığınmacıların bir kısmı bu yükümlülükten muaf tutulmakla birlikte, bazılarının bu harcı ödemek durumunda kaldıkları anlaşılmaktadır. İkamet harcı yükümlülüğü, çalışma ve gelir elde etme imkanları son derece sınırlı olan bu insanlar için ayrı bir külfet teşkil etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan, 5543 Sayılı İskan Kanunu da, bu grubun sığınmacı olarak değil, ama “Türk soyundan gelen” göçmen statüsüyle Türkiye’de yerleşmelerine imkan veren ikinci bir mevzuat çerçevesi sağlamaktadır. Uygulamada, sözü edilen “Türk soyu” ibaresinin geniş ve esnek olarak yorumlandığı ve bu yasanın çok sayıda grubun Türkiye’de yerleşmesine ve bilahare vatandaşlık almasına imkan sağlayan bir çerçeve olarak iş gördüğü bilinmektedir. Oysa Çeçen sığınmacılara bu kapının da kapalı tutulduğu anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de “mültecilik” ve diğer ilgili statülerin kendilerine sağlayacağı haklara ve bu haklara nasıl sahip olabileceklerine dair sağlıklı bilgi sahibi olmayan Çeçen sığınmacılar, idari makamları küstürmemek ve durumlarının daha da kötü hale getirilmemesi endişesiyle Türkiye’deki durumlarının netleştirilmesine yönelik herhangi bir yasal girişimde bulunmaktan geri durmaktadırlar. Statülerindeki belirsizlik bu nedenlerle 10 yıldır devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeçen sığınmacılar, statüleriyle ilgili devam eden bu sorunlar yüzünden çalışma, sağlık, eğitim, barınma ve güvenlik gibi temel ihtiyaç alanlarında sorunlarla karşı karşıyadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SORULAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.STATÜ: Türkiye’de bulunan Çeçen sığınmacıların Türkiye’nin 1951 Cenevre Sözleşmesi çerçevesinde ele alınmamasının ve sığınma prosedürünün dışında tutulmalarının sebebi nedir? Bu kişilere 5543 Sayılı İskan Kanunu çerçevesinde Türkiye’de yerleşme hakkı tanınması mümkün müdür? Bu grubun şu anda Türkiye’de yasal bir statüleri var mıdır? Eğer var ise söz konusu statünün sağladığı haklar nelerdir? Eğer yok ise nedeni nedir ve yasal bir statü kazandırılması olanağı var mıdır? Hükümet bu grubun Türkiye’deki statüsüyle ilgili belirsizliğin ortadan kaldırılması için ne gibi girişimlerde bulunmaktadır? Bu konuda hükümetiniz tarafından hazırlanan bir çalışma var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.ÇALIŞMA HAKKI: Yasal çalışma izni almak konusunda ağır engellerle karşılaşan Çeçen sığınmacıların iş piyasasına erişimi kolaylaştıracak bir çözüm için devam eden bir çalışma var mıdır? Sorunun çözümü için nasıl bir yöntem uygulanılması öngörülmektedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.SAĞLIK: Çeçen sığınmacıların sağlık hizmetlerinden yararlanma hakları var mıdır? Var ise bu kapsamı nedir, nasıl kullanılabilir? Yok ise bu sorun nasıl çözülecektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.SOSYAL YARDIMLAR: Gelir getirici işlerde çalışamayan Çeçen sığınmacılara devlet tarafından herhangi bir sosyal yardım yapılmakta mıdır? Yapılmakta ise kapsamı nedir? Yapılmamakta ise nedeni nedir? Yapılması düşünülmekte midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.EĞİTİM: Çeçen çocuklar temel eğitim hakkına sahip midir? Sahiplerse bu hak nasıl kullanılacaktır? Eğitim hakkının sağlanması ve sağlıklı bir şekilde kullanılması için mevcut engeller nasıl giderilecektir? Bu hususa ilişkin hükümetinizin bir çalışması var mıdır, yoksa olacakmıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6.BARINMA: Daha korunaklı ve insani koşullara uygun konutlar sağlanması için hükümetinizin yapmayı düşündükleri nelerdir? Bu kapsamda Çeçenler’in ikamet edecekleri yeri seçme ve özgürce seyahat etme hakkı bulunmakta mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.ADAPTASYON: Yaklaşık 10 yıldır ülkemizde bulunan Çeçenler’in, yakın zamanda ülkelerine dönemeyecekleri dikkate alındığında, ülkeye adaptasyonları için hükümetinizin bir çalışması var mıdır? Yok ise bu konuda neler yapılması düşünülmektedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8.RUSYA İLE İLİŞKİLER: Çeçen sığınmacılar ile ilgili olarak Rusya ile hükümetiniz arasında resmi/gayri resmi görüşmeler yapılmış mıdır? Bu kişilerin Türkiye’de sığınma prosedürüne girmelerinin engellenmesi politikasında Rusya ile ikili ilişkilerle ilgili hassasiyet bir faktör müdür?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-907799470611605111?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/907799470611605111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/cecen-sgnmaclarn-durumlaryla-ilgili.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/907799470611605111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/907799470611605111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/cecen-sgnmaclarn-durumlaryla-ilgili.html' title='Çeçen Sığınmacıların Durumlarıyla İlgili Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2751945464891560428</id><published>2010-12-02T23:13:00.002+02:00</published><updated>2010-12-02T23:13:51.524+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Yargılanması Gündemde Olan Darbecilerin İsimleri Tabelalarda</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorularımın, Başbakan Sayın Recep ERDOĞAN tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. 13.10.2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül 1980 &amp;nbsp;darbesinin Türkiye için bilançosu ağır oldu. Darbeyi yaparak Meclis ve siyasi partilerin kapatılmasına, idam ve işkence sehpalarında insanların ölümüne, yurttaşlıktan çıkarma ve fişlenmeye, gözaltında ve işkencede kaybolmalara &amp;nbsp;neden olan darbecilerin isimleri yaşamımızın bir parçası olmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül 2010’da yapılan referandumla Geçici 15. Madde’nin kaldırılması darbecilere yargı yolunu açtı. Türkiye genelinde pek çok yerde suç duyuruları yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı 29 okul darbenin tarihi ile darbenin komutanlarının adını taşıyor. Kenan Evren ismi 16 ilköğretim okulu ve lisede kullanılmaktadır. 5 ilköğretim okulu '཈ Eylül'' adını taşırken, darbenin komutanları Nurettin Ersin adına 2, Sedat Celasun ve Tahsin Şahinkaya adına da birer okul bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel yönetimlerdeki bir çok bulvar, cadde, sokak, mahalle ve park da darbecilerin adını taşıyor. Ordu Fatsa'da Belediye Başkanı Fikri Sönmez'in kurduğu halk meclisiyle birlikte yaptığı caddenin adı bile Fikri Sönmez yerine Kenan Evren olarak değiştirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Türkiye genelinde pek çok yerde merkezi yönetime ve yerel yönetimlere &amp;nbsp; vatandaşlar tarafından darbecilerin daha önceki dönemlerde verilmiş okul, bulvar, cadde, sokak, kültür merkezi adlarının değiştirilmesi yönünde talepler geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu verilere dayanarak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ve darbecilerin adını ve tarihini taşıyan okulların adını, öncelikle bu dönemlerde acı çekmiş insanların ve ailelerin, sonra tüm toplumun vicdanını rahatlamak için, bir talebe gerek bile kalmadan hayatımızdan çıkarmayı düşünüyor musunuz? Çıkarmayı düşünüyorsanız hedeflediğiniz süre nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Darbecilerin adını taşıyan &amp;nbsp;bulvar, cadde, sokak, mahalle, kültür merkezleri, park gibi yerlerin adı yerel talepler doğrultusunda ve yerel temsilcilerin de duyarlılığı ile değişmeye başladı. Ancak büyükşehirlere &amp;nbsp;bağlı muhalefet partilerine mensup belediyelerden oybirliği ile alınmış kararların Büyükşehir Belediyeleri tarafından reddedilmesini doğru buluyor musunuz? Doğru bulmuyorsanız, bu konuda bir yaptırımınız olacak mıdır?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2751945464891560428?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2751945464891560428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/yarglanmas-gundemde-olan-darbecilerin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2751945464891560428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2751945464891560428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/yarglanmas-gundemde-olan-darbecilerin.html' title='Yargılanması Gündemde Olan Darbecilerin İsimleri Tabelalarda'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-324025185715162506</id><published>2010-12-02T23:11:00.000+02:00</published><updated>2010-12-02T23:11:22.241+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>Bu Ateşkesi Kimse Iskalamasın!</title><content type='html'>PKK'nin 20 Eylül 2010'a kadar 'Eylemsizlik Kararı' alarak tek yanlı ateşkes ilan etmesi, tökezleyen 'Demokratik Açılım'ı yeniden canlandırmak için iyi bir fırsat olarak görülmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP Hükümeti, önceki dönemin hatalarından dersler çıkararak bu fırsatı iyi değerlendirmelidir. Güven arttırıcı adımlar beklemeden atılmalı, önlemler alınmalıdır. Referandum ve yaklaşan genel seçimler geciktirici gerekçeler olarak ileri sürülemez.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bu bağlamda, 'Taş atan Çocuklar' hakkında çıkan yasa yetersiz, ama olumlu bir örnektir. KCK operasyonlarında tutuklanan BDP’lilerin serbest bırakılması yönünde &amp;nbsp;atılacak adımla devam edilmelidir. AKP, &amp;nbsp;bu tutukluların siyasal hayata entegrasyonun köprüleri olduğunu asla unutmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Askeri operasyonlar durmalı ve ‘Demokratik Açılım’a şans tanınmalıdır. Süreç bıçak sırtında ve risklerle yürüyor. Bu nedenle, gelişmeler hiçbir kurumun ve &amp;nbsp;kişinin bireysel ve kurumsal kavrayış ve kapasitesine terk edilmemelidir. Sürecin bütünsel akışından hükümet sorumludur ve başarısızlık halinde hesabını o verecektir. &amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Muhatapsız veya muhayyel muhataplarla, ardında milyonların olduğu bir sorunu hiç kimse çözemez. AKP gerçekçi davranmalı, dışlayıcı dilini ve tavrını değiştirerek BDP ile düzenli ilişki içerisine girmelidir. BDP’nin parlamentodaki varlığı çözüm sürecinde barış adına büyük bir imkandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bu sorunun çözülmesinde Abdullah Öcalan'ın yapabileceği şeyler olduğu ve topluluk üzerinde ciddi bir manevi ağırlığa sahip bulunduğu aşikardır. AKP Hükümeti, barışçı çözümde sonuca ulaşabilmek için, bu gerçekliğin gereğini yapmaktan sakınmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yaşananlar görmezden gelinemez. Bu nedenle bu ateşkesi kimse ıskalamamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunun kaynağı içeridedir ve çözüm yeri TBMM’dir.&lt;br /&gt;Anayasal vatandaşlık ve onun bütün yasal karşılıklarının devreye sokulmasıyla çözüme ulaşılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK’lilerin, silahlarını bırakarak normal hayata entegre olmaları için uygun model geliştirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınırlarda özel birlik (profesyonel özel ordu) hazırlığı, 25 yıllık başarısız bir terörle mücadele zihniyetinin tezahürüdür. Vazgeçilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim yasasındaki yüzde 10 baraj kaldırılmalıdır.&lt;br /&gt;Hatalardan arınmış ve içi doldurulmuş ‘Demokratik Açılım’ hemen devreye sokulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Ağustos 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-324025185715162506?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/324025185715162506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/bu-ateskesi-kimse-iskalamasn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/324025185715162506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/324025185715162506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/bu-ateskesi-kimse-iskalamasn.html' title='Bu Ateşkesi Kimse Iskalamasın!'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2251818019217232069</id><published>2010-12-02T23:08:00.000+02:00</published><updated>2010-12-02T23:08:31.014+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a Bandırma'daki Bazı Çevre Sorunlarına İlişkin Verdiği Soru Önergesi</title><content type='html'>28.06.2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk Uras&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Bandırma ilçesinin Çalışkanlar Mahallesi’ndeki Bandırma Gübre Fabrikaları AŞ'nin Sülfirik Asit Tesisleri ile Erdek İlçesi Aşağı Yapıcı Köyü’ndeki Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı Sülfirik Asit Tesislerinden halkın 40 yıldan beri süre gelen şikayetleri üzerine objektif bir değerlendirme için üniversitelerin, meslek odalarının araştırma kurumlarının;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) Çevre Mühendisliği; Çevre kirliliğinin değerlendirilmesi&lt;br /&gt;b) Ziraat Mühendisliği; Çevre kirliliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkilerinin değerlendirilmesi,&lt;br /&gt;c) Tıp; Kükürtdioksit gazı, asit yağmurları ve demiroksit tozunun akciğer kanserleri, astım, bronşit vb. insan yaşamı üzerindeki olumsuz etkileri&lt;br /&gt;d) Sosyoloji; Çevre kirliliğinin doğa ve toplum üzerindeki etkileri ve göç baskısı&lt;br /&gt;konuları üzerine yaptıkları araştırmalar var mıdır? Yapılmadıysa yapılması planlanmakta mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Bandırma Gübre Fabrikaları AŞ'nin artık bir dağa dönüşen katı atıklarının ve Edincik halkını yaşamından bezdiren gaz filtre sisteminin denetimi konusunda idari olarak yapılmış işlemler nelerdir? Bu işlemlerin sonucunda işletme sahibine verilen cezalar var mıdır? Nasıl uygulanmaktadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Bölgede rüzgar santrallerinin yaygınlaşması sürmekte ve biyogaz tesisleri kurulması için bölge büyük bir potansiyel taşımakta, bölge halkı ve yerel yönetimleri termik santrallere açıkça karşı çıkmakta iken, ülkemize ve dünyamıza fazladan karbon emisyonuna yol açacak termik santral kurulmasına ilişkin taleplere hangi gerekçe ile onay verilmektedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Marmara İlçesinin Balıkesir ilinden ayrılarak Tekirdağ iline bağlanmasına ilişkin ilçe Belediye Meclislerince alınmış kararlar ve başvurulara rağmen, Ada ulaşımını kolaylaştırma gerekçesi ile binlerce zeytin ağacının katledilmesine neden olacak Erdek-Narlı çevre yolu inşaatı planlarına neden devam edilmektedir?"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2251818019217232069?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2251818019217232069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/ufuk-urasn-basbakan-recep-tayyip.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2251818019217232069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2251818019217232069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/ufuk-urasn-basbakan-recep-tayyip.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&apos;a Bandırma&apos;daki Bazı Çevre Sorunlarına İlişkin Verdiği Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-390834748506145033</id><published>2010-12-02T23:00:00.000+02:00</published><updated>2010-12-02T23:00:03.568+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Askeri Üslerin Kullanımında AKP'nin samimiyet testi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Askeri Üslerin Kullandırılması Hakkında Ufuk Uras'ın TBMM Genel Kurulunda Gündem Dışı Yaptığı Konuşma&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;23 Haziran 2010&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Değerli vekiller,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta yitirdiğimiz Sayın İlhan Selçuk'un ailesinin, yakınlarının, meslektaşlarının ve okurlarının üzüntülerini paylaşır, başsağlığı dilerim ve yine şiddetin en tehlikelisinin kanıksanmış şiddet olduğunu biliyoruz. Şiddet kurbanı bütün yurttaşlarımızı saygıyla anıyor, ailelerine başsağlığı diliyorum. Siyaset kurumunun bir an önce adım atmasını temenni ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli vekiller, tırnak içinde size bazı görüşleri okumak istiyorum: "Artık nükleer silahlar istemiyoruz. Kararlı adım atmamız gerek. Olmayanların buna başlamaması ama olanların da yavaş yavaş topraklarından çıkarması önemli. Türkiye ve Brezilya, imzaladıkları bildirinin sonuna kadar arkasında. Dünya barışına hizmet etmek istiyorsak ancak bu şekilde olabilir. İran'la ilgili meselede ikna edicilik için ABD ve diğer nükleer güçlerin nükleer silahlarını ortadan kaldırmaları gerekir. İsrail nükleer silah sahibiyken İran'ın nükleer programının eleştirilmesi birebir çiftçe standarttır." Tırnağı kapatıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimindir bu ifadeler? Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın. Üstelik bunlar yıllar önce söylenmiş sözler de değildir, yani mürekkebi bile kurumamıştır. Arka arkaya okuyunca insanı şaşırtıyor. Peki bu sözlerin arkasında duruyor mu Hükûmet? Nerede ve ne zaman? Bunların sadece hamasi konuşmalar hanesinde kaydedildiğini görüyoruz. "Hayır, değil." diyorsanız, işte AK PARTİ'ye kendi samimiyetini kanıtlamak için bir fırsat daha önümüzde. Bir vicdan testine giriyoruz şimdi. İncirlik Askerî Üssü'nün kullanımına ilişkin gizli Bakanlar Kurulu kararnamesinin yıllık yenilenme zamanı gelmiştir. 2003'ten beri her sene bu gizli kararname yenileniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İncirlik'te ne var ki?" diye soracak olursanız, Amerikan savaş uçakları Irak ve Afganistan işgallerinde İncirlik Üssü'nü istedikleri gibi kullanıyorlar ama sadece bu da değil. 2005 yılında yayınlanan ve bugüne kadar reddedilemeyen raporlara göre İncirlik Üssü'nde 1998 yılında bu yana doksan adet B-1 tipi nükleer başlık bulunuyor. Her bir B-1 başlığı Hiroşima ve Nagasaki'yi dokuz dakikada yok eden bombalardan, 9 kat daha güçlü bir tahrip gücü anlamına geliyor, yani İncirlik Üssü bir tür nükleer saldırı merkezidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Başbakan, sözlerinizin arkasında duruyorsanız, İncirlik Üssü'ndeki nükleer başlıkları ne yapacağınızı hemen açıklayınız. İncirlik Üssü herhangi bir üs değildir. 1990 Körfez Savaşı'nda, 2001'den itibaren Afganistan ve Irak işgallerinde yakıt ikmali ve operasyon lojistik destek gücünün ana üssü olmuştur. 2004'ten itibaren bu üs Irak'tan Amerika'ya dönen ya da kısa süreli geri hizmete, hava değişimine gönderilen askerlerin konaklama ve transfer merkezi olarak kullanılmaktadır. Ağustos 2010 tarihinden itibaren de Irak'tan Amerikan askerlerinin çekilmesi programı çerçevesinde bir bölümünün ülkelerine, bir bölümünün ise Afganistan'a yönlendirilmesi için ara durak, transfer üssü olarak kullanılması düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncirlik Üssü'nden yürütülen tüm operasyonlar Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde saldırı hukuku kapsamına girmekte, uygulayan ve uygulanmasına zemin hazırlayan devlet ve devletler yasal dayanaktan yoksun kalmakta ve uluslararası hukuka kesinlikle aykırı hareket edilmektedir. Bu üssün CIA tarafından Afganistan ve Iraklı insanların, bir insanlık ayıbı olarak Guantanamo Cezaevine götürülmeleri ve nakliye uçaklarında işkence yapılması sürecinde de üs olarak kullanıldığı uluslararası medyada yer almıştır. Bunlar yokmuş gibi davranıyor Hükûmet. 29 Mayıs 2009 tarihinde Sayın Başbakana yönelttiğim soru önergesinde İncirlik'le ilgili sorularıma yanıt bile verilmedi, neden? Çünkü bu konular gizlilik zırhı altına alınıyor, İncirlik'teki nükleer silahlarla ilgili halktan bilgi saklanıyor. Bunu Başbakanlık yapıyor. Hani şeffaf yönetimden yanaydınız? İşte şimdi zamanı yine geldi. Bu sene de haziran sonlarında kararnameyi uzatacaksınız ama bu konular hiç konuşulmayacak. Meclis, kendi ülkesindeki bir üstte konuşlandırılan nükleer başlıkları tartışamayacak, bilgi sahibi olamayacak ama Sayın Başbakan bölgedeki nükleer silahlarla ilgili çok büyük laflar edecek. Bu ne yaman bir çelişkidir? İncirlik Üssü'nde bulunan 90 nükleer silahın bir an evvel topraklarımızdan sökülmesi, İncirlik Üssü'nün yabancı ülke asker ve silahlarına kullanım izni veren gizli kararnamenin hemen iptal edilmesi gerekmiyor mu? Tabii ki gerekiyor ama Hükûmet bunun yerine gizli kararnameyi bir kere daha uzatacak. 23 Nisan 2003 tarihinde imzalanan ve ABD'nin İncirlik Üssü'nü lojistik amaçlı ve transit geçişler için kullanılmasının hukuki dayanağını oluşturan gizli Bakanlar Kurulu kararnamesi uluslararası hukukun ihlal edildiğini kanıtlayan hukuk dışı bir belgedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kararname günümüze kadar birer yıllık süreler ile uzatılarak işleyişine devam etmektedir. Bilgi Edinme Yasası'nın sağladığı hakla Başbakanlığa 2005 yılında 2003 yılında imzalanan İncirlik Üssü'nün kullanımına ilişkin gizli kararnamenin içeriği sorulmuş, 2005 yılında Anayasa'nın 92'nci maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle gizli kararnamenin iptal edilmesi için dava açılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyurun şimdi vicdan testine: Açıklayın Sayın Başbakan, gizli kararnameyi ve nükleer silahların konuşlandırılması yetkisini yeniden uzattınız mı, uzatacak mısınız? Meclisi ve halkı bilgilendirecek misiniz, yoksa yine üç maymunlar gibi "duymadım, görmedim, söylemedim" parodisi devam edecek mi? Hodri meydan, işte Meclis. Meclisten bu kararı kaçırma hakkınız yoktur. AKP'yi bu samimiyet testiyle baş başa bırakıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-390834748506145033?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/390834748506145033/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/askeri-uslerin-kullanmnda-akpnin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/390834748506145033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/390834748506145033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/askeri-uslerin-kullanmnda-akpnin.html' title='Askeri Üslerin Kullanımında AKP&apos;nin samimiyet testi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-8457197333203794546</id><published>2010-12-02T22:56:00.000+02:00</published><updated>2010-12-02T22:56:16.701+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>PKK Silahları gömmeli, çözüm yeri Meclis'tir</title><content type='html'>Türkiye siyasetinde “yakında iyi şeyler olacak” sözüyle başlayan sürecin sonuna gelindi. ‘Açılımlar’ tatmin edici bir içeriğe ve uygulamaya kavuşmadan tıkandı. Hükümetteki tutarsızlık ve yalpalamalar bu durumu yarattı. Milliyetçi ve statükocu muhalefet ise başından beri her türlü demokratikleşmenin karşısında yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt sorunu tam çözülüyor derken, bugün gelinen nokta yeni bir çatışmanın ve toplumsal gerginliklerin eşiğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MHP liderinin OHAL, sınır ötesi operasyon, idam cezası önerileri havalarda uçuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP lideri ise ‘kanı kanla yıkamak olmaz’ sözünün arkasına sığınmakla yetiniyor. ‘İktidara gelince biz çözeriz’ derken, bugün akan kanın nasıl durdurulacağına ilişkin tek bir söz etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Demokratik Açılım’dan söz edilen dönemde yaşananlar da işin ruhuna uygun olmadı: DTP kapatıldı, barış yanlıları siyasetten men edildi. Çoğu yasal alanda siyaset yapan ve yönetici konumunda olan 1500’e yakın BDP’li tutuklandı. Çocuklar hala Terörle Mücadele Kanunu’ndan yargılanıyor. Gerçek isimleri resmen iade edilen hiçbir il veya ilçe yok. AB reformlarında kayda değer bir adım atılmadı. Anayasa değişikliğinde talepler dikkate alınmadı ve BDP ile diyalogdan özellikle kaçınıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda, içi doldurulmayan her ‘açılım’ dönüp çözüm umudunu vurdu. Vesayetçi ve statükocu muhalefetin istediği tam da buydu. Atılan her yanlış adımla birlikte siyasal inisiyatif savaş yanlılarının, statükocuların, ırkçı milliyetçi koalisyon peşinde koşanların eline geçmesine hizmet ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak gelinen noktanın asıl sorumlusu elbetteki hükümettir, AKP’dir. Başbakan, dün ‘açılıma devam edeceğiz’ dedi. Eğer şimdiye kadar yapılanlar sürdürülecekse, değişen bir şey olmayacak demektir.&lt;br /&gt;Öte yandan, onlarca genç fidanı toprağa düşürecek çatışma politikalarına yeniden dönüşe katkıda bulunmanın da hiçbir gerekçesi kabul edilemez. ‘Diyalog ve muhataplık’ talebi elbette haklıdır, ama bu taleplerin bugün karşılanmamış olması, iki halkı ‘ötekileştirici kan politikalarının nesnesi durumuna düşürecek’ silahlı tercihlere meşruiyet sağlayamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki halk birbirini yük olarak görmeye başlamadan, henüz vakit varken, bu gidiş durdurulmalıdır. İktidar ve sorunun mağdurları isterlerse, bu çıkmazdan dönüş ve demokratik hamlelerin yeniden yaşam bulması mümkündür. Bunun için gecikmeden karşılıklı güven verici adımlar atılmalıdır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·PKK 'aktif savunma' dediği tarzdan vazgeçmeli, tek yanlı ateş keserek barış tavrı ve dilinde devam etmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·Hükümet açılımların içini doldurmalı, mağdurların taleplerini dikkate almalı ve somut adımlar atmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·Tutuklanan BDP'liler serbest bırakılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·Çocukların Terörle Mücadele Kanunu'ndan yargılanmasına ve tutuklanmasına son verilmeli, TBMM'de gerekli düzenlemeler hemen yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·Açılım politikası kapsamında barış için 'dağdan' gelenlerin tutukluluk hallerine son verilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·Hükümet, hem BDP ile düzenli ilişki kurmalı hem de sorunun çözümüne katkıda bulunacak sivil toplum kuruluşlarının, aydınların, demokratik örgütlerin görüş ve yapıcı önerilerini dikkate almalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçime kadar oyalama taktikleri, sorunu güvenlik tedbirlerine boğma adımları, 'taşeronluk' tartışmaları sadece zaman kaybıdır.&lt;br /&gt;Sorunun kaynağı içeridedir. Çözüm yeri Meclis'tir. Çözüm, karşılıklı güven ikliminde, anayasal vatandaşlık ve onun bütün yasal karşılıklarının adım adım devreye sokulmasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar gerçekleşebilir. Samimiyet, cesaret, kararlılık ve toplumsal vicdanın belirlediği zemin hepimize yeter...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Haziran 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;BDP İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-8457197333203794546?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/8457197333203794546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/pkk-silahlar-gommeli-cozum-yeri_02.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/8457197333203794546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/8457197333203794546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/pkk-silahlar-gommeli-cozum-yeri_02.html' title='PKK Silahları gömmeli, çözüm yeri Meclis&apos;tir'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-4363069476222721389</id><published>2010-12-02T22:49:00.010+02:00</published><updated>2010-12-02T22:55:27.493+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>PKK Silahları gömmeli, çözüm yeri Meclis'tir</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object height="360" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xdsqhe?width=480&amp;amp;theme=none&amp;amp;foreground=%23F7FFFD&amp;amp;highlight=%23FFC300&amp;amp;background=%23171D1B&amp;amp;start=&amp;amp;animatedTitle=&amp;amp;iframe=0&amp;amp;additionalInfos=0&amp;amp;autoPlay=0&amp;amp;hideInfos=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xdsqhe?width=480&amp;amp;theme=none&amp;amp;foreground=%23F7FFFD&amp;amp;highlight=%23FFC300&amp;amp;background=%23171D1B&amp;amp;start=&amp;amp;animatedTitle=&amp;amp;iframe=0&amp;amp;additionalInfos=0&amp;amp;autoPlay=0&amp;amp;hideInfos=0" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-4363069476222721389?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/4363069476222721389/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/pkk-silahlar-gommeli-cozum-yeri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4363069476222721389'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4363069476222721389'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/pkk-silahlar-gommeli-cozum-yeri.html' title='PKK Silahları gömmeli, çözüm yeri Meclis&apos;tir'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-4110311783278112944</id><published>2010-12-02T22:44:00.001+02:00</published><updated>2010-12-02T22:45:51.401+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Dedikoducu Solcu Değil Özgürlükçü Solcuyuz...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object height="240" width="320"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd8105?width=480&amp;amp;theme=none&amp;amp;foreground=%23F7FFFD&amp;amp;highlight=%23FFC300&amp;amp;background=%23171D1B&amp;amp;start=&amp;amp;animatedTitle=&amp;amp;iframe=0&amp;amp;additionalInfos=0&amp;amp;autoPlay=0&amp;amp;hideInfos=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd8105?width=480&amp;amp;theme=none&amp;amp;foreground=%23F7FFFD&amp;amp;highlight=%23FFC300&amp;amp;background=%23171D1B&amp;amp;start=&amp;amp;animatedTitle=&amp;amp;iframe=0&amp;amp;additionalInfos=0&amp;amp;autoPlay=0&amp;amp;hideInfos=0" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xd8105_ufuk-uras-ve-cetin-soysal-anayasa-d_news"&gt;Ufuk Uras ve Çetin Soysal Anayasa Değişikliğini Tartışıyor-2&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-4110311783278112944?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/4110311783278112944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/dedikoducu-solcu-degil-ozgurlukcu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4110311783278112944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4110311783278112944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/dedikoducu-solcu-degil-ozgurlukcu.html' title='Dedikoducu Solcu Değil Özgürlükçü Solcuyuz...'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-7812558111026235974</id><published>2010-12-02T22:34:00.001+02:00</published><updated>2010-12-02T22:35:20.062+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>AKP'nin Tavrı Siyasal ''Burnu Büyüklüktür''!</title><content type='html'>Siyasi partilerin kapatılmasıyla ilgili Anayasa değişikliği maddesinin (8. Madde) yeterli oyu almayarak paketten düşmesi yeni bir durum yarattı ve değişik yorumlara konu oldu. Genel Kurul’a katılmamam ve maddeye olumlu yönde oy kullanmamam da değişik şekillerde değerlendirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa değişikliğinin hazırlanması ve müzakere sürecinde AKP’nin izlediği tarzı &amp;nbsp;kabul edilemez buluyorum. Yeni bir toplumsal sözleşme çalışması bu kadar “ben yaptım oldu” üslubuyla ele alınamaz.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidar kanadı bu yönde dile getirilen eleştirilere hiç kulak asmadı ve asmıyor. Paketin bütün &amp;nbsp;aşamalarında, yani Meclis’e gelmeden önce, gelip Anayasa Komisyonu’nda ele alındığında, Genel Kurul’daki ilk tur görüşmelerinde ve nihayet 2. tur görüşmelerde AKP’nin bu tavrında değişen bir şey olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem vesayete, statükoya ve Ergenekon’a tavır aldıklarını ileri sürdüler, hem de bunların mağdurlarına sırtlarını dönerek Anayasa değişikliği yapmaya giriştiler. Herkesi “ya bizim önerilerimizi kabul edersiniz ya da bildiğimizi yaparız“ tavrına mahkum etmek istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin mevcut siyasal şartlarında yeni bir anayasa yapmak mümkün değil. &amp;nbsp;Koşullar sınırlı değişiklik paketlerini zorunlu kılıyor. Bu bakımdan azami taleplerle ortaya çıkmak ve ısrar etmek isabetli değildir. Ama bu gerçek, “ben ne yaparsam, ne getirirsem şartsız destek vereceksiniz” tavrını haklı çıkaramaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parti kapatmayla ilgili can alıcı Anayasa maddesi 68. Madde’dir. AKP buna hiç &amp;nbsp;dokunmadı. Venedik Kriterleri doğrultusunda bu maddede değişiklik yapılmasını önerdik, ama itibar edilmedi. Sorunu sadece TBMM’deki çoğunluk partisini kollamayı &amp;nbsp;hedefleyen bir mantıkla ele almakta ısrar ettiler. AKP’nin haklı ve anlamlı olmayan bu ısrarı, demokrasimizi siyasi partileri kapatmak gibi bir ayıptan kurtarmamızı engellemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik bu davranış, demokrasiyi içselleştirmekle de uzaktan yakından ilişkisi olmayan bir siyasal ‘burnu büyüklük’tür. &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP de, onu her şart altında desteklemeyi doğru politika olarak görenler de bilmeliler ki, bu siyaset tarzı, vesayeti ve statükoyu, Ergenekon’u zayıflatacak ve alt edecek güçleri dağıtmaktan başka bir sonuç yaratmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Mayıs 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-7812558111026235974?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/7812558111026235974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/akpnin-tavr-siyasal-burnu-buyukluktur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7812558111026235974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7812558111026235974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/akpnin-tavr-siyasal-burnu-buyukluktur.html' title='AKP&apos;nin Tavrı Siyasal &apos;&apos;Burnu Büyüklüktür&apos;&apos;!'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-4129583854031787534</id><published>2010-12-02T22:31:00.000+02:00</published><updated>2010-12-02T22:31:12.693+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Meclis Konuşması: Grev ertelemelerin grevleri olanaksız hale getirdiği bilinmiyor mu?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;TBMM Anayasa Değişiklik Paketi Genel Kurul Görüşmeleri 2.Tur 7.Madde Üzerinde Ufuk Uras'ın Yaptığı Konuşma&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;03 Nisan 2010&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sayın Başkan, değerli vekiller;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle 3 Mayısta basın emekçilerinin Basın Özgürlüğü Günü’nü kutlarım. 216 sanıkla Basın Özgürlüğü Günü’nü kutlamanın burukluğunu yaşamaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mecliste ve siyasette tutarlı olmak’ ifadesi nasıl anlatılır?” derseniz, bugün verilecek tek cevap şudur: İktidarın Anayasa değişikliklerinde yaptığı gibi davranmamakla tutarlı olunur. Neden mi?&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;54’üncü maddenin üçüncü ve yedinci fıkralarını yürürlükten kaldırma gerekçenizde "Maddeyle, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile çağdaş demokratik toplumlarda çalışma hayatını düzenleyen ve genel kabul gören evrensel ilkelerle bağdaşmayan fıkralar yürürlükten kaldırılmalıdır." diyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, tarafı olduğumuz ve imzaladığımız uluslararası sözleşmeler ve çağdaş demokratik toplumlardaki çalışma yaşamımızın düzenlenmesi bunlarla mı sınırlıdır? Sendikal haklar ile grev hakkı açısından neden tutarlı davranarak diğer uluslararası sözleşme maddelerine uyum sağlanmıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamu çalışanına grevsiz toplu sözleşme hakkı getiriliyor. Kamu çalışanlarına grev hakkını çok gören bu anlayış tutarlı mı davranmış oluyor? Uluslararası sözleşmelerde ve ILO kararlarında, çağdaş demokratik ülkelerdeki çalışma hayatında kamu çalışanlarına grev hakkı yok mu? Çok uzağa gitmeyin, komşumuz Yunanistan'a bakın, kamu çalışanları grev yapıyor, bir günlük iş bırakıyor. Peki, ne oluyor? Yunanistan'ı kamu çalışanları mı batırdı, yoksa onlarca yıldır yanlış ekonomi politikaları ve devasa yolsuzluklarla Yunan ekonomisini perişan edip belki de tarihin en büyük kurtarma operasyonu ile ülkelerini karşı karşıya bırakan hükûmetler mi? Karamanlis-Papandreu ailelerinin dönüşümlü yönetimi mi Yunan ekonomisini içler acısı hâle getirdi, yoksa ücretli çalışanlar, emeği ile geçinenler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, iş yeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz." fıkralarının çıkarılması ne anlama geliyor? Yeni sendikal haklar mı söz konusu? Genel grev, siyasi grev, işi yavaşlatma ve iş yeri işgali serbest mi bırakılıyor? Hiç alakası yok. Defalarca söyledik, &amp;nbsp;82 Anayasası, mantığı nedeniyle, tüm kısmi ve olumlu da olan bazı düzenlemelere rağmen, baskıcı ve antidemokratik özünü koruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikal haklar konusunda önerilen bu düzenlemelerle suya sabuna dokunulmuyor. Bu öneriler hak doğurucu, sonuç doğurucu değil. Evet, bazı tuhaf ifadeler Anayasa metninden çıkıyor ama bu yeterli değil, çünkü en az onlar kadar tuhaf başka hükümler korunuyor. Değişiklikler bütünsel değil, durumu kurtarmaya yöneliktir ve esas önemlisi, Çalışma Yasası'ndaki tuhaflıklar, uluslararası sözleşmelerle uyumlu olmayan, ILO kararlarına ters düşen düzenlemeler ve yasalar varlığını koruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok iyi biliyoruz ki, yetki prosedürleri değişmeden, yasalar yeniden düzenlenmeden yapılan değişiklikler göstermelik olacaktır. Peki, Çalışma Yasası'nın değişeceğine dair bir somut hazırlık var mı? Biz bunu biliyor muyuz? Bu Anayasa maddeleri hakkında bizden olumlu oy isteyenler, bu yasalarda değişiklikler yapılacağına ya da hangi bir yönde değişiklikler yapılacağına dair bilgi veriyorlar mı? Hayır. "Sen destek ver ama ben ne yapacağıma sonradan kendim karar veririm.” zihniyetiyle demokratikleşme sağlanabilir mi? Bu politika demokratik bir zihniyete ait olabilir mi? Grev hakkı olmadan, toplu sözleşme hakkı gibi bir garabeti kim yaratıyor? Uluslararası sözleşmeler mi? Yoksa çağdaş demokratik ülkelerdeki uygulamalar mı? Zarfı değiştiriyorsunuz, mazruf aynı. Emekliye sendika hakkı olmasın, çiftçiye sendika hakkı olmasın, kamu çalışanına grev hakkı olmasın ama uluslararası sözleşmelere uyuyoruz densin. İşte, tutarsızlık buradadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün çalışanların ve çalışmayla ilgili olanların toplu pazarlık, grev ve toplu eylem hakkını güvence altına alacak bir değişiklik neden sizi bu kadar zorluyor? Bu ülkede korkularla siyasetin bir anlamı kalmadığını görmüyor muyuz? İşte otuz iki yıl boyunca 1 mayıslar, işçiye, emekçiye, solcuya, demokrata, sosyaliste kâbus haline dönüştürüldü de ne oldu? Bu sene herkesin yıllardan beri arzuladığı 1 Mayıs kutlaması yapılabildi ama otuz iki sene bunun için uğraşıldı. Bu anlayışla Türkiye, demokrasi konusunda, çalışma hakları konusunda ilerleyemez, çalışanların vicdanında aklanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;54’üncü maddenin kendisi 12 Eylül darbesinin adeta simgesidir. Genel grev, siyasi grev, iş yavaşlatma ve işyeri işgali gibi yasaklar metinden çıkarılıyor ama yeterli değildir çünkü 54’üncü maddedeki bu değişiklik sonuç doğurucu değildir. Anayasa’nın görünen yüzündeki çirkinliği kapatmaya yönelik bir adımdır ve yeterli değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34’üncü maddenin birinci fıkrasına göre işçiler sadece toplu iş sözleşmesi sırasında uyuşmazlık çıkması halinde grev hakkına sahiptir. Yasalar bunun dışındaki bütün grevleri yasa dışı &amp;nbsp;grev saymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın, 54’üncü maddenin grev ertelemeye olanak veren hükümleri aynen korunuyor. Grev ertelemelerin grevleri olanaksız hale getirdiği bilinmiyor mu? Yıllardır bu ertelemelerle grevler yapılamaz hale getirilmedi mi? Hükûmetler bu erteleme kararlarına imza atmadılar mı? Attılar ve grevi yaptırmadılar. Şimdi halen sendikal yasakların özü korunuyor. Peki, bu tutarsızlık değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heine bir şiirinde “Yeni devirde, yeni esere, yeni elbise gerek.” diyordu. Bize gerek olan da bu tür bir zihniyet değişikliğidir. Dante “Söyledim ve ruhumu kurtardım.” demişti, darısı tüm ruhların &amp;nbsp;başına olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-4129583854031787534?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/4129583854031787534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-grev-ertelemelerin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4129583854031787534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4129583854031787534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-grev-ertelemelerin.html' title='Meclis Konuşması: Grev ertelemelerin grevleri olanaksız hale getirdiği bilinmiyor mu?'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-3659024977443960505</id><published>2010-12-02T22:27:00.001+02:00</published><updated>2010-12-02T22:28:42.412+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Meclis Konuşması: İşte Taksim işte 1 Mayıs' diyenler bir tabuyu daha yıktı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;TBMM Anayasa Değişiklik Paketi Genel Kurul Görüşmeleri&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;2. Tur 5. Madde Üzerinde Ufuk Uras'ın Yaptığı Konuşma&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;02 Mayıs 2010&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Sayın Başkan, değerli vekiller;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.ufukuras.net/content_images%5Cufuk_1mayis_2010.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="120" src="http://www.ufukuras.net/content_images%5Cufuk_1mayis_2010.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Ben de, bu hafta içinde yitirdiğimiz gençlerimizin yüreğimize düşürdüğü ateşle ailelerine başsağlığı, yakınlarına sabır diliyorum. Bir an önce şiddetten arınmış bir toplumu elbirliğiyle inşa etmemiz gerektiğinin altını işaret ediyorum. Odunlar dışarıdan içeri, yıldızlarsa içeriden dışarı yanıyor. O yitirdiğimiz yıldızların geleceğimizi aydınlatmasını diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan, 1 Mayıs İşçi Bayramı'nın tıpkı "Nevroz" gibi bir şenlik, karnaval havasında tüm yurtta kutlanmasının mutluluğunu da hep birlikte yaşıyoruz. "Nerede kalmıştık" deyip, "İşte Taksim işte 1 Mayıs" diyen sevgili işçi arkadaşlarımızı kutluyorum. Kontrgerillanın kurbanlarını da bir kere daha sevgi ve saygıyla anıyorum. Meydan yasağından bayram yasağına 12 Eylülün bir tabusunun daha kalkmasında katkısı olan herkese başta emek örgütleri olmak üzere teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murathan Mungan; "Ne geçmiş tükendi ne yarınlar" diyordu; neoliberalizmin ağır sikletle toy siklete aynı kuralların uygulanması anlayışı bugün küresel kriz ortamında daha da rahatlıkla sorgulanabiliyor, 1 Mayıs'ta her yerde bunun sorgulandığını gördük. Sendika hakkının en temel hak olduğunu biliyoruz. Siyasette kuraldır, örgütlüler örgütsüzleri yönetir, örgütsüz olanların da aslında şikâyet etmeye bile hakkı yoktur. En temel hak olan sendikal örgütlenme ve seçimlerde siyasi tasallutun olmaması gerekiyor. Bize gelen en çok şikâyetler, sendika üyeliği nedeniyle yaşanan mağduriyetler üzerine. Dün 1 Mayıs'ta Taksim Meydanı'nda benzer şikâyetleri aldık. O yüzden ILO sözleşmelerinin bu değişikliklerde esas alınmasını diliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü Murat, zamanında "Ziyade yevmiye talep edenlerin hakkından geline" demişti, bu gelenek bir şekilde bir sınıf refleksiyle devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya yalnızca kapitalistlere ait değil. İnsanın hak edip de elde etmediği olan artı değer sömürüsü sürdüğü, insanın insanı sömürmesi sürdüğü müddetçe toplumların daha adil düzenlenmesi mücadelesi de, demokratik ve özgürlükçü bir sosyalizm arayışı da sürecektir. Bu solculuğun, mumyalanmış firavun solculuğuyla karşılaştırılmaması gerektiğini biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutsuz insan mutsuz insandır. "Bu toplumdan bir şey olmaz." demek, "Benden bir şey olmaz." demek anlamına gelir. Umutsuzluk, insanı itiraz etmekten, muhalefet etmekten uzak tutar. Bu ülkenin eşit yurttaşları olma mücadelesi önümüzdeki süreçte de devam edecektir. Yoksulluğun ve işsizliğin alın yazımız olmadığını biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ece Ayhan bir şiirinde "Silgiler silerken de silinir." diyordu. Bir şeyleri silerken kendimizin de silinme riskini unutmamamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Var olan içinde çözüm arayışları, arayışları da var olana tabi tutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildik olanı aşmak zor, bildik olana dönmek kolaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyoruz ki Kopernik devrimiyle dünyanın evrenin merkezi olmadığı anlaşıldı. Siyasette de bir Kopernik devrimine ihtiyaç var. Bu gözüküyor. Kendimizi siyasetin merkezine koyduğumuzda herkesin ona tabi olduğunu zannetmeye başlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasayı çöle benzetecek olursak, kumulların yer değiştirmesi çölün kendisinin de değişmesi anlamına gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayalım ki dolap beygirlerinin en büyük özelliği hep aynı yerde döndükleri hâlde yol aldıklarını sanmalarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlıkta filin tarifi gibi, filin kıllarıyla, ormanın salt ağaçlarıyla izah edilemeyeceğini de biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasette "Armut piş ağzıma düş." yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanpınar "Hepimiz kendi masallarımızın kurbanıyız." diyordu. Kendi masalımızı kendimiz dinleme hâlinin dışına bir an önce çıkmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teller koptuktan sonra düğüm atsak bile sesler bozuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kökler hasta olunca, dalları budamanın da yararı olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi gelenekler hep darbelerle iğdiş edildiğinde, siyasette de hep küllerimizden yeniden doğduk diyoruz ama küllerden artık doğmak istemiyoruz. Küllerden bir şey olmadığını görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balığın hafızası üç saniye olduğundan, dördüncü saniyeye geldiğinde ilk saniyeyi unutuyor. Bu unutkanlık yüzünden hep büyük balıklar küçük balığı yutuyor. Unutmayalım ki insanlar da derin sularda değil, sığ sularda bulunuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinizin bildiği bir hikâyedir: Öksürüğü yüzünden doktora giden hastaya müshil ilacı verince, hasta "Ne alakası var?" diye sorduğunda, doktor "Sıkıysa şimdi öksür." diyor. Şimdi, siyasette de böylesine tersine süreçlerden meseleye bakmamalıyız. Unutmamalıyız ki, parça, bütünün bir bölümüdür ve parça, bütünden büyük olamaz. Dolayısıyla her bir parça önemli olmakla beraber, bütününe bakmak gerek. Mizah dediğimiz şey, insanın kural dışı şeylere gülmesi ama insanlar kural dışı şeylere gülerken kendi kurallarımızla gülebilseler, egemenlerin ve özellikle 12 Eylül egemeninin işini daha da zorlaştırabilirdik diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz sakinken dümeni herkes tutuyor. Siyasette, önemli olan, fırtınalı ortamlarda nasıl davranıldığıdır. Hep gördük, sistemden beslenenler sistemi değiştiremiyorlar. Seçim Yasası'nı da bu yüzden değiştiremiyorlar, Siyasi Partiler Yasası'nı da bu yüzden değiştiremiyorlar. O yüzden, Marks, 18 Brumaire'de "İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar ama keyifleri istediği gibi yapmazlar. Kendi seçtikleri koşullar altında değil, doğrudan bulunan verili ve geçmişten aktarılan koşullar altında yaparlar." diyordu. Siyasette keyfî, keyfimizce davranmayalım. Başta emek örgütleri olmak üzere, önerilere kulak verelim. Sendikalar üzerindeki siyasi tasallut ve yönlendirmelere böylece hep birlikte son verebiliriz diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-3659024977443960505?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/3659024977443960505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-iste-taksim-iste-1-mays.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/3659024977443960505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/3659024977443960505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-iste-taksim-iste-1-mays.html' title='Meclis Konuşması: İşte Taksim işte 1 Mayıs&apos; diyenler bir tabuyu daha yıktı'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-1348064576229378389</id><published>2010-12-02T22:23:00.000+02:00</published><updated>2010-12-02T22:23:03.204+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>1915'te Yaşanan Acıyı Paylaşıyoruz</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;object height="339" width="420"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd2qa3"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xd2qa3" width="420" height="339" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt; &lt;a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/news"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-1348064576229378389?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/1348064576229378389/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/1915te-yasanan-acy-paylasyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1348064576229378389'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1348064576229378389'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/1915te-yasanan-acy-paylasyoruz.html' title='1915&apos;te Yaşanan Acıyı Paylaşıyoruz'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-5232928830381320550</id><published>2010-12-02T22:10:00.000+02:00</published><updated>2010-12-02T22:10:12.399+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Meclis Konuşması: AKP ve CHP siyasi barajlar kralı olarak kalmaktan çok memnun!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sayın Başkan, değerli vekiller;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Görüyorum ki herkes demokratik bir anayasayı içtenlikle istiyor. Peki o zaman biz bu demokratik anayasayı niye gerçekleştiremiyoruz, Marslılar, uzaylılar mı engelliyor? Burada tuhaf bir durum var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgili maddeye bakacak olursak, anayasa yargısı aslında hukuk devleti ve demokratik çoğulculuğun en önemli güvencesini oluşturuyor. Çünkü anayasaya uygunluk denetimi, bir devletin temel normu niteliği taşıyan anayasaya uygun davranılmasının da en güçlü teminatı oluyor. Ancak 1982 Anayasası, Anayasa Mahkemesini bir vesayet organına dönüştürmüştür. Anayasa Mahkemesinin anayasal yetkilerini aşarak hukuk literatürüne geçecek meşhur 367 kararı vermesine yol açması kolay kolay unutulabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa yargısını kabul edilen demokratik örnekler incelendiğinde Anayasa Mahkemesine üye seçme yetkisinin tümüyle veya büyük ölçüde parlamentolara tanındığı, böylece bir tür negatif yasama fonksiyonu icra eden bu organın demokratik bir meşruiyete sahip kılındığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesinin tüm üyelerini seçme yetkisini çeşitli kuruluşların gösterecekleri adaylar arasından Cumhurbaşkanına tanınmasıyla Türkiye'nin Anayasa Mahkemesi demokratik meşruiyetten yoksun olan yegâne örnektir. Bu ise yüksek mahkemenin verdiği çeşitli kararlarda hukuka uygunluğun ötesine geçmesine, kimi kararlarında ise anayasal yetkilerini açıkça aşarak jüristokratik bir tutum izlemesinde en önemli faktörlerden birisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kapatma kararlarının -Refah Partisi hariç olmak üzere- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı bulunması ve bu kararlar nedeniyle Türkiye'nin tazminata mahkûm edilmesi ibret vericidir. DTP'ye Aysel Tuğluk'a ve Ahmet Türk'e atılan hukuki yumruğun da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde boşa çıkarılacağına hiçbir şüphemiz yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1982 Anayasası demokrasinin asli unsuru olan kurum ve mekanizmaları büyük ölçüde kendine özgü bir modele dönüştürmektedir. Bu vahim tablonun kısmi Anayasa değişikliğiyle ortadan kalkması yeterli gözükmemektedir. Bu yapı ancak demokratik ve özgürlükçü bir zihniyetle yeni baştan hazırlanan bir anayasayla tasfiye edilebilir. Ne var ki, Türkiye'de demokrasinin asgari standartlarına uygun bir sistemin yaratılması sadece yeni bir anayasanın hazırlanmasıyla gerçekleşemeyecek kadar güç görünen bir hedeftir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;82 Anayasası'nın anormal olanı normalmişçesine takdim etmesi, bu anormalliklerin devlet elitleri tarafından normal olarak algılanması ve genç kuşaklara bu şekilde aktarılması Türkiye için tasfiyesi çok daha zor olan bir zihinsel enkaz yaratmıştır. Şimdi biz bu enkazla uğraşıyoruz. Mesela Meclisteki tartışmalara baktığımda çok tuhaf gördüğüm mantık hatalarını sizlerle paylaşmak isterim. En görünen yaygın yanlış -çoğu vekillerimiz ısrarla bunu tekrar ediyor- aslında Anayasa değişikliğine ihtiyaç ve talep olunmadığı, esas sorunun yoksulluk, işsizlik olduğunu söyleyen yaklaşımdır. Bu yaklaşımda ciddi bir yöntem hatası vardır. Hem "Anayasa değişikliğine gerek yok." deyip hem de "Aslında gerçek bir Anayasa değişikliğini biz de istiyoruz." demekte bir tuhaflık hissetmiyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi haklar ve sosyal haklar asla birbirine ikame edilemez, asla birbirine tokuşturulamaz. Ekonomik hakların gerçekleşmesi, siyasi hak ve özgürlüklerin önünün açılmasıyla mümkündür. Bu tezi çok sol tez zannedenler bilmelidir ki bu Kenan Evren'in argümanıdır. Kenan Evren, darbeden sonra "Kişi başına gelir bilmem kaç bin dolar olmadıkça Türkiye'de demokrasi olmaz." derken tam da bu argümana dayanmaktadır. Tam tersine, ekonomik refah ve büyümenin demokrasiyle olduğunu biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci tuhaflık, karnı tok olanın kimlik sorunu olmayacağı gibi mide merkezli açıklamalardır. Bunlar da doğru değildir. İspanya, Kanada, Belçika, hangi ülkeye bakarsanız bakın bu örnekleri yanlışlamak mümkündür, üstelik aşağılatıcı bir şeydir. Yani karnı tok ve pek olanın kimlik talebinde bulunmayacağı tezi, kabul edilebilir bir yaklaşım olarak görülemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka tuhaf yaklaşım, demokratikleşme taleplerinin PKK talepleri olarak değerlendirilmesidir. Tersten bakacak olursak, PKK'nın demokratikleşmeden yana talepleri, pozisyonu olduğu ifadesi, tezi  fiilen PKK propagandası yapmaktır. Hani ben sizi uyarıyım ileride propaganda, yardım ve yataklıktan dolayı hakkınızda davalar açılmasın, söylemedi demeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, bütün bunlara baktığımızda, yine bir vekilimiz geçen maddede, demokrasinin evrensel ilkelerine uygun değişiklikler yapmasına itiraz ederken "Bu olmaz çünkü Batı kaypaktır." dedi. Yani şimdi, Batı'ya kaypak dediğinizde, yani Batı devletlerinin uygulamalarıyla evrensel hukukun ilkelerini hokus pokusla birbirine değiştirdiğinizde, Batı kaypak olduğunda, iktidar partisine göre de Şark kurnaz olduğunda, şimdi kurnazlıkla kaypaklık arasında sıkışmış kalmış duruyoruz. Buna da evrensel hukukun yerine partiküler hukuku koyduğunuz zaman 12 Eylül rejimini değiştirmeniz mümkün değildir. Yani demek istiyorum ki görüş farklılıkları olabilir ama asla dar görüşlülük olmamalıdır. Küçük hesaplardan büyük umutların çıkmayacağını bilmek durumundayız. Hele politika asla mazeret bulma sanatı değildir, 12 Eylül hukukuna ve rejimine mazeret bulma sanatı hiç değildir. Görünen o ki herkes omlet yemek istiyor ama kimse yumurtayı kırmak istemiyor. Bu 12 Eylül rejiminin yumurtasını kırmak ve dönüştürmek durumundayız. O yüzden barajlar dâhil olmak üzere bir dizi meselede verilecek politik jestler bugün yaşadığınız benzeri sıkıntılardan sizi kurtarabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlânâ ne diyordu Mesnevi'de? "En büyük put nefsimdir." diyordu. Şimdi Yüce Divan ve Mahkemeyi bir yana bırakalım, ilahî mahkemede "Başkalarının oyuna niye göz diktin ya kulum?" diye Yaradan size sorduğunda "Nefsi emmâreme hâkim olamadım." mı diyeceksiniz? Adil olmanın özü herkese hakkını vermekten geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar, Süleyman Demirel, biliyorsunuz kendisini "barajlar kralı" olarak takdim etmişti. Şimdi AKP ve CHP de siyasi barajlar kralı olarak kalmaktan çok memnun gözüküyorlar. Bu yeni bir olay da değil. 65 seçiminde hepimizin onuru olan Türkiye İşçi Partisi milletvekilleri Arenler, Aybarlar, Boranlar gerçek solculuğun nasıl olduğunu gösterdiklerinde, o zaman da CHP ve AP kendi aralarından anlaşarak seçim sistemini değiştirmişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün sorun, devlet hukuka, demokrasiye, halkın iradesine tabi olacak mıdır, olmayacak mıdır sorunudur. Yani bırakınız siyaseti, ahlaklı olmak, sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkalarına yapma anlayışından geçmiyor mu? Siyasette rakibinizin kuyusunu kazmaya çalıştığınızda siz de aşağılara inmek zorunda kalıyorsunuz. Bu zihniyeti, bu "enkaz" dediğim zihniyeti hızla terk etmemiz gerekiyor. Kendini değiştirme araçlarından yoksun olan bir sistemin kendini koruma araçlarından da yoksun olduğunu anlamak ve görebilmek için daha ne kadar fatura ödememiz gerekiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşlaşmış zihniyetlerden özgürlükçü düşüncelerin serpilmesinin kolay olmadığını biliyoruz. Dondurulmuş yiyecekler nasıl tatsız tuzsuz oluyorsa doldurulmuş zihniyetlerden de fayda çıkmadığını biliyoruz. "Ortodoksi" dediğimiz sözcüğün Yunanca kökeni tek doğrunun, tek gerçekliğin olduğu varsayımıdır. Her türlü siyasi taassup da temelinde buna dayanır. Önümüzdeki en büyük problemin bu siyasi taassuba karşı mücadele olduğunu görmemiz gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heine bir şiirinde demişti ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Enderdi anladığınız beni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve enderdi sizi anladığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne zamanki bulandık pisliğe,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek iyi anladık birbirimizi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül rejiminin faturasını ödeyenler hâlâ buradaki sorunları, handikapları anlamıyorlarsa yapacak bir şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdülhamit'e atfedilir, doğru mu bilmiyorum ama "Demokrasi aslında iyidir ama, halk hazır değildi." diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir türlü halkın hazır olup olmadığına karar verme ehliyeti ve yetkisini kendinde gören siyasi elitler, anayasal değişikliğin önünde en önemli engeli oluşturuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, bizler Anayasa değişikliğinden yanayız diye, bize de "çantada keklik" diye bakmamakta fayda var. Unutmayalım ki eldeki bir kuş, çatıdaki iki kuştan evladır. O yüzden, Barış ve Demokrasi Partisinin önerileri demokrasinin derinleşmesi doğrultusunda olan önerilerdir, bunu görmek gerekir. Toplumsal talepleri burada yansıtıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında anayasalar dediğimiz, anayasalı toplumlar, sınıf gerçeğiyle ilgilidir. Niye anayasalı toplumlar ortaya çıkıyor? Çünkü tarihte burjuvazi ortaya çıkıyor, aristokrasiye karşı mücadele ediyor, giderek emekçi sınıflar da sosyal bir anayasa talebiyle yola çıkıyorlar, toplumsal muhalefetin taleplerini o yüzden burada dile getiriyoruz, çatalla çorba içilemeyeceğini yaşayarak göreceğiz. Bu talepleri siyaset zeminine yansıtmamız, birbirimizi iyi dinlememiz lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fosillerde yapılan incelemeler, kulağın, yani duymanın konuşmadan önce geldiğini büyük ölçüde kanıtladı. Başkalarını dinleyerek, başka talepleri dikkate alarak, bu konuda makul bir değişikliği hep beraber yaparız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçede "ezici çoğunluk" diye bir laf var, ama çoğunluğun ezmesi gerekmiyor. O yüzden azınlıkların çoğunluk olma hakkının anayasal teminatlarının sağlanması önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cervantes, zannedersem Don Kişot'ta "Kötülük uzun sürdüğüne göre iyilik yakın demektir." demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül rejiminin kötülüğünden el birliğiyle arınmamız pekâlâ mümkün. Hâlâ bu tarihsel fırsat önümüzde. Sadece yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da sorumluyuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğümüz o ki BDP'nin önerilerini dinlemediğiniz müddetçe, yapmadıklarınız yaptıklarınızdan daha fazla hâle geliyor. O yüzden, önümüzdeki süreçte, demokrasinin kurumsallaşması konusundaki önerilerimize verilecek somut yanıtlar bizim de tutumumuzu belirleyecektir. Bizim tutumumuz mazeretsiz, "ama"sız, demokratik, özgürlükçü bir Anayasa'nın gerçekleştirilmesinden yanadır. Bu konuda, her türden katkıya hazırız. Anayasa sürecinden sonraki dönemde de somut adımlar atılacağı yönünde verilecek işaretler, işaret fişekleri bizim de yolumuzu belirleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-5232928830381320550?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/5232928830381320550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-akp-ve-chp-siyasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5232928830381320550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5232928830381320550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-akp-ve-chp-siyasi.html' title='Meclis Konuşması: AKP ve CHP siyasi barajlar kralı olarak kalmaktan çok memnun!'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-5341482631533871242</id><published>2010-12-02T22:08:00.001+02:00</published><updated>2010-12-02T22:08:37.274+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Meclis Konuşması: Otoriteyi kabul eden onun bir parçası olur</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;TBMM Genel Kurulunda Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 8'inci Maddesi Üzerinde Verdiğimiz Önerge ve Önerge Üzerinde Ufuk URAS'ın yaptığı Konuşma&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;06 Nisan 2010&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 8'inci Maddesi ile değiştirilen 60'ıncı madde başlığı "İlan ve reklam yerleri" ifadesinin "İlan ve reklam yerlerine ilişkin usuller" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Ayla Akat Ata (Batman), Özdal Üçer (Van), Sebahat Tuncel (İstanbul), Pervin Buldan (Iğdır), Akın Birdal (Diyarbakır)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Sayın Başkan, değerli vekiller;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba Fransız Devriminde sokak hareketleri olurken, iki aristokrat kahvede oturuyor, diyor ki: "Biz kazanacağız." Biz kimiz? "Onu yarın öğreniriz." diyor. Yani hep kazanandan, güçlü olandan yana olmak haklı olduğumuz anlamına gelmiyor. Ahlaklı olmak mağdur olanı anlamak ve ondan yana olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İktidarıyla ve muhalefetiyle, maalesef bu yüzde 10 barajı konusundaki eleştirilerimiz hep duvara tosladı. Hâlbuki biz, siyaset derslerinde öğrencilerimizden bir tanesi çıksa, dese ki: "Yüzde 10 barajını savunuyorum çünkü koalisyonları önlüyor, istikrarı sağlıyor." biz sınıfı geçirmeyiz çünkü demek ki bilmiyor, AK PARTİ öncesi yüzde 10 barajı olmasına rağmen bir koalisyon olduğunu deriz ya da demek ki öğrencimiz bilmiyor 1965 seçimlerinde nispî temsil millî bakiye vardı ama Adalet Partisi tek başına iktidara geldi diye. Yani 12 Eylül rejiminin yasaklarından beslenerek biz demokrasiyi nasıl inşa edeceğiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, bugün mesela, Dışişleri Komisyonunda Moldova heyetiyle beraberdik. Bize anlattılar, resmî dilin yanında Gagavuzların kendi dilini ve kültürünü ifade etmelerini bir zaaf olarak değil, bir zenginlik olarak gördüklerini, hepimiz çok mutlu olduk ama bu demokrasi bu Misakımillî sınırının içine geldiği zaman tedirgin olmaya başlıyoruz. Bulgaristan'da Todor Jivkov soydaşlarımıza yaptığı muameleye tepki gösteriyoruz ama Türkiye'ye geliyoruz, yerli Todor Jivkov'lardan geçilmiyor. Dolayısıyla dünyanın her yerinde demokrasi ve özgürlüğün standartlarına uzaktan bakmanın anlamı yok. "Uzaktan bakılarak usta olsaydı kediler kasap olurdu." lafı bu durumlar için söylenmiş. Christoph Colomb Amerika'ya gidiyor, diyor ki: "Altı tane yerliyi aldım, dil bilmiyorlar, onlara İspanyolca öğretmem lazım." Yani İspanyolca bilmiyorsa dil bilmiyor anlamına geliyor. Bu Batılıların, egemenlerin, hâkimlerin gözüyle dünyaya bakmaktan vazgeçmenin faydası vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Padişahlara yol gösterici metinlere eskiden "siyasetname" denirdi. Bizim siyasetnamemizin de bugün temelinde mutlaka herkes için demokrasi, özgürlük, eşitlik olmalı. Herkes dinini, dilini, inancını özgürce ifade etmeli ve hakikaten bir seçme ve seçilme özgürlüğü olmalı. Vehbi Koç'a soruyorlar: "Sandıktan kim çıkacak?" "Ben" diyor. "Nasıl yani?" diyor gazeteciler. "Kim çıkarsa bana çalışacak." diyor. Üniversiteye hazırlık sınavlarında çocuklara soruyorsunuz "Nasılsın?" diye "Seçenekleri, şıkları söyle." diyor. Yani çoktan seçmeli önümüzde şıklar var, hangisini seçersen seç yüzde 10 barajı devam ediyor, 12 Eylül rejiminin yasakları devam ediyor. Dolayısıyla bizim bir şekilde yarışın, tek atın katıldığı bir yarış ve sonucun da baştan belli olduğu bir yapılanmayı sorgulamamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi burada seçim zarfının ebadını falan konuşuyoruz ama zihinsel ebatlarımızın aynı kalmasında problem var. Yani zihinsel ebatlarımızı, standartlarımızı ne zaman evrensel standartlara kavuşturacağız diye bir problemimizin olması gerekiyor. Şimdi, size ait olmayan bir şeyi çaldığınızda bunun adı gasptır, hırsızlıktır. Ama size ait olmayan oylar alındığı zaman buna sessiz kalabiliyoruz. Fikrî rekabetten, politik rekabetten kaçınmak bir öz güven sorunudur ve hakikaten temsilde adalete karşı çıkan bir iktidar ve muhalefet ile biz demokrasiyi nasıl derinleştireceğiz? Barış ve Demokrasi Partisinin, beş bölgede birinci parti olan bir partini baraj sorununun kalkması önerisi birçok demokratik ülkede uygulanıyor, işte Almanya'ya falan bakıyoruz… Bu "pazarlık yapmam" lafları da tuhaf. Burada yaptığımız iş de pazarlık değil, bir müzakere. Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu bu tür müzakereler. Nasıl Almanya'da PDS, sol parti bu imkânlardan yararlandı, Türkiye'de de pekâlâ demokrasinin derinleşmesi açısından Avrupa'daki sistemden yararlanabilmemiz mümkün. İşte, bir Avrupalılaşma fırsatı önümüzde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazine yardımı gündeme geliyor. Yurttaşlarımızın ödediği vergilerle bizim seçmenlerimizin ödediği vergilerin karşılığını alıyorsunuz ama yine biz hazine yardımıyla ilgili ciddi problemlerle karşı karşıya kalıyoruz. Peki bunun adı "siyasi otlakçılık" olmuyor mu? Siyasette bence bir yolun sonuna geldik, ağır kamyon şoförleri derler ki: "Yolun sonuna geldiyseniz dönemece gelmişsinizdir." Bu dönemeci, demokrasiyi, özgürlükleri, eşitlikleri derinleştirerek gerçekleştirmemiz gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jim Morrison diye bir şarkıcı var "Otoriteyi kabul eden onun bir parçası olur." diyor. 12 Eylül rejiminin yasaklarına yaslanarak demokrasiyi inşa etmemiz kolay gözükmüyor. Demokrasiyi inşa etmemizin de yolu toplumsal muhalefet örgütlerine, emekçilere, kadınlara siyasetin önünü açmaktan geçiyor. Siyaseti kim yapıyor? Boş zamanı olanlar. Kimin boş zamanları var? Tuzu kuru olanların. Emeğiyle geçinenlerin, kadınların daha fazla siyasete dâhil olması çok önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın, teker teker partilerimizde kadın oranları yüzde 8, BDP'de kadın oranı yüzde 35. Hep Batı'dan örnekler verilir, Bahreyn'de yüzde 25'i kadın, Tanzanya'da 75 kadın milletvekili var. 109 ülke içinde kadın haklarında Birleşmiş Milletler insani yaşam endeksinde 101'inci sıradayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok kadın arkadaşımızın, daha çok gencin, daha çok emekçinin katıldığı bir seçimle Türkiye'nin daha güzelleşeceğine inanıyorum. Kolaylıklar diliyorum. &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-5341482631533871242?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/5341482631533871242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-otoriteyi-kabul-eden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5341482631533871242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5341482631533871242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-otoriteyi-kabul-eden.html' title='Meclis Konuşması: Otoriteyi kabul eden onun bir parçası olur'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2838203767999351067</id><published>2010-12-02T22:04:00.000+02:00</published><updated>2010-12-02T22:04:59.884+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Meclis Konuşması: Yurttaşlarımızın Sahici Meseleleriyle Yüzleşmek Durumundayız</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;TBMM Genel Kurulunda Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve Mersin Mv.Mehmet Şandır ile Tokat Mv.Reşat Doğru’nun Türk Dünyası İşbirliği ve Koordinasyon Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Teklifi 4. Md. Üzerinde BDP Grubunun Verdiği Önerge ve Önerge Üzerinde Ufuk Uras'ın Yaptığı Konuşma&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;24 Mart 2010&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Görüşülmekte olan 485 Sıra Sayılı Yurtdışı Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 4. maddesinin yasa metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Ufuk Uras (İstanbul), Akın Birdal (Diyarbakır), Osman Özçelik (Siirt), Pervin Buldan (Iğdır), Sırrı Sakık (Muş), Nuri Yaman (Muş)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Başkan, değerli vekiller;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz önce bir vekilimiz yurt dışından gelen tepkileri ifade etti haklı olarak ama bir tepki gelmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır toplumsal yaşamın her alanında eşit haklar için çalışmalar yapan, uğraş veren, yaşadıkları ülke ve Türkiye ile bağlı sorunlarına ilişkin çözümler üretmeye çaba gösteren ve sonuçları sürekli yetkililere ulaştırmaya özen göstermiş bir dizi göçmen federasyonu var. Bu konularda son derece hassaslar fakat konuyla ilgili, haberdar olmamaktan kaynaklanan, geç kalmışlıktan kaynaklanan sorunlar nedeniyle görüşlerini Hükûmete aktaramıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, demokrasiyse her alanda demokrasi. Yurt dışındaki yurttaşlarımızla ilgili bir yasa çıkarırken herhâlde öncelikli olarak oradan gelen talepler doğrultusunda hareket etmeliyiz ve tasarının son hâline gelinceye kadar süreçlerde yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın oluşturduğu örgütlerin görüşlerinin alınmamasının son derece önemli bir eksiklik olduğunu düşünüyoruz. Daha önce gereği gibi işletilmese bile var olan "Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar Danışma Kurulu" biçiminde adlandırılan Danışma Kurulunun yok sayılmasının, görüşlerine başvurulmamasının da tasarının kolektif bir çabanın ürünü olmasını engellediğini düşünmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasarıda, yurt dışındaki sivil toplum örgütleri olarak adlandırılan yapılarla olan ilişkilerden söz edildiğini görüyoruz. Yasada bu ilişkilere yer verilirken söz konusu örgütlerin, yaşanılan ülkelerin birer bağımsız örgütü olduğu gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurt dışında yaşayan göçmenlerin seçme ve yaşadıkları ülkelerde ülke seçimleri için oy kullanma hakkıyla ilgili bir yasa bildiğiniz gibi çıkarılmıştı. Ancak, henüz gerekli hazırlıklar yapılmadı, pratik uygulama adımları atılmadı. Üstelik, bütün bu sürecin bağımsız adaylık için de olumsuz işlediğini, bu yüzden, bir dizi milletvekilimize sınırlardan gelen oyları, bağımsızlar için geçerli olmaması nedeniyle yitirdiğimizi biliyoruz ve bu hakkın seçilebilme ayağının da eksik bırakıldığını görüyoruz ve bütün bunlar çözüm bekliyor. Tartışılmakta olan tasarıda, hak ve hayata geçirilişiyle ilgili bu yaklaşımlarda demokrasi son derece önemli. Göçmenler sınırda değil yaşadıkları ülkelerde o yüzden bağımsızları da kapsayacak şekilde oy kullanabilirse, seçilme hakları verilirse, yurt dışında göçmenleri temsilen milletvekilleri seçilebilirse çok olumlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasarıda yer alan Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu'nun yapısıyla ilgili olarak da yurt dışında çalışan vatandaşlardan bu kurulda yer alması düşünülenlerin seçim yoluyla görevlendirilmeleri önemli. Atama yoluyla yapılacak görevlendirmeler demokratik olmayacağı gibi, temsili zayıf kılacak. Ayrıca sorunların ve çözümlerin kurula taşınması süreci, eksik ve antidemokratik ve güçlü bir destekten yoksun kalacaktır. Kurulda, Mecliste bulunan partilerin birer kişiyle temsilci bulundurması son derece uygundur ve ülkede bulunan işçi konfederasyonlarının da bu konularda temsil edilmesi gerektiği kanısındayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, bu Türk ve Türk dili meselesiyle ilgili, grubun yaptığı itirazlar sadece bu yasayla ilgili değil. Bakın, size bir örnek vereyim: Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyinin Kurulmasına Dair Nahçıvan Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı'nın başında ne diyor? "Türk dili konuşan ülkeler." Madde 23'te ne diyor? "İşbu anlaşma … Azerice, Kazakça, Kırgızca, Türkçe ve İngilizce olarak … imzalanmıştır." Şimdi burada bir tuhaflık yok mu? Başta diyorsunuz "Türk diliyle konuşan", 23'üncü maddede diyorsunuz ki "…Azerice, Kazakça, Kırgızca, Türkçe ve İngilizce olarak … imzalanmıştır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla hakikaten bu konuda biraz samimi olmakta fayda var diye düşünüyorum. Ben bütün Türki cumhuriyetlerin filmlerini büyük ölçüde izliyorum, hepsini alt yazıyla izliyorum. Keşke anlayabilsem. Ama hakikaten eğer Türki cumhuriyetlerle sağlıklı bir ilişki kurulacaksa Sayın Cumhurbaşkanından Meclis Başkanına, Dışişleri Bakanından…&lt;br /&gt;Defalarca, mesela, Abhazya ile ilgili "23 Nisanda bütün dünya gençleri çağrılırken niye Abhaz gençliği çağrılmıyor, niye orayla ilişki kurulmuyor?" dediğimizde, herhâlde dünyanın bazı büyük güçlerinden icazet almadan biz orayla ilişki kuramıyoruz. Hadi buyurun, Çin'deki Uygurlarla ilgili, oradaki insan haklarıyla ilgili çok somut, açık tutum alalım. Çin'den gelen heyetlerle yapılan müzakerelerde, buralarda ne dendiğini biliyorum. Yurt dışındaki yurttaşlarımıza baktığımızda, oradaki insanlarımızla konuştuğumuzda -"göçmen, göç": "Migration"; Latince kökeni "migrare": Acı çekmek- acı çeken insanlarımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu acı çeken yurttaşlarımızın çok sahici meseleleriyle yüzleşmek durumundayız. Açılımlar iyi ama bütün açılımların esası, zihinsel açılımdır. Bu konuda zihinsel açılımlarınız, politik alışkanlıkların zihinsel alışkanlıklardan kaynaklanması nedeniyle yeterli olmuyor diye düşünüyorum. Önümüzdeki süreçte bütün bu sahici meselelerle ilgili tutum almamız aslında var olan kurumları sorgulamamızı gerekli kılıyor. Hani devleti küçültecektik? Hani bürokrasiyi küçültecektik? Eğer hakiki meselelerle yüzleşirsek hem yurt dışındaki yurttaşlarımız hem akraba kavimler ve diğerleriyle ilgili daha somut adım atabiliriz diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne demişti Tevfik Fikret: "Vatanım ruy-i zemin, milletim nev'i beşer" (Vatanım tüm yeryüzü, milletim tüm insanlık) Mustafa Kemal'in belki bu yüzden en sevdiği şairdi Tevfik Fikret. Bu perspektifle bakmamızda fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NECAT BİRİNCİ (İstanbul) - Şinasi, Tevfik Fikret değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEHMET UFUK URAS (Devamla) - Şinasi'nin olduğu da iddia ediliyor, evet. (BDP sıralarından alkışlar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2838203767999351067?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2838203767999351067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-yurttaslarmzn-sahici.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2838203767999351067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2838203767999351067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-yurttaslarmzn-sahici.html' title='Meclis Konuşması: Yurttaşlarımızın Sahici Meseleleriyle Yüzleşmek Durumundayız'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-3593287060909329925</id><published>2010-12-02T22:01:00.002+02:00</published><updated>2010-12-02T22:02:40.681+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>Arıtman - Erdoğan İşbirliği</title><content type='html'>AK Parti'nin mızrağı yine çuvala sığmıyor. Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'de çalışan Ermeni göçmenlere ilişkin ifadeleri 21. Yüzyıl tehciri anlayışıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni göçmen emekçileri, sayıları kaç olursa olsun, bu ülkeden sürme tehdidi ne siyasal olarak ne de insani açıdan kabul edilemez.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'da yaşayan Türkiyeli göçmenlere yönelik bu tür ifadeleri 'yabancı düşmanlığı veya ırkçılık' olarak adlandırırken, Türkiye'deki göçmenlerle ilgili bu tür ifadeleri kabullenmek mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılında, yeni bir tehcir anlayışına izin verilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni yurttaşlarımız, onların akrabaları, komşu Ermenistan'dan gelmiş olan göçmen emekçiler, hepsi bizim kardeşimizdir ve bu topraklar üzerinde birarada, barış içinde ve eşit koşullar altında yaşamak istediğimiz insanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'daki ırkçı ve yabancı düşmanı partilerin ifadelerini kullanmakla Avrupalı da olunmaz, uygar da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP'li Arıtman'ın zihniyeti ile Başbakan Erdoğan'ın zihniyetindeki ortaklaşma, Türkiye'de demokrasi anlayışının ve uygulamalarının ne kadar yetersiz ve geri bir zeminde bulunulduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce iktidarla muhalefetin biraz olsun demokratlaşması gerekiyor...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-3593287060909329925?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/3593287060909329925/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/artman-erdogan-isbirligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/3593287060909329925'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/3593287060909329925'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/artman-erdogan-isbirligi.html' title='Arıtman - Erdoğan İşbirliği'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-6584793449529743307</id><published>2010-12-02T21:59:00.002+02:00</published><updated>2010-12-02T22:02:32.752+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Meclis Konuşması: Bir Kere Olsun Uluslararası Tarım Tekellerini Şaşırtalım!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;TBMM Genel Kurulunda Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı Üzerinde&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;BDP Grubu Adına Ufuk Uras'ın Yaptığı Konuşma&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;17 Mart 2010&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sayın Başkan, değerli vekiller;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözlerime başlamadan önce ben de bir kere daha Elâzığ'da depremde kaybettiğimiz yurttaşlarımızın yakınlarına başsağlığı diliyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta sonu gerçekleşecek olan Nevruz Bayramı'nın bütün yurttaşlarımıza, bütün dünya haklarına barış, mutluluk ve esenlikler getirmesini temenni ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kerpiç sadece evlerimize ilişkin bir şey değil, siyaset de kerpiçten gibi gözüküyor. O yüzden, yine bugünlerde siyaset hayatımıza katılan Eşitlik ve Demokrasi Partisine de siyasi hayatlarında başarılar diliyorum. Genel Başkanları Ziya Halis başta olmak üzere bütün parti çalışanlarına başarılı bir siyasi yaşam temenni ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili arkadaşlar, genetiği değiştirilmiş gıdalar kadar genetiği değiştirilmiş siyasetçilerin yaptığı tahribatın toplumumuzda çok büyük bir faturayla bizi karşılaştırdığını biliyoruz. Bir bakıyoruz bu haftaya, daha 20'inci yüzyılda yaşadığımız trajediler ortadayken, bir dizi partimiz, aynı anda, 21'inci yüzyılda bile ikinci bir tehcir politikasını savunabiliyor ve yaşadığımız sorunları çözüm olarak görebiliyor. Nasıl biz siyasi çeşitlilikten yanaysak biyolojik çeşitlilikten de yana olmamız gerekir ve buradan konuya gireyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir partimizin -adını vermeyeyim partinin- seçim döneminde üyelerine verdiği el kitapçığında şunu yazıyor: "Tartışmalı konulara girmeyiniz." Şimdi, konu tartışmalı olunca girmediğinizde zaten siyaset devre dışı kalıyor. Bir başka partimiz adaylarına diyor ki televizyona çıkarken: "Gelen soru size yabancı gelirse 'Bunu geniş açıdan ele almak lazım.' deyip başka bir konuya geçin." Şimdi, konunun geneli üzerinde konuşmak o yüzden çok büyük bir esneklik taşıyor ama konunun kendisi çok önemli. Mustafa Kemal "Köylü milletin efendisidir." demişti, bugün baktığımızda uluslararası tarım tekellerinin milletin efendisi olduğunu görüyoruz ama bu, bu durumla, bugünle de sınırlı bir şey değil. Kemal Derviş modeli baki, partiler değişiyor. Bütün gelen partiler aslında Kemal Derviş politikasını uyguluyor ama muhalefete gelince eleştirmeye başlıyorlar. O yüzden siyasetimiz de kerpiçten, o yüzden eşitlik ve özgürlükten yana bir alternatif oluşturmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para kullanılmadan önce, biliyorsunuz, tuz, değişim aracıydı, "tuzu kuru olan" lafı oradan geliyor. Bir tarafta tuzu kuru olanlar, bir tarafta işi yaş olanlar hayatı şekillendirmeye çalışıyorlar. Hani hep küçükten beri denir "Etliye sütlüye karışmayın." diye. Etliye sütlüye karışmadığımız zaman hem et kokuyor hem süt bozuluyor, etliye sütlüye karışmayan bir siyaset, siyaset olmaktan çıkıyor. Yanlış yoldaysak koşmanın da bir yararı olmuyor. Biz inanıyoruz ki temel kararların uluslararası sermayenin kâr beklentilerine göre değil, toplumsal ihtiyaçlara göre şekillendirilmesi esastır. Bu yüzden rotasız bir gemiye de hiçbir rüzgârın faydasının olmadığını görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Son yüzyılın en büyük buluşu nedir?" derseniz değişik yanıtlar verilebilir ama bence uzaktan kumanda aletidir. Uzaktan kumanda aleti hayatımızı kolaylaştırmıştır ama siyasette uzaktan kumanda iyi değildir. Uzaktan kumandalı siyasete karşı tutum almamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızın bir tek gerçeği var, o da sosyal Darvinizm, yani uygun olanların ayakta kalması. Bunu kim savunuyor? Zaten ayakta kalanlar "En uygun da zaten budur." diyorlar. Bütün ovalarımızın, altı büyük ovamızın tarım dışı amaçlara kullanılmaya açılmasının tesadüfi olduğu düşünülebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein "Bir sorunun çözümü, sorunun doğru tarif edilmesinden geçer." diyor. Sorunu doğru tarif edersek bütün bu yasa tasarılarıyla ilgili doğru bir hatta durabiliriz. O da nedir? Ekonomi, siyaset, her alanda katılımcılığı savunmak. Yanlış karşısındaki suskunluk, çoğu zaman yanlışın suskunluğun gölgesinde sürüp gitmesini devam ettiriyor. O yüzden, susup kalmamalıyız. Bertolh Brecht "Galileo" adlı çalışmasında "Hiçbir şeyi bilmeyen cahildir ama bilip de susan ahlaksızdır." diyor. O yüzden, bilip de susanların sesini çıkarması gerekiyor, dünyada bu konuda farklı yaklaşımlar var mı, buna bakmak, biraz merak etmek gerekiyor. Bizde meraklı olmanın iyi olmadığını biliyoruz. Hepimiz Pirî Reis'i çok severiz, haritalar çıkarmıştır, meraklı insandır ama bilmeyiz ki daha sonra, Kanuni onun kafasını kestirmiştir. Yani meraklı olmak iyi değildir. Bizim ülkemizde de bu konuda çok farklı yaklaşımlar olmasına karşın, aslında karşıtlar eleştirilmesine rağmen, hâkim zihniyetin çok ideolojik olduğunu bilmek gerek. Biraz önce, CHP'li Vekil Arkadaşımız çok haklı olarak desteklerden bahsetti. AB fonlarına baktığınızda, AB içinde tarıma yönelik destekler ortada ama bu konu o kadar ideolojik ki sermayeye destek verdiğinizde mesela adı "teşvik" oluyor, üreticiye destek verdiğinizde adı "sübvansiyon" oluyor yani kötü oluyor. Aynı şey ama üreticiye mi gidiyor, tuzu kuru olanlara mı gidiyor meselesinde farklı yaklaşımlarla karşı karşıya kalıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamuoyunda bu genetiği değiştirilmiş organizmalara ilişkin oluşan, güçlenen tedirginliğin ve bu tedirginliğin her geçen gün daha da artmasına neden olan hukuki belirsizlik durumunun sonlandırılması adına, işte bu biyogüvenlik yasasının ne denli büyük önem taşıdığını ve… Bütün kamuoyu merakla bizi izliyor, buradaki katılımın tenhalığına rağmen. Bu nedenle, halkın genetiği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;değiştirilmiş organizmalar konusunda bilgilendirilmesi kadar, biyogüvenlik yasasında bu ürünlerin tehlike ve risklerine karşı etkin koruma araçlarının oluşturulması ve bu araçların hayata geçirilmesini sağlayacak idari ve teknik altyapının sağlamlaştırılmasının da gerek bu ürünlerin Türkiye üreticisi ve tüketicisi üzerinde yarattığı tehlikelere karşı direnme gücünün artırılması ve gerekse yasanın amacı olan koruma işlevinin oluşturulması açısından da son derece büyük bir önemi olduğunu biliyoruz ancak bu denli önemli ve diğer yandan da kamuoyunun merakının yüksek olduğu bir konuda, biyogüvenlik yasa taslağının halkın görüş ve bilgisine açık bir tartışma sürecinden geçmemesi ve ilgili üretici ve tüketici örgütlerinin, ekoloji ve çevre örgütlerinin bu taslak hakkındaki görüşlerini sunabilecekleri katılım araçlarını oluşturmadan yasanın Meclis gündemine gelmiş olması hakikaten son derece üzüntü vericidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz bilim dünyasının -bilimsel belirsizliğin egemen olduğu bir konu olarak- genetiği değiştirilmiş organizmaların yaratacağı tehlikelerin neler olduğunu kestiremediğini biliyoruz. Bu ürünlerin riskli olduğu ise gerek yapılan bilimsel açıklamalarla gerekse de Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmelerle ve henüz bir biyogüvenlik yasası olmadan yürürlüğe giren Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hükümleri ile artık resmî kanallar açısından da kesinleştiğini biliyoruz. Bu nedenle, Türkiye'de "ihtiyat" ilkesi gereği risk değerlendirmesi ve planlanmasının hayata geçmesini sağlayacak tedbirlerin alınması ve güvenlik altyapısının hem Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin eki niteliğindeki Biyogüvenlik Protokolü'nün 2004 yılında yürürlüğe sokulması nedeniyle hem de Anayasa'nın 56'ncı maddesinde düzenlenen sağlıklı ve dengeli bir yaşama hakkı kapsamında oluşturulması gerekiyor. Bu amaç doğrultusunda görüşmeye açılan biyogüvenlik yasası temel olarak üç noktada değerlendirilebilir: Bunlardan ilki, gıda güvenliğinin sağlanmasıdır. Biyogüvenlik yasası, GDO'lu ürünlerin ithalatının önünü açıyor, bu şekilde hem insan sağlığı hem de biyolojik çeşitlilik büyük bir riske maruz bırakılıyor. GDO'ların, hayvan yemi ve diğer ürünler için de kullanılmaya devam etmesi ve Türkiye üreticisinin ve tüketicisinin bu ürünlerin yarattığı belirlenemeyen risklere maruz kalması gıda egemenliğimizi korumanın olanağını ortadan kaldırabiliyor. İkincisi, katılım araçlarının sağlanması, biraz önce belirttiğim gibi. Bu ürünler hakkında alınacak kararların şeffaf, açık ve katılımcı bir yönetim anlayışıyla halkın bilgilendirilmesi ve kararlara katılımını sağlayacak araçlardan mahrum bırakılmaması gerekiyor. Buna karşın biyogüvenlik yasası, GDO'ların ülkeye girişiyle ilgili izinleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı biyogüvenlik kuruluna bırakıyor. biyogüvenlik kurulunda yer alacak bürokrat ve uzmanların nesnel ve kamu yararına uygun kararlar almasını sağlayacak kriterlerin belirlenmesi ve alınan kararların kamuoyu tarafından denetlenebilmesi için, bu kurulda, ekoloji, tüketici ve üretici örgütlerinin temsilcilerinin yer alması gerekli oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan, biyogüvenlik kurulunun aldığı kararların açıklanmayacağı da bu yasa tarafından düzenleniyor. Oysaki kurul kararlarının hukuka, tarımdaki ekonomik ve sosyal gerekliliklere, ekolojik geleceğe etkilerinin değerlendirilebilmesi için bu kararların kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor. Bu nedenle, kurul kararlarının tamamının demokratik bir biçimde toplumla paylaşılması gerekiyor. Hani, açılım yapacaksak açılımları bu zeminde de sürdürmekte fayda görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü nokta ise belki de en önemli ve de taslak metinde en çok dikkati çeken husus olarak "ispat yükü" konusu gündemde. Biyogüvenlik yasası, GDO'lu ürünlerden doğan zararın ispatını tüketici ve üretici üzerine bırakıyor. Oysaki bu ürünlerin kapalı kullanım koşullarından doğacak zararlar ile transit ve nakil sırasında kontrolsüz salımından kaynaklanacak sorunların bedelinin çok ağır olacağını biliyoruz. Bu ürünlerin kapalı alan kullanımı, nakli ve transit geçişini isteyen şirketler, bu ürünlerin zarar vermeyeceğini ispat ederek bu ürünlerle ilgili muamele yapabilirler. Biraz önce belirtilen yine, Cartagena Protokolü'ne ve Biyoçeşitlilik Sözleşmesi'ne taraf olan ülkemizin, çağdaş hukuk devletinin kabul ettiği temel çevre hukuku ilkelerinden biri olarak ihtiyat ilkesini hayata geçirmek ve yerli üretici ve tüketicisini korumak üzere, bu ilkenin ispat yükünün tersine çevrilmesi olarak bilinen bu aracını yasa ile kabul etmesi gerekiyor. Ancak, taslakta bu hukukun göz ardı edildiği yine bir kere daha görülüyor. Buna göre, bugün Türkiye'nin biyoçeşitliliğini koruyacak, gıda güvenliğini, tarımsal geleceğini sağlayacak ve sağlıklı nesillerin gelişmesi inancını yeşertecek bir Biyogüvenlik Yasası'nın, gıda egemenliği ekseninde, toplumun ve tarımın kamusal politikalarla desteklenmesini talep edenlerin, fosil yakıtlardan vazgeçilmesini isteyenlerin, kentlerin kapitalist dönüşümüne karşı yeni bir sürece hazırlanması gerektiğine inananların ve yaşamına sahip çıkanların yanında bir tutum sergilenebilmesi için, GDO ticaretini güvence altına alan tanımlardan vazgeçmesi ve insan, bitki, hayvan sağlığı, genetik çeşitlilik, biyolojik güvenlik temelinde yasanın tanımlarının yeniden yazılması gerekli. Ben muhalefetin çok anlamlı eleştirileri doğrultusunda Hükûmetin bunları dikkate alacağına inanmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta GDO'ya Hayır Platformu olmak üzere örgütlü muhalefetin 2004 senesinden beri çıkarılmasını istediği bu Biyogüvenlik Yasası'nın halk sağlığını ve çevreyi korumaktan uzak olduğunu yaşama, deneme yanılma yöntemiyle görmememiz gerekiyor, önceden bu tedbirleri almamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir uçağı yıllar önce bir tedhişçi kaçırdığı zaman çok büyük pazarlıklar oluyor, sonunda güvenlikle o uçak yere iniyor. Bir gazeteci bir süre sonra fark ediyor ki o uçağın kaçırılması esnasında bulunan çiftler bir süre sonra ayrılmışlar. "Niye ayrılmışlar?" diye araştırdığında görüyor ki normal zamanlarda görmedikleri tepkileri, bir tedhişçi uçağı kaçırdığında o tedhişçiyle yaptığı pazarlık, yaltaklanmalar vesaire karşısında eşlerinin bugüne kadar hiç görmedikleri manzaralarıyla karşılaşmaları ciddi ayrılmalara neden olmuş. Demek ki bir uçağın kaçırılmasına gerek kalmadan, günlük yaşamımızda da -normal zamanlarda değil- riskli durumlarda, kriz zamanlarında insanlar nasıl davranıyor, insanların farklı davranışlarını nasıl algılayacağız meselesi önemli. Bu konu da böyle bir konu. Hakikaten, eğer bu konu üzerine hayatımız şekillenecekse…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi sadece bu kuşaklara ilişkin bir vakıa değil gelecek kuşakların hayatıyla da ilgili kararlar alıyoruz ve bizler aslında normal zamanlarda nasıl davrandığımızla değil olağanüstü durumlarda, olağanüstü gelişmelerde nasıl davrandığımızla bir samimiyet testinden geçiyoruz. O yüzden, ben bir kere daha bütün bu yasanın değerlendirilmesi esnasında gelecek kuşaklara ilişkin yükümlülüğümüzü unutmamamız gerektiğini düşünüyorum. Egemenliğin kaynağının halk olmasıyla halkın kendi kendini yönetmesi ilkesi birbirini tamamlıyorsa yani biz Kenan Evrenler gibi düşünmüyorsak "Egemenliğin kaynağı millettir ama halkın da sahipleri vardır." diye düşünmüyorsak yani uluslararası tarım tekellerinden, tatlandırıcı tekellerine değin halkın geleceğinin şekillendirilmesinde uluslararası çıkar çevrelerinin değil kamu yararını esas alıyorsak, siyasetin de esası kamu yararından yana olmayı gerektiriyorsa bütün bu yasa teklifleri, tasarıları bizi bir samimiyet testinden geçiriyor. O yüzden Meclis açılırken Çanakkale Zaferi'nin yıl dönümünden bahsederken yani "Uluslararası tekellerin bir dediği iki yapılmayacaksa biz Çanakkale'de bu kadar insanımızı niye zayi ettik?" diye emperyalizmin güçleri muhtemelen düşünüyorlardır yani "Topla tüfekle değil, doğrudan kendi politikalarımızla egemen oluyorsak biz niye bu kadar can yaktık?" diye. Çünkü uluslararası kuruluşlara sorduklarında "Sizin en büyük gücünüz nedir?" diye "Bizim en büyük gücümüz bizim gibi düşünen aydınlar ve siyasetçiler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani, Woody Allen Tanrı öyküsünde der: "Hep özgür olduğunuzu zannedersiniz ama hep başkalarının beklediği gibi davranırsınız." Neden acaba hep başkalarının beklediği gibi davranıyorum? Neden bir kere olsun uluslararası tarım tekellerini, güç tekellerini şaşırtacak bir hareket içine girmiyorum sorusunu kendimize sormamız gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal Derviş'in bedeni başka tarafta ama ruhu burada. İktidarıyla muhalefetiyle, CHP destekli Anasol-D iktidarından AKP İktidarına kadar bu neoliberal hegemonyayı bir türlü ters düz edemiyoruz, bir türlü önceliklerimizi değiştiremiyoruz. Bunun en temel nedeni, başta üreticilerimiz olmak üzere emeğiyle geçinen yurttaşlarımızın siyaset dışı kalmasıdır. Doğrudan emeğiyle geçinen yurttaşlarımızın, üreticilerimizin siyaset dışı kalmasının nedeni, yine bu Meclisin ittifakla belirlediği yüzde 10 barajı, Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası ve diğerleridir. O yüzden ekmekle demokrasi arasındaki mücadele, ilişki iç içedir. Demokrasinin kanallarını açacağız ki daha çok çiftçimiz, daha çok üreticimiz siyasete dâhil olsunlar ve farklı bir Türkiye, farklı bir tarım olacağını kestirebilsinler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, 2010 yılında, toplumsal muhalefet örgütleriyle, İstanbul'da İstanbul Avrupa Sosyal Forumu'nu şekillendireceğiz. "Başka bir Avrupa mümkün." diyenler ile "Başka bir Türkiye mümkün." diyenler, Türkiye'nin tarım politikasını, dünyada iflas eden, küresel krizle beraber iflas eden neoliberal hegemonyaya secde edenleri ama buna karşı alternatif arayışlarının barajlarla, Siyasi Partiler Yasası ve 12 Eylül rejimi Anayasa'sıyla engellenenlerin aslında güç birliğinin çok önemli olduğunu göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alice Harikalar Ülkesi, çocukluğumuzda okuduğumuz bir kitaptı. Aynadan geçtikten sonra Alice yanındaki tavşana sordu: "Şimdi nereye gidiyoruz?" Tavşan da ona dedi ki: "Bu, nereye gitmek istediğine bağlı." Eğer biz nereye gitmek istediğimiz konusunda halkın iradesini esas alarak, toplumsal muhalefet örgütlerinin iradesini esas alarak tutum alırsak bu yasalar da büyük ölçüde bu doğrultuda şekillenir. Aksi takdirde, halkın iradesi ile var olan yasalar çeliştiği zaman bunu çözecek merci de seçimlerdir. Haliyle 2011 seçimlerinde yurttaşlar, uluslararası tarım tekelleri mi esas alınmış, çiftçimiz mi esas alınmış, uluslararası tarım tatlandırıcı lobisi mi esas alınmış, yurttaşımız mı esas alınmış, bunu değerlendirecektir. Bize düşen görev de siyasette alternatifsiz bırakmamaktır yurttaşları. AKP'ye karşı alternatifin daha çok demokrasi, daha çok özgürlük eksenini savunan, eşitlikçi, özgürlükçü bir siyaset seçeneğiyle şekilleneceğine inanıyorum ve bu yasanın bu doğrultuda şekillenmesinin yurttaşlarımıza soluk aldıracağını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barış ve Demokrasi Partisi adına hepinize saygılarımı sunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-6584793449529743307?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/6584793449529743307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-bir-kere-olsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6584793449529743307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6584793449529743307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-bir-kere-olsun.html' title='Meclis Konuşması: Bir Kere Olsun Uluslararası Tarım Tekellerini Şaşırtalım!'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-4324961578244892521</id><published>2010-12-02T21:19:00.000+02:00</published><updated>2010-12-02T21:19:33.869+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Meclis Konuşması: Anti-Personel Kara Mayınları ile ilgili Ottawa Sözleşmesi'nin Türkiye'de yürürlüğe  Girişinin Altıncı Yılında Gelinen Aşama</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;TBMM Genel Kurul’unda Anti-Personel Kara Mayınları ile ilgili Ottawa Sözleşmesi'nin Türkiye'de yürürlüğe Girişinin Altıncı Yılında Gelinen Aşamaya İlişkin Yaptığım Gündem Dışı Konuşma&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;2 Mart 2010&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sayın Başkan, değerli vekiller;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi konumuz kara mayınları ama demokrasinin mayınlarından da bahsetmeden geçemeyeceğim. Hafta sonu, 28 Şubat postmodern postal girişiminin ertesinde; bugün, 2 Mart 94 yani DEP'li parlamenterlerimize yönelik darbenin yıl dönümünde, halkın iradesi önündeki her engele karşı kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kere daha ifade etmek isterim.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, EGEÇEP tarafından verilen "Yaşam Savunucusu Politikacı" ödülü için de teşekkür ediyor, buradan Egeli çiftçilere ve çevrecilere selamlarımızı sunuyorum. Biz her zeminde ölüm karşısında yaşamı, savaş karşısında barışı kararlılıkla savunacağız. İnatla bunu anlamamaya çalışan kem gözlere, mühürlenmiş yüreklere karşı barış politikalarımızı anlatmayı sürdüreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çerçevede, Mayın Yasaklama Anlaşması anti-personel kara mayınlarının kullanımını, depolanmasını, üretimini ve devredilmesini yasaklıyor. Bu, insani amaçlı bir anlaşma olup yeni mayın kurbanlarının olmasını engellemek, var olanlarını yeniden topluma kazandırmayı hedeflemektedir ve taraf devletlere iki tür yükümlülük getirmektedir: Tüm mayınların imhası ve mayın kurbanlarının sosyal ve ekonomik olarak topluma yeniden kazandırılması, bakım ve rehabilitasyonlarının sağlanması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayınların imhasına ilişkin olarak taraf devletlerin, dört yıl içinde stoklarındaki mayınları imha etmesi, on yıl içinde de toprağa döşeli tüm mayınları temizlemesi gerekmektedir. Tabii bizim çağrımız, aynı zamanda devlet dışı siyasi aktörleri de kapsamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'ye bakıldığında, sözleşmenin yürürlüğe girdiği 1 Mart 2004 tarihinden itibaren artan ölüm vakaları, yükümlülüğün ne oranda yerine getirildiğini göstermektedir. 2004'de Türkiye'nin stoklarında 2 milyon 973 bin 481 adet mayın bulunuyordu, anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten 1 Mart 2008 tarihine kadar stoklarını imha etmesi gerekiyordu. Türkiye'nin şu anda stoklarında 1 milyon 702 bin 982 mayın bulunuyor. Stoklarındaki mayınları imha etmediği sürece Hükûmet anlaşmayı ihlal etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004 yılında Türkiye'nin mayın döşeli olduğu bilinen yerlerde 920 bin 80 adet, mayın olduğundan şüphe edilen yerlerdeyse bilinen 687 ve üzerinde mayın olduğu açıklandı, 353'ü imha edildi. 2008 yılında toplam 981 bin 778 adet döşeli mayın bulunduğu bildirildi, 999'u imha edildi. Türkiye'nin toprağa döşeli tüm mayınlarının 2014 yılına kadar imhasının tamamlanması gerekmektedir. Gelinen süreçte imha edilen sayı yetersiz kalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, 2004 yılında bütün mayın alanlarının uluslararası standartlara uygun olarak çitlendiğini ve işaretlendiğini, hem çitlerin hem de tehlike işaretlerinin periyodik olarak kontrol edildiğini, ayrıca bütün mayınlı alanların bekçiler tarafından 24 saat izlendiğini belirtti, ancak bu konuda alınan önlemlerin belirtilen düzeyde olmadığını görüyoruz. En vahim durum ise hiçbir işaretin bulunmadığı mayınlı alanlar. Bu alanlarda mayın bulunduğunu, ancak olay meydana geldiğinde, yani bir kişi uzuvlarını veya yaşamını kaybettiğinde öğreniyoruz. Hükûmet, 2004 yılında halkın uyarıldığını ve bilgilendirildiğini bildirdi, ancak mayınlı alanlarda yaşayan halkla, yerel yönetimlerle ve pek çok muhtarla yapılan görüşmelerde, bu konuda kendilerine bilgi verilmediği belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de, mayın vakalarına ilişkin veri toplama mekanizması da bulunmamaktadır. Sağlık Bakanlığı, başlattığı programla, mayın olaylarının kaydedileceğini bildirmiş olmasına rağmen, bilgi edinme başvurusu ve verdiği bir yanıtta "Bakanlığımızda konuyla ilgili bilgi ve belge bulunmamaktadır" demektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivil toplum kuruluşları ve medyada çıkan haberlere dayanılarak oluşturulan verilere göre, 2005 ile 2008 arası her yıl 150 ile 200 arası, mayın ve patlamamış askerî mühimmat nedeniyle insanlar yaşamını yitirdi ve sakatlandı. Tahminler, kesin rakamların da çok daha yüksek olduğu yönündedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayın kurbanlarına gelince: Türkiye'nin 2004 ve 2008'de verdiği Şeffaflık Raporu'nda Silahlı Kuvvetler personeline ilişkin rehabilitasyon, tazminat ve bunlara bağımlı kişilerin istihdamı yer almıştır. Aynı raporda sivillerin de askerî hastanelerden yararlanabileceği belirtilmiş ancak buna dair ayrıntılı bilgiye yer verilmemiştir. Siviller kaderlerine terk edilmektedir. Hayatlarının geri kalanını ailelerinin, yakınlarının yardımıyla sürdürüyorlar, iş bulamıyorlar ve toplumsal hayata katılamıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrencilerin pek çoğunun eğitim hayatı da olayla birlikte sona eriyor. Haklarının neler olduğu ve ne tür yardım alabileceklerine ilişkin bilgi hizmet birimleri de bulunmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak: Hükûmet hemen stoklardaki mayınların imhasına ilişkin bir tarih vermeli, Hükûmet 2014 yılına kadar toprağa döşeli mayınların temizlenmesine ilişkin program ve takvimini açıklamalı; mayın kurbanları ve ihtiyaçları için bir araştırma başlatılmalı, mayınlı alanlarda yaşayan halk mayınlar konusunda uyarılmalı ve bilgilendirilmeli, mayın kurbanlarının topluma yeniden kazandırılmasına yönelik programlar oluşturulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son beş yıla bakınca, katetmemiz gereken uzun bir yol, halletmemiz gereken pek çok sorun vardır. Burada sözleşmenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde en çok Mecliste bulunan milletvekillerine, yerel yöneticilere, sivil toplum kuruluşlarına ve medyaya büyük sorumluluklar düşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marks'ın tezi: "Bugüne kadar hep dünyayı yorumlamakla yetinildi, aslolan onu değiştirmektir." Şimdi, sözden çok icraat zamanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımı sunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-4324961578244892521?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/4324961578244892521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-anti-personel-kara.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4324961578244892521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4324961578244892521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-anti-personel-kara.html' title='Meclis Konuşması: Anti-Personel Kara Mayınları ile ilgili Ottawa Sözleşmesi&apos;nin Türkiye&apos;de yürürlüğe  Girişinin Altıncı Yılında Gelinen Aşama'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-6516483357842273312</id><published>2010-12-02T20:52:00.005+02:00</published><updated>2010-12-02T21:10:07.581+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Meclis Konuşması: Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Türkiye  Büyük Millet Meclisi Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması&amp;nbsp;  Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi Genel Kurul Görüşmelerinde BDP Gurubu Adına Yaptığım Konuşma&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;4 Mart 2010&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedenleri ve çözüm yolları konusunda farklı düşüncelere sahip olsak bile Türkiye'nin çok ciddi sorunlarla yüz yüze olduğu hususunda Mecliste ve  toplumda bir fikir birliği olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yalnızca  son bir hafta içinde yaşadıklarımız, hepimize yeterli fikri vermekte,  hepimizi gereğinden fazla uyarmaktadır. Kraldan fazla kralcı  davrananların nasıl duvara tosladıklarını, son askerî bilirkişi ve  savcılığın açıklamaları karşısında nasıl mahcup olduklarını hep birlikte  izliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hatırlatmak  istiyorum, 2008 yılında bu Meclis'te "Sarıkız" ve "Ay Işığı" isimli  darbe girişimleri iddiaları hakkında bir araştırma komisyonu önergesi  vermiştik. Şu andaki BDP Grubu dışındaki grupların hiçbirinden bu konuda  en ufak bir destek alamadık. Meclis, kendisine karşı bir girişim iddiasını araştıracak cesareti, feraseti ve basireti bile gösteremedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde de Balyoz ve İrticaya Karşı Eylem Planları ile ilgili gelişmeleri hep  birlikte izliyoruz. Türkiye demokrasisini, atanmışların ve asker-sivil  bürokrasisinin bir kesiminin halk üzerindeki vesayet heveslerinden ve  niyetlerinden bir an önce kurtarmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadaki demokratik evrensel standartlara direnmenin artık bir anlamı kalmamıştır. Hele hele hâlâ 12 Eylül 1980 darbesinin başımıza  tebelleş&amp;nbsp;ettiği bir Anayasa'nın yarattığı olumsuzluklar ile uğraşırken  bunu algılamamak kabul edilemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru dürüst, özgürlükçü, demokratik ve sosyal bir rejimde, evrensel ve  demokratik hukuk ilkelerinin geçerli olduğu bir demokraside bu tür darbe  ve cunta arayışlarının, askeri vesayet heveslerinin hiçbir yeri yoktur. Türkiye'de de yoktur ve olmamalıdır. Bu tür girişimler bağımsız ve  tarafsız yargı eliyle soruşturulmalı, bu soruşturmalarda demokratik  hukuk ilkelerine ve evrensel insan haklarına uygun davranılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, yargı bağımsız ve tarafsız olmalıdır, siyasal odak gibi  davranmamalıdır, millet iradesi üzerinde bir rol oynamamalıdır,  demokratik olmalıdır. Siyasi yandaşlık yargısı olmaz, yürütmenin yan  kolu olan yargı da olmaz. Kimse de buna heveslenmemelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbe öncesi ve sonrası dönemlerde, bağımsız olmayan ve taraflı davranan  yargıdan en fazla dert çekmiş olanlar, bu ülkede demokrasi, insan  hakları, özgürlükler, emeğin hakları için mücadele etmiş olanlardır yani  bizleriz, bu ülkenin devrimcileri ve sosyalistleriyiz. Bu nedenle de  bağımsız ve tarafsız yargının önemini en iyi bizler biliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, DTP'nin kapatılması ve siyasi yasaklarla ilgili,  mağdurları&amp;nbsp;sorumlu tutan yaklaşımları da son derece yakışıksız  buluyoruz. Yine mahcup duruma düşmemek için AİHM sürecini beklemekte fayda vardır. Kenan Evren de darbe yapıp partileri kapattığında "Bu partilerin hiç mi kabahati yoktu?" demişti. Aynı argümanı dün Mecliste duymak bizi çok üzdü. Francoların, Mussolinilerin, Evrenlerin yaklaşımını benimseyerek mi bu ülkede demokrasi tesis edilecek, darbe  hukuku ortadan kaldırılacaktır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimilerinin iddia ettiği gibi, sadece darbe yapanları yargılamakla da yetinilemez, darbe ve cunta girişimleri de, yani başarısız olan girişimler de başarılı olanlar gibi yargılanmalıdır. Şarta dayalı hukuk olmaz. Hukuk, darbe tehlikesi olup olmadığı varsayımına göre, şartlı işletilemez. Bazı grup toplantılarında yapılan bu tür yorumları hayretle izliyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temelinde anayasal tıkanmanın bulunduğu bir sorunlar yumağı karşısında bulunuyoruz. Dökme suyla değirmen dönmüyor. Zorla, zoraki demokrat olunmuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızı meşgul eden her siyasal, toplumsal, inançsal, ekonomik, etnik ve kültürel sorunun çözümü yönünde ortaya konulan her çaba, her demokratik girişim yıllardan beri Anayasa duvarına çarpıp geri dönüyor. Meclis, halktan aldığı demokratik iradeyle, pek muteber görülen ve geçici maddeyle  korunan 12 Eylül darbeci ve cuntacılarının dayattığı 1982 Anayasası'nın  antidemokratik, vesayetçi ve halka tepeden bakan madde ve kurumları yüzünden âdeta devre dışı kalmış durumdadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40 milyonu aşkın seçmenin şahsında bu toplumun iradesini temsil eden Meclis, sınırlı değişiklikler dışında, ülkenin ve toplumun ihtiyaçlarına uygun bir anayasanın yapılması&amp;nbsp;için kendini ortaya koyamıyor. Korku, bahane ve vesayetçi engellemelerle Meclis bundan alıkonuluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazılarının bundan yarar umduğu, vesayetçi sistemin devamının Anayasa'yı değiştirmemeye bağlı olduğunu düşündükleri, bu nedenle de akıl almaz  bahaneler ve hukuksal atraksiyonlarla, militan ya da mutedil bir tarzda bunu önlemeye çalıştıkları aşikârdır. Bu Anayasa'ya bağlılık yemini  edildi diye 12 Eylül Anayasası'nın değiştirilemeyeceğini iddia etmek  tamamıyla bir mugalatadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın milletvekilleri, düşününüz ki, milyonların iradesiyle bu  sıraları dolduran topluluk, örneğin AKP-CHP ittifakıyla, savaş kararı alabiliyor, tezkere çıkarıyor, ittifaklara giriyor ve çıkıyor ama darbecilerin yaptığı Anayasa'yı değiştiremiyor. Bu, ülke adına, milyonlar adına utanç verici bir durumdur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz bu utancı senelerden beri yaşıyoruz. Dünyanın neresinde anayasa değiştirme yeteneğinden yoksun bir meclis vardır? Sınırlı bazı değişiklikler dışında, 12 Eylül darbecilerinin bu militarist, vesayetçi ve baştan sona antidemokratik Anayasa'sını, tarihte hak ettiği yere, çöpe gönderme becerisini ne bu dönem Meclisi ne de öncekiler başarabildi. Bu konuda gösterilen uzlaşmazlık ve direncin toplumsal hafızada iz bırakmayacağı varsayımının bedelini er geç herkes  ödeyecektir, tarih de yazacaktır. Deniliyor ki: "Referandum olumsuz çıkarsa hükümet gitsin." Tamam gitsin. Peki, referandum sonucu olumlu olursa -ki biz öyle olacağı kanaatindeyiz- bu bahse girenler yerlerinde çakılı kalmaya devam edecekler mi, etmeyecekler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli milletvekilleri, gelinen nokta itibariyle bütün mağdur yurttaşları koruyucu şemsiyesi altına alması için, demokrasinin tıkanan  kanallarını açmak için, toplumsal iradenin üzerindeki varlığını yıllardır sürdüren vesayet kurumlarını demokratik bir çizgiye getirmek  için Anayasa değişikliğine ihtiyacımız olduğu ortadadır. Yani özgürlüklerin daha geniş olarak sunulduğu, devlet değil yurttaş merkezli  bir anayasadır aradığımız. Bunun için temel yönelimimiz 12 Eylül darbe  Anayasası'ndan kurtulmak olmalıdır. Özgürlükçü, demokratik ve sosyal bir  anayasa yapılmalıdır. Topluma giydirilen bu deli gömleği bir kenara atılmalıdır. Deniyor ki: "Suni gündem var." Bu suni gündem iddiasının  sahipleri siyaseti suni solunumla sürdürüyorlar. Yurttaşa "Ekmek mi, özgürlük mü?" diye sorduğunuzda "Her ikisini de isterim, ne gramajı düşük ne de hamuru eksik olsun." diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de sivil anayasalar döneminin başlaması, demokratikleşmenin sağlam, tutarlı ve kalıcı bir zemin üzerinden gerçekleşmesini sağlayacaktır. Bu konuda atılacak adımın ideali, Türkiye Büyük Millet Meclisinin  kendisinden bekleneni ortaya koyarak bu değişiklikleri uzlaşma yoluyla  gerçekleştirmesidir çünkü yaşamakta olduğumuz gerilimler bunu gerektirmektedir. Ancak bir süredir Anayasa değişiklikleri konusunda süren tartışmalar, Parlamentonun böyle toplu bir iradeyi yine ortaya  koyamayacağını, Anayasa Uzlaşma Komisyonundan yine kaçılacağını  gösteriyor. Bu durumda, aciliyeti öne çıkmış olan kısmi değişikliklere  gidilmesi kaçınılmaz olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umuyoruz ki sınırlı alanlarda da olsa yapılan değişiklikler, demokrasinin  tıkanan kanallarını açar ve daha demokratik bir siyasal ve toplumsal sisteme gidişimize vesile olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişiklik önerilerimiz şu noktalarda toplanmaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlükçü, demokratik ve sosyal bir anayasa, evrensel olarak kabul edilmiş insan  haklarını ve uluslararası anlaşmalarla teminat altına alınmış bireysel hakları çekincesiz içermelidir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;145'inci  madde askerlerin sivil mahkemelerde yargılanabilmesine imkân verecek şekilde değiştirilmelidir. Askerî ve sivil yargı ikiliği ortadan kaldırılmalı, disiplin suçları dışında asker kişiler de yerel ve tabii  mahkemelerde yargılanabilmelidir. Askerî mahkemelerin disiplin suçlarına  ilişkin kararlarının temyiz merci Yargıtay ve Danıştay olmalıdır. YAŞ  kararları yargıya götürülmelidir. Bazı vekillerimizin "Askeri  mahalde işlenen suçlara askeri mahkeme bakar." iddiası asla kabul  edilemez. Siz hiç lunaparkta, hamamda ya da kümeste darbe planı  yapıldığını gördünüz mü? Bu mantıkla Kenan Evreni de yargılamanız mümkün  değildir çünkü o da askerî mahalde 12 Eylül askerî darbesini tasarlamıştır. Bunların hepsi tümüyle demagojidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi partilerin kapatılmasına yol açan maddeler değiştirilmeli, Venedik  Kriterleri'ne uygun hale getirilerek kapatmalar zorlaştırılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumda farklı dilleri ve kültürleri güvence altına alan bir anayasal zemin yaratılmalıdır. Türkiye toplumunu oluşturan tüm etnik, kültürel ve dinsel kimliklere devletin eşit mesafede olması demokratik yaşam  açısından elzemdir. "Anayasal yurttaşlık" tanımı bu anlayışla ele  alınmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parlamentonun gerçekten bütün seçmenlerin iradelerinin yansıdığı, siyasal meşruiyetin  tartışılmaz asli mekânı ve yürütmeyi denetleme olanağına gerçekten sahip olabilmesi için yüzde 10 barajının kaldırılması elzemdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir barajın varlığına dayanan bir seçim sistemine "Türkiye  milletvekilliği" biçiminde bir yama yapmak, yasak savmaktan öteye bir anlam taşımayacaktır. Meclisin gerçekten milletin egemenliğini temsil etmesinin sağlanması, seçim sisteminin yönetimde istikrar adına temsilde  adaleti yok etmesine son verilmesi şartına bağlıdır. Yasada partilerin  seçim öncesi siyasi ittifak yapmalarına imkân tanınmalı, Hazine yardımı ve esasları, adil yararlanma ilkesi ile düzenlenmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Çin bedduası diyor ki: Umarım değişim zamanlarında yaşarsınız. Biz de bu değişim zamanlarında yaşıyoruz ve bizler siyasetin mutaassıplarına inat, demokrasi ve eşitlikten yana bir değişimin toplumun beklentilerini karşılayacağına inanıyoruz ve desteğimizi sunuyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-6516483357842273312?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/6516483357842273312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-anayasa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6516483357842273312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6516483357842273312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/12/meclis-konusmas-anayasa.html' title='Meclis Konuşması: Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-1943499615049422320</id><published>2010-03-10T23:07:00.002+02:00</published><updated>2010-03-10T23:08:29.203+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazı'/><title type='text'>Eşitllik ve Demokrasi Mücadelesinde Birlikteyiz</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Okumak için &lt;a href="http://www.ufukuras.net/default.asp?Page=Content&amp;amp;ContentId=349"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-1943499615049422320?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.ufukuras.net/default.asp?Page=Content&amp;ContentId=349' title='Eşitllik ve Demokrasi Mücadelesinde Birlikteyiz'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/1943499615049422320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/03/esitllik-ve-demokrasi-mucadelesinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1943499615049422320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1943499615049422320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/03/esitllik-ve-demokrasi-mucadelesinde.html' title='Eşitllik ve Demokrasi Mücadelesinde Birlikteyiz'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2359183915152122659</id><published>2010-03-04T13:46:00.001+02:00</published><updated>2010-03-04T13:46:34.212+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'ya Yönetici Atamalarındaki Kayırılma İddialarıyla İlgili Verdiği Soru Önergesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Okumak için &lt;a href="http://www.ufukuras.net/default.asp?Page=Content&amp;amp;ContentId=327"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2359183915152122659?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.ufukuras.net/default.asp?Page=Content&amp;ContentId=327' title='Ufuk Uras&apos;ın Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu&apos;ya Yönetici Atamalarındaki Kayırılma İddialarıyla İlgili Verdiği Soru Önergesi'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2359183915152122659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/03/ufuk-urasn-milli-egitim-bakan-nimet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2359183915152122659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2359183915152122659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/03/ufuk-urasn-milli-egitim-bakan-nimet.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu&apos;ya Yönetici Atamalarındaki Kayırılma İddialarıyla İlgili Verdiği Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-1125878242483997268</id><published>2010-02-28T19:12:00.002+02:00</published><updated>2010-02-28T19:12:42.838+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><title type='text'>1999'daki Ahlaksız Teklifi Reddettik</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Okumak için &lt;a href="http://www.ufukuras.net/default.asp?Page=Content&amp;amp;ContentId=326"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-1125878242483997268?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.ufukuras.net/default.asp?Page=Content&amp;ContentId=326' title='1999&apos;daki Ahlaksız Teklifi Reddettik'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/1125878242483997268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/02/1999daki-ahlaksz-teklifi-reddettik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1125878242483997268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1125878242483997268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/02/1999daki-ahlaksz-teklifi-reddettik.html' title='1999&apos;daki Ahlaksız Teklifi Reddettik'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2253976957496525202</id><published>2010-01-23T22:45:00.000+02:00</published><updated>2010-01-23T22:45:19.571+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duyuru'/><title type='text'>http://www.ufukuras.net açıldı...</title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2253976957496525202?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.ufukuras.net' title='http://www.ufukuras.net açıldı...'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2253976957496525202/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/01/httpwwwufukurasnet-acld.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2253976957496525202'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2253976957496525202'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/01/httpwwwufukurasnet-acld.html' title='http://www.ufukuras.net açıldı...'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-7412981294020401428</id><published>2010-01-05T13:56:00.001+02:00</published><updated>2010-01-05T13:59:54.841+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>Umut Yeniden Ortak Rüyamız Olsun</title><content type='html'>Yeni bir yılda, yeni bir başlangıç yapmak istiyoruz. Bir kez daha Türkiye'nin geleceğini, barış içinde ve eşit koşullarda bir arada yaşama umudunu tehlikeye atan gelişmelere izin vermemek için çabalıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağır kayıplar ve acı derslerle geride bıraktığımız onyılların hepimize şiddetten çıkış yolunun demokratik zeminde bulunduğunu göstermiş olması umudunu taşıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz ilkbaharda ‘İyi şeyler olacak’ müjdesiyle başlayan 'Demokratik Açılım', 2009'un son günlerinde bir kez daha açmaza sıkıştırıldı. Ama hepimiz biliyoruz ki, aslında açmaza alınan ortak geleceğimizdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılın ilk günlerinde bir kez daha söylemek istiyorum ki, TBMM, bu kısır döngüyü aşmalı, kendisine bağlanan umutları boşa çıkartmamalıdır. Toplumsal sorunların çözümünü asker ve yargı alanına terk eden pasif izleyicilik konumuna sürüklenmemelidir. Bu durum, zaten zayıf olan demokrasimize ve onun kurumlarına olan inancın daha da aşınmasına neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90 yıllık bu Meclis’teki bir sosyalist milletvekili olarak olan bitene seyirci kalamazdım. Çatışmaların tüm ülke sathına yayılması, mağdurların ve ezilenlerin etnik temelde bölünmesi tehlikesi karşısında, bu olumsuz yönelimi engelleyecek politikalar geliştirmek siyasetle ilgilenen herkesin öncelikli görevidir. Mevcut siyasal partilere köklü eleştiriler yönelten ve bu ülkeye demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük getirme iddiasını taşıyanların başka türlü davranması mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barış ve demokrasi sürecinin tıkanıklıktan çıkmasına katkıda bulunmak, sorunların TBMM çatısı altında tartışılmasına ve çözüm bulunmasına yol açmak amacıyla, Barış ve Demokrasi Partisi'nin TBMM'de grup kurma imkanına kavuşması için küçük bir adım atarak, bu partiye katıldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umuyorum ki, geleceğimiz hakkında endişe duyan her sorumlu yurttaş ve siyasal partinin sergileyeceği kararlılık ve çabayla, barış ve umut yeniden ortak rüyamız olur ve Türkiye karanlık günlerini kısa zamanda geride bırakır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umuyorum ki, başta hükümet olmak üzere TBMM’deki tüm partiler sorunları derinleştiren kimi idari uygulamalara son verilmesi ve kimi genelgelerin kaldırılması, 367 oy gerektirmeyen kimi yasaların değiştirilmesi adımlarını atarak barışa bir şans tanıyabilir. Bu yönelim, şiddeti reddeden, barış ve demokrasiden yana olan herkesin ve her parlamenterin öncelikli görevidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umuyorum ki, kimsenin aç ve açıkta kalmadığı, adalet ve özgürlüğün sınırsızca solunduğu, sorunların serbestçe tartışıldığı, kimsenin dinsel ve etnik kimliğini gizlemediği, hiç kimseye istemediği bir kimliğin zorla dayatılmadığı, tarihiyle ve komşularıyla barışık, özgür ve demokratik bir Türkiye'ye giden yolun açılması mümkün olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün olduğu gibi bugün de bu umutları gerçek kılmak için mücadele etmeyi, barış, demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin TBMM içindeki sözcülerinden olmayı ve bu uğurda mücadele edenlerle yan yana durmayı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;05 Ocak 2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-7412981294020401428?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/7412981294020401428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/01/umut-yeniden-ortak-ruyamz-olsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7412981294020401428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7412981294020401428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2010/01/umut-yeniden-ortak-ruyamz-olsun.html' title='Umut Yeniden Ortak Rüyamız Olsun'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2288842246470560253</id><published>2009-12-29T14:52:00.001+02:00</published><updated>2009-12-29T14:53:42.883+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>Zorla Götürme Kararı Demokrasi ve Hukuk Ayıbıdır</title><content type='html'>Eski DTP'li milletvekillerini mahkemeye zorla götürme kararı, neresinden bakılırsa bakılsın büyük bir demokrasi ve hukuk ayıbıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok milletvekilinin sayısı 500'ü aşan adli suçlar kapsamına giren dosyaları yıllardır TBMM'de durduğu halde, yaptıkları siyasi konuşmalar nedeniyle, eski DTP'lilerin dokunulmazlıkları dikkate alınmadan ifade vermeye zorlanmaları kabul edilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkemenin, Anayasa'nın 14. Maddesi’nden hareketle zorla götürme kararını alması tartışılmaya muhtaçtır. Çünkü, konuşmalarda işlendiği ileri sürülen suçların Ceza Yasası'nda birebir açık karşılığı gösterilmemiştir ve muğlaklık söz konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu muğlaklığa rağmen dayatılan tavır açık bir çifte standarttır ve TBMM de bunu seyretmektedir. Kendi milletvekiline sahip çıkamayan bir meclisin ülkenin sorunlarına sahip çıkması nasıl beklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP Hükümeti, Kürt sorununun demokrasi zemininde çözülmesi imkanlarını hoyratça tüketmektedir. Bu tutum devam ederse, açılımın bundan sonraki adı ‘şiddet ve zor açılımı’ olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hukuk ve demokrasi dışı gelişmelere seyirci kalınamaz. Hükümet ve TBMM duruma müdahale etmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Aralık 2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2288842246470560253?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2288842246470560253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/zorla-goturme-karar-demokrasi-ve-hukuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2288842246470560253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2288842246470560253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/zorla-goturme-karar-demokrasi-ve-hukuk.html' title='Zorla Götürme Kararı Demokrasi ve Hukuk Ayıbıdır'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-5017710499476670747</id><published>2009-12-27T15:59:00.002+02:00</published><updated>2009-12-29T14:49:10.835+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><title type='text'>Ufuk Uras: Darbeyi Savunana Onur Ödülü Verdik</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sabah&amp;nbsp;Gazetesi'nin röportajının birinci bölümü için &lt;a target="_blank" href="http://www.sabah.com.tr/Gundem/2009/12/27/darbeyi_savunana_onur_odulu_verdik" &gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sabah&amp;nbsp;Gazetesi'nin röportajının ikinci bölümü için &lt;a target="_blank" href="http://www.sabah.com.tr/Gundem/2009/12/28/bdpnin_acil_kan_ihtiyacini_giderdim" &gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-5017710499476670747?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.sabah.com.tr/Gundem/2009/12/27/darbeyi_savunana_onur_odulu_verdik' title='Ufuk Uras: Darbeyi Savunana Onur Ödülü Verdik'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/5017710499476670747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-darbeyi-savunana-onur-odulu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5017710499476670747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5017710499476670747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-darbeyi-savunana-onur-odulu.html' title='Ufuk Uras: Darbeyi Savunana Onur Ödülü Verdik'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-8464915428451547734</id><published>2009-12-21T19:08:00.000+02:00</published><updated>2009-12-21T19:08:49.733+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><title type='text'>Ufuk Uras: Hükümet açılım için politik atağa geçmeli!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Vatan&amp;nbsp;Gazetesinin Röportajı için &lt;a href="http://haber.gazetevatan.com/Hukumet_acilim_icin_politik_ataga_gecmeli/277351/9/Siyaset" target="_blank"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-8464915428451547734?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://haber.gazetevatan.com/Hukumet_acilim_icin_politik_ataga_gecmeli/277351/9/Siyaset' title='Ufuk Uras: Hükümet açılım için politik atağa geçmeli!'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/8464915428451547734/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-hukumet-aclm-icin-politik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/8464915428451547734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/8464915428451547734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-hukumet-aclm-icin-politik.html' title='Ufuk Uras: Hükümet açılım için politik atağa geçmeli!'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-460056572329630293</id><published>2009-12-15T22:49:00.002+02:00</published><updated>2009-12-15T22:52:10.519+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi Yanıtları'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a 10.08.2009 Verdiği Soru Önergesine Gelen Yanıt</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;em&gt;soru önergesi için &lt;/em&gt;&lt;a href="http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/08/ufuk-urasn-basbakan-recep-tayyip.html"&gt;&lt;em&gt;tıklayın&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;T.C.&lt;br /&gt;ADALET BAKANLIĞI&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Kanunlar Genel Müdürlüğü&lt;br /&gt;Sayı : B.03.0.KGM.0.00.00.05/2423/5704 08/12/2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu : Yazılı soru önergesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKİYE BUYUK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilgi: &lt;br /&gt;a) Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanlığı ifadeli, 01/10/2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0. 10.00.02-7/9217-15425/33455 sayılı yazı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b)Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü ifadeli, 06/10/2009 tarihli ve B. 02.0.KKG.0.12/106-159-44-3933 sayılı yazı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c) 23/10/2009 tarihli ve 2003/4892 sayılı yazı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilgi (a) yazınız ekinde Başbakanlığa gönderilen ve ilgi (b) yazı ile Bakanlığımızca cevaplandırılması tensip olunan, İstanbul Milletvekili Ufuk Uras tarafından Sayın Başbakan'a yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/9217 Esas No.lu soru önergesine ilişkin cevaba esas teşkil edecek bilgilerin derlenebilmesi için ilgi (c) yazımızla ek süre istenilmiş olup, Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevap örneği iki nüsha halinde ilişikte sunulmuştur.&lt;br /&gt;Bilgilerinize arz ederim.&lt;br /&gt;Sadullah Ergin&lt;br /&gt;Bakan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EK:Soru önergesi cevabı (2 adet)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAĞITIM&lt;br /&gt;Gereği: Bilgi:&lt;br /&gt;TBMM Başkanlığına Başbakanlığa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;T.C.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;ADALET BAKANLIĞI Kanunlar Genel Müdürlüğü&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sayı : B.03.0.KGM.0.00.00.05/2424/5705 08/I2/2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu : Yazılı soru önergesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T.B.M.M.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Başbakan'a yöneltilip Bakanlığımız koordinatörlüğünde cevaplandırılması tensip olunan 7/9217 Esas No.lu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I- A) Çocukların toplumsallaşma sürecini kolaylaştırmak amacıyla, ceza infaz kurumlarında bulunan çocuklara yönelik olarak kurum içi ve dışı eğitim ve iyileştirme faaliyetleri ile salıverilme öncesi hazırlık ve sonrasında koruma yardım çalışmaları yürütülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceza infaz kurumunda bulunan çocuklara yönelik eğitim ve iyileştirme faaliyetleri, kurumlarda bulunan eğitim ve psiko-sosyal yardım servisleri tarafından yürütülmektedir. Bu kapsamda, ceza infaz kurumlarında bulunan çocuklardan hiç eğitim görmemiş ya da eğitimlerini yarıda bırakmış çocukların eğitim ve öğretimlerine devam edebilmeleri için, her çocuk, eğitim ve öğretim servisi tarafından değerlendirilmekte, çocuğun eğitim ve öğretim almasına yönelik her türlü işlemler bu servis tarafından yapılmaktadır. Bu serviste, öğretmen ve kütüphaneci görev yapmaktadır. Eğitim servisi tarafından değerlendirilen çocuklar, yaş ve öğrenim sürelerinin uygun olması durumunda örgün eğitime, diğerleri ise açıköğretim okullarına yönlendirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgün eğitimlerine devam ederken tutuklanarak özgürlüğü bağlayıcı ceza alan ve ceza infaz kurumlarına gelen çocukların eğitim ve öğretimlerinin kesintiye uğramaması için, yapılacak işlemlerin belli bir sistem içinde gerçekleştirilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması gerekli görülmüştür. Bu doğrultuda, öğrenimlerine devam ederken ceza infaz kurumlarına gelen çocukların, eğitim ve öğretim ile sınav haklarını kullanabilmeleri, salıverilmeleri ya da eğitimevlerine nakledilmeleri halinde, okullarına kaldıkları yerden devam edebilmelerini sağlamak amacıyla Millî Eğitim Bakanlığının 05/02/2004 tarihli ve 2004/06 Numaralı genelgesine göre işlem yapılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar, kurumlarda yürütülen eğitim faaliyetleri kapsamında birinci ve ikinci kademe eğitimi başarı kursları, açık ilköğretim okulu, açık öğretim lisesi, açık öğretim fakültesi sınavlarına, öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi ile Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan sınavlara katılabilmektedirler. Bununla birlikte, çocuklar, merkezî sınav sistemi kapsamında yer alan seviye belirleme sınavına giriş hakkına da sahiplerdir. Bu sınavlar, sınav merkezi olan ceza infaz kurumlarında yapılmaktadır. Hükümlü ve tutuklu çocukların sınav başvuruları, yakınları tarafından yapılabileceği gibi kurumda bu işle görevli bir personel tarafından da yapılabilmektedir. Sınav başvuru tarihi kurum öğretmeni, yokluğunda ise eğitimden sorumlu personel tarafından takip edilmektedir. Sınavlar, belirlenen sınav merkezlerindeki ceza infaz kurumlarına gelen sınav komisyonları tarafından yapılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk hükümlü ve tutukluların, yukarıda sayılan sınavlara hazırlanmaları amacıyla, ihtiyaç duydukları bilgi ve donanımı edinebilmelerini sağlamak için hazırlık kursları açılmaktadır. Ayrıca, çocukların derslerinden geri kalmamaları ve kurumda bulundukları süreleri verimli şekilde kullanmaları amacıyla ders kitapları temin edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümlü ve tutuklu çocuklara yönelik olarak, "Adalet Bakanlığı ile Diyanet işleri Başkanlığı Arasında Tutuklu ve Hükümlülerin Dinî ve Ahlâkî Gelişmelerini Sağlamaya Yönelik işbirliği Protokolü" gereğince, haftanın belli günlerinde din kültürü ve ahlâk gelişimi dersleri verilmektedir. Kütüphane faaliyetleri ise Ceza İnfaz Kurumlan Kütüphane ve Kitaplık Yönergesine göre yürütülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklara yönelik olarak, konferans ve seminerler, tiyatro, konser, sinema gösterimi, resim, karikatür, halk oyunları, müzik, el sanatları, sergi, bilgi yarışmaları, münazara, satranç, dama ve benzeri çalışmalar ile önemli gün ve haftaların kutlanması yönünde sosyal ve kültürel faaliyetler gerçekleştirilmekte; çocukların ilgi, istek ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak spor çalışmaları yapılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B) Ceza infaz kurumlarındaki çocukların psikolojik ve sosyal problemlerine çözüm sağlamak amacıyla, kurumda psiko-sosyal yardım servisi hizmet vermekte ve bu serviste psikolog ve sosyal hizmet uzmanları görev yapmaktadır. Kurum uzmanları, bireysel ya da grup çalışmaları yoluyla çocukların daha sağlıklı ve uyumlu bireyler olmaları yönünde onları destekleyecek çalışmalar yürütmektedirler. Psiko-sosyal yardım servisi uzmanlarınca, çocuğun bireysel özellikleri de dikkate alınarak, bireysel görüşme ya da grup çalışması yoluyla çocuklar, içinde bulundukları koşullara yönelik farkındalıklarını artırma, durumlarına yönelik alternatif çözümler geliştirme yönünde desteklenmektedir. Bu esnada, ailesi ya da başka sosyal destek sistemleri harekete geçirilerek, çocuğa gerekli müdahalelerde bulunulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psiko-sosyal yardım servisi uzmanları tarafından, çocukların bireysel özellikleri ve durumlarına uygun müdahale ve destek çalışmalarını plânlayabilmek amacıyla, çocukların kuruma geldikleri andan itibaren, çocuğu tanımaya yönelik olarak fiziksel gelişim ve sağlık durumu, aile durumu, sosyal gelişimi ve uyumu, öğrenimi, çalışma ve suç özgeçmişi, bilişsel özellikleri, kişisel özellikleri, eğitsel-meslekî plân ve amaçları gibi alanlarda bilgi toplanmaktadır. Çocuğa ilişkin bilgiler doğrultusunda, kurum içi ve kurum dışı eğitsel-meslekî, sosyal ve sportif faaliyetlere, psiko-sosyal destek programlarına yönlendirme yapılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar, kurum yaşantısına uyumlarını sağlamak amacıyla, kurumda yararlanabilecekleri hizmetler, toplumsal kaynaklar ile hak ve sorumlulukları hakkında bilgilendirilmektedir. Sosyal ve psikolojik müdahalede bulunmak ve gerekli desteği vermek amacıyla çocuklarla bireysel görüşme ve grup çalışmaları yapılmaktadır. Çocuklarla yapılan bu çalışmalarla birlikte, aileleriyle de, çocuk hakkında bilgi almak, bilgi vermek ve ailenin davranış örüntüsünü belirlemek amacıyla yüz yüze görüşmeler veya telefon görüşmeleri gerçekleştirilmektedir. Kurum içerisinde herhangi bir faaliyete ya da programa yönlendirilen çocuklar, katıldıkları faaliyet ya da programlardaki uyum ve gelişim düzeyleri açısından izlenip, değerlendirilmekte; ihtiyaç halinde yeni program ve faaliyetlere yönlendirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psiko-sosyal yardım servisi uzmanları, eğitim personeliyle birlikte, çocuğun tahliyeden sonraki eğitim-öğretimi ile ilgili olarak yapılması gereken işlemleri, işe yerleştirme, kalacak yer temin etme, karşılaşabileceği sorunlar, ailenin ve çocuğun yardım alabileceği kurumlara ait bilgiler, ailenin çocuğu kabul ve davranış biçimi gibi, çocuğun tahliye sonrasında toplum yaşamına uyumunu kolaylaştırıcı çalışmalar yürütmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların, farklı insanlarla tanışmaları, böylece dış dünya ile ilişki kurmaları ve geliştirmeleri, içerisinde bulundukları koşulların kendilerinde yarattığı kaygıları paylaşmaları ve azaltmaları, ilgi ve istek duydukları konularda bilgi, beceri ve deneyim kazanmaları ve salıverilme sonrası dış dünyaya uyumlarını güçlendirmeleri açısından çocuklarla ilgili eğitim, iyileştirme ve toplumsal hayata hazırlama amacına yönelik bütün faaliyetlerde, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve diğer yerel kaynakların imkânlarından yararlanılmaya . çalışılmaktadır. Yapılan işbirliği sonucunda, çocuklara ve personele yönelik çeşitli projeler geliştirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kapsamda, çocuklar için geliştirilmiş olan "Ceza infaz Kurumlarında Çalışan Personelin Kapasitelerinin Geliştirilmesi Projesi"(ARDIÇ Programı) ile psiko-sosyal yardım servisi tarafından çocuk hükümlü ve tutuklulara yönelik yürütülen hizmetlerin güçlendirilmesi amacıyla, kurumların psiko-sosyal yardım servisi uzmanları (sosyal hizmet uzmanı ve psikologlar) tarafından uygulanmak üzere, "Genel Bilgiler ve Yaklaşım İlkeleri", "Kişisel Gelişim", "Buradayım-Güvenli Davranış", "Aile Eğitimi", "İyiye Doğru Öfke Kontrol", "Cinsel İstismara Yaklaşım", "İnfaz ve Koruma Memurlarına Yönelik Psiko-Sosyal Destek Bilgilendirme" programlan geliştirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla birlikte, çocuk hükümlü ve tutuklulara yönelik yürütülen hizmetlerin nitelikli sürdürülmesini sağlayacak kurumsal ortamın yaratılması amacına yönelik olarak, kurum müdürleri, infaz ve koruma memurları ile diğer personelin kapasitelerinin güçlendirilmesi çalışmaları kapsamında, yönetici ve personel eğitim programlan olmak üzere, iki ayrı program geliştirilmiştir. Bu programlar kapsamında, çocuklarla çalışan personele, kurumda bulunan çocuklara yaklaşım ilkeleri, kurum içi iletişim, ekip çalışması, yönetim becerilerinin artırılması, kurum çalışma planlarının oluşturulması, ulusal ve uluslararası hukuk ve benzeri konularda eğitimler verilmiş ve kurum müdürleri, infaz ve koruma memurları ile diğer personel eğitime alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008 yılı içinde çocuk ceza infaz kurumlarında çalışan personele yönelik geliştirilen bu programların hizmet içi eğitimleri verilmeye başlanmıştır, ve dörtyüz personele eğitim verilmiştir. 2009 yılında ise (13/11/2009 tarihi itibarıyla) eğitim verilen personel sayısı yüzyirmidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C) Kurumlarda uygulanan eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinin temel amaçlarından biri. çocuğun toplumla bütünleşmesini sağlamaktır. Dolayısıyla, kurumda tutulma sürecinde, çocuğun toplum yaşantısına uyumunu kolaylaştıracak tahliye sonrasına hazırlık çalışmalarının ve tahliye sonrası faaliyetlerin de planlanması gerekmektedir. Bu nedenle, Bakanlığımız Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, çocuklara yönelik çalışma ve hizmetlerini, çocukların yalnızca kurum içerisinde bulundukları süre için değil, tahliye sonrası korunma ve desteklenmelerini de içerecek şekilde planlamakta ve yürütmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumlarımızda psiko-sosyal yardım servisi uzmanları tarafından tahliye sonrası koruma ve yardım çalışmaları ile çocukların eğitimlerini sürdürmelerine ve iş bulmalarına yardımcı olunmaya, böylece toplumda uyumlu bireyler olarak yer almalarına katkı sağlanmaya çalışılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, tahliye olacak çocuklar, 03/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu uyarınca her ağır ceza merkezinde kurulan denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüklerine yönlendirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceza infaz kurumları ile denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüklerinde, 01/10/2009 tarihi itibarıyla, 432 öğretmen görev yapmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denetimli şerbetlik hizmetleri kapsamında, Bakanlığımız Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarihli ve 51 numaralı Genelgesi gereğince, ceza infaz kurumlarından salıverilen çocukların irtibat adres ve telefonları anılan Genel Müdürlüğümüze bildirilmektedir. Bu kapsamda, salıverildiği bildirilen çocuklara salıverilme sonrası, eğitimlerine nasıl devam edebilecekleri ve hakları gibi benzer konularda, bilgiler içeren bir yazı gönderilmektedir. Ayrıca, herhangi bir sorunla karşılaştıklarında kendi bölgelerinde bulunan denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğüne başvurabilecekleri konusunda bilgi verilmektedir.&lt;br /&gt;Denetimli şerbetlik hizmetleri kapsamında faaliyetlerini sürdüren koruma kurulları, ceza infaz kurumundan salıverilen çocuk ve genç hükümlülerin öğrenimlerine devam etmelerini sağlamaya yönelik çalışmalar yürütmektedirler. Ancak, ceza infaz kurumlarından salıverilen çocuklardan, okullarından taleplerinin reddedildiğine ya da kayıtlarının yapılmadığına dair Bakanlığımıza olumsuz bir bilgi ulaşmamıştır.&lt;br /&gt;II- A) 2009 yılı içinde ceza infaz kurumlarında bulunan çocuklardan, yaygın ve örgün eğitime devam eden çocuklar ile öğrenci seçme sınavına ve seviye belirleme sınavına katılan çocukların sayılarına yönelik olarak Bakanlığımız kayıtlarında mevcut verilere göre oluşturulan tablo,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B) Soru önergesinde yer alan hususlarla ilgili olarak, Millî Eğitim Bakanlığının 16/11/2009 tarihli ve B.08.0.SGB.0.03.06.03-11/6542 sayılı yazısı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişikte sunulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadullah ERGİN&lt;br /&gt;Bakan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgilerinize arz ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaygın Eğitime Devam Eden Çocuk Sayılarını Gösterir Tablo:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKULLAR:&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; ÇOCUK SAYISI:&lt;br /&gt;1- Açık ilköğretim Okulu&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 162&lt;br /&gt;2-Açık Öğretim Lisesi&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 138&lt;br /&gt;3-Açık Öğretim Fakültesi&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOPLAM&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 301&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgün Eğitime Devam Eden Çocuk Sayısı Gösterir Tablo:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OKULLAR:&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; ÇOCUK SAYISI:&lt;br /&gt;1- ilköğretim Okulu&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;63&lt;br /&gt;2-Genel Lise&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 68&lt;br /&gt;3- Meslek Lisesi&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 11&lt;br /&gt;4- Endüstri Meslek Lisesi&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 34&lt;br /&gt;5- Ticaret Meslek Lisesi&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 16&lt;br /&gt;6-Imam Hatip Lisesi&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOPLAM&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 197&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖSS VE SBS'ye Katılan Çocuk Sayısını Gösterir Tablo:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SINAVLAR:&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;ÇOCUK SAYISI:&lt;br /&gt;1-OSS&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 6&lt;br /&gt;1-SBS&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 38&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;T.C&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Strateji Geliştirme Başkanlığı&lt;br /&gt;Sayı : B.08.0.SGB.0.03.06.03-11/ 6542&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu : Soru Önergesi&lt;br /&gt;16/11/2009&lt;br /&gt;ADALET BAKANLIĞINA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgi ;23.10.2009 tarihli ve B.03.KGM.0.00.00.05/2004/4893 sayılı yazı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili Sayın Ufuk URAS'ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği. Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığınız koordinatörlüğünde cevaplandırılmasını tensip ettikleri, "Tutuklu ve hükümlü çocukların eğitimlerine ilişkin" İlgi yazı eki 7/9217 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. İlköğretim öğrencisi olup tutuklanan çocukların eğitimlerinden geri kalmamaları için valiliklerce gerekli tedbirler alınmaktadır. Ayrıca okula hiç kayıt olmamış ya da okula kayıtlı olduğu hâlde akademik başarısızlık dışında en az üç sınıf geri kalmış çocukların akranları ile beraber eğitimlerine devam edebilmeleri için Yetiştirici Sınıflar Öğretim Programı hazırlanmıştır. Bu program bir nevi telafi programı olup eğitimlerine ara vermiş çocuklara destekleyici eğitim materyali olarak kullanılabilme özelliğine sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millî Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Kurumları Sınıf Geçme ve Sınav Yönetmeliği'nin 40'ıncı maddesine göre tutuklanan veya gözaltına alman öğrencilerin iki dönem notunun bulunması hâlinde sadece aynı Yönetmeliğin 41 'inci maddesine göre ortalama yükseltme sınavlarına ve alt sınıflardan sorumlu oldukları dersler var ise sorumlu oldukları derslerden sorumluluk sınavlarına girebilmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. "ilköğretim ve Ortaöğretim Öğrencilerine Ücretsiz Ders Kitabı Temini Projesi" kapsamında örgün ve yaygın eğitim kurumlan ile açık öğretime kayıtlı öğrencilerin ders kitapları ücretsiz verilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, kapalı ceza infaz kurumlarından talep gelmesi hâlinde kültür eserleri, eğitim araçları (Hikâye, roman, ansiklopedi vb.) gönderilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-7. Sorulara konu hususlarla ilgili olarak; 27.08.2003 tarihli ve 25212 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği, 08.12.2004 tarihli ve 25664 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Kurumları Sınıf Geçme ve Sınav Yönetmeliği, 19.01.2007 tarihli ve 26408 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumlan Ödül ve Disiplin Yönetmeliği hükümlerine göre mahallinde işlem yapılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. 25.10.2008 tarihli ve 27035 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Danışmanlık Tedbiri Kararlarının Uygulanma Usul ve Esaslan Hakkında Tebliğ" çerçevesinde; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'na göre hakkında danışmanlık tedbir kararına hükmedilen çocuklara yönelik gerçekleştirilecek faaliyetler belirlenmiştir.&lt;br /&gt;Söz konusu Tebliğ, risk altında bulunan çocuklara yönelik sunulacak olan danışmanlık tedbiri kararlarının hangi uzmanlar taralından uygulanması gerektiği, ilgili kurum ve kuruluşların görevleri-sorumlulukları ve gerçekleştirilmesi gereken çalışmalar hakkında hükümler içermektedir.&lt;br /&gt;Bu Tebliğ; Bakanlığımız, içişleri Bakanlığı ve Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı tarafından yürütülmektedir.&lt;br /&gt;Diğer taraftan, Bakanlığımızca 2004-2009 yılları arasında, "Çocuklara Yönelik Şiddeti Önleme", "Çocuklara ve Ailelere Sağlıklı İletişim ve Uzlaşı Kültürü Kazandırma", "Şiddeti Önleme Noktasında Çocuklara, Ailelere ve Öğretmenlere Rehber Olma" amacıyla programlar hazırlamıştır. Söz konusu programlar Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumuna yayınlanmak üzere gönderilmiş, ayrıca CD ortamında çoğaltılarak Öğretim kurumlarına, rehberlik araştırma merkezlerine ve Bakanlığımız internet sitesi üzerinden yayın yapan "İnternet Radyo TV" aracılığıyla da hedef kitleye ulaştırılmıştır.&lt;br /&gt;"Aile İçi Şiddeti Önleme" isimli proje ve "Şiddeti Önleme" temalı başka projelerin tasarım ve yazım çalışmaları 2010 yılında tamamlanacak şekilde devam etmektedir.&lt;br /&gt;Ayrıca, okullarımızda bu konu eğitimin bir parçası olarak görülmekte ve uygulamalar bu anlayış çerçevesinde yürütülmektedir.&lt;br /&gt;10. Okullarına geri dönen öğrencilerin topluma kazandırılmaları ve yaşadığı olayların olumsuz etkilerinden kısa zamanda kurtularak okullarına adapte olmaları yönünde, rehber öğretmenle ile birlikte okul yönetimleri gerekli tedbirleri almaktadır.&lt;br /&gt;Bilgilerinize arz ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-460056572329630293?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/460056572329630293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-urasn-basbakan-recep-tayyip.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/460056572329630293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/460056572329630293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-urasn-basbakan-recep-tayyip.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&apos;a 10.08.2009 Verdiği Soru Önergesine Gelen Yanıt'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-272766530681662975</id><published>2009-12-15T12:08:00.001+02:00</published><updated>2009-12-15T12:12:32.120+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>Çözümün Adresi TBMM’dir</title><content type='html'>DTP'nin kapatılması, 25 yıldır süren kanlı çatışmanın durması ve silahların susması umudunun sona ermesi tehlikesini güçlendiriyor. Toplumun, yaraları uzun süre sarılamayacak daha büyük bir çatışmaya sürüklenmesi riski önümüzde duruyor. Bu kritik eşikte en çok ihtiyaç duyacağımız şey, şiddeti kararlılıkla reddederek, demokratik siyaset alanında ve TBMM içinde barışçı bir çözüm bulabilmek için çaba harcama kararlılığıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barışı, eşitliği, kardeşliği ve Kürt sorununun parlamentoda çözülmesi gerektiğini savunan insanlar olarak, öncelikle Hükümeti ve TBMM‘ni, istifa edeceklerini açıklamış olmalarına rağmen Kürt siyasal temsilcilerini, sorunların siyaset ve demokrasi çerçevesinde çözülebilmesi için hızla harekete geçmeye çağırıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Aralık 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet Ağaoğlu&lt;br /&gt;Ali Balkız&lt;br /&gt;Aydın Engin&lt;br /&gt;Ayşe Erzan&lt;br /&gt;Baskın Oran&lt;br /&gt;Burhan Şenatalar&lt;br /&gt;Erol Katırcıoğlu&lt;br /&gt;Fevzi Gümüş &lt;br /&gt;Fuat Keyman&lt;br /&gt;Gencay Gürsoy&lt;br /&gt;Hüseyin Ergün&lt;br /&gt;Mithat Sancar&lt;br /&gt;Murat Belge&lt;br /&gt;Orhan Silier&lt;br /&gt;Osman Kavala&lt;br /&gt;Oya Baydar&lt;br /&gt;Ömer Laçiner&lt;br /&gt;Sami Evren&lt;br /&gt;Seyfettin Gürsel&lt;br /&gt;Süleyman Çelebi&lt;br /&gt;Tarhan Erdem&lt;br /&gt;Ufuk Uras&lt;br /&gt;Zübeyde Kılıç&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-272766530681662975?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/272766530681662975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/cozumun-adresi-tbmmdir.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/272766530681662975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/272766530681662975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/cozumun-adresi-tbmmdir.html' title='Çözümün Adresi TBMM’dir'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-9073205179533965269</id><published>2009-12-13T22:56:00.000+02:00</published><updated>2009-12-13T22:56:24.889+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><title type='text'>Ufuk Uras: Aşk ve Devrim Asıl Şimdi Başlıyor</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sabah Gazetesinin Röportajı için &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/Ekler/Pazar/Roportaj/2009/12/13/turkiyede_kendini_solcu_sanan_cok"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-9073205179533965269?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.sabah.com.tr/Ekler/Pazar/Roportaj/2009/12/13/turkiyede_kendini_solcu_sanan_cok' title='Ufuk Uras: Aşk ve Devrim Asıl Şimdi Başlıyor'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/9073205179533965269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-ask-ve-devrim-asl-simdi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/9073205179533965269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/9073205179533965269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-ask-ve-devrim-asl-simdi.html' title='Ufuk Uras: Aşk ve Devrim Asıl Şimdi Başlıyor'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-7598460322069681564</id><published>2009-12-12T21:22:00.001+02:00</published><updated>2009-12-12T21:25:26.097+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><title type='text'>Ufuk Uras NTV'nin Sorularını Yanıtladı...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1faJ7iOrUaE/SyPs-QL8WhI/AAAAAAAAAAs/vRjjEdtINcA/s1600-h/0000011146.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_1faJ7iOrUaE/SyPs-QL8WhI/AAAAAAAAAAs/vRjjEdtINcA/s320/0000011146.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;NTV'nin Ufuk Uras'la yaptığı&amp;nbsp;görüşmenin videosu için &lt;a href="http://video.ntvmsnbc.com/?493208#v206207238176014109147073251041168217217003224040" target="_blank"&gt;tıklayın &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-7598460322069681564?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/7598460322069681564/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-ntvnin-sorularn-yantlad.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7598460322069681564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7598460322069681564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-ntvnin-sorularn-yantlad.html' title='Ufuk Uras NTV&apos;nin Sorularını Yanıtladı...'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1faJ7iOrUaE/SyPs-QL8WhI/AAAAAAAAAAs/vRjjEdtINcA/s72-c/0000011146.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-791318412601868229</id><published>2009-12-12T13:59:00.004+02:00</published><updated>2009-12-12T14:01:42.882+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>DTP'nin kapatılmasını kabullenmeyeceğiz</title><content type='html'>12 Eylül hukuku bir kez daha işledi ve Türkiye'yi bir çıkmaza itti. DTP'nin kapatılması toplumun büyük çoğunluğunun beklediği barış ve kardeşlik umutlarını belirsiz bir geleceğe erteledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barışa, sağduyuya en çok ihtiyacımız olan şu günlerde, açılımdan bahsederken kapatma kararı alınması aklın ve vicdanın kabul etmesi mümkün olmayan bir sonuçtur. Hukukun evrensel ilkelerine aykırı olması bir yana, Kürt sorununda barışçı çözüm ihtimalini de zayıflatan bu kararı kabullenmek mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddeti siyasal bir yöntem olarak kullanmayan partilerin kapatılmasını kabullenmek, demokratik prensipler bakımından mümkün değildir. Bu nedenle kararın kendisi bile 12 Eylül Anayasası'nın değiştirilmesi ihtiyacını bir kez daha gözler önüne seriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DTP'nin kapatılması bundan çok daha vahim sonuçları olabilecek bir süreci önümüze koyuyor. 25 yıldır süren kanlı çatışmanın durması ve silahların susması umudunun gömülmesi ve toplumun, yaraları uzun süre sarılamayacak daha büyük bir çatışmaya sürüklenmesi riskini doğuruyor. Bu sonuçtan Anayasa Mahkemesi'nden çok 12 Eylül Anayasası ve Siyasal Partiler Kanunu'nu değiştirmeyen iktidar ve muhalefet partileri sorumludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün en çok ihtiyaç duyacağımız şey sağduyu ve TBMM içinde barışçı bir çözüm bulabilmek için çaba harcama kararlılığıdır. Bu ülkenin bütün akıl, vicdan ve adalet duygusu taşıyan insanlarının, TBMM içinde barışçı bir çözümün oluşabilmesi için siyasete ağırlığını koyması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düşünceleri savunan binlerce insanın duyarlı davranacağına, ülkeyi duyarsız ve beceriksiz yöneticilerinin getirdikleri uçurumun kıyısından döndürecek bir iradeyi sergileyeceklerine inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasal hayatı boyunca barışı, eşitliği, kardeşliği ve Kürt sorununun parlamentoda çözülmesi gerektiğini savunan bir milletvekili olarak, bu kritik dönemde, savunduklarımı hayata geçirmek için gerekli adımları atmakta tereddüt etmeyeceğime tüm seçmenlerimin ve yurttaşların bilmesini istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunların siyaset ve demokrasi çerçevesinde çözülebilmesi için herkesin elindeki tüm imkanları kullanması gerekiyor. Bunun için aydınlara, demokrasi ve emek güçlerine, sağduyu sahibi tüm yurttaşlara birlikte davranma ve Türkiye demokrasisini kurtarma mücadelesine katılma çağrısı yapıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;12 Aralık 2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-791318412601868229?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/791318412601868229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/dtpnin-kapatlmasn-kabullenmeyecegiz.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/791318412601868229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/791318412601868229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/dtpnin-kapatlmasn-kabullenmeyecegiz.html' title='DTP&apos;nin kapatılmasını kabullenmeyeceğiz'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-6839228535059875883</id><published>2009-12-09T21:26:00.000+02:00</published><updated>2009-12-09T21:26:55.321+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi Yanıtları'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Ali Babacan'a 13.10.09 Tarihinde Verdiği Soru Önergesi'ne Gelen Yanıt</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;em&gt;soru önergesi için &lt;/em&gt;&lt;a href="http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/ufuk-urasn-huseyin-celike-250309.html"&gt;&lt;em&gt;tıklayın&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;T.C &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sayı: B.02.0.003/13-4349&lt;br /&gt;Konu: 7/10406 sayılı yazılı soru önergesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgi: TBMM Başkanlığının 09/11/2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-16658 sayılı yazınız.&lt;br /&gt;İlgi yazı eki İstanbul Milletvekili Sayın Ufuk URAS tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan 7/10406 sayılı yazılı soru önergesinin cevabına ilişkin olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ‘nun yazısı ekte sunulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilginize arz ederim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali BABACAN&lt;br /&gt;Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ek: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun 24/11/2009 tarihli ve 405 sayılı yazısı (2 sayfa)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAĞITIM:&lt;br /&gt;Gereği: Bilgi&lt;br /&gt;TBMM Başkanlığına Başkanlığa&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;T.C&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sayı: B.02.2. TMS.0.42-620-405&lt;br /&gt;Konu : Soru Önergesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEVLET BAKANLIĞI VE BAŞBAKAN YARDIMCILIĞINA&lt;br /&gt;(Sn.Ali BABACAN)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgi: TBMM Genel Sekreterliği, Kanunlar Kararlar Dairesi Başkanlığının 09/11/2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-16658 sayılı yazısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgi’de kayıtlı yazı ile, İstanbul Milletvekili Sayın Ufuk URAS tarafından Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı Sayın Ali BABACAN’a tevcih edilen 7/10406 sayılı soru önergesinin cevaplandırılması talep edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu soru önergesine ilişkin taraf olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından hazırlanan cevap metni ekte yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgilerinize arz ederim.&lt;br /&gt;Ahmet ERTÜRK&lt;br /&gt;Başkan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ek: Yazı ( 1 Sayfa)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSTANBUL MİLLETVEKİLİ SN. UFUK URAS’IN DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI SN. ALİ BABACAN’A TEVCİH ETTİĞİ 7/10406 ESAS NUMARALI SORU ÖNERGESİ İLE İLGİLİ OLARAK TASARRUFU SİGORTA FONU TARAFINDAN HAZIRLANAN CEVAP METNİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;07.03.2008 tarihinde TMSF tarafından el konulan Olay Medya Grubu’nun, 08.10.2008 tarihindeki ilk ihalede satışı gerçekleştirilememiş; ikinci ihale tarihi olarak da 14.10.2009 tarihi belirlenmiştir. İhalenin düzenleneceği tarihe 20 gün kala 23.09.2009 tarihinde Olay Medya Grubu personeli olan 12 kişinin iş akitleri, TMSF’nin atadığı yöneticiler tarafından fesh edilmiştir. Daha sonra bu kişilerden 3’ünün işe iadesi sağlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SORU 1: Olay Basın ve Yayıncılık A.Ş.’de çalışan 8 kişi ile Olay Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’den 1 kişinin iş akitlerinin feshedilme gerekçesi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SORU 2: Ramazan Bayramı öncesinde kurum tarafından dağıtılan hediye paketini kabul etmeyen personelin işten çıkartıldığı doğru mudur? Eğer böyle ise bu gerekçe İş Kanunu’nun hangi maddesine dayandırılmıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SORU 3: İhale öncesi işten çıkartılan personelin tazminat hakları ve alacakları TMSF tarafından mı ödenecektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SORU 4: Olay Medya Grubu’na TMSF tarafından el konulduğu gün kurumda kaç personel çalışmaktaydı? Olay Medya Grubu’na TMSF tarafından el konulmasından sonra kaç personel işten çıkartılmıştır? İşten çıkartılan personelin tazminatları hangi kurum tarafından ödenmiştir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SORU 5:07.03.2008 tarihinden 23.09.2009 tarihine kadar Olay Medya Grubu kadrosuna kaç personel alınmıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SORU 6: Olay Medya Grubu’na atanan TMSF yöneticilerinin kuruma toplam maliyeti (maaş, ulaşım giderleri, konaklama giderleri vb.) nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay Medya Grubu’nda taşeron firmalardan hizmet alımı (güvenlik, temizlik, internet hizmetleri vb.) yapılmakta mıdır? Yapılmakta ise firma seçimi hangi kriterlere göre gerçekleştirmektedir? Satın alınan hizmetlerin kurum içinde mevcut personelle sağlanması mümkün değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEVAP 1,2,3,4,5,6: Olay Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş ile Olay Basın ve Yayıncılık A.Ş firmalarının yönetim ve denetimi Kurumumuzda olmakla birlikte bahse konu şirketler Fondan bağımsız tüzel kişiliğe ve karar organlarına sahiptir. Olay Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş ile Olay Basın ve Yayıncılık A.Ş’nin günlük yönetimleri ile yayın politikaları konusunda Kurumumuzun herhangi bir müdahalesi bulunmamaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-6839228535059875883?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/6839228535059875883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-urasn-ali-babacana-131009.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6839228535059875883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6839228535059875883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-urasn-ali-babacana-131009.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Ali Babacan&apos;a 13.10.09 Tarihinde Verdiği Soru Önergesi&apos;ne Gelen Yanıt'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-524031272972611458</id><published>2009-12-08T23:49:00.002+02:00</published><updated>2009-12-08T23:52:26.188+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><title type='text'>Ufuk Uras: ‘Ya açılım ya da katliam cumhuriyeti’ (Pazartesi Konuşmaları-Neşe Düzel) -II-</title><content type='html'>“Bu memlekette azınlıklara yönelik Kafes diye bir plan hazırlanacak ve siz bir Gestapo soğukkanlılığıyla bu suikast tertiplerini seyredeceksiniz. Böyle sol siyaset olmaz.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;devamı için &lt;a href="http://taraf.com.tr/makale/8923.htm"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-524031272972611458?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://taraf.com.tr/makale/8923.htm' title='Ufuk Uras: ‘Ya açılım ya da katliam cumhuriyeti’ (Pazartesi Konuşmaları-Neşe Düzel) -II-'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/524031272972611458/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-ya-aclm-ya-da-katliam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/524031272972611458'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/524031272972611458'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-ya-aclm-ya-da-katliam.html' title='Ufuk Uras: ‘Ya açılım ya da katliam cumhuriyeti’ (Pazartesi Konuşmaları-Neşe Düzel) -II-'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-6830152955329176977</id><published>2009-12-08T13:47:00.002+02:00</published><updated>2009-12-08T14:47:06.123+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>Ne Silahla ve Ne De Parti Kapatarak Barışa Gidilmez!</title><content type='html'>Türkiye yeniden karanlık ve kasvetli bir döneme doğru çekiliyor. Barış beklentileri uçup gidiyor. Neyin provokasyon, neyin demokratik tepki olduğunun belli olmadığı günlere giriyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da belediye otobüslerine molotof kokteyli atarak hayatının baharında bir genç kızımızın ölümüne yol açmakla ya da Diyarbakır’da gösteri yapan bir genci tek kurşunla vurarak barış ortamı yaratılamaz.&lt;br /&gt;Uzun yıllardır herhangi bir eylemin yaşanmadığı bir il olan Tokat’ın Reşadiye ilçesinde, toplumda infial yaratacak bir provokasyonla 7 askeri öldürerek de barış ortamı yaratılamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele hele Kürt sorununun çözümü için önemli bir fırsat olan DTP’yi kapatarak barış ortamı hiç yaratılamaz. Dar görüşlü bir yaklaşımla DTP’nin kapatılması, bir fırsatın elden kaçırılmasına ve önemli bir diyalog kapısının kapanmasına yol açacaktır. Böyle anlayışlar Türkiye’yi kapatılmış partiler mezarlığına çevirdi. Ancak, hiçbir parti kapatma kararı, varolan toplumsal sorunlara çare olmadı. &lt;br /&gt;Kürt sorunu bir asayiş sorunu değildir, yargının veya askerin çözeceği bir sorun da değildir. Bu, Türkiye toplumunun sorunudur. Çözüm yolu demokratikleşme ve hoşgörüdür, eşit yurttaşlık ilişkilerinin geliştirilmesidir.&lt;br /&gt;Ölenlerin hepimizde yarattığı derin acı bizleri sağduyulu düşünmekten alıkoymamalıdır.&lt;br /&gt;Türkiye’yi, tüm toplumu derinden yaralayacak bir tahammülsüzlük ve şiddet girdabına yuvarlamak isteyen zihniyete karşı, tüm demokrat ve barışçı güçleri birlikte mücadeleye, yasakçı zihniyeti de sağduyuya çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Aralık 2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-6830152955329176977?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/6830152955329176977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ne-silahla-ve-ne-de-parti-kapatarak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6830152955329176977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6830152955329176977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ne-silahla-ve-ne-de-parti-kapatarak.html' title='Ne Silahla ve Ne De Parti Kapatarak Barışa Gidilmez!'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-401096635235540466</id><published>2009-12-07T16:35:00.001+02:00</published><updated>2009-12-08T23:51:05.077+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><title type='text'>Ufuk Uras: ‘Seksen bir ilde meclis kurduk’ (Pazartesi Konuşmaları-Neşe Düzel) -I-</title><content type='html'>“Yeni sol parti mağdurlar hareketi olacak. AKP’ye muhalefet ancak ezilenler için daha çok demokrasi ve daha çok özgürlük isteyerek yapılabilir.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;devamı için &lt;a href="http://taraf.com.tr/makale/8901.htm"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-401096635235540466?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://taraf.com.tr/makale/8901.htm' title='Ufuk Uras: ‘Seksen bir ilde meclis kurduk’ (Pazartesi Konuşmaları-Neşe Düzel) -I-'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/401096635235540466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-seksen-bir-ilde-meclis-kurduk.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/401096635235540466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/401096635235540466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-seksen-bir-ilde-meclis-kurduk.html' title='Ufuk Uras: ‘Seksen bir ilde meclis kurduk’ (Pazartesi Konuşmaları-Neşe Düzel) -I-'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-5428958146203697793</id><published>2009-12-02T23:10:00.001+02:00</published><updated>2009-12-02T23:11:40.855+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Ufuk Uras Rıdvan Akar'ın CNNTurk'teki Programındaydı</title><content type='html'>&lt;embed src='http://www4.gazetevatan.com/vatanplayer.swf' width='420' height='300' allowfullscreen='true' flashvars='&amp;displayheight=300&amp;file=http://panel.gazetevatan.com/video/file/021220091655261635443.flv&amp;height=300ℑ=http://panel.gazetevatan.com/video/file/021220091655261635443.jpg&amp;width=420&amp;link=http://video.gazetevatan.com'&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-5428958146203697793?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/5428958146203697793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-rdvan-akarn-cnnturkteki.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5428958146203697793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5428958146203697793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/12/ufuk-uras-rdvan-akarn-cnnturkteki.html' title='Ufuk Uras Rıdvan Akar&apos;ın CNNTurk&apos;teki Programındaydı'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2992348287250750697</id><published>2009-11-22T18:47:00.005+02:00</published><updated>2009-11-22T18:51:39.075+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><title type='text'>Ufuk Uras, Avrupa Parlamentosunda konuştu</title><content type='html'>Avrupa Parlamentosu'nun düzenlediği Dersim konferansında konuşan Ufuk Uras, "Türkiye'de (CHP Genel Başkanı Deniz) Baykal hattı ve Avrupa'da (Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas) Sarkozy ve (Almanya Başbakanı Angela) Merkel hattı, çeşitliliği tektipleştirmeye çalışmalarıyla benzeşiyor" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;devamı için &lt;a href="http://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=5966&amp;amp;pid=33&amp;amp;haber=Ufuk%20Uras,%20Avrupa%20Parlamentosunda%20konu%FEtu" target="_blank"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2992348287250750697?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=5966&amp;pid=33&amp;haber=Ufuk%20Uras,%20Avrupa%20Parlamentosunda%20konu%FEtu' title='Ufuk Uras, Avrupa Parlamentosunda konuştu'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2992348287250750697/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/ufuk-uras-avrupa-parlamentosunda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2992348287250750697'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2992348287250750697'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/ufuk-uras-avrupa-parlamentosunda.html' title='Ufuk Uras, Avrupa Parlamentosunda konuştu'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-7930491616850833330</id><published>2009-11-14T00:46:00.001+02:00</published><updated>2009-11-14T00:47:14.338+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>TBMM'de Yaptığım Demokratik Açılım Konuşması</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;object width="420" height="300"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xb52fv&amp;related=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xb52fv&amp;related=0" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="300" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xb52fv_ufuk-urastan-demokratik-acylym-deye_news"&gt;Ufuk Uras&amp;#039;tan Demokratik A&amp;ccedil;ılım Değerlendirmesi&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-7930491616850833330?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/7930491616850833330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/tbmmde-yaptgm-demokratik-aclm-konusmas.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7930491616850833330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7930491616850833330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/tbmmde-yaptgm-demokratik-aclm-konusmas.html' title='TBMM&apos;de Yaptığım Demokratik Açılım Konuşması'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-7117235290848114163</id><published>2009-11-13T17:59:00.007+02:00</published><updated>2009-11-14T00:27:56.336+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Alevi Toplumu Sorunlarına ilişkin Gündem Dışı Yaptığım Konuşma'nın Videosu</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;object height="300" width="420"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xb4ncl&amp;amp;related=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xb4ncl&amp;amp;related=0" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="300" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xb4ncl_ufuk-uras-alevi-toplumunun-talepler_news"&gt;Ufuk Uras, Alevi Toplumunun taleplerini Meclise taşıdı&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-7117235290848114163?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/7117235290848114163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/alevi-toplumu-sorunlarna-iliskin-gundem_13.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7117235290848114163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7117235290848114163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/alevi-toplumu-sorunlarna-iliskin-gundem_13.html' title='Alevi Toplumu Sorunlarına ilişkin Gündem Dışı Yaptığım Konuşma&apos;nın Videosu'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-9039967507711234868</id><published>2009-11-12T13:38:00.003+02:00</published><updated>2009-11-12T13:38:38.993+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>Onur Öymen, Kürt ve Alevi toplumundan özür dilemelidir</title><content type='html'>CHP yöneticisi ve Bursa Milletvekili Onur Öymen, Meclis’te yaptığı konuşma ile Alevi ve Kürt toplumunda büyük bir infial yaratmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öymen, halen kan sızan bir yaraya sorumsuzca tuz basmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öymen de gayet iyi bilir ki, Tuncelili olmak yıllar boyunca devletin ayrımcı zihniyeti ile bir risk faktörü olarak görülmüştür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öymen, Tunceliler’in kendi kökenlerini yıllarca neden gizlediklerini bilmez mi? Tunceli’de otomobillerin yıllarca neden 06 plakalı kullanıldığını bilmez mi? Tunceli’de yeni doğan çocukların yıllarca nüfusa Tuncelili değil de Erzincan veya bir başka komşu il doğumlu olarak kaydedildiklerini bilmez mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dersimliler büyük acılar yaşamıştır. Köyler günlerce bombalanmış, insanlar ülkenin dört bir yanına sürülmüş, onbinleri aşan sayıda insan öldürülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tunceli, Türkiye tarihinde adıyla kanun çıkarılan tek vilayettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onur Öymen belli ki, bu ülkenin tarihinde yaşanmış acılardan bihaber bir milletvekilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onur Öymen’i Tunceli’ye davet ediyorum. Gelsin ve halkın karşısına çıkıp Meclis’te söylediklerini tekrar etsin. Halkla yüzleşsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piyasada Dersim’le ilgili kitaplarda yazılanlar yetmiyorsa, Genelkurmay arşivleri açılsın, Öymen ve arkadaşları bu arşivlerdeki bilgileri toplumla paylaşsınlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, yeni gerginlikleri, çatışmaları, insanların daha fazla ölmesini kaldırabilecek durumda değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir CHP yöneticisi olarak Onur Öymen’in bu bilinçle ve sorumlulukla hareket etmesi beklenir.&lt;br /&gt;Ufuk URAS &lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12.11.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-9039967507711234868?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/9039967507711234868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/onur-oymen-kurt-ve-alevi-toplumundan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/9039967507711234868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/9039967507711234868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/onur-oymen-kurt-ve-alevi-toplumundan.html' title='Onur Öymen, Kürt ve Alevi toplumundan özür dilemelidir'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2422234094223824635</id><published>2009-11-12T13:37:00.000+02:00</published><updated>2009-11-12T13:37:04.878+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Alevi Toplumu Sorunlarına ilişkin Gündem Dışı Yaptığım Konuşma</title><content type='html'>Sayın Başkan, değerli vekiller;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlanacağı gibi geçen yıl 9 Kasım tarihinde Ankara Sıhhiye Meydanı'nda Türkiye'nin dört bir yanından akın akın gelen Alevi yurttaşlar kendi tarihlerinde ilk kez çok güçlü bir miting yapmış ve barışın diliyle taleplerini kamuoyuyla paylaşmışlardı. Aradan bir yıl geçti ve geçtiğimiz hafta 8 Kasımda bu kez İstanbul Kadıköy'de on binlerce yurttaş bir kez daha taleplerini dile getirdi. Alevi-Sünni, Kürt-Türk, işçi-işsiz, öğrenci-öğretmen, yaşlı-genç, kadın-erkek on binlerce insan son derece insani, ahlaki, demokratik, meşru ve haklı taleplerini "Eşit Yurttaşlık Hakkı" başlığı altında ifade ettiler. Yani eşit haklara sahip olmadıklarını vurguladılar. Türkiye'nin cumhuriyetin kuruluşundan bu yana dönem dönem iyice yoğunlaşan tek tipleştirme ve farklı olanı asimile etme şeklindeki egemen siyaset geleneğinin bu alanda da artık işlemediğinin ve karşılığı olmadığının en güzel ifadesi oldu bu mitingler. İnsanlar kültürel farklılıklarını kendi istedikleri gibi yaşamak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara aktarmak istiyorlar; gizlenerek değil, açık açık bu farklılıkları savunmak istiyorlar; gönüllü yurttaşlık bağlarını eşitlik içinde güçlendirmek istiyorlar, yani eşitlik ve adalet istiyorlar. Artık Alevi yurttaşlarımızın kültürel talepleri ve hakları insanlık tarihinin bu konudaki kazanımlarına denk gelecek şekilde düzenlenmelidir. Yapılacak demokratik düzenlemeler Türkiye Cumhuriyeti'ni zayıflatmaz, tam tersine bağımsızlığın da, egemenliğin de, demokrasinin de, cumhuriyetin de güçlenmesine yol açar; herkesin gönüllü yurttaş olmasını sağlar, bir arada yaşama iradesini güçlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki miting arasında, yani o günden bugüne kadar aradan bir yıl geçti. Bu bir yıllık süre içerisinde somutta hiçbir kazanım elde edilemedi. AKP Hükûmeti Alevi açılımı diye bilinen çalıştaylar düzenledi. Alevi kuruluşları bu çalışmalara katıldı. Ortaklaştırdıkları talepleri sundular. Nedir bunlar? Cemevleri yasal statüye kavuşturulsun, zorunlu din derslerine son verilsin, Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilsin, Alevi köylerine cami yaptırma politikasından vazgeçilsin, Madımak müze olsun, başta Hacı Bektaş Dergâhı olmak üzere bu türdeki değerler ve mekânlar Alevi yurttaşların örgütlerine iade edilsin; kamuda çalışan Alevilerin kimliklerinin saklanmasına neden olan dışlama, iş vermeme, emekliliğe zorlama, görevde yükseltmeme, belli görevlere atamama, belli kadrolara yükseltmeme, soruşturmalarla yıldırma, görevden uzaklaştırma ve sürgün, istisnai kadrolarda istihdam etmeme gibi durumlara Hükûmet hemen son versin. Ama aradan bunca zaman geçti, herhangi bir adım atılmadı. Bu Hükûmet döneminde de mahkeme kararları yok sayılıyor, uygulanmıyor. Biliyorsunuz, cemevleri ve zorunlu din &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dersleriyle ilgili olarak AİM, Danıştay ve idare mahkemelerinin verdikleri kararlar Hükûmetin önünde duruyor ama yine de adım atılmıyor. Demokratik açılım tartışmalarının yapıldığı bugünlerde Alevi yurttaşlarımızın son derece haklı, demokratik ve meşru taleplerini bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Alevi toplumu yurttaşları somut adımlar atılmamasını ve çalıştaylarla vakit kaybedilmesini bir tür oyalama olarak değerlendiriyor. Geleneksel ve egemen olan devlet siyaseti anlayışının uygulandığını düşünüyor. Sorunun sürece yayılıp oyalama turlarına geçildiğini düşünüyor. Taleplerin işe yaramaz hâle getirilmeye çalışıldığını hissediyor. Çalıştaylar sorun çözme toplantısından ziyade sinir bozucu seanslara dönüşmeye başlıyor. Alevi toplumunun meşru ve demokratik kurumlarını olması gerektiği gibi muhatap almayan, onların çabalarını ve taleplerini yeterince önemsemeyen, evrensel laiklik standartlarında düzenlemelere gitmeyen, halkın farklı kültürlere sahip olan kesimlerinin eşit hak ve özgürlük çağrılarını duymayan, onların kendilerini ifade etme haklarını güvenceye almayan bir yaklaşımla yaşamak istemiyoruz artık diyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alevi toplumuna yönelik laik ve demokratik açılımların bir an önce yapılmasına ihtiyaç vardır. Dünya değişti ve değişiyor, Türkiye de değişti ve değişiyor. Artık insan hakları, özgür düşünce, özgür ifade, din ve vicdan özgürlüğü, eşit yurttaşlık hakkı, farklılıkların zenginlik kabul edildiği, her türde asimilasyonun yasaklandığı bir dönemi yaşıyoruz. Laik ve demokratik ülkelerde farklı inançlara mensup ya da bir inanca mensup olmayan bireylerin bir aradalığını ve eşit koşullarda yaşayabilmelerini sağlayacak hukuksal zemine ihtiyaç duyuluyor. Toplumu oluşturan bireylerin farklılıklarıyla bir arada yaşaması ancak böyle sağlanıyor. Türkiye toplumundaki bireyler de tek tip değildir. Türkiye'de tek tip vatandaş yaratma özlemi duyan ideolojik çevreler olsa da Türkiye toplumu tek tip değildir ve olmamıştır. Bugüne kadar olmamıştır, bundan sonra da olmamalıdır. Farklı kültürel kimliklerden oluşan bir zenginliğe sahiptir ve bunun kıymetini bilmeliyiz. Dolayısıyla Türkiye'de dinî kimlik temelinde süregelen ayrımcılığa karşı da anayasal vatandaşlık temelinde eşitlik talebini ön plana çıkararak ülkemizde de demokratikleşmenin bütün veçheleriyle yaşanmasını istiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taleplerimiz, beklentilerimiz, umutlarımız ve mücadelemiz bunun içindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Kasımda Alevi yurttaşlar bir kez daha eşitlik ve adalet taleplerini dile getirdi. Bunun gereğinin yapılmasını hükûmet daha fazla ertelerse, sadece ve sadece sorunları daha fazla artırmış olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri Başkanlığının bu yapısına son verilmesi, din dersleri zorunluluğunun kaldırılması ve isteğe bağlı hâle getirilmesi, ayrımsız tüm ibadet mekânlarına eşit hukuki güvence sağlanması, hiçbir inanç ve mezhepten yana destekleyici ve dışlayıcı yaklaşıma girilmemesi, Alevi örgütlerin diğer inanç örgütleriyle eşit bir konuma getirilmesi adımları artık atılmalıdır ve bu çok zor bir şey değildir. Berlin Duvarı'nın yıkılışının 20'nci yılında zihinsel duvarların ne zaman yıkılacağını, ne zaman özgürleşeceğini bütün yurttaşlarımız merakla beklemektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize saygılarımı sunuyorum. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;11/Kasım /2009 Çarşamba&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2422234094223824635?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2422234094223824635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/alevi-toplumu-sorunlarna-iliskin-gundem.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2422234094223824635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2422234094223824635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/alevi-toplumu-sorunlarna-iliskin-gundem.html' title='Alevi Toplumu Sorunlarına ilişkin Gündem Dışı Yaptığım Konuşma'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-41589115883091088</id><published>2009-11-09T21:20:00.000+02:00</published><updated>2009-11-09T21:20:42.615+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Çalışma ve Güvenlik Bakanı Dinçer'e Uçuş Personelinin Durumuyla İlgili Verdiği Soru Önergesi</title><content type='html'>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorularımın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Ömer DİNÇER tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6.11.2009 &lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili &lt;br /&gt;Bilindiği gibi, hava aracı kazalarının çoğunun pilot hatalarından kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Bununla beraber, soruna titizlikle eğilen ülkelerde konu pilot hatası denilerek geçiştirilmemekte ve söz konusu hataların gerisindeki teknik, idari ve insani nedenler bütün ayrıntılarıyla araştırılmaktadır. &lt;br /&gt;Örneğin 30 Kasım 2007’de Isparta’da meydana gelen kazayla ilgili olarak yayınlanan Kaza Raporu’nda, uçağın uzun süre No Go (uçması yasak arızalar) ile uçurulduğu, FDR (Flight Data Recorder), CVR (Cockpit Voice Recorder) ve GPWS (Arazi Uyarı Cihazı) gibi önemli cihazlara ait denetleme raporlarında olumsuz değerlendirmelerin yer aldığı, şirket yönetiminin bunları bildiği, pilotların bunları bile bile uçtukları, teknik personellerin bu arızalardan haberdar oldukları, uçuş personelinin eğitim eksikleri bulunduğu bilgileri tespit edilmiştir. &lt;br /&gt;Ülkemizdeki hava aracı kazalarında öne çıkan nedenlerin, pilotların bilgi ve beceri eksikliğinden ziyade, bile bile havacılık kurallarını çiğnemeye zorlandıkları, kötü hava şartlarında ve bakımı iyi yapılmamış arızalı araçlarla uçmaya mecbur edildikleri, pilot eksikliği nedeniyle az personelle uçmak zorunda kaldıkları ileri sürülmektedir. THY dahil, bütün havayolu şirketlerinde uçuş görev sürelerinin kurallara aykırı olarak aşıldığı ve istirahat sürelerinin yetersiz kaldığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün bu durumu bildiği halde, şirketler lehine duruma göz yumduğu, yaygın bir kanaat halini almıştır. &lt;br /&gt;Durumu yaratan nedenlerin başında uçucu personelle ilgili çalışma şartlarının geldiği belirtilmektedir. Öyle ki, 4857 sayılı yasa, hiçbir anlamlı gerekçesi olmaksızın Uçucu Personeli (Pilotlar ve kabin memurları) 4. maddeyle istisna kabul etmiş ve kapsam dışı bırakmıştır. Bir zamanlar, aynı şekilde istisna kabul edilen havacılık yer personeli, denizciler ve basın mensupları için daha sonra iş yasaları çıkarıldığı halde, uçucu personelin yasasız çalışma durumları halen devam etmektedir. &lt;br /&gt;Bu durumun bir sonucu olarak, pilotlar ve kabin memurları, işverenlerce tek taraflı olarak hazırlanan, tek yanlı sorumlulukları esas alan, özlük haklarını yok eden ve bağlayıcı hükümlerle pekiştirilmiş tek yanlı sözleşmelere mahkum edilmiştir. İşverenin sözleşmeyi tek taraflı feshiyle işlerini hemen kaybetmektedirler. Sürekli işten atılma tehdidi altında çalışmaktadırlar. &lt;br /&gt;İş yasasından yoksunluk ve tek yanlı sözleşmeler uçuş personeline yönelik şu olumsuz sonuçları doğurmaktadır: &lt;br /&gt;a) İş güvenceleri yoktur. Her an işten çıkarılabilirler. Kötü hava şartlarında, arızaya rağmen ve uçuş süresi limitlerini aşacak şekilde uçmaya mecbur kalıyorlar. Bu durum havacılık kurallarının çiğnenmesine ve uçuş emniyetinin ortadan kalkmasına neden oluyor.&lt;br /&gt;b) THY dışındaki şirketlerde uçucu personele kıdem tazminatı verilmiyor.&lt;br /&gt;c) 4857 sayılı yasanın ve diğer iş yasalarının tanıdığı hiçbir haktan ve güvenceden yararlanamıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d) Tek yanlı olarak ve cezai müeyyide içeren işverence hazırlanmış sözleşmelere mahkum ediliyorlar.&lt;br /&gt;e) Anlaşmazlık davaları iş mahkemelerinde değil, asliye hukuk mahkemelerinde görülüyor ve 3-4 yılda sonuçlanıyor. Bu davaların bilirkişileri de genellikle işveren temsilcileri oluyor. Şu anda hakkını yıllardır alamayan ve davaları devam eden yüzlerce uçucu personel bulunuyor.&lt;br /&gt;f) İş yasasının olmamasının yarattığı güvensiz ortam, muhtelif sorunlar karşısında uçucu personelin suskunluğuna yol açmakta ve bu durum uçuş güvenliğini ciddi şekilde riske sokmaktadır. &lt;br /&gt;1. Pilot ve kabin memurları gibi uçuş personelinin çalışma koşullarını belirleyen bir iş yasası yoktur. 4857 sayılı yasa bu kesimi istisna olarak kabul etmiştir. Bunun gerekçesi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Pilot ve kabin memurları iş güvencesinden yoksundur. İşverenin tek yanlı sözleşmelerine ve baskılarına mahkum edilmişlerdir. Bu durumun değişmesi için uçuş personeline yönelik bir iş yasası hazırlığınız var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. İş güvencesi olmayan ve işverenin işten çıkarma tehdit ve baskısı altında bulunan uçuş personelinin durumunu, uçuş güvenliğini riske sokan faktörlerden biri olarak görüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Kahramanmaraş Göksun’da meydana gelen helikopter kazasından sonra, &lt;br /&gt;TBMM’de kurulmuş olan Araştırma Komisyonu tarafından bilirkişi olarak 9 Haziran 2009 tarihinde davet edilip bilgisine başvurulan Kaptan Pilot Fevzi Altunbulak’ın hemen ertesi gün, 10 Haziran 2009’da çalıştığı BEST Havayolları tarafından gerekçe göstermeksizin işine son verildiğini ve bugüne kadar hiçbir havayolu şirketinin kendisine iş vermediğini biliyor musunuz? TBMM’de, bilirkişi olarak fikrini söyleyen bu kaptan pilotu, Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde ifadesini bulan haklar bile koruyamamış ve verdiği bilgiler nedeniyle işverene gammazlanmıştır. Bu konuda ne yapmayı düşünmektesiniz?&lt;br /&gt;5. Borçlar Kanunu’na göre, işveren tarafından hazırlanarak ve ağır maddi yükümlülükler (Tip eğitimi karşılığı 27.000.- Euro cezai müeyyide) gibi uygulamalara son verilmesi yönünde girişimde bulunmayı düşünüyor musunuz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı pilotlar iş güvencesinden yoksun, işverenin keyfi uygulamaları nedeniyle önemli bir bölümü işsiz durumda iken, 4817 sayılı yasanın 14.maddesi 4 hafta içinde yerli pilotlar başvurmadığı takdirde yabancı alınabileceği yönünde hüküm getirmişken, havayolu şirketleri bu durumu su istimal etmekte ve yerli pilotlara tanınan önceliği uygulamamaktadır. Bakanlığınız bu konuda ek tedbirler almayı düşünmekte midir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Uçuş personelinin iş davalarına asliye hukuk mahkemeleri bakmakta ve davalar 3-4 yıl uzamaktadır. İhtisas mahkemesi olmayan bu mahkemelerde kararlar bilirkişi raporlarına göre verilmektedir. Uçucu personel işini kaybetme endişesi taşıdığı ve işveren baskısını üzerinde hissettiği için, bilirkişilik çoğu zaman işveren temsilcileri tarafından yapılmaktadır. Bu davaların ihtisas mahkemelerinde görülmesi yönünde adım atmayı düşünüyor musunuz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-41589115883091088?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/41589115883091088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/ufuk-urasn-calsma-ve-guvenlik-bakan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/41589115883091088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/41589115883091088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/ufuk-urasn-calsma-ve-guvenlik-bakan.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Çalışma ve Güvenlik Bakanı Dinçer&apos;e Uçuş Personelinin Durumuyla İlgili Verdiği Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-1911164819955214597</id><published>2009-11-06T12:45:00.003+02:00</published><updated>2009-11-06T12:54:42.605+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a Uçuş Güvenliğiyle İlgili Verdiği Soru Önergesi</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorularımın, Ulaştırma Bakanı Sayın Binali YILDIRIM tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;6.11.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hava aracı kazalarının çoğunun pilot hatalarından kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Bununla beraber, soruna titizlikle eğilen ülkelerde konu pilot hatası denilerek geçiştirilmemekte ve söz konusu hataların gerisindeki teknik, idari ve insani nedenler bütün ayrıntılarıyla araştırılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin 30 Kasım 2007’de Isparta’da meydana gelen kazayla ilgili olarak yayınlanan Kaza Raporu’nda, uçağın uzun süre No Go (uçması yasak arızalar) ile uçurulduğu, FDR (Flight Data Recorder), CVR (Cockpit Voice Recorder) ve GPWS ( Arazi Uyarı Cihazı) gibi önemli cihazlara ait denetleme raporlarında olumsuz değerlendirmelerin yer aldığı, şirket yönetiminin bunları bildiği, pilotların bunları bile bile uçtukları, teknik personellerin bu arızalardan haberdar oldukları, uçuş personelinin eğitim eksikleri bulunduğu bilgileri tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizdeki hava aracı kazalarındaki öne çıkan nedenlerin, pilotların bilgi ve beceri eksikliğinden ziyade, bile bile havacılık kurallarını çiğnemeye zorlandıkları, kötü hava şartlarında ve bakımı iyi yapılmamış arızalı araçlarla uçmaya mecbur edildikleri, pilot eksikliği nedeniyle az personelle uçmak zorunda kaldıkları ileri sürülmektedir. THY dahil, bütün havayolu şirketlerinde uçuş görev sürelerinin kurallara aykırı olarak aşıldığı ve istirahat sürelerinin yetersiz kaldığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün bu durumu bildiği halde, şirketler lehine duruma göz yumduğu, yaygın bir kanaat halini almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durumu yaratan nedenlerin başında uçucu personelle ilgili çalışma şartlarının geldiği belirtilmektedir. Bu durumun bir sonucu olarak, pilotlar ve kabin memurları, işverenlerce tek taraflı olarak hazırlanan, tek yanlı sorumlulukları esas alan, özlük haklarını yok eden ve bağlayıcı hükümlerle pekiştirilmiş tek yanlı sözleşmelere mahkum edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, pilotların ve kabin memurlarının iş güvenceleri yoktur. Her an işten çıkarılabilirler. Kötü hava şartlarında, arızaya rağmen ve uçuş süresi limitlerini aşacak şekilde uçmaya mecbur kalıyorlar. Bu durum havacılık kurallarının çiğnenmesine ve uçuş emniyetinin ortadan kalkmasına neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek yanlı olarak ve cezai müeyyide içeren işverence hazırlanmış sözleşmelere mahkum ediliyorlar. İş yasasının olmamasının yarattığı güvensiz ortam, muhtelif sorunlar karşısında uçucu personelin suskunluğuna yol açmakta ve bu durum uçuş güvenliğini ciddi şekilde riske sokmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş güvencesinden yoksun ve işverenin ağır baskısı altında suskun, arızalara ve ihlallere göz yuman bir uçuş personeli ve yasalardan aldığı yetki ve sorumlulukları yerine getirmeyen Sivil&lt;br /&gt;Havacılık Genel Müdürlüğü söz konusu olduğu Türkiye hava sahasında ne güvenli bir uçuş, ne de zamanında ve ehil ellerde sürdürülen arama kurtarma faaliyetinden söz edilebilir. Bu bilgilere dayanarak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Pilotların kötü hava şartlarında, arızalı olduğunu bildikleri uçak ve helikopterlerle kendi hayatlarını da hiçe sayarak uçarak müessif kazalara neden olmalarının ardında yatan temel sebeplere dair Ulaştırma Bakanlığı bir araştırma yapmış mıdır? Yaptıysa hangi tedbirleri almıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün hem teknik arızalar, hem personel eksikliği, hem de uçuş görev süresi ve istirahat süresi limitlerinin aşıldığını bildiği halde gerekli denetimi yapmadığı, şirketlere göz yumduğu şeklindeki ve şirketlerin böylesi durumlarda personeli uçmaya zorlamasına seyirci kaldığı ileri sürülmektedir. Bunlar size ulaştı mı, araştırdınız mı, araştırdıysanız nasıl sonuçlara ulaştınız ve ne gibi tedbirler aldınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 1945 yılında üyesi olduğu ICAO’ya (Dünya Sivil Havacılık Teşkilatı) Türkiye hava sahası üzerinde kaza geçiren tüm araçların Arama ve Kurtarma Faaliyetini yapacağını taahhüt etmişken, neden şimdiye kadar hiçbir arama kurtarma faaliyetine katılmamıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Yasası’nın 42. maddesi hava sahamızdaki arama kurtarma faaliyetlerinden Ulaştırma Bakanlığı’nı sorumlu kılmıştır. Bakanlık neden bu görevi fiilen TSK’ya ve diğer yardımcı kurumlara bırakmıştır? Konuyla ilgili yönetmelik 2001 tarihinde yayınlandığı halde, Hava Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi ve teşkilatı bugüne kadar neden kurulmamıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. 10 Kasım 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5431 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri hakkındaki kanunun 4. maddesi g bendinde “Türk hava sahasında hava arama ve kurtarma hizmetlerinin ilgili kuruluşlarla koordineli bir şekilde mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olarak yapılmasını sağlamak” denilmekte iken, teşkilat şemasında görevlendirilmiş ne tek bir birim, ne tek bir personel, ne de araç gereç bulunmamaktadır, neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Böyle bir teşkilatın kurulmamış olmasının arama ve kurtarma faaliyetlerinde zafiyet yarattığını ve yasal bakımdan idareye sorumluluk yüklediğini düşünüyor musunuz? Bu durum görevi ihmal suçu kapsamına girmez mi? Bu durumu sürdürmeyi daha ne kadar düşünüyorsunuz ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-1911164819955214597?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/1911164819955214597/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/ufuk-urasn-ulastrma-bakan-binali-yldrma_06.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1911164819955214597'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1911164819955214597'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/ufuk-urasn-ulastrma-bakan-binali-yldrma_06.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım&apos;a Uçuş Güvenliğiyle İlgili Verdiği Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2642670435538021768</id><published>2009-11-06T12:42:00.002+02:00</published><updated>2009-11-06T12:44:58.970+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Başbakan ERDOĞAN'a Türkiye'de Aşı Üretimiyle İlgili Verdigi Soru Önergesi</title><content type='html'>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorularımın, Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN  tarafından  yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.&lt;br /&gt;03.11.2009 &lt;br /&gt;                                                                                                             &lt;br /&gt;Ufuk URAS  &lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin, aşıların dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlanmasından itibaren çiçek ve kuduz aşısı ile başlayarak verem, boğmaca, difteri, tetanoz, tifo, tifüs ve kolera gibi aşıları üretip uygulayan ve tüm bu hastalıklarla mücadelede büyük başarı kazanmış bir ülke olduğu biliniyor. &lt;br /&gt;Dünyada gelişmiş  ülkelere ek olarak Brezilya, Arjantin, Küba, Çin, Hindistan, Pakistan, Endonezya, Tayland, Meksika ve Güney Kore gibi ülkelerin yakın geçmişte birçok aşıda kendi üretimlerine başladıkları biliniyor. Gelişmekte olan bu  ülkelerin aynı zamanda  aşı  üretimlerini geliştirerek dünya pazarında yer alma stratejileri yönünde de ciddi çalışmalar yürüttükleri görülüyor. Halk sağlığını tehdit eden son domuz gribi salgını ile yeniden gündeme gelen aşı üretimi konusunda Türkiye’nin dışa bağımlı konumu sürdürülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Hükümetinizin ve Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’de insan ve veteriner aşılarının üretimine dair bir planı ve stratejisi var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Osmanlı  ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında sürdürülen insan aşısı  üretiminin son yıllarda kademeli olarak durdurulduğu biliniyor. 1996 yılında difteri-boğmaca-tetanoz, 1998 yılında da BCG aşısı üretiminin durdurulması ile bu süreç sona ermiştir. Hükümetinizin 7 yıllık icraat döneminde de kamusal aşı üretimine yönelik bir adım atılmamıştır, bunun gerekçeleri nelerdir? Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de teknolojik yenilemenin yapılamadığı için aşı üretiminin durdurulduğunu açıklıyor. Teknolojik yenileme hükümetin görevleri arasında değil midir?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;3- Türkiye son 20 yılda toplamda kaç milyon dolarlık aşı harcaması yapmıştır? Son 20 yılda, yıllık olarak hangi aşı için ne kadar harcama yapılmıştır? Hükümetinizin 7 yıllık iktidarı döneminde, hangi aşı şirketlerine ne kadar ödeme yapılmıştır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Türkiye’de kullanılan bakteriyel (insan) aşıların üretimini yapacak bir tesisin maliyeti ne kadardır? Bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın bir çalışması var mıdır? Yoksa, neden yapılmıyor? Aynı şekilde, Türkiye’de kullanılan viral (insan) aşıların üretimini yapacak bir tesisin maliyeti ne kadardır? Buna dair Sağlık  Bakanlığı’nın bir çalışması var mıdır? Yoksa, neden yapılmıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Basında yer alan haberlerde, Sağlık  Bakanlığı aşı takvimindeki difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci ve menenjite karşı 5`li aşının etiketlenmesi, paketlenmesi ve dolumunun Türkiye`de yapılacağı  yer almıştır? Bu bilgi doğru mudur? Türkiye neden üretim yerine, yüksek teknoloji gerektirmeyen dolumu tercih ediyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Sağlık Bakanlığı tarafından aşı üretiminin maliyetinin, aşı satın almaktan daha pahalı olduğu dile getiriliyor. Ayrıca Türkiye nüfusunun aşı üretimi için düşük olduğu da söyleniyor. 11 milyon nüfusa sahip Küba, tüm insan aşılarını kendisi üretiyor. Türkiye’nin aşı üretimine geçiş konusunda ekonomik ve teknolojik olarak Küba’ya göre hangi dezavantajları bulunuyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Türkiye’de gribe yol açan influenza virüsüne, domuz gribine yol açan  H1N1 suşuna, kuş gribine sebep olan H5N1 suşuna ve her yaz ölümlere ve  toplumsal korkuya yol açan ‘kırım kongo kanamalı  hastalığına’ karşı bir aşı geliştirme çalışmanız bulunuyor mu? Varsa hangi araştırma merkezlerinde yapılıyor ve ne kadar mali kaynakla sürdürülüyor? Yoksa, olmamasının gerekçeleri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Türkiye’de hangi viral ve bakteriyel hastalıklara karşı aşı araştırması yapılıyor? Bu araştırmalara kamu desteği nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Bakanlığın halen rutin aşılama programında bulunan &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kizamik/" target="_blank"&gt;Kızamık&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kizamikcik/" target="_blank"&gt;Kızamıkçık&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kabakulak/" target="_blank"&gt;Kabakulak&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/cocuk-felci/" target="_blank"&gt;Çocuk Felci&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/hepatit-b/" target="_blank"&gt;Hepatit B&lt;/a&gt;, Konjuge Pnömokok, &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/hemofilus-influenza/" target="_blank"&gt;Hemofilus İnfluenza&lt;/a&gt; tip aşılarının Türkiye`de hiç üretilmediği tarafınızdan belirtiliyor. Rutin aşılama programında olan ve sürekli ihtiyaç duyduğumuz bu aşıların üretilmesine yönelik bir çalışmanız var mıdır?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;10- Bilindiği  üzere dünyanın farklı coğrafyalarında aynı bakterinin veya virüsün farklı suşları (strain) bulunuyor. Aşı  üreten özel şirketlerin önceliği, Kuzey Amerika ve/veya Avrupa’da yaygın suşların aşısının yapılmasıdır. Türkiye ise Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar ile doğrudan ilişkisinden ötürü farklı suşlara sahiptir. Bakanlığınız satın alınan aşıların Türkiye’ye suş (strain) olarak uygunluğunu hangi mekanizmalarla kontrol ediyor? Bu mekanizma tüm aşılar için geçerli midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11- Her yıl  üniversitelerimizin Biyoloji, Moleküler Biyoloji, Biyokimya,  Biyomühendislik, Kimya Mühendisliği bölümlerinden ve Eczacılık, Veterinerlik, Tıp Fakültelerinden, aşı araştırma, geliştirme ve üretim aşamasında çalışabilecek binlerce genç mezun oluyor. Bu gençlerimizin önemli bir kısmı işsiz kalıyor, bir kısmı ise beyin göçü kapsamında yurt dışında çalışıyor. Sağlık Bakanlığı bu yeni nesilleri aşı üretimi konusunda yetersiz mi buluyor? Kurulacak olan bir ‘Aşı Araştırma, Geliştirme ve Üretim Merkezi’nin istihdama sağlayacağı katkı tarafınızdan görülmekte midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- Manisa Tavuk Aşıları Üretim ve Tavuk Hastalıkları Araştırma Enstitüsü, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından kapatılmıştır. Kuş gribi hastalığı ile kapatılan bu enstitünün insan sağlığı açısından önemi tekrar ortaya çıkmıştır. Hükümetinizin bu Enstitüyü kapatma gerekçeleri nelerdir? Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda ki yaklaşımı nasıldır?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2642670435538021768?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2642670435538021768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/ufuk-urasn-basbakan-erdogana-turkiyede.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2642670435538021768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2642670435538021768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/ufuk-urasn-basbakan-erdogana-turkiyede.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Başbakan ERDOĞAN&apos;a Türkiye&apos;de Aşı Üretimiyle İlgili Verdigi Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-6116250437129412703</id><published>2009-11-04T13:34:00.001+02:00</published><updated>2009-11-04T13:37:30.455+02:00</updated><title type='text'>Siyasette Sivil-Asker İlişkileri Üzerine TBMM Genel Kurul Görüşmelerine Yaptığım Konuşma</title><content type='html'>Sayın Başkan, değerli vekiller;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye siyasetinin öncelikli konuları arasında siyasetin sivilleşmesi, demokratikleşmesi yer almaktadır. Toplumsal, siyasal sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında siyaset üzerinden çözmek esastır. Bu yüzden siyasetin alanının genişletilmesi öncelikli görevimizdir. Anayasa değişiklikleri başta olmak üzere, Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası'nın demokratikleşmesi gibi. Devlet merkezli siyasetten, toplum merkezli siyasete geçişin bu şekilde temelleri oluşacaktır. Askerî bürokrasinin siyasi parti gibi hareket etme keyfiyeti yoktur. Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, bunun üzerinde bir irade söz konusu değilse Türkiye Büyük Millet Meclisi öncelikli olarak bu konuyu ele almayacak da hangi önceliği olacaktır? Silahlı kuvvetleri, orduyu korumanın yolu orduyu siyaset dışı tutmaktan geçmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bismarck, zamanında "Prusya'nın ordusu yok, ordunun Prusya'sı var." diyordu. Benzer bir durumun ülkemizde olması fırsatı verilmemelidir. Tam da bu nedenlerden dolayı Mustafa Kemal Atatürk, 30'lu yıllarda Askerî Ceza Yasası'nı ittihatçı zihniyete karşı oluşturmuş ve askerin siyaset dışı kalmasının tedbirlerini almıştı. Bu kaygılar çerçevesinde zamanında "Sarıkız", "Ayışığı" gibi darbe planları konusunda da araştırma önergesi verdik ama Meclisimizde iktidar ve muhalefet partileri maalesef Meclisin öncelikli olarak bu konuyu gündeme alması hassasiyetini göstermediler. Hâlbuki Türkiye Büyük Millet Meclisi, tarihinde kaç kez askerî müdahale ve muhtıra gibi demokrasi dışı adımlarla karşı karşıya kalmıştır. Bunlar demokrasinin yerleşmesini, kökleşmesini ve gelişmesini engellediği gibi çok ciddi gerilemelere de neden olmuştur. Gelecekte bu tür müdahalelerin yaşanmaması için Parlamentonun kendi varlığını ve faaliyetinin sürekliliğini savunması büyük önem taşımaktadır. 13/5/2008 tarihinde de araştırma komisyonu için DTP'li milletvekilleriyle bu konu gündeme getirilmişti, bugün gündemin 207'nci sırasındadır. Şimdi, fırsat bu fırsattır, DTP'nin gündeme getirdiği bu çerçevenin Meclis tarafından benimsenmesi önemlidir. Genelkurmayın toplumu biçimlendirme iddiası karşısında iktidar ve muhalefet partilerinin göstereceği hassasiyet ve bu konunun Meclis çatısında ele alınması önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bertrand Russell iki türlü ahlak vardır diyor: "Söyleyip uygulayamadığımız, uygulayıp da söyleyemediklerimiz." O yüzden siyasette içimizin ve dışımızın bir olması son derece önemlidir. Çok kültürlü, çok kimlikli, çok inançlı bir Türkiye'nin geleceğinin şekillenmesinde, bu geleceğe matuf her türlü demokrasi dışı arayış karşısında Türkiye Büyük Millet Meclisi içerisindeki bütün renklerin barıştan yana, demokrasiden yana, özgürlüklerden yana tek vücut olması beklenir. Mezarda zaten hepimiz aynılaşıyoruz. Hayatı mezarlığa çevirmenin gereği yoktur. O yüzden siyasetin bu anlamda tam bir samimiyet testinden geçtiğini düşünüyoruz. Hangi partimize soracak olursak her biri her türlü demokrasi dışı arayışa, her türlü hukuk dışı arayışa karşı tutum aldığını ifade edecektir. Ama biz zamanında bu araştırma önergesini verdiğimizde siyasi partilerimiz maalesef sessizlikle karşıladılar. Sadece DTP milletvekillerimizin oylarıyla bu konuda araştırma önergesi vermiştik. Bu şimdi yeni bir fırsattır. Bunun bu samimiyet testinden hepimizin geçmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Montesquieu "Yasaların Ruhu" kitabında yasaların tek başına gücünün yeterli olmadığını, erdemin de gerekli olduğunu ifade ediyor. Erdemli olan, her türlü demokrasi dışı arayış karşısında, her türlü hukuk dışı arayış karşısında hukukun üstünlüğünün, Meclisin üstünlüğünün, demokrasinin üstünlüğünün altını çizmekti. Bir sosyalist milletvekili olarak faşizmin propagandacılarından Goebbels'e hak vermek tuhaf kaçabilir ama, Goebbels zamanında "İnsanlarda düşünce tembelliği oldukça bizim sırtımız yere gelmez." diyordu. Bizler de eğer demokrasi dışı arayışlar karşısında, askerî vesayet karşısında, militarizm karşısında düşünce tembelliği ve hayırhah tutum içine girersek, biat kültürünü sorgulamazsak, gelecek kuşaklara emanet etmemiz gereken demokrasi ve cumhuriyet karşısında ciddi bir sorumlulukla karşı karşıya kalırız. "Halkı rencide eden âlemde, kendi rencide olur son demde." sözü bir Anadolu bilgeliğini ifade ediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün partileri demokrasiden yana, hukuktan yana, demokrasinin, hukukun temel ilkelerini rencide eden her türlü cuntacı arayışa karşı demokrasinin bölünmez bütünlüğü çerçevesinde bir tutum almak durumundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son Avrupa Birliği İlerleme Raporu'na da baktığımızda, askerî mahkemelerin işleyişlerinin AB standartlarına uygun olmamasından, Sayıştayın askerî harcamaları denetleme yetkisinin sınırlı olmasından, Genelkurmay Başkanının Ergenekon'a ilişkin açıklamalarının yargı üzerinde bir baskı olarak kabul edilmesine değin, matruşka siyasetinden açık siyasete geçilmeye ve her türlü vesayete karşı tutum almaya yönelik çok açık hükümleri var ama bu esas itibarıyla ilerleme raporunun değil bizim problemimiz olmalıydı. Biz, öncelikli olarak Mecliste bu konuyu ele almalıydık ve Meclisin iradesine paralel irade oluşturmak isteyenler, Meclis dışında kendini güç vehmedenler yani Ergenekon siyaseti karşısında, yani her türlü cuntacı arayış karşısında Meclisin caydırıcı olma işlevinin son derece önemli olduğunu düşünüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           Gülten Akın bir şiirinde "Aynı dille konuşuyoruz ama aynı dili konuşmuyoruz." diyordu. Demokrasinin dili, hukukun üstünlüğünün dilinin konusunda bir ortaklığı oluşturmak açısından bu zemin önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namık Kemal, zamanında çok sert bir ifade kullanmış: "Ne utanmaz köpekleriz/Kimi görsek etekleriz." demiş. Hakikaten, demokrasi dışı arayışlar karşısında, hukuk dışı arayışlar karşısında, cuntacı arayışlara biat etme karşısında Namık Kemal'in bize işaret ettiği doğrultuda her türlü zorbalığa karşı, her türlü ceberut anlayışa karşı, her türlü siyasete, otoriter eğilimlere karşı son derece açık bir tutum almak zorundayız. Tahmin ediyorum, gelecek kuşaklara ve çocuklarımıza bırakacağımız en iyi armağan bu olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden, DTP Grubunun bu önergesi doğrultusunda hemfikir olacağımızı umut ediyorum, hepinize saygılarımı sunuyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-6116250437129412703?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/6116250437129412703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/siyasette-sivil-asker-iliskileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6116250437129412703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6116250437129412703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/11/siyasette-sivil-asker-iliskileri.html' title='Siyasette Sivil-Asker İlişkileri Üzerine TBMM Genel Kurul Görüşmelerine Yaptığım Konuşma'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-6012835727077639169</id><published>2009-10-21T19:14:00.001+03:00</published><updated>2009-10-21T19:16:49.154+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Türkiye-Ermenistan Protokolü TBMM Genel Kurul Bilgilendirme Görüşmelerinde Yaptığım Konuşma</title><content type='html'>Sayın Başkan, değerli vekiller;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içinde bulunduğumuz konjonktürde ihtiyacımız, basınçsız ve ön yargısız bir biçimde komşumuz Ermenistan ile ilişkilerimizi normalleştirmemizdir. Gerek Türkiye’deki Ermeni yurttaşlarımızla gerekse Ermenistan’la barışa, birbirini anlamaya, iletişim kurmaya yönelik bir hoşgörü ve uzlaşı iklimi yaratmamız gereklidir. Ermenistan Sınır Kapısı açılmalı, her türlü ekonomik ambargo ve kısıtlamanın, özünde, yoksul halka bir zulüm olduğunu gözden uzak tutmadan bu ülkeyle ekonomik ilişkiler geliştirilmelidir. Bu ülkede yaşayan Ermeni yurttaşlarımızın kendilerini bu ülkenin eşit yurttaşları hissetmelerinin koşulları yaratılmalı, toplumsal hayatta, özellikle kamu hizmetinde hiçbir ayrımcılıkla karşılaşmamaları güvence altına alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihin özgür bir biçimde tartışılmasını engelleyen kısıtlamalar kaldırılmalı, ön yargısız bir tartışma ortamı teşvik edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Var mı böyle bir ayrım da anlatıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEHMET UFUK URAS (İstanbul) – Ermenistan konusunu “En milliyetçi kim?” yarışının topluma ve bölgeye vereceği hiçbir olumlu katkı yoktur. “En milliyetçi kim?” yarışı demokratik bir anlayışın ürünü değildir. Ermenistan konusunda çözümsüzlük politikası bölgeye barış getirmez. Elbette, bir komşuyla olan ilişkilerin düzeltilmesi, diğer dost ve kardeş ülkelerle ilişkilerin bozulması üzerinden de inşa edilemez. Bu bakımdan, Azerbaycan’la münasebetlerimizin güçlendirilmesi ve geliştirilmesi için de yoğun bir çaba göstermeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemil Meriç “Düşünce mumyalaştığı gün cesetleşir.” diyordu. Düşüncelerini geliştiren ve açılım sağlamanın tarihsel bir önemi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünkü Millî Güvenlik Kurulu toplantısı Ermenistan’la imzalanan protokolün bir devlet politikası olduğunu göstermektedir. Komplo teorileri hayatı açıklamıyor ama yargılıyor.&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler kuruluş metinlerine baktığımızda bile sınırların güç yoluyla değişmeyeceği ortadadır. O yüzden, nasıl Amstrong Ay’a çıktığında “Bu benim için küçük bir adım ama insanlık için büyük bir adım” demişti. Orta Doğu’da barışın tesis edilmesinde, Balkanlar’da barışın tesis edilmesinde bu tür adımların karşılıklı güveni pekiştireceğine inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Uras.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-6012835727077639169?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/6012835727077639169/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/10/turkiye-ermenistan-protokolu-tbmm-genel.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6012835727077639169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6012835727077639169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/10/turkiye-ermenistan-protokolu-tbmm-genel.html' title='Türkiye-Ermenistan Protokolü TBMM Genel Kurul Bilgilendirme Görüşmelerinde Yaptığım Konuşma'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-437193350888520845</id><published>2009-10-13T13:28:00.002+03:00</published><updated>2009-10-13T13:31:27.494+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Başbakan Yardımcısı BABACAN'a Bursa Olay Gazetesinde İşten Çıkarılan Gazetecilerle İlgili Verdigi Soru Önergesi</title><content type='html'>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorularımın, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Ali BABACAN tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.&lt;br /&gt;13.10.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;07.03.2008 tarihinde TMSF tarafından el konulan Olay Medya Grubu’nun, 08.10.2008 tarihindeki ilk ihalede satışı gerçekleştirilememiş; ikinci ihale tarihi olarak da 14.10.2009 tarihi belirlenmiştir. İhalenin düzenleneceği tarihe 20 gün kala 23.09.2009 tarihinde Olay Medya Grubu personeli olan 12 kişinin iş akitleri, TMSF’nin atadığı yöneticiler tarafından fesh edilmiştir. Daha sonra bu kişilerden 3’ünün işe iadesi sağlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Olay Basın ve Yayıncılık A.Ş.’de çalışan 8 kişi ile Olay Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’den 1 kişinin iş akitlerinin feshedilme gerekçesi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Ramazan Bayramı öncesinde kurum tarafından dağıtılan hediye paketini kabul etmeyen personelin işten çıkartıldığı doğru mudur? Eğer böyle ise bu gerekçe İş Kanunu’nun hangi maddesine dayandırılmıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- İhale öncesi işten çıkartılan personelin tazminat hakları ve alacakları TMSF tarafından mı ödenecektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Olay Medya Grubu’na TMSF tarafından el konulduğu gün kurumda kaç personel çalışmaktaydı? Olay Medya Grubu’na TMSF tarafından el konulmasından sonra kaç personel işten çıkartılmıştır? İşten çıkartılan personelin tazminatları hangi kurum tarafından ödenmiştir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- 07.03.2008 tarihinden 23.09.2009 tarihine kadar Olay Medya Grubu kadrosuna kaç personel alınmıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Olay Medya Grubu’na atanan TMSF yöneticilerinin kuruma toplam maliyeti (maaş, ulaşım giderleri, konaklama giderleri vb.) nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay Medya Grubu’nda taşeron firmalardan hizmet alımı (güvenlik, temizlik, internet hizmetleri vb.) yapılmakta mıdır? Yapılmakta ise firma seçimi hangi kriterlere göre gerçekleştirmektedir? Satın alınan hizmetlerin kurum içinde mevcut personelle sağlanması mümkün değil midir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-437193350888520845?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/437193350888520845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/10/ufuk-urasn-basbakan-yardmcs-babacana.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/437193350888520845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/437193350888520845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/10/ufuk-urasn-basbakan-yardmcs-babacana.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Başbakan Yardımcısı BABACAN&apos;a Bursa Olay Gazetesinde İşten Çıkarılan Gazetecilerle İlgili Verdigi Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-48621254546728808</id><published>2009-10-06T16:14:00.002+03:00</published><updated>2009-10-06T19:39:35.427+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>Sınırötesi Tezkere, Barışa Karşı Bir Tercihtir</title><content type='html'>AKP Hükümeti’nin sınır ötesi harekat yapma iznini uzatan tezkereyi bir kez daha Meclis’e getirmesi, ülkenin ve bölgenin ihtiyaçlarına uygun değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt Sorunu’nda askeri önlemlerle çözüm sağlanacağını düşünmek, onlarca yıldır yaşanan acıları hala anlamamakta direnmek demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Kürt Açılımı’ veya ‘Demokratik Açılım’, tezkerenin süresi uzatılarak anlamlı bir sonuca götürülemez. Silahların gölgesinde bir barış ve çözüm üretilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta Irak ve Kürt Bölgesel Yönetimi olmak üzere, bölgede geliştirilen olumlu ilişkilerin üzerine tezkerenin gölgesinin düşürülmesi makul bir yol sayılamaz. Bu tezkerenin uzatılması, atılan sınırlı adımları da sekteye uğratmaya namzettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümetin, CHP ve MHP’den kaynaklanan inkarcı ve asimilasyoncu basınçlar karşısında “her şeyi göze aldık, sonuna kadar gideceğiz” iddiasının pek de geçerli olmadığı, tezkerenin uzatılması için atılan bu adımda ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenlerle bu tezkereye olumlu oy verilemez. Meseleyi silahla ve baskıyla çözmeye çalışan bir anlayışla barışa ulaşılamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye toplumunun demokratikleşmeye; farklı dil ve kültürleri, farklı kimlikleri zenginlik olarak yaşatacağı bir ortama ihtiyacı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UFUK URAS İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;06 Ekim 2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-48621254546728808?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/48621254546728808/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/10/snrotesi-tezkere-barsa-kars-bir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/48621254546728808'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/48621254546728808'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/10/snrotesi-tezkere-barsa-kars-bir.html' title='Sınırötesi Tezkere, Barışa Karşı Bir Tercihtir'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-5439322550822829472</id><published>2009-09-30T19:03:00.001+03:00</published><updated>2009-09-30T19:09:49.493+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazı'/><title type='text'>Özgürlükçü bir Avrupa için</title><content type='html'>Özgürlükçü bir Avrupa için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Eylül 2009 Salı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB’yi dönüştürmek elbette kolay değil. Ama toplumda bir ilişki ağının dönüştürülemeyeceği iddiası, bir anlamda Fukuyama’nın “Tarihin Sonu” tezini Avrupa ekseninde kabullenmek anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB’nin sermayeyi, Avrupa emekçileri aleyhine kuvvetlendirmesi karşısında, yani sermayenin egemenliğindeki bir Avrupa’ya karşı, emeğin Avrupası, dayanışmacı ve sosyal bir Avrupa yapılanması ve birleşik bir mücadele arayışı yoğunlaşmak zorunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emeğin ve dayanışmanın Avrupa’sının inşasında, AB’deki sermaye egemenliğine karşı, ‘Başka bir Avrupa’nın savunulmasının önemi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB’nin tüm ülkeleri ve aday ülkeleri için örneğin standart bir asgari ücret ve işsizlik sigortası, serbest dolaşım hakkı, göçmenlere seçme ve seçilme hakkı, Avrupa’nın silahsızlanması, üslerin ve nükleer silahların kaldırılması, dünya ülkelerinin borçlarının iptali, ortak sendikal yapılar altında birleşme ve daha birçok talep Avrupa’nın kapitalist birleşmesine karşı bir seçeneğin ilk adımları olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir Avrupa arayışını, seçkinci, teknokratik bir reel AB’ye karşı, aşağıdan diplomasi girişimi olarak da değerlendirmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Başka bir Avrupa için’ mücadele, dün İspanya’da Franko vatanseverliğine karşı Uluslararası Tugayların yaptığı enternasyonalist mücadelenin bugünkü karşılığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VATANSEVER DEVLETSEVERLİK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana yöresinde “fak” tuzak anlamına gelir, “faka basmak” da tuzağa düşmek oluyor. Yeni-liberal AB projesine karşı, “vatanı sattırtmayız” merkezli tepki üzerinden büyümeye çalışanlar, milliyetçi travmanın tuzağına düşmüşler, yani faka basmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağnazlık insanın kendini ikna etme biçimidir. Dostoyevski’nin çok iyi ifade ettiği gibi: ‘En çok inananlar en az inananlardır.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solcuların emperyalizme itirazı, dünyada yarattığı tahribata ve aynı zamanda içsel bir olgu olmasına yönelik teorik ve politik analizlere dayanır, konunun vatani ve folklorik güzellemelerle ilgisi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurt ya da vatanın siyasi karşılığı ‘ulus’ devlet olmaktadır. Gerçi bizim kuşak 70’lerde devletin sıfatı konusunda, bu tür devletin sınıfsal ve kapitalist karakterini saklayan ve bize ait olmayan değerlendirmeler yapmaz, eğilimimize göre ”oligarşik devlet”, “patron ağa devleti” gibi tanımlamaları tercih ederdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki, devir değişti ve vatanseverlik (patriotizm) giderek devletseverliğe doğru evrilmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim memlekette millet yerine ulus, vatan yerine yurt denildiğinde, sanki sözcüklerin içeriği de değişmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın sıla hasreti duyması, yurdunu özlemesi gibi duygular bizde genellikle vatanseverlikle karıştırılır. Her şeyi anlatan kavramlar, hiçbir şeyi anlatmaz olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurtseverlik de 12 Mart öncesi cuntacı/darbeci sapmanın adı olmuştur. Bugün de Kemalizm’in ya da ordunun fikri cephaneliğinin en önemli edavatıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an için solda bu tür sıfatların olabileceğini kabul edelim ve soralım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Bir vatani solcu, çok kimliklilik, çok kültürlülük meselesine nasıl bakmalıdır?&lt;br /&gt;2. Faşistler neden kendilerine faşist demez de, vatansever demeyi tercih eder?&lt;br /&gt;3. Frankocular neden kendilerini vatansever ilan ederler?&lt;br /&gt;4. Bir yurtsever Ermeni sorununa nasıl bakmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın tarihte, çok kimliklilik, çok kültürlülük talepleri karşısında, tektipleşmeyi savunan bütün ulusalcı, vatanperver yaklaşımlar, yaşanan bütün kıyımların, etnik temizliklerin sorumlusu olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölücü kültür olmadığından, kültürel çeşitliliğe karşı çıkmak faşizan bir refleks olarak görülmelidir. Çok kültürlülük, çok kimliklilik talepleri mi etnik boğazlaşmaya neden olmaktadır, yoksa bastırılarak tektipleşme eğilimi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün liberal aklın ahlakı, milliyetçi-ulusalcı yurtsever aklın faydası, özgürlükçü sol aklın da öznesi yeterince yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Nazım’ın dediği gibi, ‘Artık şarkı dinlemek değil, kendi şarkılarımızı söylemek istiyoruz.’ Ve bu şarkıların başında da “Uyan artık uykundan uyan/ Uyan esirler dünyası” geliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-5439322550822829472?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.turnusol.biz/public/makale.aspx?id=5568&amp;pid=19&amp;makale=Özgürlükçü' title='Özgürlükçü bir Avrupa için'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/5439322550822829472/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/09/ozgurlukcu-bir-avrupa-icin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5439322550822829472'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5439322550822829472'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/09/ozgurlukcu-bir-avrupa-icin.html' title='Özgürlükçü bir Avrupa için'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-4058256474850028084</id><published>2009-09-23T23:54:00.002+03:00</published><updated>2009-09-23T23:58:01.585+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın İçişleri Bakanı ATALAY'a Akfırat Belediyesi'yle İlgili Verdigi Soru Önergesi</title><content type='html'>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorularımın  İçişleri Bakanı Sayın Beşir ATALAY tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.&lt;br /&gt;23.09.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da yayınlanan ÇAĞDAŞ TUZLA GAZETESİ  27 Şubat 2009 günlü sayısında Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş’ın  yakınları olduğu iddia edilen, Osman Maviyıldız, Ömer Faruk Maviyıldız ve Mustafa Kuzgun’a ait Tuzla  Akfırat Beldesi Tepeören 775 parseldeki Saray Çiftliği’nin İski Ömerli Barajı koruma havza sınırları  içerisinde, dere mutlak koruma alanında, ve kaçak olduğunu haber konusu yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberde, 775 parsel de bulunan Saray Çiftliği’nde yapılan kaçak binalara ilişkin, 19.09.2008 tarihinde yapı tatil tutanağı tutularak mühürlendiği, 16.12 2008 ve 105 sayılı Encümen kararıyla yıkım kararı verildiği, para cezası uygulandığı ve Tuzla Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğu ifade edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı gazetenin,11.Eylül.2009 günlü internet sitesinde ve takip eden günlerdeki ulusal gazetelerin haberlerinde,775 parsele ilişkin tüm resmi yazışmaların parselde hisse sahibi  olmayan  Mehmet Kuzgun adına yapıldığı ve  adı geçen şahıs hakkında Tuzla Asliye Ceza Mahkemesi’nde imar kirliliğine neden olmak suçundan dava açıldığı, böylece  yargının yanıltılarak by pass edilmeye çalışıldığı iddiası yer almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine aynı gazetenin 18.Eylül.2009 günlü internet sitesinde ve bazı ulusal gazetelerde, 775 parseldeki Saray Çiftliğine ait kaçak binalar hakkında Akfırat Belediyesi’nin yıkım kararı olmasına rağmen, yıkımın hiç yapılmadığı,resmi tutanaklar hazırlayarak kaçak binaların yıkılmış gibi gösterildiği  ve binaların bugünkü bitmiş hali   fotoğraflarla  haber konusu yapılmıştır.  Bu bağlamda,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Adı geçen işletmenin ruhsatı var mıdır? Varsa,  hangi kurum tarafından,  hangi tarihte,  kimler tarafından verilmiştir? Ruhsat kimlerin üzerinedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. 775 parseldeki kaçak yapılarla ilgili olarak Akfırat Belediyesinin. tüm resmi yazışmalarına,  mühürlemeye, suç duyurusuna, ve açılan davaya muhatap olan Mehmet Kuzgun bu parsele  hissedar mıdır? Değilse, resmi yazışmaları bu kişiyi muhatap alarak yapan ve yargıyı yanıltanlar hakkında bir işlem yapmayı düşünüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Yıkımının yapıldığı iddia edilen 775 parseldeki kaçak binaların bugün hala varlığını sürdürdüğü fotoğraflarla basında yer almıştır.  Bu binaların yıkılması için hangi yasal girişimlerde bulunacaksınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Binaların sanki yıkımı yapılmış gibi gösteren resmi tutanaklar tutarak kamuoyunu yanıltan belediye görevlileri hakkında hangi yasal işlemleri başlatacaksınız?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-4058256474850028084?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/4058256474850028084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/09/ufuk-urasn-icisleri-bakan-atalaya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4058256474850028084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4058256474850028084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/09/ufuk-urasn-icisleri-bakan-atalaya.html' title='Ufuk Uras&apos;ın İçişleri Bakanı ATALAY&apos;a Akfırat Belediyesi&apos;yle İlgili Verdigi Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-8838375069833800277</id><published>2009-09-18T17:10:00.007+03:00</published><updated>2009-09-18T17:15:45.579+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Ufuk Uras'in Vecdi Gönül'e Füze Alımları İle İlgili Verdiği Soru Önergesi</title><content type='html'>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorularımın, Milli Savunma Bakanı Sayın M. Vecdi GÖNÜL tarafından yazılı olarak yanıtlanması hususunu arz ederim.&lt;br /&gt;18.09.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Füze alımları gündemde. Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye'nin ABD'den füzesavar ‘patriot’ füzeleri satın alacağına ilişkin haberler üzerine bir açıklama yaparak, ihale açıldığını, Çin ve Rusya'dan birer, ABD'den iki firmaya çağrı yapıldığını doğrulamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TSK’nın hareket yeteneğini ve silah altyapısını güçlendirme stratejisi ile, bölgedeki enerji nakil hatlarının güvenliğini sağlamak için Türkiye'ye bölgesel güvenlik gücü olarak görev biçilmesi gerçeği atbaşı gidiyor. Enerji akışının bir tarafında ABD ve AB gibi merkez ülkeleri, diğer tarafında ise bölge ülkeleri var. Türkiye ise bir tür aracı konumunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle Türkiye'nin bölgesel güç olması hedefi, silah alımlarını genel bir stratejinin parçası haline getiriyor. Genelkurmay üst kadrolarının, bölgenin hem enerji nakli hem de dünya ticareti açısından ne kadar önemli olduğuna dikkat çeken açıklamaları da bu stratejinin bir parçası olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu strateji halkın büyük çoğunluğu için yeni yükler getirecektir. Sadece Türkiye değil, bütün bölge halkları için bir tehdit anlamına gelecek silahlanmaya ayrılan bu devasa kaynaklar, halkın kaynaklarından kesilmesi anlamına geliyor. Yani kaynakların eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe, teknolojik araştırma-geliştirmeye, ekolojik sorunlara, kısacası insani ihtiyaçlara değil, silahlanmaya ve silah şirketlerine yönlendirilmesi gerçekleşiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SORULAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Akdeniz'i, Ortadoğu’yu ve Kafkaslar'ı içine alan, bu bölgedeki enerjiyi merkeze aktarmayı öngören uluslararası bir strateji işliyor. TSK’nın da bu hedefe kilitlenmiş olduğu görülüyor. ‘Güçlü ordu, güçlü Türkiye’ şiarı bu nedenle mi yükseltiliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Türkiye, geçtiğimiz yıl silahlanmaya yaklaşık 13 milyar dolar harcadı. Kaynakların silah sanayisine aktarılmasıyla, üretimini arttıramayan bu ülkede maliyet halka çıkmıyor mu? Bu, daha az ücret, daha az taban fiyat, daha az sosyal hizmet, sağlık, eğitim demek değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Balistik füzelere karşı savunma yapma gereği nereden doğmuştur? Türkiye Cumhuriyeti'nin bu konudaki tehdit algılaması nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Söz konusu sistemlerin Türkiye'ye yerleştirilmesi ile ABD'nin Çek Cumhuriyeti ve Polonya'ya yerleştirmeyi planladığı füze kalkanı projesinden geri adım atması arasında bir ilişki var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Bu sistemlerin Türkiye Cumhuriyeti'ne maliyeti ne olacaktır? Bu maliyet nasıl karşılanacaktır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Bu sistemlerin finansmanında NATO ve/veya AB ve/veya ABD fonları/kredileri/hibesi kullanılacak mıdır? Bu durumda bu sistemler üzerinde TSK'nın denetim ve kontrol hakları sınırlanacak mıdır? Bu sistemlerin ulusal siyasi ve askeri irade dışında, örneğin NATO veya İncirlik’te olduğu gibi ABD inisiyatifiyle kullanılması olasılığı var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. İhale sürecine hangi şirketler davet edilmiş, bu davete hangileri icabet etmiştir veya etmeyi planladığını açıklamıştır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Rusya Başbakanı Putin'in ziyareti sırasında S-300 veya S-400 füzelerinin alımı konusunda bir pazarlık yapılmış mıdır? Enerji nakli ile silah sistemleri tedariki arasında bir ilişki kurulmuş mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Tek kalemde büyük bir rakama ulaşacak bu alım, Türkiye'nin dış siyasetinde bir değişiklik yaratacak mıdır? Bu konuların Meclis’te tartışılması planlanmakta mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Ulusal savunma sanayi bu alımdan bir pay alacak mıdır? Belli iş paketlerinin Türkiye'de yerli olarak üretilmesi söz konusu mudur? Öyleyse, hangileridir ve hangi firma gruplarını etkileyecektir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-8838375069833800277?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/8838375069833800277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/09/ufuk-urasin-vecdi-gonule-fuze-almlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/8838375069833800277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/8838375069833800277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/09/ufuk-urasin-vecdi-gonule-fuze-almlar.html' title='Ufuk Uras&apos;in Vecdi Gönül&apos;e Füze Alımları İle İlgili Verdiği Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-4091056385799592928</id><published>2009-09-10T19:25:00.004+03:00</published><updated>2009-09-10T19:35:21.974+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>Afet Öncesi de, Sonrası da Yönetilemiyor...</title><content type='html'>&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Trakya ve İstanbul’a yıllardır görülmemiş yoğunlukta yağmurun yağmasıyla meydana gelen felaket hepimizi derinden üzdü, bir kez daha “Bu duruma neden düştük” sorusuna yol açtı.  &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Plansız ve çarpık yapılaşma, doymak bilmeyen rant hevesi, ardı arkası kesilmeyen taammüden felaketlere yol açıyor. Dün depremdi, bugün sel.  &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Suyun yolu kapatılmış, denize ulaşamıyor. Bataklık ve sulak alanlar kurutulup iskana açılıyor. Taşkın alanlarında ve dere yataklarında yapılaşmaya göz yumuluyor. Islah ediyoruz diye, binlerce yıllık dere yatakları daraltılıp üstü kapatılıyor. Kuruyan derelerin işlevi kalmadı sanılıp haritadan siliniyor. Böylece felakete zemin hazırlanıyor. &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Olanlara ‘son seksen yılın en yoğun yağışı görüldü’ diyerek mazeret aranamaz. Sorumlusu plansız şehirleşmeye ve sınırsız rant hırsına göz yuman merkezi ve yerel yönetimler.  &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Ne gelmekte olan tehlikeyi görme, ne de yaşanmakta olan afeti yönetme becerisine sahip olmayan yönetimler bu durumun sorumlusudur. Yurttaşın mal ve can güvenliğini sağlayacak planlı, denetimli, doğa ile uyumlu bir yapılaşmayı ve kent yönetimini gerçekleştirmedikleri için sorumludurlar.  &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Ekmeğini çobanlıktan çıkaran bir aileyi dere yutuyor. Yedi kadın işçi fabrikanın önündeki “tekerlekli servis tabutu”nda boğuluyor. Yorgun şoförlere, sulak alana kondurulmuş otopark mezar oluyor. Bu ruhsatlı ve ruhsatsız cinayettir, kader değil.  &lt;/p&gt;  &lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Yurttaşların maddi ve manevi  zararları karşılanmalı, yaralar hemen sarılmalıdır.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;/p&gt; &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Derelerin önü açılmalı,  atıklar önlenmeli, taşkın alanlarında yapılaşmaya son  verilmelidir. Her taraf betonla sıvanmamalı, toprağın suyu  emmesine imkan sağlanmalıdır.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;/p&gt; &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Yerleşim ve yapılaşma  politikaları bu afetlerin verdiği dersle yeniden ele alınmalıdır.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;/p&gt; &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Plansız, denetimsiz, kalitesiz,  çarpık yapılaşma ve doğa talanına son verilmelidir.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;/p&gt; &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Yerel yönetimler kentleşme,  planlama, yapı, denetim, su, çevre, meteoroloji, vb. alanlarda  uzman kurumlarla işbirliği yapmalıdır.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;/p&gt; &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Ufuk URAS İstanbul Milletvekili&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;10 Eylül 2009&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-4091056385799592928?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/4091056385799592928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/09/afet-oncesi-de-sonras-da-yonetilemiyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4091056385799592928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4091056385799592928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/09/afet-oncesi-de-sonras-da-yonetilemiyor.html' title='Afet Öncesi de, Sonrası da Yönetilemiyor...'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2752207234381399840</id><published>2009-08-30T16:51:00.001+03:00</published><updated>2009-08-30T16:53:06.644+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><title type='text'>Ufuk Uras Hacıbektaş'taydı</title><content type='html'>&lt;span id="ctl00_CPH_SITE_Haber_item1_LBL_CONTENT"&gt;İstanbul 1. Bölge Bağımsız Milletvekili &lt;strong&gt;Ufuk Uras&lt;/strong&gt; Hacıbektaş'taydı. Uras, temasları sırasında Hacıbektaş Veli'nin Dergah'ını da gezerek Alevi temsilcilerinin sorunlarını dinledi. Dergah ziyaretinden sonra, beraberindekilerle birlikte Hacı Bektaş esnafını da gezen Ufuk Uras, tarihsel buluşma için yola çıktıklarını ve solda eşitlikçi, özgürlükçü bir seçeneğin mutlaka yaratılacağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.turnusol.biz/UserFiles/Image/2009/ufuk-hacibektas.jpg" alt="" vspace="6" width="300" align="right" height="213" hspace="12" /&gt;Ufuk Uras, Köylüm Kahvede &lt;strong&gt;"Tarihsel Buluşma ve Aleviler"&lt;/strong&gt; Söyleşisine katıldı. &lt;strong&gt;Özgürlükçü Sol Hareket &lt;/strong&gt;adına &lt;strong&gt;Abdullah Çiftçi&lt;/strong&gt;'nin açılış konuşmasıyla başlayan söyleşide Uras, yoksullarla, kimliğinden yoksunları biraraya getireceklerini, yüzünü sola dönen sosyal demokratlardan Alevilere, sosyalistlerden yoksullara kadar tüm muhalefet kesimleriyle imece yoluyla ortak çalışmayı inşa edeceklerini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uras, "Bu sürecin&lt;strong&gt; "ben en iyisini biliyorum, gel bana tabi ol" &lt;/strong&gt;anlayışı ile değil, &lt;strong&gt;sıfırdan yeni bir sayfa açarak&lt;/strong&gt; mümkün olduğunu, "ben yaptım oldu" şeklinde olamayacağını görüyoruz." dedi.  Önümüzdeki Sonbaharda politik insiyatif alarak 'adeta farklı gettolarda yaşayanları' biraraya getireceklerini belirten Ufuk Uras, &lt;strong&gt;"krize ve ergenekon devletinden medet umanlara karşı eşitlikçi, özgürlükçü sol bir seçeneği inşa edeceklerini" &lt;/strong&gt;söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinleyicilerin kurulacak &lt;strong&gt;yeni sol parti&lt;/strong&gt; hakkındaki soruları da yanıtlayan &lt;strong&gt;Uras&lt;/strong&gt;, "geçmiş tüm sol geleneklerin biriktirdiği olumlu müktesabattan yola çıkıp, yeni ortak iradeyi oluşturacaklarını, ayrıca solun kendini aşmak için kendisiyle yüzleşmesi gerektiğini düşündüğünü" de söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleşiden sonra Ufuk Uras, Alevi Bektaşı Örgütleri temsilcileri, yöre dernekleri federasyonları temsilcileri, sendika ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve siyasi parti temsilcilerinin katıldığı &lt;strong&gt;"Aleviler ve Siyaset" &lt;/strong&gt;konulu Forum'a katıldı. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2752207234381399840?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=5234&amp;pid=16&amp;haber=Hac%FDbekta%FEta%20tarihsel%20bulu%FEma...' title='Ufuk Uras Hacıbektaş&apos;taydı'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2752207234381399840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/08/ufuk-uras-hacbektastayd.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2752207234381399840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2752207234381399840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/08/ufuk-uras-hacbektastayd.html' title='Ufuk Uras Hacıbektaş&apos;taydı'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-8946683043025049464</id><published>2009-08-10T15:09:00.001+03:00</published><updated>2009-08-10T15:10:50.532+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a Verdiği Soru Önergesi</title><content type='html'>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorularımın,  Başbakan  Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN  tarafından  yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.  10.08.2009&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ufuk URAS  &lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de, gösterilere katıldıkları, polise taş attıkları için çocuklar tutuklanıyor ve terörist olmakla suçlanarak tüm hayatlarından ve birer ergen, yani yetişkinliğe yürüyen çocuklar olarak gelişmelerinde vazgeçilmez olan okullarından koparılıyor. Uzmanlar bir çocuğun, taş atmanın suç olmasını anlamasının mümkün, ama bunu terörist olmaya bağlayacak soyutlamayı yapabilmesinin imkânsız olduğunu belirtiyorlar. Çocuğun o soyutlamayı yapabilir hale gelmesinin önkoşulu eğitim almaya, okula gitmeye devam etmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12-18 yaş dilimindeki çocuklar, TMK (Terörle Mücadele Kanunu) kapsamında bir suçla itham edildiğinde, 12-15 yaş dilimi için kısmen, 16–18 yaş dilimi için çocuk olmaları tamamen göz ardı edilmektedir. Bu sorun Türkiye’de yaşayan her çocuğu, nerede yaşarsa yaşasın, hangi dil, din, etnik kimliğe sahip olursa olsun, ülkemizin her çocuğunu tehdit eden bir sorundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1991 yılında çıkan Terörle Mücadele Kanunu, 18 yaşın altındaki bireylerin, yetişkinlerle aynı koşullarda gözaltına alınması, sorgulanması, tutuklanması ve infaz rejimine tabi tutulmasına neden oluyor. Sorun 2006 yılında Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan değişiklikle daha belirgin hale geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1991 yılından bugüne kadar Türkiye’nin birçok yerinde yasa dışı sol, sağ, etnik kimlik ve din referanslı örgütlerle ilişkilendirilmiş çocuklar TMK kapsamında aynen yetişkinler gibi özel usullerle soruşturulmuş, özel bir şekilde kovuşturulmuş, özel olarak cezalandırılmış ve özel yöntemlerle cezaları infaz edilmiştir. Bugün bu sorun 2006 yılından itibaren bölgesel olarak özellikle Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da olmak üzere, Türkiye’nin her yerinde ve yine özellikle Kürt çocuklarını hedef alacak şekilde sayısal ve sosyal çapı giderek büyüyen bir şekilde yaşanıyor. Ama bu durum sorunu temel olarak bir çocuk sorunu olmaktan çıkarmıyor. Yasal koşullar ve uygulamalar aynı kaldığı sürece, yarın farklı koşullarda farklı çocukların aynı mağduriyeti yaşaması çok mümkün bir durumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TMK mağduru çocukların eğitim açısından dezavantajları, eğitimlerinin kesilmesi, hapishanede okumalarına destek olunmaması ve engellenmeleri, salıverildiklerinde de okullarına kabul edilmemeleri ile bitmiyor. Bu çocuklar, hapishanede pedagojik destek de alamamaktalar. Zaten bazıları yetişkinlerle aynı koğuşlarda kalıyor, aileleriyle görüşmeleri engelleniyor, iki haftada bir verilen spor/oyun izinleri iptal edilebiliyor. Aylarca, hatta senelerce süren duruşmalarına hep kelepçeli götürülmeleri, yaşları gereği herkesten çok gereksinim duydukları hijyen ve beslenme standartlarından yoksun tutulmaları, bazı yerlerde “siz teröristsiniz, devlet düşmanısınız” diye hakarete uğramaları, dayak yemeleri de cabası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni 19 sene önce imzalamıştı. Türkiye TMK mağduru binlerce çocuğa yaşattığı adaletsizlikle sadece verdiği uluslararası sözleri ihlal etmiyor, aynı zamanda kendi Anayasa’sıyla da çelişiyor; uygulama Anayasa’nın 90. maddesine aykırı. Ayrıca Çocuk Koruma Kanunu “suçlu çocuk yoktur, suça sürüklenen çocuk vardır” tanımını kabul ediyor ve “ceza”nın çocuğa uygulanacak en son yaptırım olduğunu öngörüyor. Eğitim Hakkı, uluslararası sözleşmeler ve iç hukuk mevzuatınca güvence altında olmasına rağmen, TMK kapsamında yargılanan çocukların bu hakkı kullanmasının önünde engeller olduğu gözlemleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki soruların cevaplandırılması ile sayısal verilere ilişkin net bilgilere ulaşılması sağlanabilecektir. Sorular Terörle Mücadele Kanunu’nun kabul edildiği 12 Nisan 1991 tarihinden 31 Temmuz 2009 tarihine kadar olan döneme dairdir. Tüm soruların cevaplarının ilk soruşturma işleminin yapıldığı tarihteki yaşları esas alınarak 12–15 ile 16–18 yaş grubu çocuklar için kız ve erkek çocuğu ayrımı belirtilerek verilmesi talep edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SORULAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2004/6 sayılı genelgesi gereği, Ceza ve İnfaz Kurum Müdürlükleri tarafından İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine verilmesi gereken bilgiler cümlesinden; tutuklanan çocukların içerisinde örgün veya yaygın eğitimine devam eden çocuk sayısı kaçtır, tutuklanan çocukların örgün eğitim gördükleri okulların türleri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Tutuklanan çocukların kapalı ceza infaz kurumlarında eğitim haklarından yararlanmaları için Adalet Bakanlığı’nın 01.01.2006 tarihli 51 no.lu genelgesine uygun olarak kayıtları tutulan çocuk sayısı kaçtır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Tutuklanan çocukların eğitimleri ile ilgilenen görevli öğretmenlerin sayısı kaçtır? Bu çocukların müfredatta geri kalmaları durumunda aradaki açığı kapatmak için ek çalışmalar yapılıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2004/6 sayılı genelgesinin “Çeşitli nedenlerle tutuklanan veya yargılanmaları sonucu özgürlüğü bağlayıcı ceza alan öğrencilerin temel insani ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri ve sahip oldukları potansiyeli eksiksiz biçimde kullanabilecekleri bilgi ve kaynaklarla donatılması“ amacına uygun olarak örgün veya yaygın eğitimine devam ederken tutuklanarak kapalı ceza infaz kurumlarında alıkonan çocukların kitap gereksinimleri ve diğer öğretim araç gereçleri ile okuma ortamları sağlanmakta mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2004/6 sayılı genelgesi 8. maddesi mucibince öğrenimlerine devamlarının sağlanması gereken tutuklanan çocuklardan, tahliye edildikten veya beraat ettikten sonra örgün eğitimine devam eden çocuk sayısı kaçtır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2004/6 sayılı genelgesinin 8. maddesine rağmen, tutuklanan çocuklar içinde, tahliye edildikten veya beraat ettikten sonra okulları tarafından reddedilenler var mıdır? Bakanlığınız tarafından bu çocukların durumu takip edilmekte midir? Kesintiye uğrayan eğitim ve öğretim ilişkilerinin devamının sağlanması için ne tür çalışmalar yapılmaktadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Haklarında soruşturma başlatılan çocuklar ayrıca disiplin soruşturması geçiriyor mu? Geçiriyorsa verilen cezalar nelerdir? Başlatılan soruşturma nedeniyle okuldan uzaklaştırma veya kayıt silme cezası alan var mı? Varsa kaç çocuktur ve illere göre dağılımı nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Savcılıklar veya mahkemelerden soruşturma veya kovuşturma işlemleri ile ilgili okullara bilgi ya da belge gönderilmiş midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Milli Eğitim Bakanlığı’nın çocukların şiddet içeren gösterilere katılmasının önlenmesi veya bu gösterilere katılan çocukların can güvenliğinin sağlanması ve haklarının ihlal edilmesinin önlenmesine yönelik bir çalışması var mı veya başka kurumlar tarafından yürütülen böyle bir çalışmaya katılıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Tutuklu ve/veya hükümlü olan çocuklara eğitim sürecine uyumlarının sağlanması bakımından psiko-sosyal destek veriliyor mu? Eğer veriliyorsa uygulama nasıl yapılıyor?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-8946683043025049464?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/8946683043025049464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/08/ufuk-urasn-basbakan-recep-tayyip.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/8946683043025049464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/8946683043025049464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/08/ufuk-urasn-basbakan-recep-tayyip.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&apos;a Verdiği Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-3570808214614747463</id><published>2009-07-28T17:59:00.009+03:00</published><updated>2009-07-28T18:15:55.897+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi Yanıtları'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Hüseyin Çelik'e 25.03.09 Tarihinde Verdiği Soru Önergesi'ne Gelen Yanıt</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;Soru Önergesi yanıtın devamındadır...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;T.C.&lt;br /&gt;MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI&lt;br /&gt;Strateji Geliştirme Başkanlığı &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;Sayı :B.08.0.SGB.0.03.06.03-11/3959 16/07/2009&lt;br /&gt;Konu :Soru Önergesi &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;İlgi :14.04.2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-12454 sayılı yazı.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İstanbul Milletvekili Sayın Ufuk URAS’ın, ‘‘Trakya Üniversitesinde basın açıklamasına katılan bazı öğrenciler hakkında soruşturma açılmasına ilişkin ’’ İlgi yazı eki 7/7450 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;1-2-3. Konuya ilişkin olarak Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca, 24.06.2009 tarihli ve B.30.0.EÖB.0.00.00.03.08.05-2815-18503 sayılı yazısı eki Trakya Üniversitesi Rektörlüğünün 08.06.2009 tarihli ve B.30.2.TRK.0.70.61.00/450-10462 sayılı yazısıyla;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;a) 05.11.2008 tarihinde slogan atarak basın bildirisi yapan öğrenci grubu hakkında, mensubu bulundukları okulların yönetimlerinden Eğitim Fakültesi Dekanlığı ile Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ve Kırkpınar Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun olayın yerleşke içerisinde gerçekleştiğini göz önüne alarak, ilgili öğrencileri hakkında Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği uyarınca soruşturma yaptıkları,&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;b)Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğine göre, yükseköğretim kurumuna ait kapalı ve açık mahallerde yetkililerden izin almadan toplantılar düzenlemek veya bu tür toplantılara katılmanın disiplin suçu sayıldığı,&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;c) Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulundan olaya katılan öğrencinin bir ay uzaklaştırma cezası ile Kırkpınar Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulundan olaya katılan öğrencinin uyarma cezası ile tecziye edildikleri, aldıkları bu cezalara karşı idari yargıya başvurdukları, Eğitim Fakültesinden olaya katılan on öğrenciden dokuzunun iki yarıyıl uzaklaştırma cezası, bir öğrencinin ise olaydan nedamet duymaması ve daha önceden disiplin cezası bulunması nedeniyle çıkarma cezası ile tecziye edildikleri, ancak bu öğrencilerin Edirne İdare Mahkemesinde açtıkları iptal davası ile işlem hakkında Mahkemece verilen "Yürütmenin Durdurulması" kararı ile eğitimlerine devam ettikleri ve haklarında her türlü telafi sınav ve sair işlemlerin tesis edildiği beyan edilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bilgilerinize arz ederim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Nimet ÇUBUKÇU&lt;br /&gt;Milli Eğitim Bakanı &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;DAĞITIM:&lt;br /&gt;Gereği: TBMM Başkanlığına &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;Bilgi: Başbakanlığa &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;----------------------------------------------------------&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorumun Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin ÇELİK tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. 25.03.2009 &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;Ufuk URAS İstanbul Milletvekili&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;5 Kasım 2008 tarihinde Trakya Üniversitesi Güllapoğlu Yerleşkesi’nde, 6 Kasım YÖK’ün kuruluş yıldönümü gerekçesiyle, Trakya Üniversitesi öğrencileri bir basın açıklaması düzenlemiştir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Gerçekleştirilen bu basın açıklamasının ardından Fen-Edebiyat Fakültesi yaklaşık 80 öğrencisine sözlü uyarıda bulunmuştur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;Ardından Tunca MYO’da okuyan ve basın açıklamasına katılan bazı öğrencilere soruşturma açılmıştır. Tunca MYO İdaresi tarafından bu öğrencilere 1’er ay okuldan uzaklaştırma cezası verilmiştir. Yine bu durumun ardından Eğitim Fakültesi’nde okuyan iki öğrenciye, 5 Kasım’da yapılmış olan basın açıklamasına öğrencileri katabilmek adına bildiri dağıttıkları ve Ahmet T. Karadeniz Yerleşkesi’nde çıkan kavgaya karıştıkları gerekçesiyle, iki yarı yıl okuldan uzaklaştırma cezası verilmiştir. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bu iddialara karşılık olarak öğrenciler Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurarak hukuki süreci başlatmışlardır. Bu hukuki süreç devam ederken, Eğitim Fakültesi’nde aralarında ceza alan bu iki kişinin de bulunduğu toplam 10 kişiye yukarıda sözü geçen basın açıklamasına katılmak, eşit ve parasız, bilimsel, anadilde eğitim talebinde bulunmak, Kürtçe slogan atmak gerekçeleriyle soruşturma açılmıştır. Bu öğrencilerin yaptıkları savunmaların üzerinden uzun bir süre geçmesine karşın, sonuçlar idare tarafından tebliğ edilmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Fakülteler arasında yaşanan farklılıklar, fakülte yönetimlerinin hukuksuz ve keyfi davrandığının göstergesi midir? Nasıl olur da aynı eyleme katılan ve farklı fakültelerde okuyan öğrencilere farklı uygulamalar söz konusu olabilir? &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;2. Nasıl olur da anayasal bir hak olan basın açıklamasına katılma hakkını kullanmak (hem de hiçbir uyarıya ve olaya mahal vermeden) bir soruşturmaya konu edilebilir? &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;3. Nasıl olur da kendini bilim insanı olarak nitelendiren kimseler, kendi haklı ve meşru taleplerini demokratik yollardan yükselten öğrencilere bu soruşturmaları uygular ve cezaları verebilir, bu öğrencilerin gelecekleri ile bu kadar kolay oynayabilir? &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;7/7450 GK110&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-3570808214614747463?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/3570808214614747463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/ufuk-urasn-huseyin-celike-250309.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/3570808214614747463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/3570808214614747463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/ufuk-urasn-huseyin-celike-250309.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Hüseyin Çelik&apos;e 25.03.09 Tarihinde Verdiği Soru Önergesi&apos;ne Gelen Yanıt'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-5936917241107526516</id><published>2009-07-28T17:54:00.007+03:00</published><updated>2009-07-28T18:08:52.474+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi Yanıtları'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Nimet Çubukçu'ya 05.06.09 Tarihinde Verdiği Soru Önergesi'ne Gelen Yanıt</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;Soru Önergesi için&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;a href="http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-urasn-nimet-cubukcuya-verdigi-soru.html"&gt;&lt;strong&gt;tıklayın&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;T.C.&lt;br /&gt;MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI&lt;br /&gt;Strateji Geliştirme Başkanlığı &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;Sayı :B.08.0.SGB.0.03.06.03-11/4049 21/07/2009&lt;br /&gt;Konu :Soru Önergesi &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;İlgi :17.06.2009 tarihli ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-14016 sayılı yazı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili Sayın Ufuk URAS’ın, ‘‘Okul çeşitliliğinin azaltılmasındaki bazı uygulamalara ilişkin ’’ İlgi yazı eki 7/8420 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaöğretimde okul çeşitliliği yerine program çeşitliliğini esas alan bir yapıya geçilmesi çalışmaları çerçevesinde; 04.12.2008 tarihli ve 2008/81 numaralı Genelge ile sistem içerisinde yer alan 79 okul çeşidi 15’e indirilmiştir. Bu kapsamda Anadolu liselerinin meslek liselerine dönüştürülmesi gibi bir durum söz konusu değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan, aynı çalışma kapsamında Anadolu güzel sanatlar liseleri ile spor liseleri, 2009-2010 eğitim-öğretim yılından itibaren kademeli olarak uygulanmak üzere ‘‘ Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi’’ adı altında birleştirilmiştir. 16.06.2009 tarihli ve 27260sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri Yönetmeliği’nde de yer aldığı üzere , bu okullar Anadolu Lisesi statüsündedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgilerinize arz ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nimet ÇUBUKÇU&lt;br /&gt;Milli Eğitim Bakanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAĞITIM: &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;Gereği: TBMM Başkanlığına, &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bilgi: Başbakanlığa &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-5936917241107526516?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/5936917241107526516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/ufuk-urasn-nimet-cubukcuya-050609.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5936917241107526516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5936917241107526516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/ufuk-urasn-nimet-cubukcuya-050609.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Nimet Çubukçu&apos;ya 05.06.09 Tarihinde Verdiği Soru Önergesi&apos;ne Gelen Yanıt'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-6907485618258043847</id><published>2009-07-06T18:41:00.003+03:00</published><updated>2009-07-09T00:58:29.089+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><title type='text'>Yeni Harman Dergisi Temmuz 2009-131. Sayı Röportajı</title><content type='html'>UFUK URAS AÇTI AĞZINI YUMDU GÖZÜNÜ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ufuk Uras, ÖDP’de liderlik mücadelesi verdiği ‘eski arkadaşlarına’ bu sözlerle çattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sancılı bir sürecin sonunda seçime giden ÖDP’de yeni bir dönem başlıyor. Bilindiği gibi, bağımsız aday olarak girdiği genel seçimlerden başarıyla çıkan ÖDP’nin eski genel başkanı Ufuk Uras, bir süredir parti içi mücadeleyle boğuşuyordu. ÖDP’nin ana bileşenlerinden “Dev-Yol” çizgisi ile sert tartışmalara giren Uras, son parti kongresinde kaybedince ÖDP ile yollarını ayırma kararı aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; YeniHarman dergisi bu ay piyasaya çıkan sayısında, tartışmanın taraflarına mikrofonu uzatıp ÖDP ve Türk solunun geleceğini masaya yatırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıldığı partisini yine sert sözlerle eleştiren Uras özetle şunları söyledi:&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;‘LİBERAL DEĞİLİM’&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim hayatım liberalizmle mücadele ile geçti. Kitaplarıma bakın göreceksiniz. Bakın Sol’da genellikle bir ayrışma olduktan sonra o ayrışma bir şekilde teorize edilir. Bu hep böyledir. Bir şekilde kendinin daha solcu olduğunu anlatırsın. Bu insan psikolojisi. Kendinizin daha değerli olduğunu anlatmanız için başkasının ne kadar değersiz olduğunu söylemeye başlamanıza gerek yok. Bizde herkes başkasını tarif etmeyi nedense çok seviyor. Bir tür gölge boksu. Liberallik asla kafamızdan geçmeyen bir şey. Özgürlükçü perspektifle liberal perspektif arasında temel bir fark var. Liberalizm var olan egemenlik ilişkilerini veri alır onun içinde bir serbestiyi savunur. Özgürlükçülük ise var olan egemenlik ilişkilerini aşmak anlamında devrimcidir. Bizdeki, doğru ifade etmek istersek, tek problem siyaset birilerinin icazetinden mi geçecek meselesidir. Bir tarihsel buluşma için oy birliği ile karar almışız sonra birileri demiş ki ya sizin bu karar yanlış demiş vazgeçirmiş. Şimdi bu kadar uzaktan kumandalı siyaset olmaz. Davul birinde tokmak birinde olmaz. Ruhani liderlik cismani liderlik olmaz. Bizde siyasetin papazları var. Esas mesele bu. Tarihi buluşma kararının altında Sevgili Alper Taş’ın da imzası var. Sonra bakıyorsun olmuyor. İki yıldır zaman kaybediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;‘ASIL DEV-YOL BİZİMLE BİRLİKTE’&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii. Basında ki paparazzilerden bir tanesi de o çizgi. Özgürlükçü solcular bir tarafta Dev- Yolcular bir tarafta. Böyle bir şey yok. Devrimci Yol’u Devrimci Yol yapan ana damar bizimle birlikte davranıyor. Meclis’te basın toplantısı yaparken bir tarafımda Fatsa’nın eski Devrimci Yol sorumlusu bir yanımda Karadeniz sorumlusu vardı. Anadolu’ya bakın devrimci damar bizimle birlikte hareket ediyor çünkü devrimci değerlerin şahsileştirilemeyeceğini ve güncellenmesi gerektiğini düşünüyor. O yüzden sol kamuoyunda gördüğünüz o ayrışmalar falan hepten palavradır. Daha geçen hafta bütün Fatsa örgütü 378 üyesi ile birlikte bizim yanımıza geçti. Terzi Fikri’nin oğlu, eşi, torunu bütün Dev-Yol kadroları hepsi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;‘ABDESTİMDEN ŞÜPHE ETMİYORUM’&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piyasa ideolojisinin egemenlik ilişkilerini eşitler arası bir ilişki gibi gösterdiği için ne kadar ideolojik bir şey olduğunu ben ‘İdeolojilerin Sonu’ kitabımda satır, satır anlatıyorum. Ama okumuyorlar. Senin için bir tarif yapıyorlar. Bunu biz ÖDP’yi ilk kurduğumuzda Doğu Perinçek ve Aydınlık çevresi yaptı. Bizi AB’ci ve liberal ilan etti. Bugün duyduğunuz her laf onun tekrarıdır. Tekrar ederek daha solcu olunmuyor. Hayatın içinde yokuz. Sendikal alanda güçlü değiliz. Bir yengeç sepetinde birbirimizle mücadele ediyoruz. Ben artık bunlara yetişemiyorum. Ben abdestimden şüphe etmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;‘ERGENEKON’LA BİZ MÜCADELE EDERİZ’&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon Örgütlenmesi denilen bu faaliyet açılan kuyularda çıkan kemiklerle, cephanelerle ortaya çıktı zaten. Bakın Ergenekon’un üzerine sadece bu örgütten mağdur olan solcular ve devrimciler gidebilir. Biz niye bunu AKP’ye bırakalım ki? Ben her yerde söylüyorum, karşısındaki Ergenekon diyenlere üç gün önce Mehmet Ağar davasına gittik orada da kimse yok. Solun bitkisel hayatı ve refleks vermeme durumu, o kadar facia bir durum yok. Bizim hayatımız Mehmet Ağar ve Çiller’i kovalamakla geçti. Dava önümüze geliyor bakıyoruz kimse yok. Ergenekon’a bahane ona bahane buna bahane. Bahanelerin ötesinde bir atalet var. Efem Çukur Köylüleri altın madenine karşı dava açmışlar Kanada şirketine karşı. Ya emperyalizm, kapitalizm diyorsunuz. İşte buna karşı çıkmak o köylülerin yanında olmaktan geçiyor. Yoklar ama. Nereye gitsem yalnızız. Slogan solculuğu bu. Hiçbir hakikati yok. Bütün o lafların karşılığı sokakta bizi bekliyor nereye gitsek emekçiler, mazlumlar yalnız başına. Ergenekon’da böyle. Biz Meclis’te en hayırlı işlerden birini yaptık bence. Bütün darbeleri araştıralım diye. AKP’yi de CHP’yi de teşhir ettik böylece. DTP olmasa gerekli imza sayısına ulaşamıyorduk. Böyle faaliyet halinde bir sol olsa neler olurdu. Kamuoyunda inandırıcılığımız sarsılıyor. Bütün dert kirli ilişkilerin açığa çıkarılması. Bu dava çıkarır mı? Kendi başına bir düzenin harakiri yapması mümkün mü? Ama bulunacak her bulgu çok değerli. Bizim bu bulguları kendi başımıza derinleştirmemiz lazım. Davaya endekslemeden açacağımız kampanyalarla ne bileyim ‘Biz de kuyuları açıyoruz’ dan tutun da Uğur Kaymaz davasına kadar fikri takipte ve yakın bir mücadele içinde olmak gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;‘ALBAYLARIN YARGILANMASI NEDEN CHP’Yİ RAHATSIZ EDİYOR?’&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasaya karşı çıkıp geçici 15. Madde’yi değiştirelim demek ne kadar inandırıcı. AKP ile bir maç yapıyorlar. Pinpon siyaseti. Bizim yine bunlardan bağımsız olarak bunu sorgulamamız lazım. Ama CHP’nin açılım dediği hikâyeler biraz Baykal’ın zihni zikzakları. Mesele şu sivil yargı meselesinde hemen orda pozisyon değiştiriyor. Denizanası gibi tutamıyorsun elinde. Niye bu kadar albayların yargılanması CHP’yi rahatsız ediyor anlamak mümkün değil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-6907485618258043847?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/6907485618258043847/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/yeni-harman-dergisi-roportaj.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6907485618258043847'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/6907485618258043847'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/yeni-harman-dergisi-roportaj.html' title='Yeni Harman Dergisi Temmuz 2009-131. Sayı Röportajı'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-5102472578428341381</id><published>2009-07-05T22:55:00.000+03:00</published><updated>2009-07-05T22:57:09.099+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Devrimciler Değil, Darbeciler Yargılansın</title><content type='html'>Video için başlığa tıklayınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-5102472578428341381?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://video.turk.net/video/izle/16920/Yasa-disi-Dev-Yol-orgutu-davasi-Yargitay-da---ANKARA/' title='Devrimciler Değil, Darbeciler Yargılansın'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/5102472578428341381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/devrimciler-degil-darbeciler-yarglansn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5102472578428341381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5102472578428341381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/devrimciler-degil-darbeciler-yarglansn.html' title='Devrimciler Değil, Darbeciler Yargılansın'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-4726058018362369703</id><published>2009-07-05T22:42:00.000+03:00</published><updated>2009-07-05T22:43:16.710+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Hrant İçin İnsan Zinciri</title><content type='html'>Video için başlığa tıklayınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-4726058018362369703?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://video.ntvmsnbc.com/Default.aspx?QueryStringValue=58585858585845337330297572776530536430863533306530536430333033456551626714401180343980748072' title='Hrant İçin İnsan Zinciri'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/4726058018362369703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/hrant-icin-insan-zinciri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4726058018362369703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4726058018362369703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/hrant-icin-insan-zinciri.html' title='Hrant İçin İnsan Zinciri'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-2421852785023301281</id><published>2009-07-02T21:51:00.000+03:00</published><updated>2009-07-02T21:53:10.372+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aylık Faaliyet Raporu'/><title type='text'>Ufuk Uras’ın Haziran Ayı Faaliyet Raporu</title><content type='html'>Ufuk Uras Haziran Ayında; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1.6 günü; Deri-İş Sendikası Başkanı ve yönetimi ile görüşmüştür. Tarık Ziya Ekinci ve Nihat Sargın ile görüşmüştür. Petrol-İş Başkanı ve yönetim ile görüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.6 günü; Turnusol’a yazı yazmıştır. Munise Aren ile görüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.6 günü; Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç ve beraberindeki heyetle görüşmüştür. Bandırma körfezindeki kirlenme nedeniyle, Çevre Bakanına Çevre günü dolayısıyla sözlü soru sormuştur. Çevre Komisyonu Başkanı Haluk Özdalga ile görüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.6:günü; Beşiktaş Mahkemesi’nde Çocuk tutukluların davasına ve basın açıklamasına katılmıştır. Emekli-Sen’i Taksim’de ziyaret edip, sendikaya üye olmuştur. Ahmet Türk ve DTP heyetiyle görüşmüştür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6.6 günü; Adana’da basın toplantısı yapmıştır. Adana Eğitim-Sen’i ziyaret, yürüyüş ve basın açıklamasına katılmıştır. “Birlikte Başarabiliriz” toplantısına ve Adana TV’de programa katılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.6 günü; SHP Kongresine katılmıştır. Fındıklı Dereleri Platformu paneline katılmıştır. Mehmet Bekaroğlu ile görüşmüştür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9.6 günü; Ziyarete gelen Dev-Lis’lilerle görüşmüş, üniversite sınavları üstüne birlikte basın açıklaması yapmıştır. Venezuella Büyükelçiliğinde resepsiyona katılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10.6 günü; Nüfus ve Kalkınma Grubu’na katılmıştır. Nüfus ve Sürdürülebilir Ekonomik Kalkınma Grubu Başkanlığı’nı üstlenmiştir. Kamusal alanda dumansız hava toplantısına katılmıştır. Meclis Başkanı plaket vermiştir. Mithat Sancar ve Sezgin Tanrıkulu ile görüşmüştür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11.6 günü; Ziyaret eden İstanbul Dişhekimleri Odası Başkanı ve Yönetim Kuruluyla görüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12.6 günü; Birleşik Metal İş Başkanı ve yönetim kurulu ile görüşmüştür. Sodev yemeğine katılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15.6 günü; Ziyarete gelen Tekstil-İş Başkanı ile görüşmüştür. SKY-Türk’de programa katılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.6 günü; Kanal A'da haber programına katılmıştır. Ziyarete gelen ATV- Sabah grevcileriyle görüşmüş, hediye ettikleri grev önlüğü almıştır. Turan Eser ve Turgut Öker'le ögrüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17.6 günü; Mecliste basın toplantısıyla istifalarını ve Özgürlükçü Sol Hareketin deklerasyonunu arkadaşlarla birlikte ilan etmişlerdir. TV 24, TNT, TRT ve Haber-Türk'e görüş vermiştir. Partiye ve Meclis Başkanlığı’na istifa dilekçelerini yollamıştır. Bianet'le söyleşi yapmıştır. Mülkiyelilerde toplantıya katılmıştır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;18.6 günü; 15-16 Haziranla ilgili gündem dışı konuşma yapmıştır. Cem Tv ile görüşmüştür. Ziyarete gelen İspanya Bask Partisi yöneticileriyle görüşmüştür. TRT'nin, NATO üzerine çekimine katılmıştır. Newsweek'le görüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19.6 günü; Star TV'yle görüşmüştür. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile havaalanında görüşmüştür. Venezüela Büyük Elçisiyle Amsterdam’daki Bolivarcı devrim ile dayanışma toplantısına katılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21.6 günü; Parlamentolararası Venezuela Dostluk Grup Başkanvekili olarak kapanış konuşması yapmıştır. Hollanda’daki devrimcilerin pikniğine katılmıştır. Pandora dergisi'ne söyleşi vermiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;22.6 günü; Cumhurbaşkanı danışmanı ile Chavez’in Türkiye’ye davet işini görüşmüştür.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;23.6 günü; Çankaya Dergisi ile görüşmüştür. Fransız Büyükelçiliği’ndeki resepsiyonda gazetecilerle sohbet etmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;24.6 günü; Danıştay’da Efemçukuru köylülerinin altın madeni şirketine karşı açtıkları davaya katılmıştır. Mecliste basın açıklaması yapmış, Habertürk’le canlı yayına katılmıştır. Akşam gazetesine röportaj vermiştir. Meclis çalışanları ile dönem sonu yemeğine katılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25.6 günü; Nüfus ve Kalkınma Grubu toplantısına katılmıştır. Yargıtay’da Dev-Yol davasına katılmıştır. (“Devrimci Yol’un söylendiği gibi salt bir dergi çevresi olmayıp, siyasi bir devrimci halk hareketi olduğunu ve bu devrimci değerlerin günümüze de ışık tuttuğunu” televizyonlara ifade etmiştir) 32. Gün programında asker-siyaset ilişkisini tartışmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26.6 günü; Beşiktaş’ta, aralarında Tekstil- İş Başkanı’nın da bulunduğu ESP davasına katılmıştır. Nedim Şener’in Hrant’ın kitabı ile ilgili açılan davasına katılmıştır. Tümtis Başkanı ve yönetim kurulu ile görüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27.6 günü; Koordinasyon toplantısı katılmıştır. Divriği Dergisi ile söyleşi yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28.6 günü; Divriği pilav gününde konuşma yapmıştır. TTB Başkanı Gençay Gürsoy ve Disk Başkanı Süleyman Çelebi ile görüşmüştür. Alper Taş’a başarılar dilemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29.6 günü; Yeni Harman ile söyleşi yapmıştır. Hava-İş Sendikası’nın yayınlarının Meclise girişinin engellenmesi üstüne soru önergesi vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30.6 günü; Haber-Türk’de Balçiçek Pamir’in konuğu olmuştur. (Kamudaki engellilerle ilgili kadro kullanımı konusunda soru önergesine Bakandan yanıt geldi. 41 bin kadro boş duruyormuş.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-2421852785023301281?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/2421852785023301281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/ufuk-urasn-haziran-ay-faaliyet-raporu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2421852785023301281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/2421852785023301281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/07/ufuk-urasn-haziran-ay-faaliyet-raporu.html' title='Ufuk Uras’ın Haziran Ayı Faaliyet Raporu'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-8035041090496877951</id><published>2009-06-30T15:35:00.000+03:00</published><updated>2009-06-30T15:37:48.971+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>Alevi Toplumunun Talepleri Kabul Edilmelidir</title><content type='html'>16 yıl önce, 2 Temmuz 1993’de Sivas’ta 35 canımızı kaybettik. Bu acı olayın yıldönümü vesilesiyle, yitirdiğimiz insanları bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyoruz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;O gün Madımak Oteli’nde yakılan insanlar bu ülkenin aydınları, onuruydu. 2 Temmuz bir linçtir, katliamdır. Yıllardır “din elden gidiyor” diyerek gericiliği, “Türkiye bölünüyor” diyerek milliyetçiliği körükleyenler, Malatya’da, Maraş’ta, Çorum’da ve Sivas’ta nice canlarımızı gözlerini kırpmadan katletmişlerdir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yine bu vesileyle bir kez daha bir gerçeğin altını çizmek istiyoruz. Yıllardan bu yana Alevi sorunu ve  gerçeği toplumun gözü önünde duruyor ve çözüm bekliyor. Alevi gerçeğini anlama ve bu toplumunun yaşadığı sorunlara çözüm bulma zamanı geçmektedir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bugüne kadar siyasi iktidarların izledikleri politikalar, çözümden değil, sorunun devamından yana olunduğunu gösterdi. Alevileri ve taleplerini yok sayan tutum ve yaklaşımlar sürdürüldü. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şimdi Alevi toplumunun taleplerini dikkate alıyormuş gibi davranan AKP Hükümeti’nin de;  her zaman Alevilere oy deposu gözüyle bakan CHP’nin de, bu yurttaşlarımızın sorunlarına sahici çözümler geliştirme iradesine sahip olmadığı ortada.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Oysa atılması gereken ilk adımlar bellidir:&lt;br /&gt;- Alevilere yönelik ayrımcılık ve haksızlıklara son verilmeli, &lt;br /&gt;- Zorunlu din dersleri uygulamasına son verilmeli,&lt;br /&gt;- Varlığı ve uygulamalarıyla bir mezhebin kuruluşu gibi çalışan Diyanet İşleri &lt;br /&gt;  Başkanlığı’nın bu durumuna son verilmeli,&lt;br /&gt;- Alevi köylerine cami yapılmasından vazgeçilmeli,&lt;br /&gt;- Cem evlerine ibadethane statüsü verilmeli,&lt;br /&gt;- Hacı Bektaş Veli Dergâhı ve diğer Alevi dergâhlarının yönetimleri Alevi &lt;br /&gt;  örgütlerine bırakılmalı,&lt;br /&gt;- Ders kitaplarından Alevilere yönelik aşağılayıcı ifadeler çıkartılmalı, Aleviliği &lt;br /&gt;  anlatan bir içerik kazandırılmalı,&lt;br /&gt;- Hükümet sorunun çözümünde Alevi toplumunun örgütlerini muhatap kabul etmeli,&lt;br /&gt;- Ve 2 Temmuz’un yıldönümünde Madımak müze ilan edilmelidir. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Alevi sorunu, AKP Hükümeti için bir turnusol kâğıdıdır. Soruna yeterli duyarlılık gösterilmezse, “Aleviler, Sivas’ta yakılırsınız, Gazi’de kurşunlanırsınız, toplumda aşağılanırsınız, devlet görevinde üst düzeyde çalışamazsınız, ramazan orucu tutmuyorsunuz diye dayak yersiniz, ‘mum söndü’ iftiralarına maruz kalırsınız, çocuklarınız zorunlu din dersleri ile asimilasyona tabii tutulur, vergileriniz size saldırı ve iftira olarak geri döner” sözleri gerçekliğini sürdürecektir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Siyaset ve demokrasi, yaratıcı olmakla mükelleftir. Eşit koşullarda birlikte yaşamayı gerçekleştirecek bir çözüm modeli, Cumhuriyet’in demokratikleşmesine dayanan eşit-özgür yurttaşlık hukuku ve sistemidir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Türkiye’de tarihten miras aldığımız çok dilli, çok dinli ve çok kültürlü toplum yapımızın bir gerilim ve çatışma değil, zenginlik ve güç kaynağı olarak görülmesi için, Anayasa başta olmak üzere tüm yasal düzenleme ve uygulamaların hızla demokratikleştirilmesinden başka bir seçeneğimiz yoktur.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;                                                                                     Ufuk URAS İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;30 Haziran 2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-8035041090496877951?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/8035041090496877951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/alevi-toplumunun-talepleri-kabul.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/8035041090496877951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/8035041090496877951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/alevi-toplumunun-talepleri-kabul.html' title='Alevi Toplumunun Talepleri Kabul Edilmelidir'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-3654804325936734340</id><published>2009-06-30T12:51:00.001+03:00</published><updated>2009-06-30T12:52:38.487+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duyuru'/><title type='text'>Ufuk Uras, Balçiçek Pamir'in Konuğu</title><content type='html'>Ufuk URAS  bugün (30.06.2009 Salı ) Haber Türk Tv'de saat  17:00 ile 18:00 arasında "Söz Sende" programında Balçiçek PAMİR'in konuğu olacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-3654804325936734340?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/3654804325936734340/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-uras-balcicek-pamirin-konugu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/3654804325936734340'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/3654804325936734340'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-uras-balcicek-pamirin-konugu.html' title='Ufuk Uras, Balçiçek Pamir&apos;in Konuğu'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-7834040894884676534</id><published>2009-06-29T19:02:00.001+03:00</published><updated>2009-06-29T19:04:50.224+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Köksal Toptan'a Verdiği Soru Önergesi</title><content type='html'>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorularımın TBMM Başkanı Sayın Köksal TOPTAN tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını  saygılarımla  arz ederim. 29.06.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;20 yıldan beri TBMM’de dağıtılmakta olan Hava İş Sendikası’nın aylık yayın organı  Hava–İş Dergisi Mart-Nisan sayısı gerekli prosedürü izlemesine rağmen dağıtılmayarak  iade edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden iade edildiğine dair de bilgi alınamamıştır. Bu çerçevede;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1- Milletvekillerine gelen yayınların bir kısmının dağıtılması, bir kısmının kendilerine ulaşmadan iade edilmesi TBMM içinde bir tür sansür uygulaması anlamına gelmez mi?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;2- Milletvekillerine gönderilen, ancak kendilerine ulaştırılmadan iade edilen başka yayınlar var mıdır? Varsa hangileridir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Milletvekillerine gelen yayınların okunup okunmaması tercihinin kendilerine bırakılması daha uygun değil midir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-7834040894884676534?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/7834040894884676534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-urasn-koksal-toptana-verdigi-soru.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7834040894884676534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/7834040894884676534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-urasn-koksal-toptana-verdigi-soru.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Köksal Toptan&apos;a Verdiği Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-5205982307826980067</id><published>2009-06-29T19:01:00.000+03:00</published><updated>2009-06-29T19:02:49.424+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><title type='text'>Çelik-çomak solculuğuyla bir yere varılamaz...</title><content type='html'>Akşam gazetesi söyleşisi için başlığı tıklayın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-5205982307826980067?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.aksam.com.tr/2009/06/28/haber/pazar/273/celik_comak_solculuguyla_bir_yere_varilamaz.html' title='Çelik-çomak solculuğuyla bir yere varılamaz...'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/5205982307826980067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/celik-comak-solculuguyla-bir-yere.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5205982307826980067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5205982307826980067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/celik-comak-solculuguyla-bir-yere.html' title='Çelik-çomak solculuğuyla bir yere varılamaz...'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-1814811149950478629</id><published>2009-06-26T12:01:00.003+03:00</published><updated>2009-06-26T12:05:25.005+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><title type='text'>Darbecilerin yargılanması yerine devrimcilerin yargılanması kabul edilemez bir şey</title><content type='html'>Ufuk Uras, duruşmadan ayrılırken gazetecilere yaptığı açıklamada, Anayasa'nın geçici 15. maddesine ilişkin değişiklikle ilgili neredeyse mutabakata varılacağını belirterek, "bunun tartışıldığı bu günde, darbecilerin yargılanması yerine devrimcilerin yargılanması kabul edilemez bir şey" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davanın başlangıcından bu yana 30 yıl geçtiğini, yargılananların bazılarının hayatını kaybettiğini söyleyen Uras, "bizim bugün darbecilerin yargılamamız lazım" diye konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-1814811149950478629?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.cnnturk.com/2009/turkiye/06/25/27.yillik.davada.karar.9.temmuza.kaldi/532406.0/index.html' title='Darbecilerin yargılanması yerine devrimcilerin yargılanması kabul edilemez bir şey'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/1814811149950478629/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/darbecilerin-yarglanmas-yerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1814811149950478629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1814811149950478629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/darbecilerin-yarglanmas-yerine.html' title='Darbecilerin yargılanması yerine devrimcilerin yargılanması kabul edilemez bir şey'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-5550059718254356241</id><published>2009-06-19T23:49:00.000+03:00</published><updated>2009-06-19T23:50:51.163+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><title type='text'>Ufuk Uras: Chavez'i Türkiye'ye davet edeceğim...</title><content type='html'>Devamı için başlığı &lt;a href="http://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=4794&amp;pid=44&amp;haber=Uras:%20Chavez"&gt;tıklayın&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-5550059718254356241?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=4794&amp;pid=44&amp;haber=Uras:%20Chavez' title='Ufuk Uras: Chavez&apos;i Türkiye&apos;ye davet edeceğim...'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/5550059718254356241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-uras-chavezi-turkiyeye-davet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5550059718254356241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5550059718254356241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-uras-chavezi-turkiyeye-davet.html' title='Ufuk Uras: Chavez&apos;i Türkiye&apos;ye davet edeceğim...'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-30831433843534285</id><published>2009-06-18T20:36:00.001+03:00</published><updated>2009-06-18T20:55:23.512+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Meclis Konuşması'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın TBMM Genel Kurulunda Gündem Dışı Yaptığı 15-16 Haziran İşçi Direnişinin Yıl Dönümü Hakkında Konuşma</title><content type='html'>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde  15-16    Haziran İşçi Direnişinin Yıl Dönümü Nedeniyle Gündem Dışı Yaptığım Konuşma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Haziran 2009 Perşembe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Başkan, değerli vekiller; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15-16 Haziran işçi direnişinin yıl dönümü nedeniyle konuşmak istedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günlerde işçiler sosyal, sendikal ve ekonomik haklarına sahip çıkmak amacıyla sokağa döküldüler. Haklıydılar çünkü sendika hakkı olmayan, sosyal hakları budanan insanlar çağ dışı koşullarda daha fazla çalışmak istemiyordu. Tepkilerini ve taleplerini sokakta gösterilerle dile getirdiler. Aradan otuz dokuz yıl geçti, bugün Türkiye’de hâlen sendikal hak ve özgürlüklerin yetersizliği, var olan yasaların engelleyici özellikleri tartışılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın değerli milletvekilleri, Türkiye bir süre önce Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Aplikasyon Komitesinin sendikal haklar konusunda sakıncalı ülkeler listesine girdi. Aplikasyon Komitesi ILO’nun 87 sayılı Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi’ne ilişkin ihlaller gerekçesiyle gündeme aldığı Türkiye’yle ilgili görüşmelerin ardından bir sonuç raporu açıkladı. Raporda sendikacıların örgütlenme ve ifade özgürlüğünün, temel özgürlüklere saygının, örgütlenme özgürlüğünü kullanmanın temel şartı olduğu vurgulandı. Komite, gerekli düzenlemelerin vakit geçirmeksizin gerçekleştirilmesini, yasaların ve uygulamaların ILO sözleşmelerine uyumlu hâle getirilmesini istedi. Komite, Hükûmetten sözleşmelerin uygulanması için gerekli olan anayasal değişiklikleri de hızlı bir şekilde gerçekleştirmesini istedi. Peki, herhangi bir hareket var mı? Yok. Peki, görünürde herhangi bir niyet var mı? O da yok. Türkiye, ILO toplantılarında Belarus, Kolombiya, Guatemala, Myanmar, Pakistan, Filipinler, Swaziland gibi son derece geri demokratik işleyişe sahip ülkelerle beraber tartışılıyor. Hükûmet Türkiye'nin bu durumda olmasına seyirci kalıyor. Neden? Çünkü konu çalışanların, işçilerin hakları olduğunda Hükûmetin gözü kapanıyor, kulakları duymaz oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ILO organlarının ve pek çok uluslararası kurumun belirttiği gibi, Türkiye’de sendika yasaları ILO sözleşmeleriyle uyum içinde değildir. Temel sendikal hak ve özgürlükler yoğun baskılar altındadır. Geçtiğimiz iki yıl içinde Hükûmet sürekli olarak Sendikalar Yasası’nda reform yapılacağına dair sözler verdi ama sözünü tutmadı. Hükûmet gerekli yasal düzenlemeleri yapmamayı ısrarla sürdürüyor. Üstelik yasa tasarısının son hâli de ILO kriterlerine uygun değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002 yılından bu yana Hükûmet, Anayasa ve sendikal yasalarda yer alan sendika ve emek karşıtı hükümlere dokunmuyor. Bunları olumlu yönde değiştirmek bir yana, geri adımlar atıyor. Yasal değişikliklerin yapılmaması nedeniyle DİSK ve FERPA üyesi Emekli-Sen hakkında kapatma kararı veriliyor, Öğrenci Gençlik Sendikası Genç-Sen hakkında kapatma davası sürüyor, Uluslararası Çiftçi Örgütü -Via Campesina- üyesi Çiftçi-Sen mahkeme kararıyla kapatılıyor. Geçtiğimiz haftalarda KESK genel merkezi jandarma tarafından aranıyor, aralarında yöneticilerin de bulunduğu KESK’ler tutuklanıyor. Tekstil-Sen’in davası sürüyor. Emekli-Sen kapatılmak isteniyor. Yüzlerce işçi, sendika çalışmaları nedeniyle işten atılıyor. Hükûmet, tüm bunlara seyirci kalmayı sürdürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, Türkiye, sendikal haklarda temel uluslararası insan haklarının çok uzağındadır. Ama iş bununla da bitmiyor. Hükûmetin bu konudaki sabıkası kabarık. Avrupa Birliği müktesebatının üstlenmesine ilişkin Türkiye Ulusal Programı Taslağı’na hiç göz attınız mı? Durum burada vahimin de ötesindedir. AKP yeni Ulusal Program Taslağı’nda da makyajla yetiniyor, oyalamaya devam ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi, Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son fıkrası, onaylanmış uluslararası insan hakları sözleşmelerinin iç hukuktan üstün olduğunu saptıyor. Bu nedenle, bu sözleşmelere aykırı ulusal yasaların uygulanmasında uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle bu konudaki içtihat esas alınmak zorundadır. Ancak bu, sadece sanıldığı gibi yargının da sorunu değildir. Anayasanın bu kuralı yürütmeyi de bağlıyor. Oysa Hükûmet, uluslararası insan hakları hukukunu değil bu hukuka aykırılık taşıyan ulusal yasaları esas alıyor. İşte, sendikal haklar bunun en açık örneğidir. Kamu çalışanlarının sendikal haklarının tanınmaması, grev erteleme ve yasakları, emeklilerin ve öğrencilerin sendikalaşmasının engellenmesi örnekleri ortadadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi Ulusal Program, AB mevzuatının ülke içi hukukuna hangi sürede ve hangi yasal araçlar kullanılarak aktarılacağını gösteren belgedir. Ulusal Program, aday ülkenin hükûmeti açısından bir niyet ve irade beyanıdır. Bu açıdan da ele alındığında, Türkiye’nin son Ulusal Program Taslağı’nda AB sürecinde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En uyumsuz alan olan sendikal haklar son derece sınırlı şekilde yer alıyor. Ulusal Program Taslağı’na biraz dikkatle baktığımızda sendikal hak ve özgürlüklerde anlamlı hiçbir ilerlemenin olmadığı görülüyor. Taslağın en kritik bölümü olan “Siyasal Kriterler” başlığı altında sendikal haklara üç, dört satır ayrılmış ve oldukça düşük profille yer verilmiş durumda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15-16 Haziran işçi direnişinden otuz dokuz yıl sonra hâlâ aynı konuları tartışıyoruz. Ülkeyi yönetenlerin, ücretli çalışanlar, işçiler, emekçiler, sendikalara bakışları onca yıl geçmesine rağmen değişmemiş, 70’lerdeki zihniyet neyse 2009’lardaki zihniyet de bu konuda aynen sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükûmete soruyoruz: Bu iddialar doğru değilse sendikal alanda AB’ye uyum sürecinde ve ILO sözleşmelerine uyum hakkında ne yaptınız, ne yapacaksınız, en önemlisi ne zaman yapacaksınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk URAS İstanbul Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-30831433843534285?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/30831433843534285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-urasn-tbmm-genel-kurulunda-gundem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/30831433843534285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/30831433843534285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-urasn-tbmm-genel-kurulunda-gundem.html' title='Ufuk Uras&apos;ın TBMM Genel Kurulunda Gündem Dışı Yaptığı 15-16 Haziran İşçi Direnişinin Yıl Dönümü Hakkında Konuşma'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-5035581759542533218</id><published>2009-06-17T23:58:00.001+03:00</published><updated>2009-06-18T00:03:28.888+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><title type='text'>Ufuk Uras: ÖDP'den Daha Geniş Bir Hareket Gerek!</title><content type='html'>BİANET söyleşisi için başlığı tıklayın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-5035581759542533218?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.bianet.org/bianet/siyaset/115280-ufuk-uras-odpden-daha-genis-bir-hareket-gerek' title='Ufuk Uras: ÖDP&apos;den Daha Geniş Bir Hareket Gerek!'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/5035581759542533218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-uras-odpden-daha-genis-bir-hareket.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5035581759542533218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5035581759542533218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-uras-odpden-daha-genis-bir-hareket.html' title='Ufuk Uras: ÖDP&apos;den Daha Geniş Bir Hareket Gerek!'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-1554033703793535805</id><published>2009-06-17T13:38:00.000+03:00</published><updated>2009-06-17T13:39:30.053+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basın Açıklaması'/><title type='text'>ÖDP’den Özgürlükçü Solcularla birlikte istifa ediyoruz...</title><content type='html'>Değerli Basın Mensupları, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solu büyütme, yenileme ve gerçek bir seçenek haline getirme hedefinden sıkça söz ettiğimiz 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinin üzerinden yaklaşık iki yıl geçti. Mevcut partilerde aradıklarını bulamayan yurttaşların arayışları bu süre boyunca durmadı. Biliyoruz ki, mevcutlar umut verseydi, böyle bir arayış olmazdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arayış sürüyor, çünkü Türkiye Solu, bugün yaşanmakta olan sorunları demokrasi, eşitlik, özgürlük, adalet ve emekten yana bir seçenek oluşturarak aşma yönünde başarılı olamıyor. Kendini yenilemekte tutucu ve isteksiz davranıyor. Yaşamdan beslenen yeni fikir ve mücadele biçimlerini geliştiremiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de milyonlarca yurttaşımız için işe ve aşa ulaşmak çok zorlaştı. Çalışmak ve sendikalı olmak adeta bir ayrıcalık oldu. Sokaklar umutsuzca geleceğini arayan eğitimli gençlerle dolu. Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik hizmetleri bir yurttaşlık hakkı olmaktan çıkmak üzere. Sağın reçeteleri belli. Ama, solda alternatif yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt toplumunun meşru kültürel ve siyasal taleplerini kabul etmemek onbinlerin hayatına mal oldu. Çatışmada ısrar politikası bütün yaşamımızı esir aldı. Sağın tercihi buydu. Ama, solda demokratik bir çözümü gerçekleştirecek irade ve kararlılık sergilenmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laiklik, demokratik ve özgürlükçü bir muhteva kazanamadı. Farklı inançlara sahip yurttaşlar, ciddi bir güvensizlik içinde. Özellikle Alevi toplumunun kimliği, kültürü ve inancı eritilmek istenirken, haklı talepleri hep kulak arkası ediliyor. Sağın siyaseti, inanç ve kültür tercihi biliniyor. Ancak bu konuda samimiyetsizliği bir sol politika ambalajıyla sunma çizgisi de bir türlü sona ermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitimde, işyerinde, evde, mahallede, köyde, kentte kimi zaman kaba, kimi zaman inceltilmiş vahşet, baskı, şiddet ve sömürü ile karşı karşıya olan kadınların yükselen çığlığını siyasi iktidarlar duymuyor. Bu konuda toplumun önünü açmayan bir sol, adına layık olabilir mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte on yıllardır darbecilerin, sağ iktidarların ve statüko yanlısı siyasal güçlerin elinde oradan oraya savrulan, önemli sorunları demokratik ve çağdaş bir çözüme kavuşturulmamış bu ülkede bir seçenek arayışı da kaçınılmaz oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyoruz ki, sol, toplumun ve ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunları çözebilir, AKP’nin alternatifini yaratabilir. Bu acil bir ihtiyaç. Samimi ve inandırıcı bir siyaset ve güçlü bir sol merkez hayal değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığımız dünya ve ülke şartlarını anlamış, sözünü, eylemini yenilemiş bir solun ortaya çıkışı, çorak bir toprağın suyla buluşması gibidir. Böyle bir sol, statükonun siyasal denklemlerini bozacak ve umuda alan açacak; toprak suya, toplum sola kavuşacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlükçü Solcular olarak, solda böyle bir değişimin yaşanmasını istiyoruz. Düzenin bütün baskı, ezilme ve sömürülme biçimlerinin mağduru olan toplumsal kesimler ve canı yanan bütün yurttaşlarla kucaklaşmayı hedefleyen bir ‘Tarihsel Buluşma’nın aciliyetine işaret ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi, özgürlük, eşitlik, emek, adalet, barış gibi evrensel değerleri temel alan, asıl tercihini insani değerlerden ve demokratik katılımdan yana koyan, kendini bu doğrultuda ifade eden sol bir seçeneğin yaratılması fikrinde ısrar ediyoruz. ‘Tarihsel Buluşma’ için şimdi harekete geçmenin önemli bir sorumluluk olduğunu düşünüyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlükçü Solcular olarak bu amaç için yola koyulduk. Sol ve sosyalist hareketin bütün olumlu mirasının ve ÖDP’nin deneyimlerinin hakkını bu süreçte vereceğiz. Türkiye’nin bütün ezilen, sömürülen, baskı ve şiddet gören, kimliği, inancı ve kültürü kuşatılan toplumsal dinamikleriyle kucaklaşmak için üzerimize düşeni yapacağız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşimiz basit ve kolay değil. Ama yalnız olmadığımızı biliyoruz. Kendimize ve halka güveniyoruz. Siyasal parti, çevre, kişi ve toplumsal dinamiklerin ortaya koyduğu çabaların, yeni bir sol iradenin vücut bulacağı aynı havuza akması için çaba göstereceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçiler, işsizler, çiftçiler, emekliler, gençler ve kadınlarla buluşmak istiyoruz!&lt;br /&gt;Sosyalistler, demokratlar, ekolojistler, sosyal demokratlar, feministler buluşabilir diyoruz! &lt;br /&gt;Kürtlerin, Alevilerin, tüm düzen mağdurlarının kucaklaşmasıyla her şey aşılır, inanıyoruz! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laikliği savunmak için demokrasiden vazgeçmeyen, militarist-otoriter-vesayetçi anlayışa boyun eğmeyen; sosyal ve sendikal hakları olmazsa olmaz gören; insanların ihtiyaçlarının karşılanmasına değil, kara odaklanan kuralsız ekonomiye ve kayıt dışı üretime; işsizliğe, kadın ve çocuk emeği sömürüsüne; yoksulluğa, yolsuzluğa ve ekolojik tahribata seyirci kalmayan; kapitalizmi bir yazgı olarak kabul etmeyen; siyasal mücadele hattını demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış, adalet, emek, yaşanabilir bir ülke ve dünya gibi değerler üzerinden kurmayı benimseyen yurttaşları, siyasal çevreleri, düzen mağdurlarını birlikte hareket etmeye davet ediyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler, bu ihtiyacın bilincinde olarak bir dizi çabanın içinde olduk. Ne var ki, uzun yıllardır bir arada olduğumuz, omuz omuza mücadele ettiğimiz birçok arkadaşımızla çözüm önerilerinde ortaklaşamadık. Bu durum ÖDP’yi iki farklı tespit ve çözüm önerisi etrafında ikiye bölünmüş bir hale getirdi. Bu tablonun çözüm üretmekten uzak olduğunu görerek, parti içi iktidar yarışını devam ettirmek yerine, sona erdirmeyi tercih ettik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu amaçla, tek tek yapıları aşan bir ‘Tarihsel Buluşma’ için, kuruluşundan bu yana içinde mücadele yürüttüğümüz ÖDP’den; parti kuruculuğu, çeşitli dönemlerde il ve ilçe yöneticiliği, Parti Meclisi, Merkez Yürütme ve Disiplin Kurulu üyeliği yapmış olan Özgürlükçü Solcularla birlikte istifa ediyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solu yenilemek, büyütmek, güçlü ve etkin bir merkez oluşturmak hedefine doğru yürüyoruz. Yolumuz açık olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte başarabiliriz! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk Uras&lt;br /&gt;İstanbul Milletvekili&lt;br /&gt;17 Haziran 2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-1554033703793535805?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/1554033703793535805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/odpden-ozgurlukcu-solcularla-birlikte.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1554033703793535805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/1554033703793535805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/odpden-ozgurlukcu-solcularla-birlikte.html' title='ÖDP’den Özgürlükçü Solcularla birlikte istifa ediyoruz...'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-3350816395292569573</id><published>2009-06-08T01:17:00.001+03:00</published><updated>2009-06-08T01:21:54.208+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Önergesi'/><title type='text'>Ufuk Uras'ın Nimet Çubukçu'ya Verdiği Soru Önergesi</title><content type='html'>&lt;style type="text/css"&gt;  &lt;!--   @page { margin: 2cm }   P { margin-bottom: 0.21cm }  --&gt;  &lt;/style&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"&gt;TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA,&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Aşağıdaki sorumun Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet ÇUBUKÇU tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunu saygılarımla arz ederim. 05.06.2009&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Ufuk URAS İstanbul Milletvekili  &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Milli Eğitim Bakanlığı orta öğretimde okul çeşitliliğinin azaltılması amacıyla, 2009-2010 eğitim öğretim yılında 9. sınıflardan başlayarak kademeli olarak geçilmek üzere 2008/81 sayılı genelge çıkararak 79 olan okul çeşidini 15’e indirmiştir.  &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Bu çalışma kapsamında:&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;1- Çeşitli alanlardaki Anadolu Liseleri (Anadolu Öğretmen Liseleri dışında), birleştirilerek Meslek Lisesi olarak değiştirilmiştir. Ancak 19/12/2008 tarih ve 296/2916 sayılı onay ile Müstakil Anadolu İmam-Hatip Liseleri ile İmam Hatip Liseleri programını uygulayan okullar eğitim ve öğretimde, tabela ve diplomada bu işlemden istisna tutulmuştur. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;2- Müstakil Anadolu İmam-Hatip Liseleri ile İmam Hatip Liseleri için çıkarılan makam onayına neden olarak 2008/81 sayılı genelgenin 1. maddesinin f bendinde varolan tereddütler acaba, yine 1. maddenin a bendinde düzenlenen ve özel yetenek sınavıyla girilen Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri ile d bendinde düzenlenen Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Liseleri için oluşmamış mıdır?  &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;3- Yıllarca yoğun emek verilerek girilen Anadolu Liseleri’nin Meslek Lisesi haline getirilmesi haksızlığını ve siyasi iktidarın bir kesim için getirdiği istisnayı adil buluyor musunuz? Bulmuyorsanız, gerekli değişikliği 2009-2010 eğitim-öğretim yılına yetiştirmeyi düşünüyor musunuz?&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-3350816395292569573?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/3350816395292569573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-urasn-nimet-cubukcuya-verdigi-soru.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/3350816395292569573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/3350816395292569573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-urasn-nimet-cubukcuya-verdigi-soru.html' title='Ufuk Uras&apos;ın Nimet Çubukçu&apos;ya Verdiği Soru Önergesi'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-5575828508807379333</id><published>2009-06-08T01:15:00.001+03:00</published><updated>2009-06-08T01:17:00.839+03:00</updated><title type='text'>Eğitim-Sen'den Destek Ziyareti</title><content type='html'>İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç ile görüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uras'ın, TBMM'deki makamında gerçekleşen görüşmede, Kılıç, Eğitim-Sen olarak toplu iş sözleşmesi taleplerine ilişkin yarın, Danıştay parkında bir süre oturma eylemi yapacaklarını ve Milli Eğitim Bakanlığına yürüyeceklerini bildirdi.   Taleplerine Uras'tan destek isteyen Zübeyde Kılıç, kamu çalışanlarının, birçok hukuki sözleşme gereği grev hakkı bulunduğunu, ancak hayata geçirilmesinde engellere takıldıklarını anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESK ve Eğitim-Sen'in geçen dönemde toplu sözleşme masasına oturmayacakları nı ifade ettiğini anımsatan Kılıç, dün başlattıkları eylemin yarın da süreceğini kaydetti.   Kılıç daha sonra, isteklerini içeren bir dosyayı Uras'a sundu.  Ufuk Uras da çalışanlar için toplu sözleşme hakkının önemine değinerek, örgütlü olmanın önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi.  ''Krizden çıkış yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz'' sözüne katıldığını belirten Uras, eğitim açısından dünyada 77. sırada olan Türkiye'nin eğitime öncelik vermesi gerektiğini kaydetti. &lt;strong&gt;(AA)&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-5575828508807379333?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/5575828508807379333/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/egitim-senden-destek-ziyareti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5575828508807379333'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/5575828508807379333'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/egitim-senden-destek-ziyareti.html' title='Eğitim-Sen&apos;den Destek Ziyareti'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-4401610933181955490</id><published>2009-06-08T01:09:00.002+03:00</published><updated>2009-06-08T01:14:44.229+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duyuru'/><title type='text'>Ufuk Uras Adana’ya Geliyor</title><content type='html'>“Bugün onurlu ve insanca bir yaşam umudu verecek çözümler ortaya koyabilecek bir solun yeniden toplumsal bir güç olmayı başarabilme şansı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yeni fikirlere, yeni yüzlere, yeni mücadele araçlarına, yeni örgütlenmelere ihtiyacımız var.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“BİRLİKTE BAŞARABİLİRİZ” salon toplantımızda Milletvekili Ufuk URAS, Prof.Dr. Mithat SANCAR ve &lt;span style="border-bottom: 1px dashed rgb(0, 102, 204); cursor: pointer;" class="yshortcuts" id="lw_1244412615_0"&gt;Alevi&lt;/span&gt; Bektaşi Federasyonu (ABF) Yönetim Kurulu Üyesi Av. Kemal DERİN konuşacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün Adanalı yurttaşlarımızı ve basın mensuplarını salon toplantımıza davet ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımızla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih : 06 Haziran 2009 Cumartesi&lt;br /&gt;Saat   : 13.00&lt;br /&gt;Yer    : Şirin Müzikhol&lt;br /&gt;Vakıflar Sarayı arkası&lt;br /&gt;Alidede İşmerkezi Kat:4&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-4401610933181955490?l=ufukmecliste.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/feeds/4401610933181955490/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-uras-adanaya-geliyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4401610933181955490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/134393584138294202/posts/default/4401610933181955490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ufukmecliste.blogspot.com/2009/06/ufuk-uras-adanaya-geliyor.html' title='Ufuk Uras Adana’ya Geliyor'/><author><name>Ufuk Uras</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11552580943895365118</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-134393584138294202.post-866233569752703347</id><published>2009-06-02T00:15:00.000+03:00</published><updated>2009-06-02T00:18:25.165+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aylık Faaliyet Raporu'/><title type='text'>Ufuk Uras’ın Mayıs Ayı Faaliyet Raporu</title><content type='html'>&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Ufuk Uras Mayıs Ayında:&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;03.05 günü; ÖSP Koordinasyon toplantısına katılmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;05.05 günü; (Ulaşım sorunlarıyla ilgili verdiği soru önergesi cevaplanmıştır.)&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;06.05 günü; Hacettepe Üniversitesi “Politika Klübü”nün düzenlediği “Yerel seçimler ve siyaset” başlıklı konferansa katılmış ve Alman medyasının 20 kadar temsilcisiyle görüşmüştür. (Mühendislerin işsizlik sorunuyla ilgili verdiğimiz soru önergesi yanıtlanmıştır.)&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;07.05 günü; Alevi Bektaşi Federasyonu yöneticileriyle görüşmüştür. Çamlıhemşin Belediye Başkanı İdris Melek'in ziyaretinde, birlikte basına açıklaması yapmıştır. Mecliste TV’lere çeşitli konularda görüş vermiştir.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;08.05 günü; Press TV ile Nükleer başlıklı füzeler üzerine röportaj yapmıştır. Milliyet’te Melih Aşık’ın haberine düzeltme yollamıştır. Korucularla ilgili soru önergesi vermiştir.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;09.05 günü; Ermeni Lisesi’nde Mahir Günşıray’ın “Beklemek “oyununu izlemiştir.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;12.05 günü; Yusuf Arslan’ın yeğeni ile sohbet etmiştir.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;13.05 günü; Koruculukla ilgili gündem dışı konuşma yapmıştır. Mehmet Ağar’ın duruşmasına katılarak müdahil olma talebinde bulunmuştur (mahkeme kabul etmedi). 2007 Genel Seçim kampanyamızda çalıştığını belirten Tunceli Mazgirt İlçesi Belediye Başkanını kutlamıştır. Engelliler Federasyonu Başkanı ve heyetinin ziyaretinde, basına açıklama yapmıştır. Danimarka Büyükelçiliği’nde homofobi karşıtı resepsiyona katılmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;14.05 günü; ODTÜ’de Uluslararası Af Örgütü, Norveç İşçi Partisi milletvekili ve DTP’den Sebahat Tuncel katıldığı, homofobi karşıtı panele katılmıştır. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;16.05 günü; Hollanda’da İnsan Hakları Derneği’nin davetlisi olarak kültürel çoğulculuk üzerine bir panele katılmıştır.  &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;17.05 günü; Pandora Dergisi’ne söyleşi vermiştir.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;19.05 günü; Okmeydanı’nda Beyoğlu İlçeden Rüstem arkadaşımızın annesinin cenazesine katılmıştır. Türkan Saylan’ın cenazesine katılmış, Haber-Türk, Sky-Türk, CNN, NTV'de canlı yayına çıkmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;20.05 günü; Mersin Eğitim-Sen’e trafik kazası nedeniyle yitirdiğimiz arkadaşlarımız için başsağlığı dilemiştir.  &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;21.05 günü; Ankara’da öğretim üye ve yardımcılarıyla toplantıya katılmıştır. Avusturya Yeşiller Partisi milletvekili Alev Korun’la sohbet etmiştir. Baran Dursun’un babasından mahkeme sonucu konusunda bilgi almıştır. Öğretmen adayları ile görüşmüştür.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;22.05 günü; İ.Ü’de faşistlerin saldırısına uğrayan öğrencilerle görüşmüştür. Haber-Türk'e, Orhan Pamuk’u Meclis Onur Ödülü’ne aday göstermesi konusunda görüş vermiştir.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;23.05 günü; Kadıköy’de Adnan Genç ve arkadaşlarının kitabevinde imza günü gerçekleştirmiştir. Hüseyin arkadaşımıza geçmiş olsun ziyaretinde bulunmuştur.  &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;24.05 günü; Çağlayan’da DTP ile dayanışma mitingine katılmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;25.05 günü; Hava-İş Başkanı Atilay Ayçin’le görüşme yapmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;26.05 günü; Divriği Gazetesi'nin tarihi eserlerle ilgili soru önergemizi manşetten vermesine, teşekkür etmiştir. NTV'ye misyonerlik brifingi konusunda görüş vermiştir.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;27.05 günü; İncirlik Üssü ile ilgili gizli kararname konusunda Başbakana soru önergesi vermiştir. Haber-Türk canlı yayınında faşizan uygulamalar teması üzerine konuşmuştur. Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret etmiştir. Batıkent Sanat Merkezini ziyaret etmiştir.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;28.05 günü; KESK Genel Merkezi’nde gözaltılar ile ilgili basın açıklaması yapmıştır. Eğitim-Sen Genel Merkezinde Genel Başkan Zübeyde Kılıç’a geçmiş olsun ziyareti yapmış ve Yüksel Caddesi’ndeki protestoya katılmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;30.05 günü; Diyarbakır Belediyesi’nin düzenlediği festivale katılmış, panelde konuşma yapmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;31.05 günü; Mülkiyelilerde ÖSP koordinasyon toplantısına katılmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;01.06 günü; Deri-İş Sendikası Başkanı, Petrol İş Sendikası Başkanı ve yönetim kurulu üyeleriyle görüşmüştür. Tarık Ziya Ekinci ve Nihat Sargın ile görüşmüştür.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/134393584138294202-866233569752703347?l=ufukmecli
